Esas No
E. 2022/4050
Karar No
K. 2024/16868
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

4. Ceza Dairesi         2022/4050 E.  ,  2024/16868 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SUÇLAR: Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜMLER: Esastan ret, mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun hakaret suçundan esastan reddine, görevi yaptırmamak için direnme suçundan hüküm kaldırılarak sanığın hapis cezası artırılmak suretiyle mahkumiyetine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın üzerine atılı suçların unsurlarının oluşmadığına, her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediğine, eksik incelemeyle verilen hükümlerin bozulmasına ilişkindir. III. GEREKÇE

A. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu Yönünden

Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı, Anlaşıldığından, yapılan incelemede isabetsizlik bulunmamıştır.

B. Hakaret Suçu Yönünden Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanığın suça konu sözlerinin; mağdurların davranışlarına ve FETÖ/PDY terör örgütünün yapılanmasına yönelik tepki niteliğinde olması karşısında, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

A. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu Yönünden;

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B. Hakaret Suçu Yönünden;

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca ... 6. Asliye Ceza Mahkemesi'ne, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.12.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY

Dosya kapsamına göre özetle, "Mağdur ve müştekinin ... İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptıkları, olay gecesi hatalı parkla ilgili ihbar gelmesi üzerine aracın yanına gittikleri, araç sürücüsüne ulaşamamaları üzerine çekici çağırdıkları, çekici henüz gelmeden inceleme dışı sanık ... ile sanık ...'ın alkollü olarak aracın yanına geldikleri, araca binip uzaklaşmak isterken trafik polislerinin sol şeritte bu aracın önünde durdukları, mağdur ...'in araçtan inerek sağ elini kaldırıp sol eliyle de yanaşması için işaret ederek dur ihtarında bulunduğu ancak sanık ...'ın dur ihtarına uymayarak kullandığı aracı müşteki polis memuru ...'in üzerine sürdüğü, ardından da sağ şeritteki boşluktan kaçmaya başladığı, bunun üzerine müşteki polis memurlarının sanık ...'ın kullandığı aracı takibe aldıkları ve bir süre sonra durdurdukları, araç sürücüsü sanık ...'dan aracın evraklarını istedikleri, ancak sanığın evrak vermek istemediği, bu sırada olaya araçta bulunan inceleme dışı sanığınskatıldığı ve aracı kendisi kullanmadığı halde görevli polis memurlarına gerçeğe aykırı olarak aracı kendisinin kullandığını söyleyip görevli polis memurlarından trafik cezasını kendi adına yazmalarını istediği, ancak yapılan alkol ölçümüyle sanık ...'ın aracı 1.41 promil alkollü vaziyette kullandığının tespit edilmesi üzerine trafik cezasını ... adına yazdıkları ve sanıkları ifadelerine başvurulmak üzere polis merkezine götürdükleri, polis merkezinde ifade verdikleri sırada sanığın müşteki polis memurlarına 'Fetöcü, siz fetöcüsünüz' demek suretiyle zincirleme şekilde birden çok kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunu işlediği iddia ve kabul edilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmiş, kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiştir.

Sanık müdafisinin atılı suçun unsurlarının oluşmadığını ve şüpheden uzak delil elde edilemediğini ileri sürerek süresinde hükmü etmesi etmesi üzerine Dairemizce değerlendirilmiş, sayın çoğunluk tarafın "Sanığın, suça konu sözlerinin; mağdurların davranışlarına ve FETÖ/PDY terör örgütünün yapılanmasına yönelik tepki niteliğinde olması karşısında, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı" gerekçeleriyle mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Kanaatimizce sanığın müştekilere söylediği sözlerin hakaret suçunu oluşturdundan anılan bozma nedeni yerinde değildir. Şöyle ki; Hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Hakaret" başlıklı 125. maddesinde; "(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun;

a)Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,

b)Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,

c)Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. (5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.

Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir.

Yasal düzenlemeye ve Yargıtay uygulamalarına göre her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Kamu görevlilerinin, görevlerini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemeyi ve saygınlıklarına zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı saldırılara karşı korunmaları zorunludur. Ancak demokratik bir hukuk devletinde, kamu görevini üstlenenleri denetlemek, faaliyetlerini değerlendirmek ve eleştirmek de kaynağını Anayasadan alan düşünceyi açıklama özgürlüğünün sonucudur. Bu nedenle eleştirinin sert bir üslupla yapılması, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgu olduğu için hakaret suçuna vücut vermez ise de, eleştiri yapılırken görüş açıklama niteliğinde bulunmayan, küçültücü, aşağılayıcı ifadelerin kullanılmaması, düşünceyi açıklama sınırları içinde kalınması gerekmektedir.

Evvela sanık tarafından müştekilere yönelik olarak söylenen "Fetöcü, siz fetöcüsünüz" sözünün ne anlama geldiğinin açıklanması gerekir. Devletin güvenlik birimlerinin tespitlerine ve bu konudaki yargısal kararlara göre FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzere, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için Polis ve Jandarma teşkilatı, ...Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, meşru organlara ve halka karşı silahlı saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiği sabittir. Önceleri bu terör örgütünün yapısı ve amacı herkes tarafından bilinmezken, özellikle 15 Temmuz 2016 da gerçekleştirdiği darbe girişimi ile bu sırada işlediği yüzlerce kişinin öldürülmesi ve yaralanması eylemlerinden sonra toplumun her ferdi tarafından öğrenilmiş ve terör örgütü olduğu tüm yönleriyle açığa kavuşmuştur. Özetle FETÖ/PYD nin bir terör örgütü olduğu, dosyamızdaki darbe sonrası işlenen suç tarihinde sanık ve tüm toplum tarafından bilinmektedir.

Somut olayımızda sanığın müştekilere yönelik olarak "Fetöcü,siz fetöcüsünüz" dediği, iftira atmaları için bir neden bulunmayan müştekilerin beyanları ve dosya kapsamındaki diğer deliller ile sabittir, eylemin sabit olduğu konusunda uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Sanık, müştekilere "fetöcüsünüz" demek suretiyle yukarıda nitelikleri açıklanan terör örgütüne mensup oldukları isnadında bulunmuştur. Bir kimseye ve özellikle kamu görevlisine terör örgütü üyesi veya destekçisi olduğunun söylenmesi onur, şeref ve saygınlığı rencide eden en ağır eylemlerden birisidir. Söylenen sözün bu içeriği dikkate alındığından eleştiri veya kaba söz olarak kabulü mümkün değildir. Sanık suç tarihinde FETÖ/PYD nin silahlı bir terör örgütü olduğunu bildiği halde, yasalara uygun biçimde görevini yerine getirmeye çalışan kamu görevlilerine, haklı bir neden yokken anılan örgüte üye oldukları suçlamasında bulunmuştur. Silahlı terör örgütü üyeliği TCK'da düzenlenen en ağır suçlardan birisidir. Bozma gerekçesinde sanığın sözlerinin FETÖ/PYD yapılanmasına tepki niteliğinde olması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı belirtilmiş ise de, sanığın olay sırasında alkollü olduğu halde araç kullandığı, güvenliği tehlikeye attığı, yasalara uygun biçimde işlem yapmak isteyen kamu görevlilerinin görevlerini yaptırmamak için direndiği, takiben anılan sözleri söylediği konusunda duraksama yoktur. FETÖ/PYD yapılanmasının görevlerini yapan müşteki ve mağdurlarla bir irtibatı bulunmamaktadır. Somut olay sırasında müşteki ve mağdurun bu terör örgütüyle ilgili yaptıkları bir işlem yoktur, örgüt mensuplarına özgü yasa dışı bir tutumları veya hukuka aykırı herhangi bir işlem ya da davranışları saptanmamıştır. Bu yönde sanık tarafından ileri sürülen soyut iddia dahi yoktur. Bu durumda sanığın eyleminin hukuka uygun tepki veya eleştiri olarak kabul etmenin mantıksal ve hukuksal hiçbir dayanağı bulunmamaktadır. Ayrıca silahlı terör örgütü üyeliği isnadının eleştiri veya kaba söz olarak nitelendirilmesinede yasal olanak bulunmamaktadır. Yargılamaya konu sözün içeriği, söylenme nedeni ve yeri, zaman ve ortamı dikkate alındığında kamu görevlilerinin görevini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemek ve saygınlıklarına zarar verme amacıyla söylendiği, dolayısıyla eylem sonucu müştekilerin onur, şeref ve saygınlığı rencide edilerek hakaret suçunun unsurlarıyla oluştuğu kabul edilmelidir.

Sonuç olarak; sanığın eyleminin hakaret suçunu oluşturduğu, Yerel Mahkeme ile Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin takdir ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun mahkumiyet hükmünün bu gerekçeyle bozulmasına dair düşüncesine iştirak etmek mümkün olmamıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog