9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: davalı ile yapılmış sözleşme uyarınca davacı tüm ödemeleri yaptığını, davalı ihmal ve hata sonucunda sözleşme yükümlülüğü olan üretimi tamamlamamış, teslim tarihi Temmuz 2015'te eseri teslim edememiş, bunun üzerine, işlerin yürütülmesi için değişen koşullar gözönüne alınarak yapılan Ek Protokol-01 ile davalıya ek avans davacı tarafından sağlandığını, davalı sözleşme yükümlülüğünü yerine getirememiş olduğundan, (1) sözleşme bedelinde tenzilat yapmayı, (2) ürün teslimindeki gecikme nedeniyle hesaplanmış olan ceza miktarını ödemeyi (3) mevcut durumda zarar görmüş olan davacının mahrum kaldığı kâr nedeniyle davacının zararını ödemeyi kabul ederek işe devam ettiğini, davalı kendisine sözleşme gereği tüm ödemelerin yapıldığını, işlerin devamında kendisine destek olmak üzere davacı tarafından kendisine (4) ek avans ödemesi yapıldığını doğrulamakta ve botun davacıya tesliminden sonra tarafların yapacağı hesap mutabakatına göre ortaya çıkacak borcunu 15 gün içerisinde kapatacağını, aksi takdirde borç miktarına ---------- yürütüleceğini, taraflar arasında hesap mutabakatı yapılamadığı takdirde, davacının yapacağı hesaplamayı kesin delil kabul edeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, davalı üretimi bunun üzerine tamamlamış, ancak ek protokolde belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediğini bu nedenle davalının haksız olarak icra takibine itiraz etmesi üzerine haklı alacağın tahsili amacıyla dava açıldığını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle: anlaşmazlık konusu olan botun teslimi 29-04-2016 tarihinde tamamlanmış olduğundan davacı tarafından talep edilen bedeller 5 yıllık zaman aşımına uğradığını, davacı sözleşme yükümlülüklerini ağır kusuru nedeniyle hiç ya da gereği gibi ifa edememiş olmadığını, davalı botu davacıya Ek Protokol-01'de belirtilen 4 aylık süre dolmadan teslim ettiğinden ve davacı sözleşmeyi feshetmeden, "ihtirazı kayıt dermeyan etmeksizin" botu teslim aldığından, sözleşmeden kaynaklı cezai şart ile zarar talep edemeyeceğini, davacı ilk sözleşmede belirtilen ödemeleri zamanında yapmamış, yine de davalı sözleşme bedelinde indirim yaptığını, davacı tarafından motor üreticisi firmaya yapılan ödeme asıl sözleşme bedeline dahil olmadığını, KDV ile ilgili ileri sürülen alacak takip talebi bakımından ve edeme emri bakımından usulüne uygun olmadığını ve sözleşmede de belirtildiği üzere, davacı KDV'den muaf olduğunu ayrıca KDV söz konusu olabilmesi için tanzim edilmiş olması gereken herhangi bir fatura olmadığını bu nedenle davanın reddini talep ve beyan etmiştir.Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle: zaman aşımının söz konusu olmadığını, cezai şart mahrum kalınan kâr bedellerine ilişkin davalı beyanını kabul etmediklerini, davalı mahkemeyi yanıltıcı beyanda bulunduğunu, Davalı botun teslimini Temmuz 2015'de yapması gerekirken bunu başaramamış, gecikme nedeniyle ceza ödenmesi ve zarar bedeli ödenmesi şartı ile anlaşma yeniden yapılarak iş devam ettirildiğini, 21-02-2016 tarihinde yeni yapılan protokol ile o tarihe kadar olan gecikme cezası ve kâr kaybı bedeli hesaplanmış, davalı tarafından kabul edilmiş, davalıya 4 ay süre verildiğini, dava konusu olan pilot botun piyasadaki güncel satınalma bedeli 500.000,-US$ olduğunu, sözleşme tarihinde bedel 290.000,-US$ olduğunu, belirlenen cezai tutar da, mahrum kalınan kâr da bu bedelin 1/3'ü mertebesinde ve bu mertebenin çok altında olduğunu, davalının ödeme taksitlerindeki aksama nedeniyle olan şikayeti doğru olmadığını, sözleşme bedeli vadesinden önce ödenmiş olduğunu, davalı be nedenle toplam sözleşme bedelinde indirim yaptığını, mutabakatın üretici tersane (davalı) tarafından yapılmaması halinde alıcı (davacı)nın yapacağı hesap kesin delil teşkil edecektir şeklinde şart bulunduğunu, davalı tarafın yaptığı herhangi bir resmi veya gayrı-resmi bildirim olmadığı gibi yapılmış bir mutabakat olmadığını, avans ödemesi ile ilgili davalı tarafın iddiası gerçek dışı olduğunu, makina aksamı/motor temini için finansman sağlanacağı belirtildiğini, Kdv konusunda davalının beyanlarını kabul etmediklerini, davalının itirazlarının kaldırılması ve itirazın iptaline karar verilmesini, takibin devam ettirilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle: Dava konusu ihtilaf davalının yükümlülükleri kasten ve ağır kusurlu olarak hiç veya gereği gibi ifa etmemiş olması nedeniyle ortaya çıktığı iddiası doğru olmadığını, sözleşme konusu botun teslim tarihi olan 29-04-2016'dan itibaren 5 yıllık zaman aşımı süresi dolduğunu, Ocak 2016 yılında yapılan bir sözleşmede daha gelmemiş bir tarih olan Şubat 2016 yılındaki sözleşmeye atıf yapılmış olması akla, mantığa, her şeyden önce hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 29-01-2016 tarihinden itibaren 4 ay içinde sözleşme konusu botun teslim edilmemesi halinde davacının akdi feshetmesi şartıyla, ödediği bedellerin iadesini, tahakkuk etmiş cezai şart tutarı ile tüm müspet ve menfi zararının ödenmesini talep edebileceği kararlaştırıldığını, müvekkil şirket tarafından, işbu üçüncü sözleşme ile kararlaştırılan 4 aylık süreden de önce sözleşme konusu bot dosyada mübrez fatura mukabilinde davacı şirkete teslim edildiğini hatta davacı şirket tarafından anılan fatura ve sair belgelerle birlikte botun İstanbul Liman Başkanlığı nezdinde kaydı yapıldığını, Tetkik buyurulacağı üzere müvekkil şirket tarafından düzenlenen “yürütme aracı” başlıklı belgede botun 29-04-2016 tarihinde teslim edildiği beyan edilmiş ve ------- tarafından düzenlenen mülkiyet bilgilerinin gösterildiği belgede de iktisap tarihi 13-05-2016 tarihi olarak yazıldığını, tüm bu tarihlerin üçüncü olarak akdedilen ek sözleşmede belirtilen dört aylık süreden önce olduğunu, Kdv konusundaki ilk cevap dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ettiğini beyan ve talep etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 146-161.) maddelerinde düzenlenmiş bulunan zamanaşımı, alacak hakkının, belli bir süre kullanılmaması yüzünden “dava edilebilme” niteliğinden yoksun kalmasını ifade etmektedir.Borcun zamanaşımına uğramasıyla, borç (alacak) sona ermez, sadece alacaklının dava yoluyla alacağını elde etme olanağı, "alacağın dava edilebilme niteliği" ortadan kalkar. Zamanaşımına uğramış bir borç, ifa edilebilen, fakat dava edilemeyen eksik bir borçtur. Zamanaşımı hukuki açıdan "def'i" niteliğindedir. Borçlu borcunu ifadan kaçınmak istiyorsa, zamanaşımı def’inde bulunup, alacağın zamanaşımına uğradığını, dava edilebilme niteliğini kaybettiğini ileri sürebilir(BK m. 140; TBK m. 161). BK m. 140’da açıkça belirtildiği üzere, "zamanaşımı ileri sürülmezse, hakim bunu kendiliğinden gözönüne alamaz". Bir alacağın zamanaşımına uğraması yani alacağın "dava edilebilme" niteliğini kaybetmesi için "zamanaşımı süresi"nin geçmesi gerekir. Türk Medeni Kanununun 6. maddesine göre, Kanunda aksine hüküm yoksa herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
HMK’nın 190. maddesine göre de, İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İspatın hangi delillerle yapılacağı HMK’da ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. HMK’ya göre, ikibinbeşyüzlirayı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur. HMK’ya gore, ikrar edilen olguların aksinin ispatı gerekmez. Bu nedenle, eldeki davanın çözümünde tarafların ispatla mükellef olduğu hususların ayrıntılı bir şekilde belirlenerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 vd. Maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 470 inci maddesinde, “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” biçiminde tanımlanmıştır. Eser sözleşmesi iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru bulunmaktadır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür. ----------- “eser sözleşmesi” kısaca “Yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” şeklinde ifade edilmiştir -----Taraflar arasında 21.05.2015 tarihinde imzalanan---------uyarınca davalının davacıya sözleşmeye konu eseri imal ederek teslim etmesi şeklinde bir ticari ilişki bulunduğu, davalının sözleşmeye konu tekneyi Temmuz 2015’te teslim etmesi gerekirken işbu teslim tarihinde temerrüde düştüğü, bunun üzerine taraflar arasında 29.01.2016 tarihinde ek protokol yapılarak davaya dayanak sözleşmeye konu teknenin teslim tarihinin 4 ay süre ile uzatıldığı, davalının bu kez sözleşmeye konu tekneyi ve protokolde belirlenen süre içerisinde davacıya teslim ettiği, bu hususlarda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı ancak davacı tarafın davaya konu ettiği istemlerden 98.000,00 USD cezai şart ile 50.000,00 USD mahrum kalınan kâr’a ilişkin istemin yapılan ek protokolde ana sözleşmeden belirlenen süre içerisine teknenin teslim edilmemiş olması nedeni ile yapılan ek protokolde davalı tarafça ödenmesinin herhangi bir koşula bağlı olmaksızın belirlenip belirlenmediği, yani davalının savunmasında ileri sürdüğü gibi eğer ek protokolde belirlenen 4 aylık süre içerisinde tekne teslim edilmemiş olsa idi mi ödenecekti yoksa davacının iddiası gibi işbu ödemenin her halükarda ilk gecikmeden dolayı ödenmesi gerekip gerekmediği, yine uyuşmazlığa konu edilen 53.000,00 Euro’nun davacı tarafından davalıya ek avans olarak mı ödenip ödenmediği, yoksa davalının savunmasında bildirdiği gibi bu bedelin tekne için gerekli motorun bedeli olmak üzere 3. Kişiye yani motoru üreten firmaya mı ödendiği dolayısıyla 53.000 Euro’nun ödendiği bildirilen teknenin motorunun davalının ana sözleşme uyarınca yükümlendiği edimler arasında bulunup bulunmadığı, yine talep edilen miktarlar üzerinden davacının davalıdan KDV talep edip edemeyeceği hususlarının uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır. Bu sözleşme kapsamında edim yükümlülüklerinin bu şekilde belirlendiği bir sözleşme, TBK m. 470 vd hükümlerine isabet eden eser sözleşmesi'ne karşılık gelmektedir. Taraflar arasındaki Ek Protokol ise, eser sözleşmesinin baz hükümleri ile ilgili olarak tadil sözleşmesi niteliğindedir. Dolayısıyla ana sözleşme ve tadil sözleşmesinin her ikisi bakımından, sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde eser sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Davalı, eser sözleşmesinden doğan alacakların beş yıllık zamanaşımına tabi olduğundan yola çıkarak, mevcut borca ilişkin zamanaşımı defiini ileri sürmüştür. Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talepleri TBK 147/6 madde hükmü ile TBK m. 146 hükmündeki genel zamanaşımı süresinden ayrılarak, "yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, 5 yıllık zamanaşımına tabi kılınmıştır. Yüklenicinin, sözleşme konusu Pilot Bot'u teslimde temerrüde düştüğü, Borçlar Hukuku ilkeleri çerçevesinde TBK m. 118'ye göre temerrüde düşen borçlunun kusurlu olduğu karine olarak benimsenmiş olsa da; bir başka ifade ile aksini ispat edinceye kadar borçlunun kusurlu olması asıl ise de; somut uyuşmazlık bakımından borcun ifa edilmemesine sebebiyet veren olgu bakımından davalının ağır kusuru ve kastı davacı tarafından ispat edilememiş olup davacı tarafından dilekçeler aşamasında davalının ağır kusurlu ve kasta dayalı kusuru olduğu iddia edilmemiştir. Sözleşmenin davalı tarafından ifasından itibaren icra takibine kadar yaklaşık altı yıl süre geçmiş olmakla davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiştir,Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
1.Davanın REDDİNE, davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine,
2.Harçlar Yasasına göre alınması gereken 615.40 TL karar ve ilam harcının başlangıçta peşin alınan 61.613,54 TL mahsubu ile bakiye kalan 60.998,14 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
3.Davalı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu 30.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4.Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 13 maddesi uyarınca hesaplanan 551.614,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
5.-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A maddesinin 11 ve 13. fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.560,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca yatıran ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 22/01/2025