Esas No
E. 2024/605
Karar No
K. 2024/8656
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2024/605 E.  ,  2024/8656 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/1053 Esas, 2023/1735 Kara
HÜKÜM: Başvurunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2016/434 E., 2020/362 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili ile müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. ASIL ve BİRLEŞEN DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin bir otobüs şirketi olarak faaliyetlerini devam ettirdiğini, taraflar arasında 27.06.2011'de İzmir 6. Noterliği'nin 07926 yevmiye numarası ile yapılan acentelik sözleşmesi gereği müvekkili şirketin davalı şirketin Kuşadası Bölgesi acenteliğini üstlendiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında müvekkili şirketin davalı şirkete ait yolcu biletlerinin satış işlemleri ile diğer acentelik hizmetlerini yapmayı üstlendiğini, davalı şirketin buna karşılık bilet satış işlemlerinden %10 acentelik ücretini müvekkiline ödemeyi taahhüt ettiğini, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap ilişkisi kapsamında müvekkili şirketin davalı şirketten 537.142,58 TL alacaklı olduğunu, borcun ödenmesi için davalı şirkete Karşıyaka 5. Noterliği'nce 27344 yevmiye numaralı 27.09.2013 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnameye rağmen borç ödenmediğinden davalı aleyhine İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün 2015/17060 sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın haksız itirazı neticesinde icra takibinin durduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile itirazın iptaline ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davaya konu takip içerisinde yer almayan ancak yine fatura ve cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacak için İstanbul 11. İcra Müdürlüğü’nün 2015/17059 sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, borçlu tarafından bu takibe de itiraz edildiğini, müvekkili şirketin 30.09.2013 tarihli ve A-069359 numaralı fatura kapsamında davalı şirketten 89.384 TL daha alacaklı konumda bulunduğunu, davalının takibe itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Müdahil vekili asıl ve birleşen davaya sunduğu müdahale dilekçelerinde; davacı tarafından 26.02.2014 tarihli temlik sözleşmesinin 3 ve 4 maddeleri ile asıl ve birleşen davaya konu her iki icra takibi ile bu takiplere karşı yapılacak itirazlar üzerine açılmış ve açılacak davalara konu alacakların müvekkili şirkete temlik edildiğini, asıl ve birleşen davalarda davacı şirketin davalı şirketten alacağı bulunduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğunu, müvekkili şirketin davaların kazanılmasında hukuki yararının olduğunu beyan ederek, asıl ve birleşen davalarda davacı yanında müdahale taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. II. ASIL ve BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin davacıya borcu bulunmadığını, aksine müvekkili şirket kullanımına tahsis edilen taşınmazların 06.08.2013 tarihli sözleşmeler ile davacı şirkete kiralandığını, davacı şirketin kira borcunu ödemediğini, bu sebeple tahliye ve geciken kira bedellerinin ödenmesi talepli davalar açıldığını, davacı şirketin organik bağı bulunan dava dışı ... Turizm Taşımacılık İnşaat Gıda Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin müvekkili şirkete karşı bulunan borçlarının takas mahsup defi çerçevesinde davacı tarafa olan borçlarının kabul anlamına gelmemek kaydı ile mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin ... Turizm şirketinden ve dolayısı ile davacı şirketten alacaklarının tahsil edilemediğini, takas mahsup hakkı bulunduğunu, müvekkili şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin takas mahsup definin ileri sürülmesi nedeni ile icra takibine konu borç likit olmadığından mümkün olmadığını savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. 2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya borçlu olmadığını, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı şirket ile organik bağı bulunan dava dışı ... Turizm’in müvekkili şirkete yüksek miktarda borcu bulunması sebebiyle, müvekkili şirketin takas-mahsup def'i çerçevesinde söz konusu borcu ... Turizm’den olan alacaklarından mahsup edilmesi gerektiğini, takas-mahsup definin ileri sürülmesi sebebiyle icra takibine konu borç belirsiz olduğundan icra inkar tazminatı isteminin de reddinin gerektiğini savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, alacağın devrinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 183 ve devam maddelerinde düzenlendiği, alacağın temliki sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerektiği, icra dosyalarına konu alacağın devrini ispat veya belli etmek için düzenlenmiş olduğundan 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu uyarınca damga vergisine tâbi olduğu ve temlik alanın icra dosyasında alacaklının yerine geçebilmesi için damga vergisinin yatırılması gerektiği, somut olayda damga vergilerinin yatırıldığının anlaşıldığı, anılan temliknamenin 3. maddesinde geçen Kuşadası 1. İcra Müdürlüğü'nün 2013/4639 sayılı dosyasının asıl davaya konu İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün 2015/17060 sayılı dosya numarasını aldığı;

4.maddesinde geçen Kuşadası 1. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5367 sayılı dosyasının ise birleşen davaya ilişkin olan İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün 2015/17059 sayılı dosya numarasını aldığı, asıl dava tarihinin 22.04.2016, birleşen dava tarihinin 06.05.2016 olduğu, temlikname tarihinin ise bunlardan önce 26.04.2014 olduğu; bu durumda davacının temlik sözleşmesi tarihi olan 26.02.2014 tarihinde asıl ve birleşen dava konusu alacakları verdiği, kural olarak bir hakkı dava etme yetkisinin o hakkın sahibine ait olduğu, aktif husumetin öncelikle ve re'sen gözetilecek hususlardan olması nedeniyle asıl ve birleşen davaların reddinin gerektiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekili ile fer'i müdahil vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 26.02.2014 tarihli ivazlı temlik sözleşmesinin 3 ve 4. maddeleri ile asıl ve birleşen davalarda davacının asıl davaya konu Kuşadası 1. İcra Müdürlüğü 2013/4639 sayılı icra dosyası ile icra dosyasına itiraz üzerine açılan Kuşadası 2. Aslyie Hukuk Mahkemesi 2013/568 E. sayılı dosyası ile derdest olan itirazın iptali davasındaki tüm hak ve alacaklarını, yine birleşen davaya konu Kuşadası 1. İcra Müdürlüğü 2013/5367 sayılı icra dosyası ile icra dosyasına itiraz üzerine açılacak itirazın iptali davasındaki tüm hak ve alacaklarını fer'i müdahale talep edene temlik ettiği, temlik tarihi itibariyle temlik alacağının tüm tasarruf kullanım hakkının temellük edene ait olduğunun, temellük edenin bu alacağı talep, tahsil ve ahzu kabza yetkili bulunduğunun kararlaştırıldığı, asıl ve birleşen davalara konu takip dosyalarının yetkili İstanbul icra dairelerine gönderilmesi öncesinde, asıl ve birleşen davalarda davacının bu takiplere konu alacağını 26.02.2014 tarihli temlik sözleşmesi ile fer'i müdahile temlik ettiği, asıl ve birleşen davalarda davacı ile fer'i müdahil arasındaki temlik sözleşmesi uyarınca duran takiplere karşı itirazın iptali davası açma hakkının takiplere konu alacakları temlik ... fer'i müdahile ait olduğu, asıl ve birleşen davaların açıldığı tarihler itibarıyla asıl ve birleşen davalarda davacının itirazın iptali davaları bakımından aktif husumetinin mevcut olmadığı, davacının yeni yapılan takiplerin ve yeni açılan davaların temlik sözleşmesi kapsamında bulunmadığına, temlik sözleşmesinde kararlaştırılan bedelin ödenmediğine, bu nedenle taraf sıfatının değişmeyeceğine ilişkin istinaf sebeplerinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmediği, temlik sözleşmesinin asıl ve birleşen davaların açıldığı tarihten önce bağıtlandığı, her iki davanın açıldığı tarih itibariyle aktif husumetin mevcut olmadığı, diğer ifade ile taraf değişikliğinin yargılama sırasında gerçekleşmediğinin sabit olduğu, fer'i müdahil vekili tarafından, her iki davaya müdahale dilekçelerinde fer'i müdahale iradesinin açıkça ortaya konulduğu, davalara asli müdahalenin talep edilmediği, asli müdahalenin devam eden yargılamaya teşkil eden bir dava olduğu, asıl ve birleşen davaların nispi harca tabi oldukları, ancak her iki davada da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 65 maddesine uygun şekilde nispi harç yatırılarak asli müdahale dava dilekçelerinin sunulmadığı, açıkça ortaya konan fer'i müdahale iradesi karşısında, Mahkemenin taleplerin asli müdahaleye ilişkin olup olmadığını açıklattırma yükümlülüğünün bulunmadığı, bu nedenle fer'i müdahil vekilinin, taleplerinin aslında asli müdahale davası olarak değerlendirilmesi gerektiği yönündeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davalarda davacı vekili ile fer'i müdahil vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar asıl ve birleşen davalarda her iki dava yönünden davacı vekili ile asıl dava yönünden fer'i müdahil vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, cari hesaba dayalı alacağı tahsili için başlatılan takibe, birleşen dava ise, faturaya dayalı başlatılan takibe karşı vaki itirazların iptaline ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Kanun'un 66 ila 69 uncu maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.

3.6098 sayılı Kanun'un 183 ve 184 üncü maddeleri.

3.Değerlendirme

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Davacı vekilinin tamamı reddedilen birleşen davaya yönelik temyiz isteminin, birleşen dava değerinin 89.384,00 TL olduğu ve Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında bulunduğu gözetilerek miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Asıl davada verilen karara yönelik davacı vekilinin ve müdahil vekilinin temyiz itirazlarına gelince; İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde davacının aktif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 65 nci maddesinde asli müdahale bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişinin, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede açacağı dava olarak tanımlanmış, asli müdahale davası ile asıl yargılamanın birlikte yürütülerek karara bağlanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte asli müdahale davası bağımsız bir dava olduğundan, davacının yargılama harçlarını yatırmış olması da bir gerekliliktir. Öte yandan fer'i müdahale ise aynı Kanun'un 66 ncı maddesine göre üçüncü kişinin davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar davada yer almasıdır.

