Esas No
E. 2022/1778
Karar No
K. 2024/2172
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2022/1778
KARAR NO: 2024/2172

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 08/07/2021

NUMARASI : 2018/413 E. - 2021/266 K.

DAVACILAR

VEKİLİ

MÜTEVEFFA

DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü, Markanın Kullanmama Nedeniyle İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/07/2021 tarih ve 2018/413 E. - 2021/266 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili, müvekkili şirketin eğitim öğretim hizmetleri sektöründe faaliyet gösterdiğini, diğer davacıların da yine eğitim öğretim hizmetleri alanında hizmet verdiğini ve davacı şirketin kurucu ortakları olduklarını, müvekkillerinin 2010 yılından beri asli unsuru "..." olan "..." ve "... ..." markalarını kullandığını, müvekkillerinin markalarını ilgili sektörde tanınır hale getirdiğini, davalının ... Eğitim Yayıncılık Ltd. Şti. adına 30/06/2004 tarihinde tescil edilen “... ... + şekil” ibareli markayı 13/01/2016 tarihinde devraldığını, davalı tarafın bu markayı kullanım amacıyla değil tehdit amacıyla devraldığını, halbuki müvekkilinin ilk olarak 2012 yılında 2012/62122 sayısı ile markasını tescil başvurusuna konu ettiği halde marka vekilinin hatası nedeniyle markasını tescil ettiremediğini, oysa müvekkilinin anılan ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davalı tarafın markasını kullanmadığını, tehdit amaçlı elinde bulundurduğunu, davalının devir tarihinden önce de anılan markanın ciddi bir kullanımının bulunmadığını, davalı tarafın kötü niyetle hareket ettiğini, markasını kullanmadığı halde müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, ancak yapılan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davalı tarafın bununla da yetinmeyerek Ankara 2. FSHHM’de 2016/398 Esas sayılı dosya kapsamında maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğunu, davalı kullanmadığı markasıyla sonuç alamayacağını anlayınca 2017/01434 başvuru numaralı ve "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı markasının itirazları üzerine reddedildiğini, davalının bunun üzerine 2018/84858 sayılı bir başvuru daha yaptığını ileri sürerek, davalı adına tescilli 2004/19864 sayılı markanın 41. sınıf kapsamındaki “Eğitim ve öğretim hizmetleri” emtiası bakımından kısmi def’i, hükümsüzlüğü, iptali ve sicilden terkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, "... ... + şekil" markasının, 2004 yılından bu yana müvekkili ve markayı devraldığı selefleri adına tescilli olduğunu, müvekkilinin markasını 2016 yılında devraldığını, davacı şirketin “...”, “...” ibarelerini taşıyan tescilsiz ibare ile muhtelif okullar ve diğer türlerde eğitim kurumları işlettiğini, diğer davacıların da bu eylemlere iştirak ettiğini, davacıların "..." ibaresi için yaptıkları başvurunun kurum tarafından kabul görmediğini, davacıların bu kez "..." ibareli bir marka için başvuruda bulunduklarını, bu başvuruya karşı yaptıkları itirazların reddine dair verilen karara karşı Ankara 4. FSHHM’de 2017/142E. - 2018/197 K. sayılı karar ile davacıların "..." markasının sicilden terkin edildiğini, yine bir kısım davacıların bir yan kuruluşu için "..." ibaresi tescili için yaptıkları başvurunun da Ankara 2. FSHHM’nin 2017/138 E.-2017/455 K. sayılı kararı neticesinde sicilden terkin edildiğini, dolayısıyla davacıların müvekkili adına tescilli markaya karşı yaptıkları üç başvurunun da yargısal süreçler sonucunda reddedildiğini, müvekkili markasının fiilen kullanıldığını, bu nedenle davacının bu iddiasının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, kullanmama nedenine dayalı iptal davası açabilmek için herhangi bir hak düşürücü bir sürenin bulunmadığı, markanın tescilinin üzerinden 5 yıl geçtikten sonra açılabileceği; davaya konu 2004/19864 sayılı markanın 14/11/2005 tarihinde tescil edildiği, dava tarihi 27/11/2018 olduğundan dava konusunu oluşturan zaman diliminin 27/11/2013 ve 27/11/2018 tarihlerinin arası olduğu, SMK'nın 9. maddesi uyarınca markasını kullanma külfeti altında bulunan davalının somut uyuşmazlık açısından 27/11/2013 ve 27/11/2018 tarihleri arasında bu kullanımını ispat etmesinin gerektiği; dava dışı ... Eğitim Yayıncılık İnşaat Turizm San. Tic. Ltd. Şti. adına tescilli olan dava konusu 2004/19864 sayılı markanın kullanımıyla ilgili olarak dava tarihinden geriye doğru beş yıllık ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapıldığı, yapılan incelemeye göre; anılan şirketin 2013, 2014 ve 2015 yıllarında davalı adına kayıtlı olan 2004/19864 tescil sayılı "... ...+ŞEKİL" markasını 41. sınıf "eğitim ve öğretim hizmetleri" yönünden yoğun olarak kullanıldığının anlaşıldığı; davacının davalının kötü niyetle hareket ettiğine, sırf tehdit amacı ile markayı devraldığına dair iddialarının somut deliller ile desteklenmediği, davalının başvurularının 2004/19864 tescil sayılı markanın devir tarihinden sonra olduğu, devir tarihinden sonra karşılıklı davaların kötü niyeti ortaya koymaya elverişsiz olduğu, gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ilk derece mahkemesinin mutlak ret nedenine dayalı hükümsüzlük halleri bakımından resen bir değerlendirme yapmadığını, oysa açılmış bir hükümsüzlük davası mevcutsa tescilli markanın mutlak ret halleri bakımından bir aykırılık teşkil edip etmediğinin öncelikli olarak ele alınması gerektiğini, uyuşmazlık konusu 2004/19864 tescil nolu "... ... + şekil" ibareli markanın 41. sınıf hizmetler yönünden yüksek mahkemece tanımlayıcı ve ayırt edici olmadığı yönünde karar verilmiş olmasına rağmen işbu davada markanın hükümsüz kılınmamasının en başta hukuki istikrar ilkesine aykırı olacağını, ilk derece mahkemesi kararından sonra verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/7059 E. - 2021/6936 K. sayılı kararında "..." ibaresinin tescil kapsamındaki 41. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliği bulunmayan, tanımlayıcı bir ibare olduğu ve kimsenin tekeline bırakılacak ibarelerden olmadığının belirtildiğini, hükümsüzlük talebinin haklılığının ortaya çıktığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, marka hükümsüzlüğü ile kullanmama nedeniyle marka iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacılar vekili eldeki davayı kötüniyete dayalı marka hükümsüzlüğü ve kullanmama nedeniyle marka iptali istemiyle açmış olup, ön inceleme duruşmasında da uyuşmazlık konusunun bu şekilde tespit edildiği, ilk derece mahkemesinin davacı tarafın bu taleplerinin incelenmesinin yanında mutlak ret nedenleri yönünden de resen inceleme yapmak gibi bir görevinin bulunmadığı; dava konusu markanın kullanılmaması nedeniyle iptali talebi yönünden, markanın dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde 41. sınıf "Eğitim ve öğretim hizmetleri" bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanıldığının ya da kullanmamaya dair haklı sebeplerin olduğunun ispatlanması gerektiği, markanın kullanıldığı ispat yükü kendisinde olan davalı tarafça, dava konusu markanın davalıya devrinden önce 2013-2015 yıllarında dava dışı ... Eğitim Yayıncılık İnşaat Turizm San. Tic. Ltd. Şti. tarafından ciddi biçimde kullanıldığının ispatlandığı, öte yandan, marka başvurusunun kötü niyetle yapılması SMK'nın 25/1. maddesi uyarınca hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiş olup, SMK'da markanın kötüniyetle devralınması şeklinde bir hükümsüzlük nedeninin öngörülmediği, davacı tarafça kötü niyet iddiasına ilişkin somut bir delil de sunulmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3.İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,

4.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 30/01/2025

Başkan

...

Üye

...

Üye

...

Katip

...

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.