4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2021/19269 E. , 2024/1534 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
2.... vekili Avukat ...,
3....
İLK DERECE MAHKEMESİ :... 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf taleplerinin kabulüne, yeni hüküm kurulmasına, davalı ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... Yuruseven ve ... yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2009 yılında davalı borçlu ...'den alacaklı olması sebebi ile aleyhine...
16.İcra Müdürlüğü'nün 2009/15194 E. sayılı dosya ile takip başlatıldığını, davalı borçlunun adına kayıtlı gayrımenkulünü 28.09.2009 tarihinde davalı ...'a mal kaçırma gayesi ile devrettiğinin tespit edilmesi sebebi ile davalı ... ve ... aleyhine...
3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/534 E. sayılı dosyası ile tasarrufun iptali davası açıldığını, mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, Yargıtay denetiminden geçerek kararın kesinleştiğini, kararın infazı için icraya konu edildiğini, dava konusu gayrımenkulün davalı ... tarafından 06.11.2017 tarihinde davalı borçluya iade edildiğini, ondan da 02.01.2018 de davalı borçlunun eski eşi olan ...'a devredildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı itirazlarının bulunduğunu, dosya içerisinde aciz vesikasının bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazı satın alabilecek ekonomik güce sahip olduğunu, müvekkilinin 2 yıldır İngiltere'de çocuk bakıcısı ve terzi olarak çalıştığını, müvekkilinin hiçbir zaman muvazaa işleminin tarafı olmadığını, diğer davalının ne amaçla hareket edebileceğini bilebilecek durumda olmadığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazı iyi niyetli olarak tapu kaydına güvenerek satın aldığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, kendisinden zorla ve tehdit yolu ile zorla senet aldıklarını, dava konusu edilen taşınmazı daha önce ...'a sattığını, bu işlemin iptal olduğunu, iptal olduktan sonra alacaklının hiçbir işlem yapmadığını, sonrasında ise evi ...'dan tekrar satın aldığını, 2009 yılında ...'dan ayrıldığını, ayrıldıktan sonra neredeyse kendisi ile 8-9 yıl hiç görülmediklerini, hiçbir şekilde mal kaçırmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin diğer davalı ...'den dava konusu taşınmazı 28.09.2009 tarihinde satın aldığını, davalı ...'in, davacıya...
16.İcra Müdürlüğü'nün 2009/15194 Esas sayılı dosyasından borçlu olması nedeniyle müvekkilinin davalı ...'den satın aldığı taşınmaza ilişkin olarak...
3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/534 Esas sayılı dosyası ile tasarrufun iptali davası açıldığını, iş bu davanın kabul edildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, kararın kesinleşmesinden sonra davalı borçlu ...'den satın aldığı taşınmazı 06.11.2017 yılında iade ettiğini, dava konusu yapılan taşınmazın müvekkiline satışının 28.09.2009 tarihinde ... adına vekaleten hareket eden diğer davalı ... tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazı davalı borçlu ...'e geri iade ettiğini, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 24.10.2018 tarihli ve 2018/532 Esas ve 2019/291 Karar sayılı kararıyla, tapudaki satış bedeli ile tasarruf tarihindeki saptanan gerçek değerleri karşılaştırıldığında; bedeller arasında fahiş fark bulunduğu, davalıların savunmalarında satışın gerçek olduğunu savundukları ancak bu durumu ispatlayamadıkları, satışın; alacaklının, alacağının tahsili olanağını ortadan kaldırmak amaçlı olarak muvazaalı yapıldığı, yapılan yargılama, toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, davacının davasının kabulü ile, dava konusu yapılan... ili ...ilçesi ...Mah. 185 ada 14 parselde kayıtlı 3. Kat 3 numaralı bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın davalılar ... ile ... arasında yapılan 02.01.2018 tarihli satış işleminin cebri icra yolu ile alacağın tahsiline yetki verilmek üzere iptali ile davacıya satış yetkisi verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...
vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili aleyhine açılan davanın konusuz kalması sebebiyle, davalı müvekkili yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve davalı müvekkili lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken, bu yönde hüküm kurulmamış olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması için istinaf isteminde bulunmuştur.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davalı müvekkili ile davalı borçlunun 2009 yılında boşandıklarını, satışın gerçekleştirildiği tarihe kadar da bir daha hiç görüşmediklerini, dolayısıyla, davalı borçlunun ekonomik durumunu, alacaklıları ve borçları hakkında bilgi sahibi bulunmadığını, müvekkilinin, taşınmazı rayiç bedeli üzerinden satın aldığını, tanık dinlenilmesinin iki kişi ile sınırlandırılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı müvekkilinin, hiçbir muvazaalı işlemin tarafı olmadığını, iyiniyetle tapuya güvenerek satın aldığını, davanın reddinin gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması için istinaf isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesince; "yukarıda belirtilen tarih ve karar sayılı ilamı ile davalı 3. kişi ...'un, davalı borçlunun eski eşi olması nedeniyle, davalı borçlunun amacını ve ekonomik durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğu gözetildiğinde, İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 280/1 maddesi kapsamında, davalı borçlu ... ile davalı 3. kişi ... arasındaki tasarruf iptale tabidir. Bu nedenle; ilk derece mahkemesince, davalı borçlu ... ile davalı 3. kişi ... arasındaki tasarrufun iptaline ve davacı alacaklıya, takip dosyasındaki alacak ve fer'îleri ile sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; davanın açılmasından evvel, dava konusu bağımsız bölümün, davalı ... tarafından, tekrar borçluya devredilmiş olduğundan, davalı ... hakkındaki davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilmemiş olması; dava açılmasına davalı ...'ın sebebiyet vermediği gözetilerek, davalı ... lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi ve yaptığı yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmamış olması, İlk Derece Mahkemesince, daha düşük değerde olan takibe konu alacak toplam değeri üzerinden harç ve vekalet ücreti alınması gerekirken, daha yüksek olan, taşınmazın tasarruf tarihindeki rayiç değeri üzerinden harç ve vekalet ücreti alınmak suretiyle daha fazla harç ve vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla; davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf talebinin kabulünün gerektiği, bu eksikliklerin düzeltilmesinin yeniden yargılama gerektirmediği dikkate alınarak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b-2 maddesi gereğince, İlk Derece Mahkeme kararının düzeltilerek, yeni hüküm tesisine; A-Davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf talebinin kabulü ile...
9.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 02.07.2019 tarih ve 2018/532 Esas, 2019/291 Karar kararının, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca düzeltilmesine, B-Esasa ilişkin aşağıdaki şekilde yeni hüküm tesisine;
1.Davalı borçlu ... ile, davalı 3. kişi ... arasındaki tasarruf yönünden karar verilmesine yer olmadığına,
2.Davalı borçlu ... ile davalı 3. kişi ... arasındaki tasarruf yönünden davanın kabulü ile; dava konusu... İli, ...İlçesi, ...Mahallesi, 185 ada, 14 parsel, 3. kat, 3 nolu "mesken" vasfındaki bağımsız bölümün, 02.01.2018 tarih ve 17 yevmiye sayılı resmi senetle, davalı borçlu tarafından, davalı 3. kişi ...'a satışına ilişkin tasarrufun davacı yönünden iptali ile, İİK'nun 283/1 maddesi uyarınca, tasarrufa konu bu taşınmaz üzerinde,... 16. İcra Müdürlüğü'nün 2018/6333 (eski 2009/15194) Esas sayılı takip dosyasındaki alacak ve fer'îleriyle sınırlı olmak üzere davacıya cebri icra yetkisi tanınmasına" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ... yönünden de davanın kabulü kararı verilmesi gerektiğini, bu davanın açılmasına davalı ... ın sebep olduğunu, davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama masrafları ödenmesine karar verilmesinin doğru olmadığını, beyan ederek kararın ... yönünden bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri
3.Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; dava açılış tarihi itibari ile dava konusu gayrımenkulde davalı ...'nın malik olmamasına, dava konusu gayrımenkulün ... tarafından davalı borçluya iade edilmiş olmasına göre; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken sonucu itibari ile doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. 427,60 TL O.H. 59,30 TL P.H. 368,30 TL Kalan Karşılaştırdı. HŞC AE