Somut olayda, davacı Şirket takibin ardından alacağını müdahale talebinde bulunana temlik etmiş ve daha sonra eldeki davayı açmıştır. Davadan sonra da müdahale talebinde bulunan sunmuş olduğu dilekçesinde alacağı usulüne uygun şekilde temlik aldığını belirtmek suretiyle hak sahipliği ileri sürmüş olduğundan, bu müdahale talebinin mahiyetinin anılan Kanun hükümleri çerçevesinde fer'i değil asli müdahale olduğunun kabulü gerekir.

Hal böyle olunca, Mahkemece yapılması gereken, müdahalenin mahiyetinin asli olduğu kabul edilerek, bağımsız bir dava olan asli müdahale davasında davacının 6100 sayılı Kanun'un 120. maddesi uyarınca dava harcını ve yargılama giderlerini yatırmış olması gerektiğinden ve harca tabi davalarda eksik harç tamamlanmadıkça müteakip işlemlere devam olunamayacağından, asli müdahilden alınması gereken eksik yargılama harcı ile yargılama giderinin ikmali için asli müdahile kesin süre verilmesi ve kesin süre içerisinde eksikliğin tamamlanması halinde yargılamaya devam edilerek bir karar verilmesi iken müdahalenin fer'i nitelikte olduğu kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

3.Bozma sebebine göre davacı vekilinin ve müdahil vekilinin asıl davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ:

Yukarıda (1) no’lu bente açıklanan nedenle, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz isteminin MİKTARDAN REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin ve müdahil vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin ve müdahil vekilinin asıl davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde ilgililere iadesine, 04.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
KALDIRILMASINA YARGITAYKARARI HUKUK İcra İflas Hukuku 6098 sayılı Kanun) 183 ve devam maddelerinde düzenlendiği, alacağın temliki sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerektiği, icra dosyalarına konu alacağın devrini ispat veya belli etmek için düzenlenmiş olduğundan 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 4639 sayılı icra dosyası ile icra dosyasına itiraz üzerine açılan Kuşadası 2. Aslyie Hukuk Mahkemesi 2013/568 E. sayılı dosyası ile derdest olan itirazın iptali davasındaki tüm hak ve alacaklarını, yine birleşen davaya konu Kuşadası 1. İcra Müdürlüğü 2013/5367 sayılı icra dosyası ile icra dosyasına itiraz üzerine açılacak itirazın iptali davasındaki tüm hak ve alacaklarını fer'i müdahale talep edene temlik ettiği, temlik tarihi itibariyle temlik alacağının tüm tasarruf kullanım hakkının temellük edene ait olduğunun, temellük edenin bu alacağı talep, tahsil ve ahzu kabza yetkili bulunduğunun kararlaştırıldığı, asıl ve birleşen davalara konu takip dosyalarının yetkili İstanbul icra dairelerine gönderilmesi öncesinde, asıl ve birleşen davalarda davacının bu takiplere konu alacağını 26.02.2014 tarihli temlik sözleşmesi ile fer'i müdahile temlik ettiği, asıl ve birleşen davalarda davacı ile fer'i müdahil arasındaki temlik sözleşmesi uyarınca duran takiplere karşı itirazın iptali davası açma hakkının takiplere konu alacakları temlik ... fer'i müdahile ait olduğu, asıl ve birleşen davaların açıldığı tarihler itibarıyla asıl ve birleşen davalarda davacının itirazın iptali davaları bakımından aktif husumetinin mevcut olmadığı, davacının yeni yapılan takiplerin ve yeni açılan davaların temlik sözleşmesi kapsamında bulunmadığına, temlik sözleşmesinde kararlaştırılan bedelin ödenmediğine, bu nedenle taraf sıfatının değişmeyeceğine ilişkin istinaf sebeplerinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmediği, temlik sözleşmesinin asıl ve birleşen davaların açıldığı tarihten önce bağıtlandığı, her iki davanın açıldığı tarih itibariyle aktif husumetin mevcut olmadığı, diğer ifade ile taraf değişikliğinin yargılama sırasında gerçekleşmediğinin sabit olduğu, fer'i müdahil vekili tarafından, her iki davaya müdahale dilekçelerinde fer'i müdahale iradesinin açıkça ortaya konulduğu, davalara asli müdahalenin talep edilmediği, asli müdahalenin devam eden yargılamaya teşkil eden bir dava olduğu, asıl ve birleşen davaların nispi harca tabi oldukları, ancak her iki davada da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6098 sayılı Kanun 6100 sayılı Kanun K4639 md.4 K6100 md.120 K4639 md.65 K6098 md.3
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog