11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2022/986 E. , 2023/4006 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı (temlik alan) vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı (temlik alan) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından dava dışı ...'e genel kredi sözleşmesi doğrultusunda kredi kullandırıldığını, sözleşmeyi davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, ancak borcun ödenmemesi nedeniyle asıl borçlu ve müteselsil kefile ihtarname gönderildiğini, borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini, davalının itirazının yerinde olmadığını, genel kredi sözleşmesinde davalının kefalet limitinin 76.000,00 TL olduğunu, icra takibinde sehven davalının kefalet limitinin göz önünde bulundurulmadığını, davalının kendi kefaleti ve temerrüdünün sonucu olarak toplam 89.423,86 TL borçtan sorumlu olduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin oğlu ... ile davacı banka arasında 21.08.2013 tarihinde genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye davalının 76.000,00 TL tutarında müteselsil kefil olduğunu, kredinin araç alımı için kullanılmış olduğunu, söz konusu araç 05.08.2014 tarihinde satılarak aynı gün kredi borcunun kapatıldığını, erken kapatma nedeniyle davalının müteselsil kefilliğinin de sona erdiğini, davacı ile dava dışı ... ile 18.04.2014 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının bu sözleşmede kefaletinin bulunmadığını, davalının bu sözleşmeye kefaleti bulunuyormuş gibi hakkında haksız olarak takip başlatıldığını savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 76.000,00 TL tutarındaki 21.08.2013 tarihli sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, 18.04.2014 tarihli 500.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesinde davalının kefaletinin bulunmadığı, 21.08.2013 tarihli sözleşme kapsamında kullandırılan kredinin 05.08.2014 tarihinde kapatıldığı ve davalının kefilliğinin sona erdiği, 18.04.2014 tarihinde 500.000,00 TL tutarında yeni bir genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı kefilin bu sözleşmede ve business card sözleşmesinde kefaleti olmadığı, davacı banka tarafından ...'e açılan taşıt kredisi, borçlu cari hesap kredisi ve business kredi kartı ile çek taahhütnamesine dayalı asıl borçluya sonradan kullandırılan krediler üzerinden alacak talebinde bulunulduğundan, 18.04.2014 tarihli 500.000,00 TL'lik yeni genel kredi sözleşmesinde imzası olmayan davalı kefilin sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı (temlik alan) vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı (temlik alan) vekili istinaf dilekçesinde özetle; temlik eden banka ile dava dışı ... arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, aksi sözleşmede açıkça kararlaştırılmadıkça kefaletin sözleşme tarihinden sonraki borçları kapsadığını, davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı sözleşmenin, davaya konu diğer kredi sözleşmelerine dayanak sözleşme olduğunu, davalının kefaletinin bu sözleşmeler yönünden de devam ettiğini, temlik eden banka tarafından dava dışı şirkete kullandırılan tüm kredilerin, davalı tarafın kefil sıfatıyla imzaladığı kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığını, sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalayan kefilin, sözleşmede belirttiği tutarda sorumlu olduğunu, bu sorumluluğun borçlu ile banka arasında imzalanan kredi sözleşmesi ile sınırlı kalmayıp, borçlu tarafından yapılacak diğer kredi ve bankacılık işlemlerinde de aynı tutarla sınırlı kalmak üzere sorumluluğunun bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının kefalet imzasının bulunduğu kredi sözleşmesi mevcut ve aynı sözleşmeye dayalı olarak davalı kefilin sorumluluğu devam ederken, davacı bankanın yeni kredi sözleşmesi düzenlemesi nedeniyle, iradesinin önceki sözleşmenin devamı değil, yeni sözleşme yapmak olarak yorumlanması gerektiği, dolayısıyla davalının imzasının bulunmadığı yeni sözleşmenin önceki sözleşmenin devamı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, nitekim takip konusu tüm borçların doğumu, davalının imzası bulunmayan ikinci sözleşme sonrasına isabet ettiği, bu nedenle davalının, kefalet imzasının bulunmadığı sonraki sözleşmeden kaynaklanan dava konusu borçtan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davacı (temlik alan) vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı (temlik alan) vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı (temlik alan) vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmesine kefaletten kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi
3.Değerlendirme
Dava, genel kredi sözleşmesine kefaletten kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. İcra takibinde dayanılan ihtarname içeriğinde "taşıt kredisi", "borçlu cari kredi", "business kartı", "diğer/ticari kredi", "esnek ticari hesap" kalemlerinden kaynaklanan borç talep edilmiştir. Dava dilekçesinde alacak miktarı kefalet limitiyle sınırlandırılarak davalının kendi kefaleti ve temerrüdünün sonucu olarak toplam 89.423,86 TL borçtan sorumlu olduğu ileri sürülerek itirazın iptali davası açılmıştır. Ancak dava dilekçesinde ihtarname içeriğinde belirtilen sözleşme ve alacak kalemleri içeriğinde ayrım yapılmamış, borcun tamamı kefalet limiti kapsamında davalıdan talep edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince alınan ek raporda davacının kefaleti bulunduğu 21.08.2013 tarihli kredi sözleşmesinin 05.08.2014 tarihinde borcunun kapatılarak sona erdirildiği, davalının kefaleti olmadığı, iki kredi kaleminin 18.04.2014 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığını belirtilerek inceleme yapılmıştır. Kural olarak süresiz olarak düzenlenen genel kredi sözleşmeleri uyarınca kullandırılan kredilere ilişkin borcun bir noktada sıfır olması sözleşmenin taraflarının sorumluluklarını sona erdirmez. Aynı sözleşmeye dayanılarak tekrar kredi kullandırılması mümkündür.
Davalı takip konusu alacağın 18.04.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklandığını, bu sözleşmede kefaletinin olmadığını savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporları denetime açık ve yeterli değildir. Mahkemece yeni bir bilirkişiden banka kayıtları üzerinde de inceleme yetkisi verilerek takip konusu kredi alacağının hangi sözleşme kapsamında kullandırıldığı açıkça tespit ettirilip şayet davalının imzası bulunmayan sözleşme kapsamında kullandırıldığı tespit edilirse davalının sorumlu olmayacağı dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.