Esas No
E. 2021/25954
Karar No
K. 2024/701
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2021/25954 E.  ,  2024/701 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2019/1049 E., 2021/1359 K.
DAVALILAR: 1. ... vekili Avukat ...

2....

VASİ: ...
DAVA TARİHİ: 28.03.2016
HÜKÜM/KARAR: Davanın Reddi / Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2016/132 E., 2019/38 K.

Taraflar arasındaki 6098 sayılı Kanun'un 19 uncu (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 18) maddesi uyarınca muvazaa hukuksal sebebine dayalı muvazaalı satış işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'un davacı bankanın ... Şubesinin müdürü olarak çalıştığı dönem içinde 1997, 1998, 1999 yıllarında işlediği nitelikli zimmet ve banka dolandırıcılığı suçlarından mahkum olduğunu, ceza mahkemesince verilen karara binaen davalı ... adına kayıtlı tüm varlığına haciz konulduğunu, haciz konularak satışı yapılan taşınmazlardan birinin 1/2 hissesinin cebri icra yoluyla satıldığını, anılan taşınmazın satış kapsamı dışındaki 1/2 hissesinin ise davalı ...'un eşi olan diğer davalı ...'e ait olduğunu, taşınmazın davalılarca 1999 yılında yarı yarıya satın alındığını, davalı ... öğretmen olup davaya konu dairenin tamamının davalı ...'un haksız olarak edindiği para ile alındığını, davalıların 2000 yılında boşandıklarını, davaya konu taşınmazın 1/2 hissesini davalıların paylaşma yoluna gitmedikleri gibi kullanmaya devam ettiklerini, 1/2 hisse bedelinin malik olarak görünen davalı ... tarafından ödenmesinin olanaksız olduğunu belirterek davalı ...'un zimmet yoluyla elde ettiği parayla davalı ... adına alımı yapılan davaya konu bağımsız bölümün 1/2 hissesine ilişkin satış işleminin genel muvazaa nedeniyle iptaline,

İİK'nın 283 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2010/27936 sayılı dosyası kapsamında taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu apartman dairesinin 1/2 hissesini müvekkilinin şahsi parası ile satın aldığını, müvekkilinin varlıklı bir ailenin tek kızı olup babası ve annesinin dava konusu satıştan çok önce vefat etmeleri üzerine tek başına tüm servetin ve aileden kalan altınlarının sahibi olduğunu, müvekkilinin servetinin değeri karşısında davaya konu hissenin bedelinin büyük bir bedel olmadığını, müvekkilinin serveti ve geliri yanında aldığı öğretmen maaşı, taşınmazların tapu kayıtları, altın ve takıları delilleriyle ispat edeceklerini, davalı ...'un aldığı maaşın büyük kısmını da 3 çocuğunun annesi olan müvekkiline verdiğini, müvekkilinin bu paradan da tasarruf yaparak altına yatırım yaptığını, davalılar boşandıktan sonra müvekkilinin bir başkası ile evlendiğini, davalıların yakın yerlerde oturdukları iddiasının varit olmadığını, müvekkilinin satın aldığı 1/2 hisse ile diğer davalının ilgisi olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde; 1999 yılında eski eşi... ile birlikte aldıkları daire bedelinin yarısını, hatta daha fazlasını o tarihte eşi olan...'in karşıladığını, eski eşinin bunu karşılayacak imkânı bulunduğunu, zira eski eşi...'in babasının ölümü ve 1998 yılının Aralık ayında ölen annesinin tek varisi olması nedeniyle maddi durumunun oldukça iyi olduğunu, 2000 yılında boşandıklarında kendisinin başkaca taşınmazı bulunmadığını, davaya konu taşınmaz üzerinde bankaca tedbir konulması nedeniyle satılamadığı için mal ayrımı yapılamadığını, ayrıldıktan sonra aynı şehir ve bölgede oturma iddiasının asılsız olduğunu, mal kaçırma niyetinin olması halinde aldığı 1/2 hisseyi de kendisinin değil eşi veya bir başkası üzerine yapması gerekeceğini, böyle bir durumun ise söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu dairenin 14.10.1999 tarihinde davalılar adına yarı yarıya satış işleminden tescil edildiği, davalı ... hissesinin bilahare davacı banka tarafından icra marifetiyle satıldığı, bu satıştan sonra ihale alıcısı ve diğer paydaş...'in hisselerini 28.03.2016 tarihinde üçüncü kişiye satıp devrettikleri, İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2010/27639 sayılı dosyasından İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/320 Esas sayılı dosyasında verilen 2009/201 karar sayılı ve 29.05.2009 tarihli hükmün infazı için takip başlatıldığı, ceza mahkemesi kararıyla meydana gelen 2.078.000,00 TL banka zararının suç tarihi itibariyle yasal faiziyle birlikte sanıklardan tahsiline karar verildiği, sanıklar arasında ise davalı ...'in değil davalı ...'un bulunduğu, davacı bankadan celbedilen ...'un, eşi...'in annesinin vefatı ve tek varis olması dolayısıyla mal artışını içerir 06.09.1999 tarihli personel eş ve çocuklarına ilişkin mal bildiriminde; on arsa, bir mesken, bir tarla, 68.000 dolar, 46.000 mark ve 815 milyon TL olmak üzere 23.260.000.000 TL mal beyanı artışının bildirildiği, davalı ...'un resmi gelir belgelerinin celbedildiği, alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın tamamının 14.10.1999 tarihinde 16.000,0 YTL ve davalılar hissesine düşen miktarın 8.000,00'er YTL olduğunun belirtildiği, davalı ... hakkında 3628 sayılı Kanun'un 4 ve 13/2 maddeleri uyarınca açılan ceza davasında yapılan yargılama sonucunda isnat olunan suçu işlediği yönünde delil bulunmadığı gibi savunmalarının aksinin de ispat edilememesi nedeniyle beraat kararı verildiği, temyiz incelemesinde davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, davalı ...'in annesinin 1998 yılında vefat ettiği, davaya konu taşınmazın bu ölümden yaklaşık 10 ay sonra satın alındığı, davalı ...'e vefat eden anne ve babasından taşınmaz ve paranın miras kaldığı, bu mal artışının davalı ... tarafından 06.09.1999 tarihinde bankaya beyan edildiği, dava konusu taşınmazın 14.10.1999 tarihinde 3. kişiden 1/2 hissesi... ve 1/2 hissesi ... adına olmak üzere satın alındığı, dava konusu taşınmazın satın alındığı tarihte davalı ...'in 1/2 hissesinin değeri dikkate alındığında bu hisseyi satın alabilecek ekonomik güç ve imkâna sahip olduğu, dava konusu taşınmazın diğer davalı ...'un bankaya yönelik zimmet eylemi neticesi elde ettiği para ile satın alındığına dair herhangi bir delil bulunmadığı, yapılan ceza yargılamasında da bu konuda bir delil tespit edilmediği, ceza davasında yargılanan... hakkında beraat kararı verildiği, taşınmazın ...'un parası ile alınıp muvazaalı olarak davalı ... adına 1/2 hissenin tescil edildiğine yahut ...'un alacaklı bankadan mal kaçırmak amacıyla 1/2 hisseyi kendi adına, 1/2 hisseyi de o tarihteki eşi... adına tescil ettiğine yahut taşınmaz bedelinin zimmete geçirilen para ile ödendiğine ilişkin delil bulunmadığı dikkate alınarak ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taşınmazın davalı ...'un işlediği suç ile temin edilen para kullanılarak alındığını, davalı ...'in taşınmazı o dönem evli olduğu diğer davalı ...'un kendi adına alması mümkünken bedelsiz ve görünüşte satış olarak 3. Kişiden alması, davalar açılmaya başlayınca derhal satış yapmasının muvazaayı gösterdiğini, davalı ...'in taşınmazı ihale ile alan alıcı ile birlikte eldeki davanın açıldığı tarihte sattığını, davalı ... öğretmen olup öğretmen maaşıyla böyle bir tasarrufu yapamayacağını, 1/2 hissenin cebri icra ile üçüncü kişi tarafından alınmasından bir ay sonra daha düşük bedelle satıldığı dikkate alındığında muvazaanın şartlarının oluştuğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davayı açmaktaki amacının davalı ...'tan olan zimmet alacağını tahsil etmek olduğu, bu amaçla davalı ...'in 1999 yılında aldığı taşınmazın 1/2 hissesinin muvazaaya dayandığı ve aslında ...'un zimmetten elde ettiği parayla alındığı gerekçesiyle iptalini istediği, taşınmazın 1/2 hissesinin 14.10.1999 tarihinde üçüncü kişiden satın alındığı, taşınmazın satın alındığı tarihteki 1/2 hissenin değeri dikkate alındığında davalı ...'in bu hisseyi satın alabilecek ekonomik güç ve imkâna sahip olduğu, dava konusu taşınmazın diğer davalı ...'un davacı bankaya yönelik zimmet eylemi neticesi elde ettiği parayla satın alındığına dair herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...'in, taşınmazı muvazaalı şekilde o dönem evli olduğu diğer davalı ...'un kendi adına alması mümkünken bedelsiz ve görünüşte satış olarak üçüncü kişiden alması, davalar açılmaya başlayınca derhal satış yapmasının muvazaayı gösterdiğini, davalı ...'in cevap dilekçesinde ...'un yüksek ücretinin bir bölümünü eşine verdiğinin belirtildiğini,...'in aileden varlıklı olduğu belirtilmişse de iktisap tarihinde miras kalan taşınmazların satılmadığını, öğretmen olan...'in aldığı maaşla böyle bir tasarrufta bulunamayacağını, davalı ...'un zimmetine geçirdiği paranın eşi tarafından kullanıldığını, eldeki davanın açıldığı gün taşınmazın üçüncü kişiye satılmasının da muvazaayı gösterdiğini, üstelik cebri icra yoluyla satılan hissesinin cebri icrada satın alan tarafından sadece bir ay sonra daha düşük bedelle satıldığını, muvazaanın şartlarının oluştuğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemişlerdir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesine dayalı olarak açılan muvazaa nedeniyle satış işleminin iptali talebine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 18) uncu maddesi.

3.Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle bankaya verilen aile mal beyanlarıyla davalıların savunmalarının örtüşmesine, büyük çoğunluğu hisseli olan davalı ...'e miras kalan taşınmazların davaya konu hissenin alımından önce satılmamasına karşın davalı ...'e miras olarak nakit, döviz ve altın kaldığının davacı bankaya 06.09.1999 tarihinde verilen mal bildirim beyanından anlaşılmasına, davaya konu hissenin zimmetten elde edilen para ile alındığına yönelik delil bulunmamasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

19.12.2005 gün ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140 ıncı maddesi gereğince davacıdan harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog