Esas No
E. 2010/7321
Karar No
K. 2011/5335
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

7. Hukuk Dairesi

E. 2010/7321 K. 2011/5335 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7321, K. 2011/5335, T. 22.09.2011
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/7321
Karar No
2011/5335
Karar Tarihi
22.09.2011
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

7. Hukuk Dairesi         2010/7321 E.  ,  2011/5335 K.

"İçtihat Metni"

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Kadastro sırasında dava ve temyize konu 119 ada 3 ve 128 ada 1 parsel sayılı sırasıyla 6999.68 m2 ve 26453,74 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ham toprak niteliğiyle davalı Hazine adına, 101 ada 36 parsel sayılı 1680172,83 m2 yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir.

Davacı Rahmi ve ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 119 ada 3 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 9.11.2009 günlü haritada (B) harfi ile gösterilen 676,86 m2 yüzölçümündeki bölümü ile 128 ada 1 parsel sayılı taşınmazın aynı haritada (A) harfi ile gösterilen 2334,62 m2 yüzölçümündeki bölümünün muris Nuri Üregil mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline, 101 ada 36 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın vazgeçme nedeniyle reddine, 101 ada 36 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece dava ve temyize konu 119 ada 3 ve 128 ada 1 parsel sayılı taşınmazların temyize konu bölümleri üzerinde tespit gününde davacılar yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.

Dava konusu taşınmazların tespit tutanağı içeriği incelendiğinde hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen yerel bilirkişi sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanlarının çeliştiği tartışmasızdır. Bir başka deyişle kadastro tespitinde saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düşmüştür. Öte yandan davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre bir kimse aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümünde taşınmaz malı iktisap edebilir. Her ne kadar, mahkemece davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapılmış ise de, bu doğrultuda yapılan araştırma ve soruşturma da yöntemine uygun olmadığı gibi ayrıca yetersizdir.

O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, davacılar Rahmi ve ... ile bayiileri (miras bırakanları) Nuri Üregil ve mirasçılarının aynı çalışma alanı içerisinde adlarına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, paylı tespit edilen taşınmazlar varsa taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek ilgiliye o taşınmazda payı karşılığında kaç m2 taşınmaz mal isabet edeceği duraksamasız belirlenmeli, davalı olan ve hükme bağlanmayan dava dışı taşınmazlar varsa etkili bir denetim ve kontrol için usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmündeki kısıtlamalar dikkate alınarak birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli, hükme bağlanıp kesinleşen davalar var ise sonuçları gözönüne alınmalı, bu yolla sağlıklı biçimde bir kontrol ve denetim yapılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.

Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, 119 ada 3 ve 128 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar hakkında davanın kısmen reddine, 101 ada 36 parsel sayılı taşınmaz hakkında ise davanın reddine karar verilmiş olmasına göre davada vekil ile temsil edilen davalı Hazine yararına vekalet ücretine .hükmedilmesi gerekirken, karar yerinde davalı Hazine yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi; mahkemece 101 ada 36 parsel sayılı taşınmaz hakkında davanın reddine karar verildiği dikkate alınarak taşınmazın tespitte olduğu üzere 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliğiyle sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmesi; dava konusu 119 ada 3 ve 128 ada 1 parsel sayılı taşınmazların davacılar adına tescil hükmü kurulan (A) ve (B) harfleri dışında kalan bölümleri hakkında tescil hükmü kurulmamış olması da isabetsizdir. Davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.09.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
BOZULMASINA Yargıtay Hukuk Gayrimenkul Hukuku 3402 sayılı Kadastro Kanunu K3402 md.14
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog