7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2009/5861 E. , 2010/3546 K.
"İçtihat Metni"Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 1077 ada 3 parsel sayılı 32.581,24 m2, 1077 ada 4 parsel sayılı 10.408,70 m2, 1077 ada 5 parsel sayılı 2.117,86 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına, bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, 1077 ada 10 parsel sayılı 7.969,43 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise bağışa ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı hazine, 1077 ada 10 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak, 1077 ada 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise tapu kaydına dayanarak ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davacı hazinenin davasının reddine, dava konusu 1077 ada 3, 4, 5 ve 10 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı hazinenin tutunduğu 2.1.1964 tarih ve 2 sayılı tapu kaydı ile davalı tarafın tutunduğu 20.10.1950 tarih ve 92 sicilden gelen 15.8.1997 tarih ve 25 sayılı tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen raporlar ve haritalarda, kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde gösterilmediğinden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir. Ayrıca tespit bilirkişilerin keşifte ayrı ayrı dinlenmesi gerekirken usulün 259 maddesi hükmüne aykırı şekilde beyanları ortak alınmıştır. Belirtmelik bilirkişisi, muhtar ve azanın Nüfus Müdürlüğünden onaylı nüfus kayıtları temin edilerek sağlıklı bir şekilde ölü mü sağ mı oldukları denetlenmemiştir. Eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle; belirtmelikte adı geçen belirtmelik bilirkişisi, muhtar ve azanın Nüfus Müdürlüğünden onaylı nüfus kayıt örnekleri getirtilerek sağ mı ölü mü oldukları belirlenmeli, davalı tarafın tutunduğu ve davacı hazinenin taraf olduğu anlaşılan tescil hükmüyle oluşan tapu kaydının dayanağı harita ile davacı hazinenin tutunduğu tapu kaydının varsa haritası Tapu Sicil Müdürlüğünden temin edilmeli, tarafların tutundukları tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve tapu kayıtlarının kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, daha sonra sağ ise belirtmelik bilirkişisi, muhtar ve aza, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada taraf tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, davalı tarafın tutunduğu tescil hükmüyle oluşan tapu kaydının dayanağı harita ile hazine tapusunun dayanağı haritanın ve kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek haritalar çakıştırılarak yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, kuşkusuz kayıtlar haritaya dayanmıyor yada yerine uygulanmıyor ise kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, tapu kayıtlarının iç içe girmesi halinde önceki günlü doğru temele dayanan hukuksal değerini yitirmeyen kayda değer verileceği düşünülmeli, bu yolla dava konusu 1077 ada 3, 4, 5 ve 10 parsel sayılı taşınmazların taraflardan hangisinin tutunduğu tapu kaydının kapsamında kaldığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazların tümü yada bir bölümü dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmazlar yada taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları, sağ ise belirtmelik bilirkişisi, muhtar ve aza ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13, 20, 14 ve 46/1 maddeleri hükümleri eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.