7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2022/6138 E. , 2023/6484 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl ve birleştirilen davada ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptal tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davaların kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, asıl dava yönünden temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dosyaya sunduğu dava dilekçesinde; müvekkillinin Hatay ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 26 parsel sayılı taşınmazda hissedar malik olduğunu, hissedarlardan ... ve ...'ın 11833 m²'lik hisselerini paylı malik olmayan davalılara 27.02.2015 tarihinde 7.100,00 TL'ye sattıklarını, müvekkilinin bu durumu haricen öğrendiğini, şufa hakkını kullanmak istediğini ileri sürerek, davalılar adına tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleştirilen dosyaya sunduğu dava dilekçesinde; müvekkillinin Hatay ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 26 parsel sayılı taşınmazda hissedar malik olduğunu, hissedarlardan ... ve ...'ın 31/210 hissesini paylı malik olmayan davalıya 2.500,00 TL'ye sattıklarını, müvekkilinin bu durumu haricen öğrendiğini, şufa hakkını kullanmak istediğini ileri sürerek, davalı adına tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili asıl ve birleştirilen dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; müvekkillerinin taşınmazdaki hisseleri tapuda yazan değer üzerinden satın aldıklarını ve taşınmazda hissedarlar arasında fiili taksim yapıldığından davacının ön alım hakkını kullanamayacağını savunarak davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gelen cevabi yazıda dava konusu taşınmaza ilişkin toplulaştırma işlemlerinin kesinleşmediği, taşınmaz başında yapılan her iki keşif, alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları göz önünde bulundurulduğunda dava konusu taşınmazın fiilen bir bütün halinde kullanıldığı, birinci keşiften önce taşınmazın traktör ile sürülerek fiili taksim yapılmış imajı oluşturulmaya çalışıldığı, ancak arazi görüntüleri uydu görüntüsü ve ortofoto çıktısına göre taşınmazın fiilen bir bütün halinde kullanıldığı, bazı hissedarların dönem dönem aynı kişiye kiraya verdiği ancak mevcut ikinci keşifte dahi taşınmazın bir bütün halinde kullanımının devam ettiği, davalı tanığı ... beyanının görüntülerle uyuşmadığı için inandırıcı görülmediği anlaşıldığından dava konusu taşınmazın taksim edilmediği bu sebeple ön alım hakkının doğduğu kabul edilerek, asıl dava açısından davanın kabulü ile; Hatay ili, ... ilçesi, ... Köyü, 26 numaralı parselde davalılar ... ve ...'a ait 31/150 oranındaki hisselerinin tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... adına kayıt ve tesciline, birleştirilen dava açısından davanın kabulü ile; Hatay ili, ... ilçesi, ... Köyü, 26 numaralı parselde davalı ...'a ait 31/210 oranındaki hissesinin tapu kaydının iptali ile davacı ... adına kayıt ve tesciline, karar kesinleştiğinde depo edilen ön alım bedelinin davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; depo edilen parasal miktarın açıkça yazılmayıp başka bir belgeye atıfla yetinilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazda fiili taksim olduğundan davanın reddi gerektiğini, fiili taksim hususunun tanık beyanları ile kanıtlandığını, mahkemece yapılan ilk keşifte zapta geçen müşahadenin de fiili taksim hususuna işaret ettiğini, müşahadeye göre müvekkilleri adına kayıtlı taşınmaz bölümünün diğer kısımdan farklı olarak ekili olduğunu, yine ilk keşifteki bilirkişi tespitine göre kullanıcıların kendilerine ait kısımlarının ekim tarihlerinin farklı bulunduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmaz başında yapılan her iki keşif, alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları göz önünde bulundurulduğunda dava konusu taşınmazın fiilen bir bütün halinde kullanıldığı, birinci keşiften önce taşınmazın traktör ile sürülerek fiili taksim yapılmış imajı oluşturulmaya çalışıldığı, ancak arazi görüntüleri uydu görüntüsü ve ortofoto çıktısına göre taşınmazın fiilen bir bütün halinde kullanıldığı, bazı hissedarların dönem dönem aynı kişiye kiraya verdiği ancak mevcut ikinci keşifte dahi taşınmazın bir bütün halinde kullanımın devam ettiği, davalı tanığı ... beyanının görüntülerle uyuşmadığı, bu sebeple inandırıcı görülmediği, dava konusu taşınmazın taksim edilmediği bu sebeple ön alım hakkının doğduğu, davacı her ne kadar muvazaa iddiasında bulunmuş ise de; davacı tanıklarının satış sözleşmesinin yapılması ve bedelin alınmasına ilişkin görgüye dayalı bir bilgilerinin olmadığı, taşınmaz bedeline ilişkin raporların satış bedelinin muvazaalı olduğunu kabule yetmeyeceği, davacının bedelde muvazaa iddiasının ispatlanamadığı, yerel mahkeme kararının hüküm kısmının 3 üncü maddesinde davalılara ödenmesi gereken ön alım bedellerinin parasal miktarlarının açıkça belirtilmemesinin ve hükmün 1/A bendinde belirtilen tescil kararında davalılara ait hisselerin kararın infazında tereddüte yol açacak şekilde ayrı ayrı belirtilmemesinin hatalı olduğu, davacı taraf bedelde muvaza iddiasını kanıtlayamadığından kendisinin beyan ettiği bedel üzerinden kendisi lehine, hüküm altına alınan bedel ile davacının iddia ettiği bedel arasındaki fark üzerinden ise davalılar lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğinden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava açısından davanın kabulüne; Hatay ili, ... ilçesi, ... Köyü, 26 numaralı parselde davalılar ... ve ...'a ait ayrı ayrı 31/150 oranındaki hisselerin tapu kayıtlarının ayrı ayrı iptali ile, davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, birleşen dava açısından davanın kabulüne; Hatay ili, ... ilçesi, ... Köyü, 26 numaralı parselde davalı ...'a ait 31/210 oranındaki hissenin tapu kaydının iptali ile, davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, karar kesinleştiğinde asıl dava için depo edilen 244.800,00 TL depo bedelinin davalılara eşit şekilde ödenmesine, birleştirilen dava için depo edilen 69.700,00 TL depo bedelinin ise birleştirilen dava davalısı ...'a ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, harcını yatırmadıkları bir rakam üzerinden davalılar lehine vekalet ücreti ve yagılama gideri taktir edilmesinin hatalı olduğunu belirterek hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davacı uzun bir süre harcı ikmal etmemesine rağmen duruşmaların görülmeye devam edildiğini, dava konusu taşınmaz fiilen taksim edilmiş olduğundan davacının davasının kötü niyetle açıldığını, fiili taksim konusunda dinlenen davalı tanıklarının dikkate alınmadığını, 08.03.2016 tarihinde yapılan ilk keşifte bizzat mahkeme hakiminin gözleminin Bölge Adliye Mahkemesince dikkate alınmadığını, ilk keşifte bilirkişinin belirttiği tarlanın her kullanıcının kendi bölümünü ekim tarihlerinin birbirinden farklı olduğunun tespitinin gözardı edildiği, müvekkilinin kullandığı alan ile diğer paydaşların kullanıldığı alanı ayıran dev kanalın, keşiften kısa bir süre önce davacılarca kapatılmaya çalışılması hususunda müvekkilinin BİMER şikayet hattına yaptığı şikayetin hiç değerlendirilmediği, dosya içerisinde bulunan tüm taşınmazın fiilen nasıl kullanılageldiğini düzenleyen ve tapuda beyanlar hanesinde bulunan taksim sözleşmesinin halen müvekkilinin de kullanımını sağlıyıcı şekilde geçmişten günümüze kadar nizasız olarak uygulandığının hatalı bir şekilde yorumlanarak müvekkilinin bu sözleşmeden yararlanamayacağı sonucuna gidilmesi ve kararın hiç bir yerinde bu hususun tartışılmadığı, toplulaştırma kararının tapuya şerh edilmesiyle birlike artık dava konusu taşınmaz ve civardaki tüm taşınmazların hamurlaştırarak bir paydaşın sahip olduğu çeşitli alanlardaki paylarının yeni bir tapu numarası altında birleştirilerek tahsis edileceği yönünde işleme başlanması kararıyla birlikte artık bu özel kanun ruhuna göre ön alım hakkının kullanma imkanının kalmadığının dikkate alınmadığını belirterek hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 732, 733 ve 734 üncü maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Asıl ve birleştirilen davalar yönünden temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalıların iddia ettiği gibi hissedarlar arasında taksim sözleşmesi bulunduğuna dair dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde bir şerh bulunmadığı, hissedarlar arasında fiili taksim de yapılmadığı anlaşıldığından taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl ve birleşen dava yönünden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.