7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2022/4397 E. , 2024/11234 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet
Katılan ... İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Suçtan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresinin hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden
Sanık hakkında bozma - kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğine, katılan lehine vekâlet ücreti yerine dilekçe yazım ücreti verilmesi gerektiğine, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ve re'sen tespit edilecek sebeplere ilişkindir.
II. GEREKÇE
A. Katılan ...
İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Sanık hakkında suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6545 ve 7242 sayılı Kanun'lar ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu (5607 sayılı Kanun) hükümlerine göre uygulama yapılmış olsa da, sanığın eyleminin suç tarihi, suçun işleniş biçimi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla, 5752 sayılı Kanun ile değişik 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun (4733 sayılı Kanun) kapsamında kaldığı, bu suçtan zarar görenin de ... olduğu cihetle, suçtan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresinin hükmü temyize hakkı bulunmadığı, mahkemece kamu davasına katılmasına karar verilmiş olmasının da hükmü temyize hak vermeyeceği anlaşılmakla, Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden
Kolluk görevlilerince 65 NK 908 plaka sayılı araç ile kaçak sigara nakledileceği bilgisi alınması üzerine, ilgili güzergahta tertibat alındığı, bir süre sonra tespiti yapılan malen sorumlu ... adına kayıtlı.... plaka sayılı .... marka aracın, görevlilerce durdurulmak istendiği, ancak durmayarak kaçtığı, aracın görevlilerce takibe alındığı, kovalamaca sırasında lastiklerinin lastik patlatan atılmak suretiyle patlatıldığı, buna rağmen durmayarak kaçmaya devam ettiği ve nihayetinde 3 metre yükseklikten düşmüş vaziyette terk halinde bulunduğu, dışarıdan bakıldığında araç içerisinde sigara kolileri olduğunun görüldüğü, önleme araması kararı ile araçta yapılan aramada 4000 karton kaçak sigara ve sanık ...'e ait nüfus cüzdanının ele geçirildiği ve sanığın müdafi bulunmaksızın alınan kolluk ifadesinde araçtaki sigaraların kendisine ait olduğunu, kaçak sigaraları nakledenin kendisi olduğunu belirtmesi üzerine, bu olayla ilgili olarak sanık hakkında 24.04.2013 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Sanık mahkemedeki savunmalarında; aracın yengesi malen sorumlu adına kayıtlı olduğunu, sebze nakli için bir şahısla anlaştığını, taşıdığı yükün kaçak sigara olduğunu bilmediğini belirtmiştir. Malen sorumlu mahkemedeki beyanında;.... plaka sayılı aracın kendisine ait olduğunu, sanığın kendisi evde yokken aracını haberi olmadan alarak kullanmış olduğunu, kaçakçılıktan haberinin bulunmadığını beyan etmiştir.
Sanığın kaçak sigaraların naklinde kullanılan aracın şoförü olduğunu beyan etmesi, araçta sanığa ait nüfus cüzdanı bulunması, ele geçen kaçak sigaranın miktarı ve sigara kolileri içerisinde ele geçmesine göre, sanığın taşıdığı yükün kaçak sigara olduğunu bilmediği yönündeki savunmasına itibar etmenin mümkün olmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ele geçen kaçak sigaraların miktarı ve dosya kapsamına göre temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin hukuka uygun olduğu cihetle; mahkemece hükmün gerekçesinde lehe yasanın belirlenmesi sırasında sanık hakkındaki temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak 3 yıl 6 ay hapis ve 2000 gün adlî para cezası olarak belirlendiğinin belirtildiği, hüküm fıkrasında da yine temel cezanın 3 yıl 6 ay hapis ve 2000 gün adlî para cezası olarak belirtildiğinin anlaşılması karşısında, hüküm fıkrasında temel cezanın belirlendiği ilk fıkrada yer alan ibareler maddi hata olarak değerlendirilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki ''İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir.'' şeklindeki düzenleme gereği nakil aracının müsaderesi için iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmaması gerektiği, dosya kapsamında malen sorumlunun iyiniyet iddiasının aksine delil bulunmaması karşısında, nakil aracının iyiniyetli üçüncü kişiye ait olduğunun kabul edilerek iadesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen hususlar dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.
1.Dava konusu eşyaların müsaderesine karar verilirken, hüküm fıkrasında müsadere hükmüne atıf yapan 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
2.Sanık hakkında suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6545 ve 7242 sayılı Kanun'lar ile değişik 5607 sayılı Kanun hükümlerine göre uygulama yapılmış olsa da, sanığın eyleminin suç tarihi, suçun işleniş biçimi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla 5752 sayılı Kanun ile değişik 4733 sayılı Kanun kapsamında kaldığı, bu suçtan zarar görenin de ... olduğu cihetle; katılan ... ile atılı suçun niteliğine göre doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresi'nin karar başlığında katılan sıfatıyla ayrı ayrı gösterilerek, hangi idareye verildiği belli olmayacak şekilde vekâlet ücreti takdir edilmesi, isabetli bulunmamış olup, söz konusu hukuka aykırılıkların Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
III. KARAR
1.Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteğinin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün dava konusu eşyanın müsaderesine ilişkin bendine ''TCK'nın 54/4. maddesi'' ibaresinden önce gelmek üzere ''5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollaması ile'' ibaresinin eklenmesi, hükümden vekâlet ücretine ilişkin bendinden ''katılan kurum'' ibaresinin çıkartılarak yerine gelmek üzere hükme ''Katılan ...'' ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10.12.2024 tarihinde karar verildi.