4. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5666
- Karar No
- 2024/605
- Karar Tarihi
- 18.01.2024
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Ticaret Hukuku
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
4. Hukuk Dairesi 2022/5666 E. , 2024/605 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, 08.10.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda yaya müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri olarak toplam 1.000,00 TL talep etmiş, yargılama sırasında talebini toplam 55.023,44 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının gerçek zararının giderildiğini, ibranın borcu ortadan kaldırdığını, talep edilen bedellerden müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, maluliyet oranını kabul etmediklerini, kusur oranının tespiti gerektiğini, davacının müterafik kusuru olduğunu, tazminat hesaplamasının genel şartlara uygun şekilde yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...aktüer bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, davalının önceki savunmalarını tekrar ettiği, davalının belgelenemeyen tedavi giderlerinden sorumlu olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, toplam 55.123,44 TL'nin 11.08.2020 tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
B. İtiraz sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacıya sulh protokolü kapsamında ve %5 maluliyet oranına göre 19.983,00 TL ödendiğini, daha sonra da 01.02.2021 tarihinde 29.153,00 TL'lik bir ödeme daha yapıldığını, eksik ödemenin söz konusu olmadığını, davacının ibradan sonra bakiye tazminat talebinde bulunmasının yersiz olduğunu, maluliyet oranını kabul etmediklerini, hesaplamada aktüeryal yönteme göre TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılması gerektiğini, kusur oranının belirlenmesi gerektiğini, davacının zararı tamamen karşılanarak tazminat talep hakkı kalmamış olup yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadıklarını, hükmedilebilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...davacı tarafından 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı talep edildiği, Adli Tıp Kurumu'nun 06.07.2020 tarihli raporunun kaza tarihindeki mevzuata uygun olduğu, hesaplama yönteminin yerinde olduğu, Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/147 E. Sayılı dosyasından alınan 20.05.2019 tarihli raporu ile davacı yayanın bir kusuru olmadığının tespit edildiği ve bu kusur oranının dosyadaki beyanlar, olayın oluş şekli ile uyumlu olduğu ve davalı tarafından aksi yönde somut delil sunulamadığı, davacı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu" gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacıya sulh protokolü kapsamında 19.983,00 TL ödendiğini, daha sonra da 29.153,00 TL'lik bir ödeme daha yapıldığını, eksik ödemenin söz konusu olmadığını, davacının ibradan sonra bakiye tazminat talebinde bulunmasının yersiz olduğunu, hesaplamada aktüeryal yönteme göre TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılması gerektiğini, Adli Tıp Kurumu raporu ile davacının tali kusurlu olduğu belirlenmesine rağmen yargılamada bu hususun dikkate alınmadığını, davacı zararı tamamen karşılanarak tazminat talep hakkı kalmamış olup yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadıklarını, hükmedilebilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini, belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle oluşan bedensel zarardan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 111 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3.Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına göre davalı vekilinin aşağıda yer alan bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince tarafların kusur dağılımına yönelik olarak rapor alınmamış, Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/147 Esas sayılı dosyasında trafik bilirkişisi tarafından düzenlenmiş olan ve davacı yayanın kusursuz olduğunun belirtildiği 20.05.2019 tarihli rapor hükme esas alınarak, sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kabulü ile karar verilmiş ve bu karara karşı davalı vekilinin kusur itirazı İtiraz Hakem Heyetince reddedilmiştir.
Dosyanın tetkikinden; kaza tespit tutanağında (davacı) yayanın 2918 sayılı Kanunun 68-1-B-3 maddesini ihlalden, sigortalı araç sürücüsünün ise aynı Kanunun 52-1-B maddesini ihlalden kusurlu olduğunun belirtildiği, Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/147 Esas sayılı dosyasında iki ayrı kusur raporu alındığı, trafik bilirkişisinin 20.05.2019 tarihli raporunda, davacı yayanın kusursuz sürücünün ise %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, 20.05.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 25.11.2019 tarihli raporunda ise; 20.05.2019 tarihli bilirkişi raporuna neden iştirak edilmediği açıklanarak; sürücünün hızını mahal şartlarına göre ayarlamadığı ve karşıya geçen yayaya ilk geçiş hakkını vermediği için asli kusurlu olduğu, yayanın ise kavşaktan çıkışında karşıdan karşıya geçmeden evvel yoldaki araçların hız ve mesafesini dikkate almamış olması nedeniyle tali kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir.
Bu hali ile Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından aldırılan 25.11.2019 ve 20.05.2019 tarihli bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu gibi, 20.05.2019 tarihli bilirkişi raporu ile kaza tutanağı arasında da açık çelişki mevcut olup, İtiraz Hakem Heyetince İTÜ Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek uzman bilirkişi kurulundan kusur dağılımına ilişkin olarak ceza yargılaması aşamasında alınan kusur raporları ve dosyadaki tüm delillerin değerlendirildiği, gerekçeli, denetime elverişli ve çelişkileri giderici şekilde kusur raporu alınarak kusur durumunun netleştirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3.2918 sayılı KTK'nın 111 inci maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Somut olay nedeniyle davalı tarafından davacıya davadan önce 04.12.2019 tarihinde (ilk) ödeme yapılmış, taraflar arasında ibraname imzalanmıştır. Eldeki davanın 08.04.2021 tarihinde açılmış olmasına göre, KTK'nın 111 inci maddesinde öngörülen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmediği görülmüştür.
Davalı tarafından, sulh ve ibra protokolü kapsamında 04.12.2019 tarihinde 19.983,00 TL ödeme yapılmış ve Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından aldırılan aktüer bilirkişi raporunda; KTK'nın 111 inci maddesi uyarınca ödeme tarihindeki verilere göre hesap yapılmaksızın 19.983,00 TL'lik ödeme, hesaplanan tazminat miktarından güncellenerek düşüldüğü gibi davalı tarafından 01.02.2021 tarihinde yapılan 29.153,00 TL'lik (ikinci) ödeme de hesaplamada dikkate alınmamıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ibranın iptali şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı ve davalı tarafından yapılan tüm ödemeler dikkate alınmak suretiyle; davalının ilk ödeme yaptığı 04.12.2019 tarihindeki verilere göre hesaplanan tazminat ile güncel verilere göre hesaplanan tazminat arasında KTK'nın 111 inci maddesinde belirtildiği şekilde fahiş bir fark olup olmadığı değerlendirilmelidir. Şayet, ödenmesi gereken maluliyet tazminatı ile ödenmiş olan miktar arasında fahiş fark olduğu saptanırsa da; davacı tarafından daha önce verilen ibranamenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilip, davalının daha önce yapmış olduğu 04.12.2019 ve 01.02.2021 tarihli ödemelerinin hesap tarihine kadar işlemiş yasal faizleriyle güncellenmiş bedelleri, güncel verilere göre hesaplanan tazminattan düşülmek suretiyle bakiye tazminat belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
4.Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrasında "Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir." hükmü yer almaktadır.
Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesine 19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 6 ncı maddesi ile eklenen (13) numaralı fıkrasında, "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." düzenlemesi mevcuttur.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası ise "Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir..." şeklinde düzenlenmiştir.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT'nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken fazla vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir.
5.Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin zararın tamamının karşılanmış olduğuna ilişkin temyiz nedeninin incelenemesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR
1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Değerlendirme bölümünün (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
3.Değerlendirme bölümünün (5) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin zararın tamamının karşılanmış olduğuna ilişkin temyiz nedeninin incelenemesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın İtiraz Hakem Heyetine iletilmek üzere mahkemeye gönderilmesine
18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.