7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2009/8314 E. , 2010/1569 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafça istenilmiş olup, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Dava haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
1.İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davalı tarafın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Davalı tarafın hükmedilen miktara yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup, zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir. İdareler tarafından çıkarılan yönetmelikte yer alan “su ve kanalizasyon tesislerine bilerek veya bilmeyerek çeşitli sebeplerle zarar verenler hakkında Devlet malına karşı suç işleyenlere ilişkin hükümler uygulanmakla beraber, zararın giderilmesi için yapılan harcamalar %50 fazlası ile kendilerinden tahsil edilir” hükmü ancak idare ile aralarında sözleşme ilişkisi bulunan gerçek ya da tüzel kişilerin idarenin tesislerine yönelik eylemleri sebebi ile tazminat hesaplanmasına ilişkindir ve sözleşme ilişkisinin sonucu olarak abone olan kişileri bağlayacağı kuşkusuzdur. Somut olayda zarar kapsamının Borçlar Kanununun 42. maddesi hükmüne ve gerçek zarar ilkesine göre belirlenmesi zorunludur. Gerçek zarar ilkesi zarar görenin malvarlığını haksız fiilin meydana gelmesinden önceki duruma getirmeyi amaçladığından, yönetmelik hükmüne göre yapılacak hesap, anılan ilkeye ve yerleşmiş Yargıtay uygulamasına da aykırı olacağından kabul edilemez.
Somut olaya gelince; mahkemece bilgisine başvurulan uzman bilirkişi raporunda davacı tarafın alacağının sunulan yönetmelik hükmü de dikkate alınarak %50 artırımlı olarak hesaplandığı, mahkemece de verilen bu rapor benimsenerek davanın kabul edildiği anlaşılmaktadır. Gerçek zarar ilkesine aykırı düşen bilirkişi raporuna değer verilerek ve yerleşik Yargıtay uygulaması göz ardı edilerek hüküm verilemez.
O halde dosya yeniden uzman bilirkişiye verilerek bilirkişiden davacı tarafın gerçek zarar miktarının hesaplaması için ek rapor alınmalı, Tarifeler Yönetmeliğinde belirtilen %50 artırılarak tahsile ilişkin hükmün haksız fiilden kaynaklanan hasar tazminatı davalarında uygulanamayacağı hususu bilirkişiye de hatırlatılmalı, dava kapsamında davacı tarafın istemekte haklı olduğu alacak miktarı duraksamasız belirlendikten sonra sonucuna uygun bir hüküm verilmelidir.
Mahkemece yetersiz bilirkişi raporuna değer verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 82,80 TL temyiz harcının istek halinde davalı tarafa iadesine, 23.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.