Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/793
Karar No
K. 2022/793
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
İş Hukuku

T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/793 Esas - 2024/652

TÜRK MİLLETİ ADINA

YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN

T.C.

ANKARA

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2022/793 Esas
KARAR NO: 2024/652
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 07/11/2022
KARAR TARİHİ: 22/11/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 20/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan "Alacak" davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı dava dilekçesinde, davacının İktisadi Devlet Teşekkülü olması nedeniyle 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabi bulunmakta olduğunu, asıl işi olan elektrik iletmenin dışında herhangi bir mal ya da hizmet alımına ya da yapım işine ihtiyacı olması halinde, bunları 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu çerçevesinde ihale yoluyla değişik firmalardan temin ettiğini, ... ... ... firmasından (798,38 TL) tahsil edilmesi gerektiğini belirterek, davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı Züleyha Tekin vekili cevap dilekçesinde, davacının aynı konuda, aynı hukuki uyuşmazlığa dayanarak, ... ... ... Esas sayılı dosyasıyla dava açtığını, söz konusu dosya ile mahkememiz dosyasının taraflarının ve konusunun aynı olduğunu, bu sebeple mahkememizde açılmış olan işbu davanın derdestlik sebebiyle reddini talep ettiklerini, davalı ile davacı arasında ihale usulüyle hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, davalının bu sözleşme kapsamı çerçevesinde kendi üzerinde düşen yükümlülükleri sözleşme süresince yerine getirdiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme incelendiğinde dava dışı işçinin şirket çalışanı olduğunu, işe alma işten çıkarma yetkilerinin şirkette olduğunu, izin günlerinin şirket tarafından belirlendiğini, aralıksız olarak kurumun işini yapan, kurumun emir ve talimatları doğrultusunda çalışan bir işçi olduğunu, ihale bedeli içerisine hangi ödemelerin dahil olduğunun görüleceğini, ihale bedeliyle davalıya ödenen işçilik alacakları kalemlerinin net bir şekilde belli olduğunu ve bunların içinde kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacakları kalemlerinin olmadığını, davacının dava dışı işçiye ödemiş olduğu işçilik alacaklarını davalıdan talep etmesi için hiçbir hukuki dayanak mevcut olmadığını, 08.02.2015 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren "Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmelik"te kıdem tazminatının kurum tarafından ödeneceğine yönelik düzenlemeler mevcut olduğunu, taraflar arasında ihale yapılarak sözleşmelerinin imzalandığı tarihlerde kıdem tazminatının kurum tarafından ödeneceğinin açık ve net bir şekilde düzenleme altına alındığını, taraflar arasındaki ilişkinin ihale usulüyle ortaya çıkması sebebiyle "HİZMET ALIMI İHALELERİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİ"ne uygun bir şekilde ihalenin gerçekleştirildiğini, bu noktada yönetmelikte alt iş verenlerinin kazancının sınırı çizilerek bir düzenleme getirildiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber bu sözleşme kapsamında taraflar arasında üst iş veren - alt iş veren ilişkisinin varlığı halinde de davalının işçilik alacaklarından sorumluğu olmadığını, bu durumun kanunda açıkça düzenleme altına alındığını, burada bahsedilen sorumluluğun müteselsil sorumluluk olduğunu, asıl işveren ve alt işveren, yapacakları sözleşme ile müteselsil sorumluluk kuralını değiştiremeyeceğini, işçilik alacaklarına ilişkin her ne kadar müteselsil sorumluluk öngörülmüşse de kanun koyucunun kamu kurum ve kuruluşlarına bu hususta ek bir yükümlülük getirdiğini, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun "Bazı Kurum ve Kuruluşlarında Çalışanların Kıdem Tazminatı" başlıklı 112. maddesine 11.09.2014 tarihinde 6552 sayılı Kanunu'nun 8. Maddesi ile eklenen ek fıkra ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 62. Maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatlarından kamu kurum ve kuruluşlarının sorumlu olacağının düzenlendiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarından davalıların müteselsil sorumluluğu kabul ettiğimizde dahi müteselsil sorumluluk gereği yapılacak ödemelerden kurum ve alt iş verenlerin yarı yarıya sorumlu olması gerektiğini, iki yıllık hak düşürücü süre sebebiyle davalının bir sorumluluğu olamayacağını ve davanın reddinin gerektiğini beyan etmiştir.

