7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2022/6656 E. , 2023/6573 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
KARAR : Başvurunun kabulü ile kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 42 ada 268 parselde bulunan tarla niteliğindeki taşınmazı 1964 yılından beri kullanmakta olduğunu, murisi ...'dan önce taşınmazı dedesi ...'nin kullandığını vefatından sonra da oğlu ...'a bıraktığını, müvekkilinin babası ...'ın taşınmazı ölene dek kullandığını, taşınmazın yaklaşık 90 yıla yakın süredir müvekkilin üst soyu ve kendilerinin tasarrufu altında bulunduğunu, halen de müvekkil ve diğer mirasçılar tarafından kullanıldığını, müvekkilinin kullandığı yerin belli olduğunu, taşınmazda 20-25 yaşlarında iğde, kış armudu, eskiden dikilip kesilen üzüm bağları, kavak, ceviz gibi ağaçların kökleri olduğunu, komşu parseller arasında ağaç dikmek, çit çekmek gibi fiili durumlarla sınırların belirlendiğini, kimseye kira ödemediğini, tamamen malik sıfatıyla zilyet olarak tasarrufta bulunduklarını, müvekkilinin tarlaya su ve elektrik bağlatmak için başvurularda bulunduğunu, dava açma yönünden kazanılmış ... olduğunu belirterek, Burdur Merkez, ... Mahallesi, ... Mevkii, 89 pafta, 42 ada ve 268 parselde bulunan taşınmazının tapusunun iptali ile muris ... adına veya mirasçılarına payları oranında tescilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; dava konusu taşınmaz, ...., ..., ... oğlu ..., .... oğlu ..., ... oğlu ... ve ... adına tapuya kayıtlı olduğunu, taşınmazın maliknin tapu kütüğünden anlaşıldığını, davacı tarafından maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan yer iddiasıyla Hazineye dava açılmasının yerinde olmadığını, malik gözüken kişi veya mirasçılarına karşı bu davanın açılması 713 üncü maddeye göre tescil şartlarının oluşmadığını, kişilerin en azından 1970 tarihinde bilinmekte ve tanınmakta olduğunu, mirasçılarının araştırılıp, davanın onlara karşı açılması gerektiğini, Hazineye karşı açılan davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine dair Kanun hükümleri gereğince kim olduğu bilinemeyenlere ait yerlerin idaresi ve taşınmazlarda Hazine menfaatinin daha iyi korunabilmesi için mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanması gerektiğini belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1.Davacı tarafından tapu malikleri aleyhine açılan davanın subut bulmadığından reddine,
2.Davacı tarafından Hazine aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
3.İlk Derece Mahkemesince ''...dava konusu taşınmazın kadastro beyannamesine, tapu kaydına ve tüm dosya kapsamına göre, tapu maliklerinin tanınan ve bilinen kişi olduğu ortadadır. ..., ..., ... oğlu ..., ... kızı ..., ... kızı ..., ... oğlu ... Veli, ... ve ... ... hakkında verilmiş bir gaiplik kararı da bulunmamaktadır. Davacının TMK'nın 713/2 nci maddesine dayalı tapu malikinin bilinmeyen bir kişi olduğu iddiasını ispatlayamadığı kanaatine varılarak'' davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinden önceki tarihten beri murisleri, sonra da müvekkili tarafından kullanıldığını, davanın ispatlandığını, vekalet ücretinin de maktu verilmesi gerektiğini belirterek, hükmü istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
A) İstinaf başvurusu yönünden;
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.12.2020 gün 2018/210 Esas, 2020/269 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, B) Davanın esasına ilişkin olarak;
1.Davacı tarafından tapu malikleri aleyhine açılan davanın subut bulmadığından reddine,
2.Davacı tarafından Hazine aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
C. Bölge Adliye Mahkemesi 11.513,49 TL nisbi vekalet ücretini, 4.080,00 TL maktu vekalet ücreti olarak düzeltmiştir.
Davanın esasına ilişkin istinaf talebini de; ''..Davacı taraf her ne kadar dava konusu 42 ada 268 parsel saylı taşınmazın maliki görünen ..., ..., ..., ...., ..., ..., ... ve ... adlı kişilerin kim olduğunun bilinmediği iddiasıyla, taşınmazın tamamında nizasız ve fasılasız olarak 20 yılı aşkın süre ile malik sıfatıyla zilyetliğin mevcut olduğunu ileri sürülerek adına tapu iptali ve tescil talebinde bulunulmuş ise de, somut olayda, tapu kaydından dava konusu 42 ada 268 parsel numaralı taşınmazın 1970 yılında tapulama sonucu oluştuğu ve tespitinin Mayıs 1929 tarih 246-249 No.lu tapu kayıtlarına istinaden yapıldığı ve bu kayıtlarda da tespit maliklerine ilişkin pay bulunduğu anlaşılmaktadır. Dayanak tapu kaydı, kadastro tutanağı ve dosya kapsamına göre kayıt maliklerinin kim olduğunun tespitine yarar bilgilerin bulunduğundan hareketle taşınmazın tapu kayıt maliklerinin, kanun anlamında kim olduğu bilinen bir kişi olduğu anlaşılmaktadır. Sözü edilen kişilerin mirasçılarının kim olduklarının bilinmemesi, tespit edilememesi veya anılan kayıt maliki kişilerin üst soyundan ya da alt soyundan olduğunu ileri süren kişi ya da kişilerin hak iddiasında bulunmak suretiyle davacıların taşınmazdaki malik sıfatıyla zilyetliklerine müdahale etmemiş olmaları, kayıt malikinin kim olduğunun bilinemediği anlamına gelmez. Bu nedenle davacı vekilinin sair istinaf nedenleri yerinde değildir.'' gerekçeleri ile esastan ret etmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesindeki nedenlere dayanarak hükmü temyiz etmiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nın 713/2 nci maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş, ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.
3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.