7. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/199
- Karar No
- 2011/6366
- Karar Tarihi
- 26.10.2011
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Gayrimenkul Hukuku
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
7. Hukuk Dairesi 2011/199 E. , 2011/6366 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 105 ada 4 parsel sayılı 1082 m2 yüzölçümündeki taşınmaz malikinin kim olduğunun bilinemediği, 116 ada 34 parsel sayılı 3883.23 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerlerden bulunduğundan sözedilerek davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 105 ada 4 ve 116 ada 34 parsel sayılı taşınmazlar ile uzman bilirkişiler ... ... ile ... ... tarafından düzenlenen 14.07.2010 tarihli rapor ve haritada yeşil renk ile gösterilen hakkında tutanak düzenlenmeyen 734.64 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün, 1 payının ... mirasçıları adına, 1 payının Kemal ... mirasçıları adına, 1 payının ... ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının tutunduğu 08.07.1971 tarih 19 sayılı tapu kaydının dava konusu 105 ada 4 parsel sayılı taşınmaz ile uzman bilirkişiler ... ... ile ... ... tarafından düzenlenen 14.07.2010 tarihli rapor ve haritada yeşil renk ile gösterilen hakkında tutanak düzenlenmeyen 734.64 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünü kapsadığı, davacının tutunduğu 08.07.1971 tarih 20 sayılı tapu kaydının ise dava konusu 116 ada 34 parsel sayılı taşınmazı kapsadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyleki; davacının tutunduğu tapu kayıtlarının dosya içerisinde bulunan Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.09.1970 tarih 1970/19-100 E.K. sayılı tescil ilamı ile oluştuğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, mahkemece tescil ilamının dayanağı harita getirtilmemiş taşınmazlar başında yapılan keşifte uygulanmamıştır. Tapu kaydının uygulamasına ilişkin uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile dayanak tescil haritası Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazlar ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları ve tescile esas alınan haritaları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazların kaydın kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, davacı ...'un sadece babası ...'tan gelen 1/3 paya yönelik dava açabileceği, kalan 2/3 payın davalı Hazine üzerinde bırakılması gerekeceği düşünülmeli, davacının davasının kabulüne karar verilmesi halinde, hüküm yerinde miras bırakan ...'a ait mirasçılarının isimleri ve payları tek tek gösterilerek infazı mümkün doğru sicil oluşturulması gerektiği gözönünde bulundurulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.