4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Yayımlama Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...A.Ş. tarafından 07.12.2023 tarihinde T.Ticaret Sicil Gazetesi'nin ... sayı 1540 sayfasında ... ilan sıra numarası ile yayımlanan ve hukuka aykırı ilan ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.198 hükmü kapsamında 'Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan tanımlamaya uygun olarak Şirketler Topluluğu Üyesi olan ... Ticaret Siciline ... sicil numarası ile kayıtlı ... Şirketi unvanlı şirketin ortaklık yapısında 15 Mayıs 2021 tarihinde meydana gelen değişiklik sonrası ...'in şirketteki sermaye payı %30 iken %76 olduğunu, yine diğer ortaklardan...'in sermaye payı %27.5 iken %6'ya düştüğünü, ...'in ise şirketlerindeki sermaye payı ise %27.5 iken %6'ya düştüğünü, bahsi geçen hususların Türk Ticaret Kanunu Madde l98'e göre tescil ve ilan edilmesini bilgilerinize sunarız.'' şeklinde ilan verildiğini ancak ... A.Ş.’nin 26.03.2021 tarihinde değişikliğe uğrayan esas sözleşmesinin nama yazılı payların devrine ilişkin 16. maddesinin (d) fıkrası; "Şirketin ortaklarının aynı aile mensubu olması, şirkette yabancılaşmayı önleme, şirketin işletme konusu ve ekonomik bağımsızlığı ile şirket ortaklarının çevresinin bileşimi ve şirket ortak yapısının bozulmasının önlenmesi gayesi ile nama yazılı pay senetlerinin devri sınırlandırılmıştır. İfade edilen hususları bozucu her türlü neden, olasılık ve tereddüt önemli neden olarak kabul edilir. Vaki bir devrin şirket yönünden geçerli olabilmesi için Genel Kurul'un her devir işlemi için ayrı ayrı olmak kaydı ile sermayeyi temsil eden payların yüzde yetmiş beşinin olumlu oyu ile Yönetim Kurulu'na bu yönde yetki vermiş olması ve Yönetim Kurulunun da üç kişi ile toplanarak oybirliği ile bu yönde karar almasını takiben devrin pay defterine işlenmesi ile mümkündür. Şirketin devre konu payları Türk Ticaret Kanunu'nun 493. maddesinin 1. fıkrası gereğince kendi veya pay sahipleri ya da üçüncü kişiler adına almayı önererek onay istemini ret hakkı saklıdır." şeklinde olduğunu, ... A.Ş.’nde 26 Mart 2021 tarihinden sonra gerçekleşen bir pay devrinin geçerli olabilmesi için Genel Kurul'un her devir işlemi için ayrı ayrı olmak kaydı ile sermayeyi temsil eden payların yüzde yetmiş beşinin olumlu oyu ile Yönetim Kurulu'na bu yönde yetki vermiş olması, Yönetim Kurulu’nun da üç kişi ile toplanarak oybirliği ile bu yönde karar almasını takiben devrin pay defterine işlenmesi şartlarının tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından böyle bir devrin gerçekleşmediğini, hatta müvekkilinin davalıya gönderdiği ... tarih ve ... sayı ile onaylı ihtarnamesi ile paylarını devretmediğini, pay defterindeki kaydın gerçeği yansıtmadığını bildirmiş ancak buna rağmen sicil müdürlüğünce pay defterindeki kayda bakılarak TTK md. 198’e dayalı tescil işlemi gerçekleştirildiğini, bu suretle kamuya yanlış bilgi verildiğini, müvekkili tarafından,...
56.Noterliğinin ... tarih ve ... sayı ile onaylı ihtarnamesi ile esasen paylarını devretmediği yönünde davalıya müracaat edildiğini, başvuruya davalı yanca verilmiş olan cevapta başvurunun ilgili şirket dosyasına kaydedildiği şeklinde cevap verildiğini ancak davalının tescil ve ilana tabi olmayan ve en önemlisi hukuki geçerliği olmayan bir anonim şirket pay devrini, müvekkilinin açık uyarısına rağmen şirketin talebi üzerine 07.12.2023 tarihinde tescil ve ilan etmek suretiyle kanunen kendisine getirilen inceleme yükümlülüğünü iki yönlü olarak açıkça ihlal ettiğini, ... A.Ş. tarafından TTK m. 198 hükmüne istinaden Ticaret Siciline yapılan beyan ile şirketteki pay sahipliği oranları T.Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiş ise de söz konusu bildirimin hukuki bir dayanağı bulunmadığını, ... A.Ş.’de %76 paya sahip olduğunu iddia eden Nurcan Yurtbilir TTK m. 198 kapsamında bildirim yükümlülüğü bulunan bir teşebbüs olmadığı gibi bir ticaret şirketi de olmadığını, payları devraldığını iddia eden Nurcan Yurtbilir iktisadi faaliyeti olan bir gerçek kişi olmadığından kendisinin pay oranındaki değişikliğin TTK m. 198 hükmüne istinaden tescil ve ilanı da mümkün olmadığını, bu kapsamda taraflarınca davalı tarafa ...
18.Noterliğinin ... yevmiye ve ... tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini ve ayrıca 21.05.2024 tarihinde sicil müdürlüğüne ek beyan ve uzman görüşü sunulduğunu, davalı yanca işbu talepler reddedildiğini, açıklanan nedenlerle davalı tarafından gerçekleştirilen 07.12.2023 tarihli kaydın terkinine, müvekkilinin manevi zararının tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada müvekkili müdürlükçe verilmiş bir red kararı bulunmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 maddesi gereğince 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 34 göre, hmk m. 115/2 gereğince davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taleple ile ilgili olarak müvekkili müdürlükçe verilmiş bir red kararı bulunmadığından huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan müvekkilu bakımından reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili müdürlüğe husumet teveccüh etmediğini, davacı tarafın ilgili sıfatını haiz olmadığından, huzurdaki davada aktif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili müdürlüğün pasif husumet ehliyeti de bulunmamaktadır. huzurdaki davada, davacı tarafın hukuki yararı da bulunmamaktadır. dava konusu tescil işleminin gerçekleştirilmesi için mevzuatta sadece "ilgili şirket tarafından bir bildirimde bulunulmasının yeterli olduğu" düzenlenmiş ve başkaca bir belgenin ibraz edilmesi gerekliliği söz konusu değil iken, müvekkili müdürlükçe pay defterinin noter onaylı suretinin ibrazı sağlanmış ve hukuka ve mevzuata uygun olarak tescil işlemi gerçekleştirildiğini, müvekkili müdürlüğe husumet teveccüh etmediğini, davacı tarafın ilgili sıfatını haiz olmadığından huzurdaki davada aktif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili müdürlüğün pasif husumet ehliyetinin de bulunmadığını, huzurdaki davada davacı tarafın hukuki yararının da bulunmadığını, dava konusu tescil işleminin gerçekleştirilmesi için mevzuatta sadece "ilgili şirket tarafından bir bildirimde bulunulmasının yeterli olduğu" düzenlendiğini ve başkaca bir belgenin ibraz edilmesi gerekliliği söz konusu olmadığını, müvekkili müdürlükçe pay defterinin noter onaylı suretinin ibrazı sağlandığını ve hukuka ve mevzuata uygun olarak tescil işlemi gerçekleştirildiğini, açıklanan nedenlerle davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER; Sicil kayıtları, taraflarca sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE
Dava, manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosya, manevi tazminat talebi yönünden mahkememiz 2024/343 Esas sayılı davadan tefriki ile mahkememiz yukarıdaki esasına kaydedilmiştir.
Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar,
TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilen davalardır. Buna göre, her iki tarafın da "ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davaları, ticari dava sayılmıştır. Mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır.
TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
Ticaret ve Sanayi Odaları tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır (5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 4.maddesi). Anayasamızın 135. Maddesinde “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları” düzenlenmiştir. Madde 135- Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunla gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir. Ülkemizde değişik meslek kollarında faaliyet gösteren çok sayıda kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu bulunmaktadır. Bunlardan bazıları ; Ziraat odası, esnaf ve sanatkarlar odası, ticaret odası, sanayi odası, ticaret ve sanayi odası, deniz ticaret odası, ticaret borsası, tabipler odası, eczacılar odası, diş hekimleri odası, veterinerler odası, mimarlar odası, değişik dallardaki mühendislerin odaları, noterler odası, muhasebeci-muhasebeci mali müşavirler odası, yeminli mali müşavirler odası, barolar ve bunların üst kuruluşu olan birlikler ile esnaf ve sanatkarların üst kuruluşu olan birlikler, federasyonlar ve Konfederasyon’dur. (İstanbul BAM 3. HD ... E, ... K, )
Davacı TTK md. 16/2 uyarınca tacir olmayıp, dava 6102 sayılı kanunun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari davalardan ve aynı kanunun 5. maddesinde belirtilen nisbi ticari davalardan da değildir. Bu nedenle ticari dava mahiyetinde olmayan iş bu davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan mahkememizin görevsizliğine ve davanın usulden reddine hükmedilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Yukarıda açıklandığı üzere ;
1.) Davanın, Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle 6100 sayılı HMK md. 114/1-c, 115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,
2.) Kararın kesinleşmesinden itibaren ya da kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflarca müracaat edildiğinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3.) İki haftalık müracaat süresi içerisinde taraflarca başvuruda bulunulmadığı takdirde HMK md. 20 uyarınca dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4.) HMK md. 331/2 uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede hüküm altına alınmasına ancak Mahkememiz görevsizlik kararı sonrasında görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmemesi ve bu durum belirtilerek Mahkememizden talepte bulunulması durumunda harç ve yargılama giderleri konusunda Mahkememizce karar verilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinden verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/12/2024 Başkan ... (e-imza) Üye ... (e-imza) Üye ... (e-imza) Katip ... (e-imza)