Esas No
E. 2021/224
Karar No
K. 2024/362
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

Ceza Genel Kurulu

E. 2021/224 K. 2024/362 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2021/224, K. 2024/362, T. 20.11.2024
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2021/224
Karar No
2024/362
Karar Tarihi
20.11.2024
Dava Türü
Ceza
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

Ceza Genel Kurulu         2021/224 E.  ,  2024/362 K. "İçtihat Metni" DİRENME

KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza

SAYISI: 262-381

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanığın çocuğun basit cinsel istismarı suçundan 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-1. cümle ve 103/3-d. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.01.2018 tarihli ve 172-9 sayılı hükme yönelik mağdur vekili ile sanık müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosyayı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 02.04.2018 tarih ve 450-558 sayı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 279/1-b maddesi uyarınca mağdur vekilinin istinaf başvurusunun reddine; sanık müdafiinin istinaf istemiyle sınırlı olarak ve duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 08.05.2018 tarih, 681-792 sayı ve oy çokluğu ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bu kararın, sanık müdafi ile katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 08.05.2019 tarih ve 10469-9623 sayı ile; "Mağdure Kübra'nın aşamalardaki çelişkili ifadeleri, savunma, olayın intikal şekli ve zamanı, tanık ifadeleri ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde yer alan sübuta ilişkin deliller ile dosya içeriğinin çelişmesi karşısında, 5271 sayılı CMK'nın 230/1-b. maddesine uygun düşmeyen gerekçeyle kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde esastan reddine karar verilmesi suretiyle aynı Kanun'un 289/1-g. maddesine muhalefet edilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise 13.11.2019 tarih ve 262-381 sayı ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.

Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafi ile katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.01.2020 tarihli ve 1014 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile 14.01.2021 tarihli ve aynı sayılı bozma istekli ek tebliğnamesiyle dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 03.06.2021 tarih ve 791-4045 sayı ile direnme kararı yerinde görülmeyerek Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve anılan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN

Direnmenin kapsamına göre inceleme sanık hakkında mağdur ...'ya yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi ile Özel Daire arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa yüklenen çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; direnme kararına konu hüküm kurulmadan önce usulüne uygun olarak Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünün alınıp alınmadığının, hazır bulunan sanık ... müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan yargılamaya son verilip hüküm kurulmasının savunma haklarının kısıtlanması sonucu doğurup doğurmadığının ve CMK'nın 216. maddesine aykırılık bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER

İncelenen dosya kapsamından;

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince verilen 08.05.2018 tarihli ve 681-792 sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararına yönelik temyiz istemi üzerine inceleme yapan Özel Dairece İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde yer alan sübuta ilişkin deliller ile dosya içeriğinin çelişmesi sebebiyle bozma kararı verilmesinden sonra yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince sanık ... müdafii, mağdur ... vekili, şikâyetçi Nezahat Arslan ile Cumhuriyet savcısının hazır bulunduğu 13.11.2019 tarihli oturumda; bozma ilamına karşı hazır bulunanlara diyecekleri sorulduktan sonra Cumhuriyet savcısı "Yargıtay bozma ilamına uyulmaması önceki kararda direnilmesine karar verilmesi talep olunur." şeklinde bozmaya karşı beyanda bulunduğu, bozmaya uyulmamasına dair ara karar verildikten sonra Cumhuriyet savcısı "Tevsii tahkikat talebimiz yoktur, esas hakkındaki mütalaamızı sunacağız." şeklinde beyanda bulunmasına rağmen duruşma tutanağında yer alan "İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında:", "Sanıktan mütalaaya karşı diyecekleri soruldu:", "Sanık müdafiinden mütalaaya karşı diyecekleri soruldu:", "Mağdur ...'dan mütalaaya karşı diyecekleri soruldu:", "Müşteki ...’dan mütalaaya karşı diyecekleri soruldu:", "Mağdur vekili Av. ...’dan mütalaaya karşı diyecekleri soruldu:" kısımlarının tamamen boş bırakıldığı, sanığa son söz verildikten sonra yargılamanın bitirilerek hükmün tesis ve tefhim edildiği, Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan, CMK’nın 216. maddesinde yer alan sıralama gözetilerek taraflara söz hakkı verilmeden ve hazır bulunan sanık ... müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan duruşmaya son verilip direnme kararına konu hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır.

IV. GEREKÇE

Ön sorun ile ilgili CMK'da yer alan yasal düzenlemeler şöyledir: "Kararların verilmesi usulü Madde 33 – (1) Duruşmada verilecek kararlar, Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten; duruşma dışındaki kararlar, Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü görüşü alındıktan sonra verilir." "Delillerin tartışılması Madde 216 –1) Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir.

2.Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ... müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.

3.Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. Bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez." "Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri Madde 307 – (1) Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar. ... (4) Yargıtaydan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkı vardır. .."

Amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmak olan ceza yargılamasının özünü; yargılamanın asıl sujeleri tarafından, silahların eşitliği, yüzyüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkeleri doğrultusunda icra edilecek olan ve çelişmeli yargılamaya imkan sağlayan kolektif bir kurum olarak aleni duruşma/celse oluşturur.

Duruşmaya ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilir (CMK madde 190).

CMK'nın 191. madesinde öngörülen usule göre başlayan duruşmada sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre sorgusu yapılır. Sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına başlanır (CMK madde 206/1).

Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ... katılan da mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir (CMK madde 201/1). Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline,

Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir.

Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ... müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir (CMK madde 201/1).

İddianame çerçevesinde, iddia makamı ve katılan/müşteki-mağdur tarafın ileri sürdüğü iddialar ile savunmanın serdedilmesi ve ikame olunan delillerin huzurda tartışılmasından sonra iş bu kolektif yargısal faaliyetin, ihtilafı çözme/sonuç çıkarma/hüküm kurma aşamasına geçilecektir. Gelinen bu aşamada sanığın hukuki durumu henüz bir yargı kararı ile belirlilik kazanmadığından iddia makamının, yapılan yargılama, mevcut ve ikame olunan delil(lerin) durumu ve gelişen/değişen süreç itibariyle son görüşünün ne olduğunun bilinmesi, etkin bir savunma hakkının kullanılması bağlamında büyük önem arz eder. Bu nedenledir ki kanun vazıı,

CMK'nın 33. maddesinde; "Duruşmada verilecek kararlar,

Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten...sonra verilir." diyerek,

Cumhuriyet savcısı yönünden emredici bir düzenlemeye yer vermiştir.

Cumhuriyet savcısının bu görüşünün/esas hakkındaki mütalaasının, doğrudan ya da iddianameye veya zikredilen özellikleri taşıyan önceki mütalaaya atfen de olsa; sanığa isnat edilen maddi vakıayı, bu vakıanın hukuki nitelendirmesini ve mahkûmiyete dair ise nitelendirmeyle ilgili kanun maddelerini açık ve anlaşılır biçimde gösteriyor olması lazım gelir.

Bu konuda doktrin görüşleri de şöyledir; "İddia makamı, muhakeme boyunca, mütalaa mahiyetindeki hükümleri ile hâkime ışık tutacak, muhakemede tez ileri sürüp sentez elde edilmesine çalışacaktır... Savcılık son kararın nasıl olması gerektiği hakkındaki görüşünü esas hakkındaki mütalaası ile açıklayacak ve artık şüphesi kalmayıp mahkûmiyet kararı verilmesini düşünüyorsa o zaman, sanığın cezalandırılmasını isteyecektir... Tartışma sadece maddi meseleye taalluk etmez; muhakeme hukuki meseleyi de çözeceğinden, bu mesele hakkındaki görüşler de iddiada yer alacaktır." (Prof. Dr. Nurullah Kunter, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınları, 9. bası, İstanbul, s.193, 936-937); "Ceza muhakemesi hükmünün kollektif olması gerekmesi sebebiyle, savcının son soruşturma safhasının sonuç çıkarma devresinde düşüncelerini bildirmesi yani esas hakkındaki mütalâasının serdetmesi, vazgeçilmez bir zarurettir. Diğer ilgililerin bir şey söylemeksizin işi mahkemenin kararına terk etmeleri mümkün görülebilmekle beraber, savcı bakımından böyle bir şey söz konusu olamaz; savcı her halde en son iddialarını söylemelidir. Bu itibarla, savcılık talep veya iddia durumunda olduğu konularda keyfiyeti hâkime (veya hâkimin takdirine) bıraktığını beyan ile yetinemez... Savcının esas hakkındaki mütalâasının alınması mecburî olmakla beraber, yargıcın bu ödevini yerine getirmekten kaçınan savcıyı zorlamak yetkisi bulunmadığından, bu gibi hallerde son kararın esas hakkındaki mütalâa alınmadan verilebilmesi de kabul edilmektedir. Ancak böyle bir durum ceza muhakemesi hükmünün kollektif olmasına engel teşkil edeceğinden, yargıç veya mahkeme başkanı hiç olmazsa makamın başı olan savcıya müracaat edebilmeli ve esas hakkındaki mütalâasını vermeyi red eden yardımcı yerine bir başkasının duruşmaya çıkarılmasını talep edebilmelidir... Esas hakkındaki mütalaanın sadece sübuta yani maddi meseleye değil, hukuki meseleye de taalluk etmesi gerekir. Muhakemenin aynı zamanda hukuki meseleyi de halletmek zorunda olması, savcının bu konudaki düşüncelerini de bildirmesini gerektirmektedir." (Dr. Selahattin Keyman, Ceza Muhakemesinde Savcılık, Sevinç Matbaası, Ankara, 1970, s. 258-262).

Diğer taraftan müstekar uygulamalara göre; Yargıtayın bozma ilamı ile derece mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar ortadan kalkarlar. Bozmadan sonraki serbestlik ilkesi kapsamında mahkemeler kural olarak bozmadan sonra gerek bir önceki kararlarından, gerekse bozma ilamından tamamen farklı bir sonuca ulaşıp apayrı bir hüküm/karar tesis edebilirler. Bu ilkenin istisnalarından birini direnme/ısrar kararı oluşturur (CMK madde 307/4).

Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar (CMK madde 307/1).

Cumhuriyet savcısının bozmaya karşı diyeceklerini bildirmesi ile esas hakkındaki mütalaasını sunması, prensip olarak farklı fonksiyonları ve sonuçları olan savcılık işlemleridir. Bu nedenledir ki Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak derece mahkemesi, bozma kararına uysa da önceki kararında ısrar etse de Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının, savunma hakkının etkin kullanılabilmesine imkân sağlayacak açıklık ve yeterlilikte olması usuli bir mecburiyettir.

Keza hüküm,

Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafii ve diğer ilgililer dinlendikten sonra verilebilir (CMK madde 33). Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir (CMK madde 216/3).

Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasından sonra hazır bulunan sanık ... müdafii dinlenmeli, her halûkârda hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilmelidir. Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde:

İncelemeye konu dosyada 13.11.2019 tarihli oturumda Cumhuriyet savcısı tarafından beyan edilen ve CMK'nın 216. maddesinin birinci fıkrası uyarınca duruşmada ortaya konulan delillere yönelik olan "Yargıtay bozma ilamına uyulmaması önceki kararda direnilmesine karar verilmesi talep olunur." şeklindeki istemin esas hakkında mütalaa olarak geçerli ve yeterli kabul edilmesi olanağı bulunmadığı gibi bozmaya uyulmamasına dair ara karar verildikten sonra Cumhuriyet savcısı "Tevsii tahkikat talebimiz yoktur, esas hakkındaki mütalaamızı sunacağız." şeklinde beyanda bulunmasına rağmen duruşma tutanağındaki esas hakkındaki mütalaa ve mütalaaya karşı beyanlara ilişkin kısımların boş bırakıldığı anlaşıldığından; İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında kurduğu direnme kararına konu hükmün,

Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan, hazır bulunan sanık ... müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve CMK'nın 216/1. maddesine aykırı olacak şekilde duruşmada hazır bulunan taraflara söz hakkı verilmeden yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi isabetsizliklerinden, diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.

Öte yandan, direnme kararına konu hükümde sadece mağdur ...'ya yönelik eylemlerle ilgili olarak sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğu hâlde gerekçede inceleme dışı mağdurlara yönelik eylemlerle ilgili sanık hakkında bozma öncesinde kurulan hükümlere ait gerekçelere de yer verilmemesi ve sanık hakkında inceleme dışı mağdur ...'e yönelik eylemlerle ilgili kurulan direnme kararına konu hükümle ilgili olan Ceza Genel Kurulunun 2021/303 esas sayılı dosyası ile incelemeye konu bu dosya arasında fiili ve hukuki irtibat bulunması sebebiyle İlk Derece Mahkemesince birleştirilmesi gerektiği hususları da dikkate alınmalıdır. Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; ön sorun bakımından direnme kararına konu hükmün bozulmaması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.

V. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1.Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.2019 tarihli ve 262-381 sayılı direnme kararına konu hükmünün,

Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan, hazır bulunan sanık ... müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve CMK'nın 216/1. maddesine aykırı olacak şekilde duruşmada hazır bulunan taraflara söz hakkı verilmeden yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi isabetsizliklerinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,

2.Dosyanın, İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2024 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog