7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2012/3136 E. , 2012/8473 K.
"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 111 ada 32 parsel sayılı 4.659,64 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... tapu kaydına dayanarak davalı ... aleyhine dava açmıştır. Tespit gününden önce Davacı ...'ın Asliye Hukuk Mahkemesin'de tapu kaydına dayanarak davalı ... aleyhine açtığı elatmanın önlenmesi davasının kabulüne karar verilmiş; hüküm, Yargıtay 1.Hukuk Dairesince araştırmaya yönelik bozulmuş, davalı ...'ın katıldığı dava daha sonra Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Yargılama sırasında davalı ... tapu kaydına dayanmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine, 111 ada 32 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı ve davacının davasını ispatlayamadığı gerekçe gösterilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Aktarılan dava kapsamında kalan taşınmazın malik haneleri doldurulmuş olsa bile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda aynı yasanın 30. maddesi hükmünün uygulanacağı kuşkusuzdur. Bir başka anlatımla gerçek malikin mahkemece belirlenmesi zorunludur.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan elatmanın önlenmesi davası Kadastro Mahkemesine aktarıldıktan sonra yapılan keşif sonrası uzman bilirkişi ... ... tarafından düzenlen 17.8.2011 havale tarihli rapor ve eki haritada ise davacı tarafın tutunduğu 13.10.2005 tarih ve 1 sayılı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı belirtilmesine rağmen adı geçen tapu kaydının önceki tedavülü olan 7.1.1993 tarih ve 45 sayılı tapu kaydının dava konusu taşınmazı da içine alan bir alanı kapsadığı belirtilerek rapor kendi içinde çelişkiye düşmüş, davacı tarafın talebine rağmen uzman bilirkişiye raporu açıklattırılarak çelişki giderilmediğine göre uzman bilirkişi tarafından düzenlenen raporun ve tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının uygulamasının yetersiz olduğunun kabulü gerekir.
O halde; uyuşmazlığın sağlıklı biçimde çözümlenebilmesi için davacı ...'ın tutunduğu 13.10.2005 tarih, 1 sayılı ve davalı ...'ın tutunduğu 21.10.1994 tarih ve 1 sayılı tapu kayıtlarının başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediği Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulduktan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi ile tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde mahallinde keşif yapılmalı tarafların tutunduğu tapu kayıtları yerel ve uzman bilirkişi eliyle yerine ayrı ayrı uygulanmalı, tapu kayıtlarında tarif edilen bilinmeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, özellikle davacı tarafın tanığı olarak dinlenen ... ve davalı tarafın tanığı olarak dinlenen ... ve ... ... isimli kişiler niza konusu bölüm başında dinlenerek beyanları arasındaki çelişki giderilmeli ve niza konusu bölümün davacı ... ve davalı ...'dan hangisine satıldığı hususu açıklığa kavuşturulmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri dıştan komşu taşınmazların varsa dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli, tapu kayıtlarının örtüşmesi halinde hangi kayda değer verileceği tartışılmalı, tapu kayıtlarının örtüşmemesi halinde birbirini sınır okuyup okumadığı üzerine durulmalı, tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının birbirini sınır okuduğunun anlaşılması halinde her iki tarafın da tutunduğu tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazın ayrı ayrı bölümlerini kapsayabileceği de gözönünde tutularak gerektiğinde tapu kayıtları yüzölçümü ile taşınmazın yüzölçümü arasında orantılama yapılarak, tapu kayıtlarının kapsamları belirlenmeli, niza konusu bölüm her iki tarafın da tutunduğu tapu kayıtlarının kapsamı dışında kalmış ise bu kez niza konusu bölüm üzerinde zilyetliğin başlangıcı, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişkiler giderilmeli, irtibatlı dava dosyaları varsa birleştirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmeli, gerçek hak sahibi tespit edilerek Kadastro Kanununun 13, 20, 14, 5 ve 30/2 maddeleri hükmü eşliğinde sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapımaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...'ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 27.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.