Esas No
E. 2024/1589
Karar No
K. 2025/137
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1589 Esas

KARAR NO: 2025/137

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 24/04/2024

NUMARASI: 2021/55 Esas, 2024/312 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat

KARAR TARİHİ: 30/01/2025

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 15/02/2009 tarihinde 5 yıl süreli LPG Otogaz Bayilik Sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin 15/02/2014 tarihinde sona erdiğini, bu süre sona ermeden davalının sözleşmeyi feshettiğini fesih ihtarnamesi ile bildirildiğini, bayilik sözleşmesi gereğince müvekkilinin mahrum kaldığı karı ödemek durumunda olduğunun ihtar edildiğini, 210.380,89 TL kar mahrumiyetinden şimdilik 10.000 TL si ile 41.802 TL USD ceza-i şart bedelinin şimdilik 30.000 TL sinin fesih tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davalıya ariyet olarak bırakılan ve hali hazırda iade edilmeyen emtiaların rayiç bedelinin tespiti ve müvekkiline iadesi mümkün olmadığından rayic bedelinin tespiti ile şimdilik 5.000,00 nin davalıdan tahsili ile yargılama masrafları ve vekalet ücretininde davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşmeyi haklı olarak fesh etmiş olduğunu, buna ilişkin Kozan ... Noterliğinin 25/10/2011 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya bildirilmiş olduğunu, davacı tarafından müvekkiline çekilen ihtarname ile kar mahrumiyeti alacaklarının ve emtiaların iadesi konusunda müvekkilinden talepte bulunulmuş olduğunu, ceza-i şart ödemesi gerektiği konusunda bir taleplerinin mevcut olmadığını, davacı iddialarının aksine emtiaların teslim alındığına dair 14/11/2011 tarihli tutanağı delil olarak dayanıldığını, müvekkilinin sözleşmede taahhüt ettiği miktar üzerinden davacıdan ürün satın aldığını, müvekkilinin yıl bazında taahhüt etmiş olduğu miktardan fazla ürün satmış olduğundan davacının karının olduğunu savunarak davanın reddi ile yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI: "... Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 80.076,26 TL cezai şart, 13.810,00 TL kar mahrumiyeti, 4.750,00 TL malzeme bedelinin 02/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar vermiştir.

DAİREMİZİN KARARI: Dairemizin 15/01/2021 tarih 2018/1605 Esas, 2021/36 Karar sayılı ilamı ile; ".., Bilirkişi kök raporuna göre; davalı yanca 15.02.2009-15.02.2010 ve 15.02.2010-15.02.2011 döneminde taahhütten fazla satış yapıldığı gibi davacı yanca ihtirazi kayıt konulmadan ticari ilişkinin devam ettiği, 15.02.2011-17.11.2011 döneminde ise 182 ton satış yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı bayi 17.10.2011 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 17.11.2011 tarihinde sona erdiğini açıklamıştır. Bu durumda satış taahhütnamesine göre fesih tarihi itibarı ile 15.02.2011-17.11.2011 dönemi için taahhüdün yerine getirildiği ve fesihten sonraki dönem için satış taahhüdüne aykırılık hükümlerine dayalı talepte bulunamayacağı dikkate alınarak cezai şart talebinin küllen reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir. Kar mahrumiyetine ilişkin istinaf istemine gelince;

Davalı tarafından sözleşmenin süresinden evvel tek taraflı feshinin haksız olmasına göre davacı kural olarak sözleşme gereği kar mahrumiyeti talep edebilecektir. Bu durumda "fesihten sonra ki dönemde kar mahrumiyeti zararı hesaplanmasında, davacının aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul süre belirlenerek" davacının talep edebileceği kar mahrumiyeti hesaplanması gerekir. (Yargıtay 19.HD nin 2016/2825 -9158, 2015/11965-2016/6931 ,2015/11090 esas-2016/1858 sayılı kararları da aynı yöndedir.) Bilirkişi kök raporunda kar mahrumiyetine esas hesaplama yapılırken %1,30 ortalama kar oranı esas alınmışken, davacı vekilinin itiraz dilekçesinde 2010-2011 ve 2012 yılına ilişkin verileri açıklamasına binaen ek raporda %4,42 oranının esas alındığı görülmektedir. Ancak sözleşme 17.11.2011 tarihinde fesh edilmiş olduğundan; sözleşmenin ayakta kaldığı dönemdeki net kar oranı hesaplanarak makul süre olarak tespit edilen süreye tekabül eden kar mahrumiyetinin bu döneme göre belirlenmesi gerekirken fesihten sonraki 2012 verilerinin esas alınması yerinde olmadığı gibi somut kayıtlar ile denetlenmeden davacı vekilinin beyan dilekçesinin esas alınması sureti ile tanzim olunan ek rapora karşı davalı vekilinin itirazları değerlendirilmeksizin karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenle davacı yanın katılma yolu ile istinaf isteminin reddine, davalı vekilinin isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına;-Davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/366 Esas, 2016/570 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,- Yargılamaya devam olunması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine," şeklinde karar vermiştir.

DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "-Davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, -6.365,55 TL kar mahrumiyeti bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -4.750 TL emtia bedelinin 02/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Davacının cezai şart davasının reddine," şeklinde karar vermiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Tonaj taahhüdünden kaynaklanan cezai şart ile sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan cezai şart farklılık taşıdığını, davalının sözleşmeyi erken ve haksız feshettiğinin sabit olduğunu, Sözleşme'nin 39. Maddesi uyarınca tarafımızın tonaj taahhüdünden kaynaklı cezai şart talebinden ve kar mahrumiyetine ilişkin talepten farklı olarak cezai şart talep hakkının saklı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilamı ile ve sayın mahkemenin kurmuş olduğu hüküm ile tonaj taahhüdünden kaynaklanan cezai şarta ilişkin hüküm kurulduğunu, Sözleşmenin feshinden kaynaklanan cezai şart talebinin devam ettiğini, "Bayi'nin gerek bu Sözleşme kapsamında Dağıtıcı'ya karşı üstlenmiş olduğu yükümlülük ve taahhütlerini kısmen veya tamamen ihlal etmesi, (...) durumunda, Bayi işbu Sözleşme'ye ek olarak kaleme alınacak protokol ve sair düzenleyici işlemlerdeki cezai şart tutarlarını Sözleşmenin feshi ile birlikte, Dağıtıcı'nın Bayi'den talep hakkını haiz olduğu tazminat haklarından ayrı ve bağımsız olarak (...) teminatlardan karşılanmasına muvafakat ettiğini kabul, beyan ve taahhüt eder." şeklinde hükmü olduğunu, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları doğrultusunda kar mahrumiyeti ve cezai şart aynı anda talep edilebileceğini, YARGITAY 19. Hukuk Dairesi E: 2007/6745 K:2008/1104 T:12.02.2008 tarihli kararının dikkate alınmasını, mahkemece kar mahrumiyetine yönelik kurulan hüküm yerinde olmadığını, LPG Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 37.maddesine göre; “ Şehir içi veya şehirlerarası trafiğe açık yollarda aynı istikamette iki akaryakıt ve/veya otogaz istasyonu arasındaki mesafe, aynı yönde olmak üzere; şehirlerarası yollarda 10, şehir içi yollarda 1 km’den az olmaz” şeklinde düzenlendiğini, Bu hüküm ile, aynı kilometre sınırları içinde başka bir bayiliğin açılamayacağını, erken fesih sebebiyle bayilik sözleşmesinin sona erme tarihine kadar elde edeceği kardan mahrum kaldığını, aynı bölgede yeni bir bayilik kurulamadığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Esas No: 2012/10691 Karar No : 2013/7215 kararının dikkate alınmasını talep etmiş, Davalının istinaf başvurusundaki iddiaların yerinde olmadığını, davacının kendisine ariyet olarak bırakılmış ekipmanı iade etmekten imtina ettiğini ve mülkiyeti müvekkili şirkete ait ekipmanları yeddinde tutması sebepsiz zenginleşmesine neden olduğunu, Kar mahrumiyetine yapılan itirazlara ilişkin bir gerekçe gösterilmediğini belirterek davalının istinaf isteminin reddini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf isteminde özetle;

İlk derece mahkemesi tarafından hesaplanan kar mahrumiyeti hesabı yerinde olmadığını, kar mahrumiyeti alacağı doğmadığını,

İlk derece mahkemesince istinaf kararında ariyet yönünden yapılan istinaf talebi ilgili bir karar verilmemişken ilk derece mahkemesince istinaf tarafından kaldırma kararı olmadığı gerekçesiyle malzeme bedeli ödenmesine karar verilmesi yerinde olmadığını, davacının malzeme bedel alacağı bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE Dava, bayilik sözleşmesinin süreden önce feshi nedeni ile kar mahrumiyeti, cezai şart ve emtia bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi,

HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davalı vekili karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş ise de; davanın kabul edilen kısmı 6.365,55 TL kar mahrumiyeti ve 4.750 TLemtia bedeli ki toplam; 11.115,55TL'dir.

HMK 341/4 maddesine göre; "Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda kararda asıl talebin kabul edilmeyen bölümü üçbin Türk Lİrasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz". Karar tarihi olan 24/04/2024 itibarı ile ise 3000TL'lik kesinlik sınırı 28.250,00TL'ye yükseltilmiştir. Bu durumda davanın kabul edilen miktarı yönünden karar davalı yönünden kesin nitelikte olmakla davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 341, 346 ve 352/1-b maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin istinaf istemine gelince; Dairemizin kaldırma kararında gerekçeleri açıklanarak iş bu uyuşmazlık yönünden davacının cezai şart isteminin reddine, kar mahrumiyeti isteminin ise "davacının aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul süreye" göre hesaplanması gereğine değinildiği, bu durumda davacı vekilinin kar mahrumiyetinin sözleşmenin bakiye süresine göre hesaplanması gerektiğine ilişkin istinaf isteminin kabul edilemeyeceği, mahkemece alınan son bilirkişi heyeti raporuna göre; kar mahrumiyeti yönünden istemin kısmen kabulüne, cezai şart isteminin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin esastan, davalı vekilinin istinaf isteminin ise usulden reddine dair karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, -Davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 341, 346 ve 352/1-b maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, -Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.30/01/2025

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.