11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2024/845 E. , 2024/8917 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 9, 38 ve 42 nci sınıf mal ve hizmetlerde tescilli “...” ibareli markanın sahibi olduğunu, markasının tescil işlemleri devam ederken kendi adına 06.06.2012 tarihinde “... Data Bilişim Sistemleri San. ve Tic. Ltd. Şti'yi kurduğunu, davalı şirketin ise Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 03.07.2014 tarihinde 9, 38 ve 42 nci sınıflara giren mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere 2014/56119 başvuru numaralı ve “...” ibareli markanın tescili için başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin yayıma itirazı üzerine başvurunun 28.01.2016 tarihli 2016-M-108 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, buna rağmen, davalı şirketin bu kez 35 nci sınıfa giren hizmetlerde kullanılmak üzere 2017/74483 numaralı “...” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu ve markanın 18.08.2017 tarihinde tescil edildiğini, bu haliyle, davalı şirketin bu markayı tescil ettirmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraf markalarının gerek tescil edildikleri mal ve hizmetler, gerekse görsel, işitsel ve anlamsal bakımdan birbirleriyle benzer nitelikte olduklarını, bu doğrultuda tüketiciler nezdinde ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, markaların esas unsurlarının birebir aynı olduğunu, davalı şirketin markasında yer alan “SOFT” ibaresinin İngilizce “software” kelimesinin kısaltılması olarak kullanıldığını, Türkçe karşılığının ise “yazılım” anlamına geldiğini, içerdiği anlam itibariyle markada tali unsur olarak yer aldığını, ayırt ediciliği düşük bir kelime olduğunu, markanın kötüniyetli olarak tescil ettirildiğini ileri sürerek, davalı şirketin 2017/74483 numaralı markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının görsel, işitsel, kavramsal olarak birbirlerinden farklı olduklarını, markaların kapsadıkları emtia listesinin de birbirlerinden farklı olduğunu, taraf markalarının kullanıldığı ürünlerin potansiyel müşterisinin vasat seviyedeki tüketici değil, uzman alıcı grubu olduğunu, bu haliyle markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının müvekkilinin kötüniyetli olduğuna ilişkin iddialarının salt iddia boyutunda olduğunu ve ispatlanamadığını, sınai mülkiyet hukuku ilkeleri ve yasal düzenlemeler gereği bir markanın gerçek hak sahibinin onu ilk defa ihdas ve istimal eden ve kullanan olduğunu, müvekkilleri şirketin dava konusu markayı gerek ticaret unvanının asli unsuru, gerekse marka olarak uzun yıllardır fiilen ve kesintisiz olarak kullanmakta olması sebebiyle “...” ibareli marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, dava konusu markanın tescili safhasında davacının kurum nezdinde hiçbir itirazının bulunmadığını, söz konusu markayı tanınmış marka haline getirdiğini, ayrıca, ... alan adlı internet sitesinin de müvekkili şirkete ait olduğunu, bu doğrultuda marka üzerindeki gerçek hak sahibinin davalı şirket olduğunu, dava konusu markanın aynı zamanda müvekkili şirketin ticaret unvanının kılavuz ve ana unsuru olarak 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası gereğince hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, ddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı şirketin 2014/56119 sayılı marka başvurusunun ret edilerek idari anlamda kesinleştiği, davalının bu red kararından sonra eldeki davaya konu 2017/74483 sayılı markanın tescil başvurusunda bulunduğu, bu marka ile daha önce itiraz üzerine reddedilen markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak aynı olduğu, davalının davacı markası ile iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer önceki tarihli marka başvurusunun reddedildiğini bilmesine rağmen, emtia değiştirerek aynı işaretli yeni bir marka başvurusunda bulunmasında tescil engelinden kurtulma amacını güttüğü, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasını dolanma amacı taşıdığı, başka bir deyişle davalının 9 uncu sınıfta alamadığı tescil belgesini, 35 inci sınıfta yer alan 9 uncu sınıf emtiaların pazarlanması hizmeti üzerinden alma saikiyle davaya konu marka tescil başvurusunda bulunduğu, ancak bu durumun ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı ve iyi niyetli bir eylem olmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 04.10.2012 tarih, 2010/11013 E., 2012/15132 K. sayılı kararında da; önceki tarihli marka başvurusu reddedildiği halde, aynı işareti daha sonra yeniden tescil ettirmeye çalışan kimsenin iyi niyetli olduğundan söz edilemeyeceğinin belirtildiği, dava konusu marka başvurusu kötüniyetli olarak tescil başvurusuna konu edildiğinden tescili kapsamındaki tüm emtialar bakımından hükümsüz kılınması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 2017/74483 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu hükümsüzlüğü talep edilen marka ile davacı şirketin markası arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasını kapsamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, bu durumda 6769 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, her ne kadar davalı vekili "..." ve "data" ibarelerinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ileri sürmüş ise de, davalı markasında yeterli ayırt edicilik sağlandığından da bahsedilemeyeceği, davalı şirketin gerçek hak sahipliği iddiasını ispatlayamadığı, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasının uygulanma koşullarının da bulunmadığından davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine, ancak davalı şirket daha önce 9, 38 ve 42 nci, sınıflarda reddedilen markası için bu kez 35 inci sınıf hizmetler için yeniden tescil başvurusu yapmış ise de, bunun tek başına kötüniyeti ispatlamayacağı, somut olayın tüm yönleriyle değerlendirilmesi gerektiği, davalı şirketin ticaret unvanında da çekişmeli "..." ibaresinin bulunduğu, davalının ticaret unvanını marka olarak tescil ettirmek istediğinin anlaşıldığı, davalının markasını davacının markası ile iltibas yaratmak, davacıyı zarara uğratmak, davacının markasından haksız yararlanmak veya markanın işlevleri kapsamında kalmayan gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak gibi amaçlar için tescil ettirildiğine ilişkin somut bir delil ileri sürülmediği, öte yandan davaya konu "..." ibaresinin yaratılmış bir marka olmadığı ve dosya kapsamında içerisinde bilişim uzmanı ve elektrik-elektronik mühendisi bilirkişilerin bulunduğu heyet tarafından düzenlenen raporda ayırt edicilikleri düşük, zayıf ibareler oldukları belirtilen "..." ve "data" ibarelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulduğu, 6769 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca somut uyuşmazlık yönünden her ne kadar 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci kapsamında hükümsüzlük koşulları oluşmuş ise de, aynı maddenin dokuzuncu bendine dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğunun kanıtlanamadığı, bu itibarla, dava kısmen kabul edilerek dava konu markanın yalnızca emtia benzerliğinin gerçekleştiği 09 uncu sınıftaki malların satışı hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kötüniyetli tescil ettirildiği gerekçesiyle tümden hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ve 25 inci maddeleri.
3.Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 11.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.