Aramaya Dön

6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/410
Karar No
K. 2023/410
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. ...6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/410 Esas - 2024/432

T.C.

ANKARA TÜRK MİLLETİ ADINA

6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2023/410 Esas
KARAR NO: 2024/432
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/06/2023
KARAR TARİHİ: 09/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 23/07/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirket ile Davalı arasında süreklilik arz eden mal alım-satım ticareti söz konusu olduğunu, müvekkilinin, davalıya çeşitli mallar satıp teslim ettiğini, borçlu şirket ile defalarca bahse konu borcun ödenmesi adına şifahen, irtibata geçilmesine rağmen, hiçbir sonuç alınamadığını ve davalının ödeme yapmadığını, ödenmeyen faturalardan kaynaklı olarak ...25. İcra Müdürlüğü 2023/10935 Esas sayılı dosyası ile borçlu (davalı) aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ve takibin devamına, kötü niyetli davalılar aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkili YZH'nin, Lacivertten satın alınan tüm mal alımı bedelini kendisine zamanında ve eksiksiz olarak ödediğini, Lacivertin iddialarının aksine icra takibine dayanak olan faturanın gerçekleri yansıtmadığını, söz konusu faturanın YZH tarafından kabul edilmediğini ve ticari defterlerinde işlenmediğini, davacının gerçekleştirmediği bir iş için, gerçekleri yansıtmayan tek taraflı faturalar düzenleyerek sebepsiz zenginleşmeye çalıştığını, Yargıtay uygulamalarında da benimsendiği gibi, faturanın tek başına bir alacağın varlığına delil olmadığını, öncelikle, davacı Lacivert'in, gerçekte faturaya konu işin yapıldığını ispat etmek durumunda olduğunu beyanla davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

-Ticari defter ve kayıtlar -Tarafların ba/bs formları, -Fatura ve irsaliye, -Dava dışı SGK kayıtları, -Takip Dosyası -Bilirkişi Raporları

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava; faturaya dayalı başlatılan (ilamsız) icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Davaya konu ...2. Genel İcra Dairesi'nin 2023/10935 (Eski esas ...25. İcra Md. 2023/10935) Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısının davacı şirket, takip borçlusunun davalı şirket olduğu, takibin 3.245,00TL asıl alacak, 90,79 TL işlemiş faiz olmakla 3.335,79-TL toplam alacak üzerinden genel haciz yolu ile ilamsız takip olarak başlatıldığı, borcun sebebi olarak fatura 3.245,00 açıklamasının belirtildiği, ödeme emrinin borçluya 07/05/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından 03/05/2023 tarihli dilekçe ile borca itiraz edilmekle, takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki davanın süresinde açıldığı görülmüş, bununla birlikte davanın yalnızca asıl alacak yönünden açıldığı anlaşılmıştır.

Davaya ve takibe dayanak gösterilen faturanın LAC2023...210 fatura numaralı, LCV...188 irsaliye numaralı, 27/01/2023 tarihli ve 3.245,00 TL bedelli olduğu, ilgili e-irsaliyesi üzerinde Şahin Akalın isim ve imzası bulunduğu görülmüştür. Dava dışı SGK Sincan Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 18/10/2023 tarihli cevabi yazısında Şahin Akalın'ın YZH...AŞ unvanlı işyerinde 15.12.2020-05.07.2021 ve 26.07.2021-19.10.2022 tarihleri arasında sigortalı çalıştığı bildirilmiştir.

Dosyamız kapsamında mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen 09/04/2024 tarihli raporda özetle; "...Taraf ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK'nun 64.maddesinde ifade edilen kanuni şartlara uygun olarak tutulduğu,

Davacı tarafından, Davalı Şirket adına 27/01/2023 tarih ve LAC2023000000210 no.lu KDV dahil 3.245,00-TL tutarındaki Fatura konusu mal ve hizmetler için düzenlenen, sevk irsaliyesinde adı ve imzası bulunan Şahin AKALAN'nın,* düğü yazısına göre 05.07.2021 ve 26.07.2021-19.10.2022 tarihleri arasında,Davacı Şirketin işyerinde çalıştığı, Şahin AKALIN'nın irsaliyenin düzenlendiği 21.01.2023 tarihinde ise Davacı Şirketin işyerinde çalışmadığı, taraf Ba ve Bs formları üzerinde yapılan incelemde,Davaya konu edilen 3.245,00.-TL faturanın taraflarca Ba ve Bs formu ile ilgili vergi dairesine bir bildirimde bulunulmadığı, davaya konu KDV dahil 3.245,00.-TL Fatura tutarının; 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 396 sıra no.lu tebliği 1.2.1 maddesinde belirlenen “Bildirime Konu Alış/Satışlar Ve Hadler” sınırı olan KDV hariç 5.000,00.-TL'nin altında kaldığı, davacı tarafından, Davalı Şirket adına 21/01/2023 tarihinde KDV Dahil 3.245,00.-TL tutarında düzenlenen e-faturanın, taraflarca ilgili Vergi Dairesine Ba ve Bs formlarıyla bildirme zorunluğunun bulunmadığı, Taraf ticari defterlerinde davaya konu edilen KDV dahil 3.245,00.-TL Faturanın kayıtlı olduğu, yine taraf ticari defter kayıtlarında;02/05/2023 takip tarihinde,Davacı Şirketin 3.245,00.-TL tutarında bakiyesinin kayıtlı olduğu,bu şekilde taraf ticari defter kayıtlarının örtüştüğü, birbirini teyit ettiği" hususları belirtilmiştir.

Eldeki dava faturaya dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, itirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan ve davaya konu icra takibi faturaya dayalı başlatıldığından incelemenin takip konusu fatura kapsamında yapılması gerekir.(Yargıtay 19. HD. 2015/18199E., 2016/7679K.) Fatura içeriği malların veya hizmetin teslim edildiğinin ispat külfeti satıcıya aittir. Fatura düzenlenmesi, tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz.( Y. 19 HD. 2016/7819E., 2017/2738K., Y. 19HD. 2014/12574E., 2014/16692K.) Diğer yandan taraflar tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki dava ticari dava niteliğindedir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi gereğince Mahkeme'ce ticari defterlerin resen (kendiliğinden) ibrazına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulmuş defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere;

Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.

İşin/malın bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz.

Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.)

Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Aynı yönde açıklamalar için bkz. Y. 23 HD. 2015/4576 E., 2016/621 K., 10.02.2016 T.)

Anlatılanlar ışığında somut olay ele alındığında; hükme esas alınan bilirkişi raporu ile dosyadaki tüm deliller doğrultusunda taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından tanzim edilen faturalara davalı tarafından TTK'nın 21/2. Maddesi kapsamında itiraz edildiğine dair bir kayda rastlanılmadığı, davacı tarafından sunulan irsaliye üzerinde isim ve imzası bulunan kişinin bir dönem davalı yanında sigortalı çalışanı olduğu, faturanın her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu ve HMK'nın 222. maddesi uyarınca taraf defterlerinin birbirini doğruladığı/örtüştüğü kalemlerin tarafları bağlayacağı hususları hep birlikte gözetildiğinde teslim olgusu bakımından davalı tarafından davacı lehine olan karinenin çürütülemediği ve aralarındaki süregelen ticari ilişki kapsamında davalının fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı bu doğrultuda davacının alacağının varlığını ispatladığı hususunun kabulü gerektiği kanaat edilmiştir. (bkz. Y.

19.HD. 2018/1358E., 2020/878 K., 08/06/2020 T; Y. 23 HD. 2015/1418 E., 2015/8313 K., 21/12/2015 T.)

Yapılan açıklamalar kapsamında davacının takibe dayanak fatura içeriğinin teslim olgusunu ve bu suretle faturaya dayalı alacağının varlığını ispatladığı kanaat edilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Yine alacağın likit olduğu nazara alınarak kabul edilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle

1.Davanın KABULÜ ile; ...2. Genel İcra Dairesi'nin 2023/10935 (Eski esas ...25. İcra Md. 2023/10935) Esas sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile, takibin 3.245,00 TL asıl alacak üzerinden aynı koşullarla devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ödeme emrinde belirtilen şekilde faiz uygulanmasına,

2.Kabul edilen alacağın (3.245,00-TL'nin), %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3.Alınması gereken toplam 427,60-TL karar ve ilam harcından daha önceden peşin ödenen toplam 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,

4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan 3.245,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan; 179,90-TL Başvuru Harcı, 179,90-TL Peşin/nisbi Harcı, 2.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 75,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 2.934,80TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18A/13. Maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan ve suç üstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00-TL dava şartı arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

7.Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı yanın yokluğunda, 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/07/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog