7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2023/14989 E. , 2024/10353 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sarız Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2016 tarihli ve 2015/97 Esas, 2016/13 Karar sayılı kararı kapsamında sanık ... hakkında verilen beraat kararının temyiz incelemesine konu edilmediği, Dairemizin 25.10.2022 tarihli ve 2021/13632 Esas, 2022/14721 Karar sayılı bozma ilâmında ise sadece hakkındaki mahkûmiyet kararı temyiz incelemesine konu edilen sanık ... hakkındaki kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla, anılan bozma kararı sonrasında ... hakkında 30.03.2023 tarihinde kurulan hükmün hukukî değerden yoksun olduğu anlaşılmıştır.
Sanık ... hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7 günlük temyiz süresinin 15 gün olarak gösterilmesi ve sürenin tebliğden itibaren başlayacağının belirtilmesi suretiyle sanık müdafi yanıltığından temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ... müdafiin temyiz sebepleri; delillerin yüzeysel incelendiğine, suç tipine göre geniş bir yorum yapıldığına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 37. maddesi anlamında sanığın bir iştirakinin bulunmadığına, sanığın yalnızca kendisine verilen emir ve talimatı yerine getirdiğine, sanık tarafından Kanunda yazılan herhangi bir seçimlik hareketin gerçekleştirilmediğine, sanık tarafından kolluğa verilen beyanların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 148. maddesine aykırı olacak şekilde hükme esas alındığına, bu ifadenin Jandarma tarafından baskı ile alınan bir ifade olduğuna, bu ifadenin savcılık ya da Mahkeme huzurunda doğrulanmadığına, tanık beyanlarının duyuma dayalı olduğu ve hükme esas alınamayacağına, bozma sonrasında dinlenen tanık Ü.A.'nın beyanları ile sanık savunmalarının birbirini doğruladığına, Mahkeme kararının hukuka aykırılık teşkil ettiğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, sanık tarafından suçun işlenmediği sabit olduğundan kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
II. GEREKÇE
07.06.2015 tarihinde yapılan 25. Dönem Milletvekili Genel Seçimi sırasında, seçim sandıklarını ziyaret ve kontrol etmekte olan heyetin aynı gün İncemağara İlköğretim Okulunda bulunan 1025 numaralı sandığa gittikleri, burada ise hasta ve yatalak bir seçmene evinde oy kullandırıldığını tespit ettikleri, buna dair tutanak tuttukları, anılan tutanak ve sanık beyanları uyarınca, sanıkların görevlerinin gereklerine aykırı hareket ederek usulüne aykırı şekilde ve hileli hareketlerle sandığa oy atmak suretiyle üzerilerine atılı suçu işledikleri iddiası uyarınca başlatılan soruşturma sonucunda, sanık hakkında 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un (298 sayılı Kanun) 164/1-2. maddesi ve 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık ... bozma öncesindeki savunmalarında, seçimde memur üye olarak görev yaptığını, yatalak bir hastanın sandık başına gelemeyeceği belirtilip, evine gidip oy kullandırılmasının istendiğini, sandık kurulu üyelerinden de herhangi bir itiraz çıkmayınca sandık başkanı ...'ın, kendisine hastanın evine giderek oy kullandırmasını istediğini, hastanın evine gittiğinde gelemeyeceği beyan edilen kişinin belden aşağısının felçli olduğunu gördüğünü, kendisine mühür vererek odadan çıktığını, kendisinin mührü basıp basmadığını görmediğini, çelişki sebebi ile sorulduğunda ise Jandarma huzurunda da aynı ifadeyi verdiğini ancak neden o ifadesinin hasta şahsın torunu tarafından yanında dedesinin dediği partiye oy kullandı şeklinde yazıldığını bilmediğini, Mahkeme huzurundaki ifadesinin doğru olduğunu beyan etmiş, bozma sonrasındaki savunmalarında ise evde oy kullandırmak üzere görevlendirildiğini, eve giderek oy kullandırdığını, şahsın oyu kendisinin kullandığını, başkasının yardım etmediğini, çelişki üzerine sorulduğunda ise ilk ifadeyi kabul etmediğini, yanlış yazılmış olabileceğini, Mahkemedeki ifadesinin doğru olduğunu beyan etmiştir.
Sanık ... aşamalarda alınan savunmalarında, sandık başkanı olarak görev yaptığını, yatalak bir hasta olduğu, sandık başına gelip oy kullanamayacağı, evine gidip oy kullandıralım diye birinin söylediğini, söyleyenin kim olduğunu hatırlamadığını, bir itiraz olmayınca talebi kabul ettiğini, sanık ...'i görevlendirdiğini, hasta insan adına başkasının oy kullandığı yönünde bilgisi olmadığını, yaptığı eylemin suç olduğunu bilmediğini, suç işleme kastı ile hareket etmediğini beyan etmiştir.
Mahkemece beyanı tespit edilen tanıklar ... ve ..., sandıkları gezdikleri esnada, sandık kurulu tarafından evde oy kullandırıldığı yönünde şikâyet ve serzenişlerin olduğunu, bunun üzerine tutanak tutulduğunu beyan etmişler, tanık ... beyanlarında, olay tarihinde dedesi ...'ın felçi olduğu için sanık ... ile birlikte eve gittiklerini, dedesine mühür ve oy pusulasını vererek odadan çıktıklarını, dedesi tarafından oy kullanıldıktan sonra kendilerine seslendiğini ve kapalı zarfı kendilerine teslim ettiğini, oy kullanmayanlara ceza verileceği için dedesinin evde oy kullanmasını kendisinin talep ettiğini, sandık başkanı tarafından da sanık ...'in eve gönderildiğini, sanık ...'in kolluk beyanı okunup sorulduğunda ise, zarfı verdikten sonra dedesinin X partiye oy kullanacağını söylediğini, oy pusulasını teslim edip dışarı çıktıklarını, daha sonra içeri girerek kendisinden zarfı aldıklarını beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın eylemine uyduğu kabul edilerek hakkında mahkûmiyet kararı verilen 298 sayılı Kanunun ''Oy Verme Sonucuna Tesir Edecek Haller:'' başlıklı 164. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının;
1.Her kim, sandık başında seçmenlerin imzalarını koydukları sandık seçmen listesine gelmeyenler adına sahte imza atmak, mühür koymak veya parmak basmak gibi hileli bir hareket ile sandığa oy atar veya attırır ise üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.
2.Bu fiil sandık başkan ve üyeleri ile resmî memurlar tarafından işlendiği takdirde, yukarıdaki fıkrada yazılı cezaya yarısı eklenerek hükmolunur.(...)'' hükümlerini amir olduğu, anılan maddede yer alan suçların oluşabilmesi için, seçmen listesinde yazılı olup da oy vermeye gelmeyen kişiler adına sahte imza atmak, mühür koymak ya da parmak basmak şeklindeki seçimlik hareketlerden birinin yapılması suretiyle sandığa oy atmak ya da attırma eyleminde bulunulması gerektiği, salt sandık seçmen listesinde kayıtlı olan seçmene oy verme yeri dışında oy kullandırmanın ise 298 sayılı Kanun'un 138/1. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesindeki suçu oluşturabileceği, somut olayda görevinin gereklerine aykırı hareket ettiği anlaşılan sanığın eylemi sonucunda kişilerin mağduriyeti, kamunun zararı ya da kişilere haksız bir menfaat sağlanmasından da bahsedilemeyeceğinden dolayı görevi kötüye kullanma suçunun objektif cezalandırma şartlarının da gerçekleşmemiş olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeyerek mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ... müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 26.11.2024 tarihinde karar verildi.