Davalı ... ... ... Esas sayılı dosyasıyla, mahkememizdeki davayla miktarları, tarafları ve konusu aynı olan davayı açtığını, işbu sebeple derdestlik itirazından dolayı mahkememizde ikinci olarak açılan işbu davanın reddedilmesi gerektiğini, davalıların dava dışı işçiye yanında çalıştığı döneme ilişkin hak kazanmış olduğu tüm hak ve alacakları eksiksiz bir şekilde ödediğini, davacı ile davalılar arasında imzalanmış olan sözleşmeler ve şartnamelerden de görüleceği üzere davalı firmaya, davacı kurum tarafından ücret ödemesi dışında hiçbir ödeme yapılmadığını, idari Şartname’nin "Teklif fiyata dahil olan giderler" başlıklı 25. maddesinde kıdem tazminatından bahsedilmediğini, kıdem tazminatı, ihale konusu işin yürütülmesi aşamasında İş Kanunu ve ilgili mevzuat gereğince yüklenici tarafından karşılanması gereken bir gider olarak nitelendirilmediğini, kıdem tazminatının idarelerin yükümlülüğünde bulunduğunu, 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 112/a maddesinde Kamu İhale Kanunu’na atıf yapıldığını, Kamu İhale Kanunu’nda ise personel çalıştırmaya dayalı hizmet alımlarında alt işveren işçilerinin kıdem tazminatlarının idare tarafından ödenmesinin söz konusu olacağının hüküm altına alınmadığını, kaldı ki dava dışı işçi davalılar ihaleyi aldığı sırada zaten davacı kurumun çalışmakta olduğu işçi olduğunu, davalı firmanın kendiliğinden kuruma getirdiği bir işçi olmadığını, bu durumun diğer bir ispatı da dava dışı işçinin müvekkili firmanın bünyesinde henüz 1 yılını doldurmadan davacı kurum dava dışı işçiye davacı kurumun kendi onayı ve müvekkile yaptığı dayatma ile dava dışı işçiyi yıllık izne çıkarttığını, kamu ihale kanununa göre ihale edilen personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımları kapsamında istihdam edilen işçilerin kıdem tazminatlarının ödenmesi hakkında Yönetmelik'in 5.maddesi uyarınca, kıdem tazminatlarının kamu kurum veya kuruluşları tarafından tarafından ödeneceğinin çok açık olduğunu, Yargıtayın bu hususla ilgili yerleşmiş içtihatlarındaki görüşüne göre, işçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması işçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde işyeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesi gerektiğini, bu durumda değişen alt işverenlerin işçinin iş sözleşmesini ve doğmuş bulunan işçilik haklarını devralmış sayılacağını, bir fesih bildirimi yapılmadığı sürece iş sözleşmelerinin değişen alt işverenle devam edeceğinden, işyerinde çalışması devam eden işçinin feshe bağlı haklar olan ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti talep koşullarının gerçekleşmiş sayılamayacağını, işçinin ihale bitimi sonrası ihaleyi alan yeni şirket nezdinde çalışıp çalışmadığının tespit edilmesi gerektiğini, çalışması devam ediyorsa işyeri devri kuralları çerçevesinde davacının feshe bağlı kıdem ve ihbar tazminatı ile izin ücreti alacağı isteğinin ret edilmeli gerektiğini, bununla birlikte yine 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6/5. maddesinde düzenlenen “Devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf işyerinin veya işyerinin bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez ve devir işçi yönünden fesih için haklı sebep oluşturmaz. Devreden veya devralan işverenin ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı fesih hakları veya işçi ve işverenlerin haklı sebeplerden derhal fesih hakları saklıdır.” hükmü gereğince, işçinin feshe bağlı kıdem ve ihbar tazminatı gibi haklarını hak kazanma durumunun incelenmesi gerektiğini, davaya konu olayda ele alınması gereken ve incelenmesi gereken konulardan birinin de alt işverene ait yetkilerin asıl işverence kullanılması durumu olduğunu, uygulamada alt işverene bağlı çalışan işçilerin işe alımları, işten çıkışları genellikle fiilen çalıştıkları kamu kurum ya da kuruluşlarının yöneticileri ve kamu görevlileri tarafından yapılmakta, ilgili idare tarafından yönlendirilmekte, denetlenmekte, işin görülmesi ile ilgili talimatları onlardan almakta ve izin için onlara başvurmakta olduğunu, özetle çalışanların sevk ve idaresinde idarenin önemli bir rolü bulunmadığını, davacının düzenlediği ve müvekkil firma ile arasında imzalanmış olan "hizmet alımı teknik şartnamesi"'nin 6.9-) maddesi,"çalıştırılacak personel, müdürlüğümüz idarenin onayı üzerine göreve başlayabilecektir. müdürlüğümüz idaresi, işe alınacaklardan hizmetin gerektirdiği belgeleri isteyecektir. yüklenici firma personelinin güvenlik soruşturmaları yüklenici tarafından yapıldıktan sonra müdüriyet yetkililerine bildirilerek, görüş alınacak, yüklenici bu görüşe göre hareket edecektir. firma iş kanununa uygun gerekçe göstermeksizin ve müdürlüğümüz idaresinin haberi olmaksızın işçi çıkaramayacak ve personel alamayacaktır. buna mukabil, müdüriyetin çalışma koşullarına uymayan yüklenici işçilerinin değiştirilme talebi yüklenici firma tarafından koşulsuz yerine getirilecektir. müdürlüğümüz genel kurallarına ya da şartnamede belirtilen kurallara uygun hareket etmeyen işçiler müdürlüğümüz idaresinin yazılı bildirimine müteakip işten çıkartılarak işten ayrılan işçiler dahil en geç 7 gün içerisinde yerine yenisi istihdam edilecektir." şeklinde olduğunu, şartnamedeki diğer maddeler de incelendiğinde işçilerin giyeceği kıyafetlerin seçimi dahil olmak üzere birçok konu davacı kurumun idaresi ve yetkisinde olduğunu, asıl işveren olarak idarenin, başlangıçtan itibaren