Esas No
E. 2022/1799
Karar No
K. 2024/6928
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2022/1799 E.  ,  2024/6928 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/1649 - 2021/1798
HÜKÜM-KARAR: Davanın Reddi/ İstinaf Başvurusunun Reddi

İLK DERECE

MAHKEMESİ : Milas 1. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; muris Mahmut Özel'in 07.09.2016 tarihinde Halk Bankası A.Ş Milas Şubesi'nden tüketici kredisi kullandığını, tüketici kredisinde davalı ... Hayat Emeklilik A.Ş. tarafından müteveffa için hayat sigortası poliçesi düzenlendiğini, müteveffa Mahmut Özel'in krediyi kullandıktan sonra 09.02.2017 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçıları olarak davacıların kaldığını, miras bırakanın 07.09.2016 tarihinde 16.500,00 TL tutarında 36 ay vadeli, geri ödemesi 21.600,00 TL tutarında kredi çektiğini ve hayat sigortası yaptırdığını, sağlığında dört ay kredi taksit tutarı toplamda 2.400,00 TL kredi tutarını ödediğini, müvekkillerinin 2017 Şubat ayında kredi taksit tutarını ödemeye başladıklarını ve halen her ay düzenli olarak ödediklerini, icra takibi yapılmaması adına kredi taksitlerini ödemek zorunda kalan davacı müvekkillerinden İsmail Özel'in 10.09.2017 tarihinde haricen kredi taksitlerinin sigorta şirketince ödenmesi gerektiğinden haberdar olduğunu, davacı müvekkilinin 17.10.2017 tarihinde davalı sigorta şirketinden kalan kredi taksitlerinin ödenmesi hususunda yazılı talepte bulunduğunu, ancak davalı sigorta şirketince cevap verilmediğini, yine davacı müvekkilleri adına 26.09.2018 tarihinde Milas 1. Noterliği'nden Halk Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü'ne gönderilen ihtarname ile kalan kredi taksitlerinin iptali ve ödenen kredi taksitlerinin müvekkillerine iadesinin talep edildiğini, ancak banka tarafından ihtarnameye cevap verilmediğini, sonrasında ise kredi taksitlerinin sigorta şirketince ödenmesi ve ödenen tutarlarının iadesi talebiyle 31.01.2019 tarihinde Halk Bankası A.Ş. ve davalı sigorta şirketi aleyhine arabuluculuğa başvurulduğunu, fakat arabuluculuk görüşmelerinin de olumsuz sonuçlandığını, murisin kalp yetmezliği nedeniyle vefat ettiğini, murisin vefatının doğal ölüm olması dikkate alındığında muris tarafından kullanılan kredinin hayat sigortası poliçesi kapsamında olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL alacağın dava tarihi itibari ile işleyecek faizi ile birlikte müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki, görev, husumet ve zamanaşımı itizarında bulunmuş, muris sigortalının davalı sigorta şirketi nezdinde 07.09.2016 başlangıç tarihli vefat tarihi itibari ile 16.896,00 TL teminat bedelli sigorta poliçesi ile sigorta kapsamına alındığını, davacıların murisi sigortalının sigorta öncesinden gelen kanser ve kalp hastalığının bulunduğunun ve bu hastalıklara bağlı olarak vefat ettiğinin tespit edildiğini, sigortalının bu hususta sağlık beyan formunda yer alan sorulara hayır yanıtını verdiğini, sigorta öncesi kendisinde var olan ve ölümüne neden olan hastalığını beyan etmediğini, yine söz konusu hastalıkla ilgili olarak davalı sigorta şirketine herhangi bir bildirim de yapılmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte talep edilen faiz miktarının fahiş olduğunu, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini beyanla davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların murisinin vefat ettiği tarihin üzerinden 2 yıl geçtikten sonra iş bu davanın açıldığı, 6102 sayılı TTK’nın 1420. maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, davalının zamanaşımı defi dikkate alınarak davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde;

TTK 1420 inci maddesinin " Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıl ve 1482 madde hükmü saklı kalmak üzere sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler herhalde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar" hükmünü içerdiğini, ancak mahkemece "...rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar hükmünün" dikkate alınmadığını, eksik ve hatalı inceleme yapıldığını, arabuluculuk toplantısına mazeretsiz katılmayan davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin davaya Tüketici Mahkemesi sıfatı ile baktığını, davalı lehine 1.362,00 TL vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken kesin karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar tarafından davalı sigorta aleyhine, hayat sigortası poliçesine dayalı vefat tazminatı istemine ilişkin açılan davada, Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.11.2019 tarih, 2019/635 esas, 2019/1653 sayılı kararı ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine 05.07.2021 tarih, 2020/800 esas 2021/1158 sayılı kararı ile davacıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olarak karar verildiği, bunun üzerine davacılar vekili tarafından 20.08.2021 tarihli dilekçe ile Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine gönderilmek üzere "karar düzeltme" isteminde bulunulduğu, mahkemece sözü geçen dilekçenin dosya ile birlikte gönderilmesi gerekirken 24.08.2021 tarih, 2019/635 esas, 2019/1653 sayılı "karar düzeltme talebinin reddine" ilişkin karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulduğu, davacılar vekilinin 20.08.2021 tarihli dilekçesinin Yargıtay'a hitaben yazılıp daire kararının bozulması istemini içermesi nedeniyle temyiz dilekçesi niteliğinde olduğu değerlendirilerek ilk derece mahkemesinin davacılar vekilinin temyiz dilekçesi niteliğinde bulunan 20.08.2021 tarihli dilekçesi hakkında karar vermesi usulen mümkün bulunmadığından sözü geçen 24.08.2021 tarih, 2019/635 esas, 2019/1653 sayılı "karar düzeltme talebinin reddine" ilişkin kararın yok hükmünde bulunduğu, bu nedenle karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği, davacılar vekilinin 20.08.2021 tarihli dilekçesi temyiz dilekçesi olarak kabul edilerek verilen kararın HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu belirtilerek davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde;

TTK 1420 inci maddesinin "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıl ve 1482 madde hükmü saklı kalmak üzere sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler herhalde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar" hükmünü içerdiğini, ancak mahkemece "...rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar hükmünün" dikkate alınmadığını, eksik ve hatalı inceleme yapıldığını, arabuluculuk toplantısına mazeretsiz katılmayan davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin davaya Tüketici Mahkemesi sıfatı ile baktığını, davalı lehine 1.362,00 TL vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken kesin karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacıların murisi ile davalı sigorta şirketi arasında düzenlenen hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, Hayat Sigortası Genel Şartları, 6102 sayılı TTK'nın 1420, 1435, 1439 ve 1440 ıncı maddeleri.

3.Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog