Esas No
E. 2024/15071
Karar No
K. 2024/13297
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2024/15071 E.  ,  2024/13297 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/368 E., 2024/874 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay İş Mahkemesi

SAYISI: 2019/886 E., 2021/832 K.

Taraflar arasındaki (1) gün süre ile sigortalılığının ve sigorta başlangıcının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 01.04.1993 tarihinde T.C. Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsünde sayım memuru olarak bir müddet çalıştığını ancak bu çalışmasının sigorta kurumuna bildirilmediğini ve bu durumun kendisini mağdur ettiğini iddia etmiş, müvekkili davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.04.1993 tarihi olduğunun ve bu tarihte bir gün süreyle sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, davacıya ait şahsi dosyanın incelenmesinde, 1993 yılında bordroda ismine rastlanılmadığını, bu nedenle talebinin yasal olarak mümkün olmadığını, Kurum kayıtlarının aksi ispatlanıncaya kadar geçerli olduğunu savunmuş, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…Her ne kadar dosyada davacıya ait 01.04.1993 tarihli işe giriş bildirgesi mevcut ise de dönem bordrolarında isminin yer almadığı, dava konusu sigortalılık tespiti bakımından işin yapıldığı iş yerinin Kamu Kurumu olduğu ve davacının kamu kurumu bünyesinde ücretsiz çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kamu kuruluşundaki çalışmaların resmî kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıl olduğuna göre tanık sözlerine dayalı olarak çalışmanın kanıtlanabilirliğinin bir anlam ifade edemeyeceği, söz konusu belgeler yangın, sel, doğal afet vb. izah edilebilir bir sebepten dolayı temin edilememesi halinde dahi davacının çalıştığı birimdeki memur, şef, amir, müdür vb. unvandaki çalışanlara ait bilgilerin bulunması gerektiği, resmi kayıt/belge yokluğu nedeni ile tanık sözlerine itibar edilmesinin gerekmesi halinde ise iş yerine ait dönem bordrolarından resen seçilecek çalışanlar ile davacının çalıştığı birimdeki memur, şef, amir, müdür vb. unvandaki çalışanlardan davacı iddiasının doğruluğuna ilişkin kanaat edinmeye yetecek kadarının dinlenmesi gerektiği ancak dosya kapsamı itibariyle bordro tanıklarının da bulunamadığı ve bu haliyle davacının iddia edilen çalışma olgusu ile çalışmasının niteliğini, süresini, başlangıç ve bitiş tarihlerini, kendisine yapılan ücretlerin ödenme şeklini ve kaynağını tereddütsüz bir şekilde ortaya koyamadığı görüldüğünden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde davacının söz konusu tarihte gerçekleştirdiği çalışmanın Kuruma bildirilmemesi ve bunun sonucu olarak bu çalışmaya ilişkin herhangi bir veri veya belgenin mevcut olmamasının, bu sebeple de davanın reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığında 01.04.1993 dönemine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge olmaması Kurumdan kaynaklı bir kusur olduğunu ve müvekkile yüklenemeyeceğini, müvekkiline görevi sebebiyle Devlet İstatistik Kurumu tarafından verilmiş görevli kimliğinin fiili çalışma yapmayan bir işçiye verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu iddia etmiş, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında inceleme konusu davayla ilgili olarak toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, bildirgenin yasal hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmesi ve içeriğindeki kimlik bilgilerine göre davacıya aidiyetinin belirlenmesi, 506 sayılı Kanun'un bildirgenin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 9. maddesinde yer alan, işverenin, çalıştırdığı sigortalıları, bildirgelerle en geç bir ay içinde Kuruma bildirmek zorunda olduğu yönündeki düzenlemeye göre, 4447 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi öncesinde Kuruma sunulan bildirgenin çalışma olgusunun karinesini oluşturması ve davacı yararına oluşan bu yasal karinenin aksini ortaya koyacak herhangi bir kanıtın Kurumca ileri sürülmemesi, işyerinin, uyuşmazlık konusu tarihi kapsar biçimde 506 sayılı Kanun kapsamında faaliyetinin bulunması, yasal yönteme uygun olarak gerçekleştirilen bildirgeye dayalı tescilin Kurumca çekişmesiz sürdürülmüş olması, bildirgenin düzenlendiği tarihten itibaren süregelen dönemde prim ödemesi gerçekleştirmeyen işveren hakkında, sigortalıların sosyal güvenlik haklarını koruma anayasal yükümlülüğü altındaki Kurum tarafından herhangi bir işlem yapılmamış olmasının sigortalı aleyhine sonuç doğuramayacağına ilişkin hukuksal gerçeklik, ayrıca bilgi ve görgülerine başvurulan tanıkların da iddiayı doğrulayan aydınlatıcı ve net anlatımları karşısında, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu tarihte hizmet akdine tabi 1 günlük çalışma olgusunun varlığı belirgin bulunmakla, davacının 01.04.1993 gününde hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespitine karar verilmesi gerektiğinin hükümde gözardı edilmesi hatalı olmuştur. ..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak Davanın kabulü ile davacının 51427 sicil numaralı davalıya it iş yerinde 1 gün süre ile çalıştığının ve davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.04.1993 tarihi olduğunun tespitine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri.

2.506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 2, 6, 9 ve 60. maddenin (G) bendi, 79 ve108. maddesi hükümleridir.

Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Yasanın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa'nın 2. maddesi ve 5510 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa'nın 6. maddesi ile 5510 sayılı Yasa'nın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır. Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir tereddüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.

Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.

Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanunlar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir.

3.Değerlendirme

1.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.

2.Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır. Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına dava dışı Devlet İstatistik Enstitüsü (Türkiye İstatistik Enstitüsü) ünvanlı işverenin Ankara adresli 51427 sicil no.lu işyerinden 01.04.1993 tarihli işe giriş bildirgesi verilmiş olduğu, işyerinin 27.06.1972-Devam şeklinde kanun kapsamında olduğu, işyerinin 1993/2. dönem bordrosunda 579 kişinin bildirilmiş olduğu, davacı Hatay ilinde Devlet İstatistik Enstitüsünün 1992 Genel Sanayi ve işyerleri sayımı işinde sayım memuru olarak çalıştığını beyan ettiği, Mahkemece işyerinin 1993/2. dönem bordrosunda bildirilenler arasında Hatay ilinde çalışanların bildirilmesini SGK'dan istenmiş ancak SGK tarafından bu ayırımın yapılamadığı, Mahkemece Türkiye İstatistik Enstitüsünden o dönemde Hatay ilinde bu iş çalışanlara ilişkin bilginin istenmediği,bordro tanığı dinlenmediği, davacı tanığı olarak dinlenen ve davacı ile birlikte çalıştığını belirten ... 'ın işyerinden verilmiş işe giriş bildirgesi ve hizmet döküm cetvelinin istenmediği, böylelikle beyanının denetlenmediği öte yandan diğer davacı tanıklarının da annesi, kardeşi ve komşusu olduğu böylelikle, dinlenen tanık beyanları ve diğer deliller değerlendirilmek suretiyle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

3.Buna göre, Mahkemece Türkiye İstatistik Enstitüsünden dava konusu dönemde Hatay ilinde, geçici olarak anılan sayım işinde geçici olarak çalıştırılan kişilerin listesi ile davacının bu işte çalıştırılıp çalıştırılmadığı sorularak konuya ilişkin tüm belgeler celbedilmeli, listede adı yer alan kişilerin hizmet döküm cetvelleri ve işyerinden verilmiş işe giriş bildirgeleri de celbedilerek dinlenmeli, davacı tanığı olarak dinlenen ... 'ın işyerinden verilmiş işe giriş bildirgesi ve hizmet döküm cetveli Kurumdan celbedilerek beyanı denetlenmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalıdır.

4.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeple, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.