işçinin işvereni olduğu kabul edildiğini, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinde öngörülen alt işveren ilişkisinde, alt işverenin bağımsız ve ayrı bir işveren olduğunu, alt işverenin sorumluluğunun, ihale ile aldığı işi kendi işçileri ile yapmaktan ibaret olduğunu, çalıştıracağı işçilerin seçilmeleri, işe alınmaları, kimin hangi konuda görevlendirileceği, gerektiğinde işten çıkarma ve işin sevk ve idaresi tümüyle alt işverene ait olduğunu, ancak dava konusu olayda zaten en başından beri davacı kurumun işçilerinin çalıştırılmakta olduğunu, davacı kurum ile davalılar arasında imzalanan teknik şartname incelendiğinde görüleceği üzere iş ile ilgili tüm sevk ve idarenin kuruma ait olduğunu, davacı kurum zaten kendi bünyesinde eskiden beri çalışmakta olan dava dışı işçiyi, sırf davalı firma ile hizmet alımı sözleşmesi yaptığı için işçiye ödemiş olduğu kıdem tazminatının sorumluluğunu haksız yere davalıya yıkmaya çalıştığını, bu hususla ilgili emsal Yargıtay kararlarında, alt işverenin “işverenlik” sıfatının fiilen hastane yönetimi tarafından yerine getirilmesi sonucu, alt işveren ile Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastane arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulmadığından, davacı işçi başlangıçtan itibaren davalı Sağlık Bakanlığı işçisi olarak kabul edildiğini, hal böyleyken yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre de kanunun ilgili maddelerinde getirilen bazı yasak ve sınırlamalara aykırılığın tespit edilmesi halinde, genel olarak asıl işveren-alt işveren ilişkisinin mevcut olmadığı kabul edildiğini, yüklenici firmanın işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi gibi işlem gördüğünü, davacı kurum ile müvekkil, arasında imzalanmış olan "hizmet alımında uygulanacak idari şartname" nin "tekliflerin hazırlanması ve sunulmasına ilişkin hususlar" bölümünün "teklif fiyata dahil olan giderler" başlıklı 25.3.1. maddesinin c bendinden sonraki paragrafında, çalışacak personel haftada 45 saat çalışacak, çalışma ve vardiya saatleri teknik şartnamede belirtilmiş olup personel haftada 1 gün hafta tatili kullanacak ve çalışma saatlerinin tamamını idarede geçireceğini, söz konusu şartnamedeki maddeden de anlaşılacağı üzere dava dışı işçi de çalışma saatlerinin tamamını davacı idarede geçirmiş olduğunu, tüm çalışmasını davacı idare olan kurumun sevk ve idaresinde, kurumun yetkileri, kuralları dahilinde çalışmasını gerçekleştirdiğini, davaya konu kıdem tazminatlarından asıl işveren sorumlu olup davalının ödeyeceği veya ödemesi gereken hiçbir miktar bulunmadığını, dahası 22/02/2019 tarih ve 30694 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Hizmetler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 11. Maddesi “4734 sayılı Kanunun 62. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere, 11/09/2014 tarihinden sonra imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde 11/09/2014 tarihinden sonra geçen süreye ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri için sözleşmesinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücû edileceğine dair açık bir hükme yer verilmemişse alt işverenlere rücû edilmez.” şeklinde olduğunu, davalı firma ile davacı kurum arasında imzalanmış olan sözleşmelerin, şartnamelerin hiçbirinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücû edileceğine dair açık bir hükme yer verilmediğini, dava dışı işçi ...'in, gerek davacının kendisinin de dava dilekçesinde belirttiği üzere gerek sunulacak olan sözleşme gerekse dava dışı işçinin SGK kayıtları ve hizmet dökümleri incelendiğinde de görüleceği üzere davalı firmanın yanında kıdem tazminatına hak kazanacak süre kadar çalışmadığını, kıdem tazminatının şartlarından biri olan en az 1 yıllık bir çalışma süresinin müvekkil firma bünyesinde geçmediğinin tespit edileceğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, mahkemeniz aksi kanaatte olur ise davacı kurumun her ihale ile iş verdiği firmadan, dava dışı işçiye yapmış olduğu ödemeler nedeni ile rücu edebileceği azami tutar, her bir firmanın ihale ve istihdam sürelerine göre bilirkişi tarafından orantısal olacak şekilde ayrı ayrı hesaplanması gerektiğini, mahkemenizce müvekkillerin sorumluluğu olduğu yönünde hüküm tesis edilecek olursa dava dışı işçiye yapılan ödeme sebebiyle davacı ve davalı firmanın yarı oranda sorumlu olduklarının kabul edilerek hesaplama yapılması gerektiğini, alt işverenlerin devamlı değişmesi hususunun iş yerinin devri olarak kabul edilecek olursa da ilgili mevzuat gereğince devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren 2 yıl ile sınırlı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, dava dışı işçi tarafından davacıya yönelik açılan davanın taraflarına ihbar edilmediğini, davacı tarafından davalıların işbu dava tarihinden önce temerrüte düşürülmediğini, işbu nedenlerle davacının faize yönelik taleplerinin de davanın reddini talep etmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Eldeki dava, üst işveren sıfatıyla ödendiği ileri sürülen işçilik haklarının rucuan tahsili istemine ilişkindir. Bu kapsamda taraflar arasındaki çekişmenin, davacının, dava dışı işçi ... nedeniyle ödemek zorunda kaldığı işçilik haklarının, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi ve ekleri uyarınca davalılardan rucuan tahsili koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarında toplanmaktadır.

Bilindiği üzere, hizmet alım sözleşmeleri, ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur.

Yargıtay'ın konuya ilişkin emsal içtihatları uyarınca da, işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin, yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında, davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğu kabul edilmektedir (Bkz. Yargıtay ... ... ... Karar sayılı ilamı)

Bu açıklamalar çerçevesinde eldeki dava dosyası incelendiğinde, davanın, üst işveren sıfatıyla ödendiği ileri sürülen işçilik haklarının rucuan tahsili istemine ilişkin olduğu görülmüştür. Bu çerçevede Mahkememizce nitelikli hesap bilirkişisine dosya tevdi edilmiş ve bilirkişiden kök ve ek rapor alınmıştır.

Tüm dosya kapsamı uyarınca, davacı tarafından dava dışı işçi ...'e yapılan kıdem tazminatı ödemesinin davalılardan tahsilinin talep edildiği görülmektedir. Davacı kurum ile davalı alt işverenler arasında hizmet alım sözleşmesi akdedildiği, bu suretle taraflar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, davacı ile davalılar arasında imzalanan sözleşme ve sözleşmelere ilişkin idari şartnamelerin ilgili maddelerinde personellerle ilgili işçilik ücretleri ve bu uğurdaki zararların yüklenici tarafından karşılanacağının ve bu yönde yüklenicilerin sorumluluğunun düzenlendiği, bu sebeple davalı şirketlerin sorumluluğunun belirlenmesinde öncelikle davacı kurum ile davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmesindeki düzenlemelerin esas alınması gerektiği şüphesizdir. Bu nedenle ödenen işçilik alacakları nedeniyle davacının davalılara rücu hakkı bulunduğu, işçiye ödenen kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yüklenicilerin işverene karşı sorumlu olduğu,

Mahkememizce dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda da bu ilkeler çerçevesinde hesap yapıldığı ve her bir davalı bakımından sorumlu olunan miktarın belirlendiği, davacının dava konusu ettiği ödemenin 21.168,44-TL'sinden davalı .... ... ... dava kabul edilmiştir), 9.329,91-TL'sinden davalı... ... ... 'in (davacı 5.042,50 TL talep ettiğinden taleple bağlılık ilkesi gereği bu miktar üzerinden dava kabul edilmiştir) sorumlu olduğu tespit edilmiştir.

Bilirkişi raporunun denetime açık, anlaşılır ve hüküm kurmaya elverişli olduğu dikkate alınarak, davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,

1.DAVANIN KABULÜNE,

2.21.038,41-TL'nin davalı ... ... ... gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.360,00 TL arabuluculuk giderinin (965,88 TL'sinin davalı... ... ... davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, bu amaçla karar kesinleştiğinde işbu karar eklenmek suretiyle ilgili vergi dairesine yazı yazılmasına, Dair, mevcut taraf vekillerinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olarak karar verildi. 22/11/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog