T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin ... sayısı ile gerçekleştirdiği başvuruya davalı tarafın itirazları sonucunda müvekkili başvurusunun reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, taraf markalarının benzer olmadıklarını, markaların yazım biçimleri, harf karakterleri, logoları ve renklerinin birbirinden farklı olduklarını, tarafların faaliyet gösterdikleri sektörlerin de farklı olduğunu, müvekkilinin kitap evi olduğunu, itiraz sahibinin ... sektöründe faaliyet gösterdiğini, tüketicilerin farklı alanlarda faaliyet gösteren bu markaları karıştırmayacaklarını, itiraz sahibi firmanın 35. Sınıfta tüm malların satışını dahil ettiğini, ancak davalının bu ürünlerin satışının tamamını yaptığı yorumunun yapılamayacağını, itiraz metninde bu ürünlerin satışının yaptığına dair ne bir mağaza tabelası ne de bir web sayfası bulunduğunu, 8 yıldır tescilli olan bu markanın, listemizdeki ürünlerin satış hizmetlerini kapsayacak faaliyetini belgelemesi ve kullanımını ispat etmesi gerektiğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali olmadığını, "... ..." markası ile veya ... satış mağazası ile alışveriş için girdiği ve tabelasında "..." yazan bir kitabevini karıştırabilir iddiası, ortalama tüketicinin ayırt edebilme kapasitesine haksızlık etmek olacağını, okuyucu kelimesinin kimsenin tekeline bırakılabilir bir kelime olamayacağını, ayrıca davalı markasındaki ... kelimesinin de yok sayılamayacağını, davalı markasının tanınmış da olmadığını iddia ederek ... karar numaralı ... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; müvekkilinin Türkiye çapında 250'den fazla şubesi bulunan bir firma olduğunu, markalar arasında yüksek düzeyde benzerlik bulunduğunu, dava konusu markanın, müvekkili ile aynı emtialarda müvekkili markasına benzer olduğunu, taraf markalarının kapsamlarının da aynı olduğunu, müvekkili markasında “...” kelimesinin küçük yazıldığını, müvekkili markasının asli unsuru ve ayırt edicilik katacak olan tek ibaresinin "..." olduğunu, müvekkili markasının davacı iddialarının aksine aralıksız bir şekilde kullanıldığını, taraf markalarının görsel, anlamsal, işitsel olarak birebir aynı izlenimi yaratmakta olup orta düzey tüketicide markaların birbirleriyle aynı olduğu düşüncesini oluşturması kuvvetle muhtemel olacağını, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ...’nun 30/05/2023 tarih ve ... sayılı ... kararının iptali ve dava konusu "..." ibareli marka başvurusunun tescil işlemlerinin tamamlanmasına karar verilmesi talebine ilişkin olduğu toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin 35. Sınıf hizmetlerde tescili amacıyla 29.04.2021 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 12.11.2021 tarih ve 384 sayılı .... ’nde yayımlanmasına karar verildiği, söz konusu karara karşı davalı tarafça ... sayılı markaya dayalı olarak itirazda bulunulduğu, davacı yanın bu itirazlara karşı işlem dosyasında SMK m. 19/2 uyarınca kullanmama def’ine dayanmadığı, itirazları inceleyen ...’nın 11.01.2023 tarihli kararı ile davalı taraf itirazlarının kabulüne karar verildiği, anılan karara karşı davacı başvuru sahibi tarafından itiraz edildiği ve ... tarafından verilen kararın kaldırılması talebinde bulunulduğu, davacı itirazlarını inceleyen...’nun 30.05.2023 tarih ve ... sayılı kararıyla; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ... sayılı "... ..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile ... sayılı "... ..." ibareli marka arasında, görsel ve işitsel yönden belli düzeyde benzerlik bulunduğu görüşüne varılmıştır. Bunun yanısıra, başvuru ile ... sayılı "... ..." ibareli markanın eşya listesi kapsamında, aynı/aynı tür hizmetlerin yer aldığı belirlenmiştir. Markaların benzerliği ve hizmetlerin aynı/aynı tür olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, işbu başvuru ile ... sayılı "... ..." ibareli marka arasında, 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği kanaatine varıldığından, ... verilen karar yerinde görülmüş ve işbu itirazın reddi gerekmiştir.” şeklindeki gerekçeler ile davacı itirazlarının ve dava konusu başvurunun nihai olarak reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -Başvuru konusu marka kapsamında reddine karar verilen 35. Sınıf hizmetlerin tamamının davalı tarafa ait ret gerekçesi marka kapsamında da birebir yer aldığı, -Taraf markaları arasında, ilgili tüketiciyi, işaretlerin iktisadi kaynağında yanılgıya düşürebilecek veyahut iktisadi kaynakları itibariyle benzerlik kurmalarına yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin bulunduğu, -Nihai anlamda ... kararı ile aynı sonuca varıldığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Yayıncı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
Davalılardan "... ...” markası için yapılan araştırmalarda sayfalarda görüldüğü gibi yeterli bir bilgi edinmek mümkün görünmediği, davacının “...” markası için yapılan araştırmada, .... sitesi hakkında verilen bilgi: “.... satış kanalı; .... kimliği çerçevesinde kurulan ve diğer seçkin yayınevlerinin kitaplarını sunan bir teşebbüstür.” ... sayfasındaki bilgide de, “E- ticaret Sitesi olduğu, ... sayfasında, “ ...” bilgisi bulunduğu, bu sayfalardaki bilgilerden hareketle davacının “...” markası üzerinden davacının yayınlarının tanıtım ve satışı dışında daha geniş ve farklı ticari ürünlerin ve hizmetlerin tanıtım, pazarlama/satışını yapabilmesinin önü açık göründüğü, bu yollarla başvuru konusu marka kapsamında 35.sınıf hizmetler için önemli ölçüde yerine getirmede bir engelin de bulunmadığı, bu durum için, dosya içindeki 25.07.2023 tarihli avalı kurum savunmasındaki aşağıdaki bölüm dikkate alınırsa, “Her ne kadar davacı vekilince başvuru konusu marka ile ret gerekçesi markanın farklı sektörlerde kullanıldığı öne sürülmüşse de müvekkil Kurumun SMK'nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma ihtimaline ilişkin yaptığı değerlendirmenin mal ve hizmet sınıfları üzerinden yapıldığı, tarafların zaman içinde değişebilecek ticari faaliyette bulundukları fiili iştigal alanlarının bu değerlendirmeye esas alınamayacağı hususu da izahtan varestedir. Nitekim .... de bu hususla ilgili olarak "Davacının, tarafların tamamen farklı sektörlerde faaliyet gösterdiklerini ileri sürerek yaptığı itiraz da konuyla bağlantısızdır. Malların ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken, ilgili markalar kapsamında fiilen piyasaya sürülen (pazarlanan) malların ve hizmetlerin değil, markalar kapsamında korunan malların ve hizmetlerin değerlendirmeye alınması esastır." değerlendirilmesine iştirak ettiğini, neticeten, bilirkişi, .... Vekili ...’in 16.04.2024 tarihli bilirkişi raporundaki değerlendirmelerine ve sonucuna katıldığını belirtmekle birlikte, Yukarıdaki araştırma, inceleme ve değerlendirmeler sonucu ile Davalı kurum savunmasındaki alıntı yapılan bölümün değerlendirme ve hükümlerine de katıldığını, diğer bilirkişi ile birlikte ... kararı ile aynı sonuca ulaşıldığı, takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı Markası Davalı Markası ... ... ...+... (35. sınıf) (35. sınıf) Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; başvuru konusu marka kapsamında reddine karar verilen 35. Sınıf hizmetlerin tamamının davalı tarafa ait ret gerekçesi marka kapsamında da birebir yer aldığı görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davacının markasının incelenmesinde; dava konusu markanın ''...'' esas unsurlu bir marka olduğu, markanın lacivert renkte yazılış “...” kelimesi ve kelimedeki “k” harfinin lacivert bir dörtgen içerisinde beyaz renkteki yazımından oluştuğu, “...” kelimesinin, “okumak” fiilinden türetilmiş “okuyucu” kelimesinin birinci çoğul kişi çekimlenmiş hali olduğu, bu haliyle Türkçe, somut anlamlı ve uyuşmazlık konusu 35. Sınıf hizmetler yönünden doğrudan herhangi bir kavramsal ilişki içerisinde olmayan ayırt edici bir sözcük olduğu anlaşılmaktadır.
Davalının markasının incelenmesinde; ret gerekçesi markanın ''....' şeklinde üst kısmında su damlası/yaprak figürünü anımsatır kırmızı renkte bir logo ile bu logonun hemen altında markanın hakim unsuru konumundaki “...” kelimesine ve en alt kısımda ise bütünsel algıda tamamen ikincil planda kalır nitelikte, genel bir sektör adı olarak kullanılan “...” sözcüğüne yer verildiği, “...” kelimesi de aynı dava konusu markada olduğu gibi “okuyucu” sözcüğünden türetilmiş ve “-lar” çoğul eki ile çekimlenmiş hali olduğu anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. ...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; markalarda kullanılan renk ve ... unsurları itibariyle doğrudan bir benzerlik taşımadığı, her iki markanın da hakim sözcük unsurları olan “...” ve “...” kelimeleri, harf dizilimsel olarak 10 harften oluşan ve ilk 7 harfleri birebir aynı dizilime haiz olacak şekilde “okuyucu” kelimesini oluşturan sözcükler olduğu, bu halde markaların esas sözcük unsurlarının görsel anlamda yarattıkları algı şüphesiz benzer olduğu gibi yine işitsel olarak da markaların “okuyucu” sesini ortak olarak taşıdıkları, yalnızca bitiş seslerinin farklılaştığı ancak bu farkın işaretlerin bütünsel algısını değiştirecek nitelikte olmadığı, başvuru ile ... sayılı "... ..." ibareli marka arasında, görsel ve işitsel yönden belli düzeyde benzerlik bulunduğu, başvuru ile ... sayılı "... ..." ibareli markanın eşya listesi kapsamında, aynı/aynı tür hizmetlerin yer aldığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "...'' markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, markaların benzerliği ve hizmetlerin aynı/aynı tür olması hususları birlikte değerlendirildiğinde başvuru ile ... sayılı "... ..." ibareli marka arasında, 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimali bulunduğu dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4.Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/05/2024 Katip ... Hakim ...
(e-imzalıdır)