14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2125
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:02/06/2022
NUMARASI:2021/829 E. - 2022/346 K.
DAVANIN KONUSU:Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Taraflar arasındaki ticaret sicil memurunun kararına itiraz davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı Sicil Müdürlüğü ve ilgili ... AŞ vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;... A.Ş.'nin 30.11.2021 tarihli Yönetim Kurulu Toplantısı'nda alınan 2021/2 , 2021/3 ve 30.11.2021 tarih ve 2021/01 sayılı Yönetim İç Yönergesinin kabulüne dair Yönetim Kurulu Kararlarının TTK'nın 367. maddesi kapsamında daha önce kabul edilip tescil edilen ve yürürlükteki 01/06/2017 tarihli Şirket Yönetim İç Yönergesinin 3/I maddesine açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle tescil ve ilan edilmesi mümkün bulunmadığını, söz konusu 2021/2 ve 2021/3 sayılı Yönetim Kurulu kararlarının, Yönetim Kurulu üyesi iki müvekkilinin tüm uyarıları ve gerekçeli muhalefet şerhlerine rağmen çoğunluğu temsil eden diğer Yönetim Kurulu Üyelerinin 3/5 olumlu oyları ile alındığını, müvekkilleri tarafından davalı ...
Sicil Müdürlüğüne ve ... A.Ş.'ne tebliğ edilen Beşiktaş ... Noterliği’nin 01.12.2021 tarih ve ... Yevmiye no.lu ihtarnamesi ile; söz konusu Yönetim Kurulu kararlarının emredici hükümlere aykırılık taşıması nedeniyle yok hükmünde olduğu ve üç iş günü içerisinde iptal edilmemesi ve uygulanmaya konulması halinde meydana gelecek zararlardan karara olumlu oy veren üyelerin ve kararı tescil eden memurların sorumlu olacaklarının ihtar edildiğini, tescil işleminden önce İstanbul Sicil Müdürlüğüne müvekkilleri tarafından tescil ve ilandan imtina edilmesi konusunda 01.12.2021 tarih ve 06.12.2021 tarihli dilekçeler de verildiğini,
TTK'nın 367. ve 371. maddeleri delaletiyle Ana Sözleşmenin tamamlayıcısı/uzantısı niteliğinde olacak şekilde, Yönetim Kurulu tarafından hazırlanarak tescil ve ilan edilen 01.06.2017 tarihli Şirket Yönetim İç Yönergesi'nin 3/I maddesindeki emredici hükümlere aykırı olan ... A.Ş.nin; A- 30.11.2021 tarihli ve 2021/2 sayılı Yönetim Kurulu kararının, B- 30.11.2021 tarihli ve 2021/3 sayılı Yönetim Kurulu kararının, C- 30.11.2021 tarih ve 2021/01 sayılı Şirket Yönetim İç Yönergesi'nin,davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından tescil edilerek, 16.12.2021 tarih ve ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmesi nedeniyle,
TTK'nun 32. ve 34. maddelerine dayalı olarak, yaptıkları itirazlar neticesinde, söz konusu Yönetim Kurulu kararları ve Yönetim İç Yönergesi'ne ilişkin davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün tescil işlemlerinin iptal edilerek sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili tarafından verilmiş bir red kararı bulunmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 maddesi gereğince 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 34 göre, HMK m. 115/2 gereğince davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, diğer yandan, tescil edilmiş yönetim kurulu kararlarının terkini, yani iptali için husumetin ilgili şirkete yöneltilmesi gerektiğini, bu bakımdan da iptal davası mahiyetindeki huzurdaki davada müvekkil müdürlüğe husumet yöneltilemeyeceğini, işbu nedenle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmediği takdirde, yalnızca pay sahibi sıfatına sahip olan davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığından bir kısım davacılar bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Ticaret Sicili Müdürlüğünün, TTK. m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği M. 34 hükümleri çerçevesinde işlem yapıldığını, davacı vekilince iddia edilen hususların, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yönetim kurulu toplantılarına ve kararlarına ilişkin nisapların TTK m. 390 gereğince ve yalnızca esas sözleşmede düzenlenebileceğini, iç yönergede düzenlenebilecek hususların, kanun ve esas sözleşmeye aykırı olamayacağı gibi münhasıran esas sözleşmede düzenlenmesi öngörülen hususların iç yönergeyle düzenlenmesinin de mümkün olmadığını, bu bakımdan da esas sözleşme ile düzenlenmesi zaruri olan yönetim kurulu karar nisabının iç yönergede yer alması ve bunun tescil edilmiş olmasının da söz konusu iç yönerge hükmünün geçersiz olduğunu, diğer bir ifade ile yok hükmünde olduğu sonucunu değiştirmeyeceğini, müvekkili müdürlüğün tescil talebini inceleme kapsamında şirket iç yönergesi bulunmadığını, davacı vekilinin bütün iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu; müvekkili müdürlüğün tescil işleminin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Açılan dava, ticaret sicil memurunun kararına itiraz istemine ilişkindir.
TTK 34 Md.'de " İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. " hükmünü içermektedir. Her ne kadar davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından verilmiş bir red kararı bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de TTK 34 Md.'si açık olup itiraz, sadece red kararına karşı yapılır şekilde bir ifade bulunmayıp tescil, değişiklik veya silinme işlemleri ilgili tüm kararlara karşı itiraz yolu açık bulunmaktadır. Ayrıca davalı taraf silinme ile ilgili başvuru olmadığını iddia etmiş ise de Davacılar 01.012021 ve 06.12.2021 tarihli ticaret sicil müdürlüğüne ibraz edilen dilekçeler ile tescil işlemine karşı itirazlarını dile getirmiş ve başvuruda bulunmuşlardır. Ayrıca aktif ve pasif husumet ehliyetleri yönünden davalı taraf husumet itirazında bulunmuş ise de TTK 34 Md.'ye göre sicil müdürlüğünün kararına karşı itiraz edileceği düzenlenmiş olup Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı dava açılması hukuken doğru olup davalı tarafın pasif husumet ehliyeti bulunmaktadır. Aktif husumet ehliyetine gelince davacılar, tescil işlemine konu şirketin pay sahipleri olup TTK 34 Md.'de ilgililerin itirazda bulunabilecekleri düzenlemiş olduğuna göre aktif husumet ehliyetine sahiptirler. Her ne kadar davalı ... sicil müdürlüğü Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 22 Md.'sine atıf yaparak husumet itirazında bulunmuşlar ise de ilgili yönetmelik maddesinin sadece tescil başvurusunu yapabilecek kişileri gösterdiği itirazda bulunabilecek kişileri kapsamadığı anlaşılmakta olup somut davaya uygulanması mümkün değildir.Davacıların hissedarı olduğu ... A.Ş.'nin,
TTK 367 ve 371 Md.'ne atıf yaparak 01.06.2017 tarihinde tescil edilen 2017/02 numaralı iç yönergeyi oybirliği ile kabul ederek sınırlı temsil ve ilzama ilişkin hususları düzenlemişler ve burada şirketin temsil ve ilzamı için en az %80 üyenin oybirliği ile yönetim kurulu kararı alması gerektiği yönünde düzenleme getirmişlerdir. Esas sözleşmeye ek olarak TTK 367 Md'nin kapsamında şirketin iç yönerge düzenleme hakkı mevcuttur. 2017/02 Numaralı iç yönerge tescil ilan edilmiş ve dava konusu tescil işlemlerine kadar uygulanagelmiştir. Yönetim devri, temsil ve ilzam yetkilisine haiz olanlar bu yönergeye göre belirlenmiştir.TTK 367 Md. Gözönüne alındığında iç yönergenin esas sözleşmeye aykırı olması mümkün olmayıp iç yönerge, esas sözleşmenin tali düzenleyicisi yani eki niteliğindedir. İç yönergeye aykırılık hali esas sözleşmeye aykırılıkla aynı kategoride değerlendirilmesi gereken hukuki bir sorundur.Somut davada 2017/2 numaralı iç yönergede %80 üyenin yani 4/5 çoğunluğun olumlu oyu gerekmekte ise de davaya konu 30/11/2021 tarihli 2021/2 numaralı ve ayrıca 2021/3 numaralı yönetim kurulu kararı ve 30.11.2021 tarihli 2021/01 numaralı şirket yönetim iç yönergesi 3/5 çoğunlukla karar altına alınmış davacı ortaklar muhalefet şerhlerini tutanağa geçirmişlerdir. Her ne kadar TTK 390 Md.'de yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile karar alacakları belirtilmiş ise de aynı madde kapsamında "esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde" ifadesine yer verilmiştir. İç yönerge, esas sözleşmenin eki niteliğinde olup 2017 yılından beri tüm pay sahipleri tarafından itirazsız uygulandığına göre yeni alınan yönetim kurulu kararlarının ve iç yönergenin 4/5 oranında nisap koşuluyla kabul edilip karar altına alınması gerekirken bu şart yerine getirilmemiştir.
TTK 32 Md.'ye göre sicil müdürü talep edilen tescil işlemlerinin kanuna ve esas sözleşmeye aykırı olup olmadığını re'sen araştırma yükümlülüğü altında olup TTK 367 Md.'ye göre düzenlemiş tescil ve ilan edilmiş esas sözleşmenin eki niteliğinde iç yönergenin davacıların yaptıkları itiraz başvurularına rağmen görmezden gelinerek tescil işleminin gerçekleştirilmesi hukuka aykırı olup açılan davanın kabulü ile tescil işlemlerinin iptali ile sicilden terkinine karar vermek gerekmiş ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...-... sicil numarasında kayıtlı ... A.Ş.'nin 30/11/2021tarih ve 2021/2 Numaralı ve ayrıca ... Numaralı yönetim kurulu kararı ve 30/11/2021 tarih ve ... Numaralı şirket yönetim iç yönergesinin yapılmış olan tescil işlemlerinin iptali ile sicilden terkinine, mahkeme kararının Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilanına, karar verilmiştir.Bu karara karşı, ilgili ... AŞ ve Davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Mahkemece, 19.09.2022 tarihli ek karar ile; "...Dosya ile ilgili olduğunu bildiren ... Makine A.Ş. vekili Av. Dr. ... UYAP sisteminden ve Muhabere yolu ile ayrı ayrı gönderdiği 06.09.2022 tarihli dilekçeleri ile dosyasında verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçelerinin incelenmesinde, istinaf talebinde bulunan ...
Makine A.Ş.'nin Mahkememiz dosyasında taraf olmadığı anlaşılmıştır.Dosyada taraf olmayan istinaf kanun yoluna başvuramayacağından istinaf talebinde bulunan ... Makine A.Ş. vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyada taraf olmadığından istinaf talebinde bulunan ... Makine A.Ş. vekilinin istinaf talebinin reddine ..."karar verilmiştir. Bu ek karar, ilgili ... Makina AŞ vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili Müdürlüğün dava konusu işleminin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, müvekkili aleyhine yargılama giderlerine karar verildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, usuli itirazları konusunda mahkeme tarafından değerlendirme yapılmadığını, davacıların dava açmakta hukuki yararlarının bulunmadığını, davacıların dava konusu yönetim kurulu kararına karşı şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemede açılan dava ile neticeyi talebe ulaşıldığını, kararın kaldırılması gerektiğini, müvekkili müdürlükçe verilen bir ret kararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
TTK'nın 34. madde hükmünün açık olduğunu, sicil müdürlüğünce verilen kararlara karşı tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilebileceğinin düzenlendiğini, dava açma süresinin tebliğden itibaren başlayacağının belirtildiğini, dava şartı eksikliği nedeniyle davanın reddi gerektiğini, huzurdaki davada müvekkili müdürlükçe verilen ve davacılara tebliğ edilen bir ret kararının bulunmadığını, emsal ilamlarda belirtildiği üzere, talep edilen silinme ile ilgili ticaret sicil müdürlüğüne talepte bulunmadan doğrudan mahkemeye müracaatla işleminin iptalinin talep edilmesinin yerinde olmadığını, emsal kararda, silinme istemine ilişkin bir başvuru ve başvurunun reddine ilişkin yapılan bir tebliğ bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/9935 Esas, 2015/2064 Karar sayılı kararı ile onandığını, buna dair emsal birçok karar olduğunu, ayrıca mahkeme tarafından aktif ve pasif husumet itirazlarının hukuka aykırı ve yanlış değerlendirildiğini, davacıların müvekkili müdürlüğe husumet yöneltmelerinin mümkün ve kabul edilebilir olmadığını, tescil edilen yönetim kurulu kararlarının terkini yani iptali için ilgili şirkete davanın yöneltilmesi gerektiğini,
TTK'nın 34. maddesinde ilgililerin itirazda bulunabilecekleri düzenlendiğine göre mahkeme tarafından husumet ehliyetine sahip olduklarının kabulü ile Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 22. maddesinin somut olaya uygulanamayacağı kanaatine varıldığını, değerlendirmenin hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, ileri sürülen itirazlarının davacıların tamamının değil yalnızca pay sahibi sıfatına sahip olan davacıların diğer bir ifade ile yönetim kurulu üyesi olmayan davacıların aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı yönünde olduğunu, usule yönelik sebepler haricinde esasa ilişkin ise davacıların iddia ettiği hususların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yönetim kurulu toplantılarına ve kararlarına ilişkin nisapların TTK'nın 390. maddesi gereğince yalnızca esas sözleşmede düzenlenebileceğini, aksi kabul edilmemekle birlikte bir an için yönetim kurulunca bir nisap belirlenmesinin geçerli olduğu düşünülse bile bahse konu hususa riayet edilmemesinin şirketin iç işleyişi ile ilgili olduğunu, müvekkili müdürlükçe gözetilmesi gereken bir husus bulunmadığını, esas sözleşmede düzenlenmesi öngörülen hususların iç yönerge ile düzenlenmesinin mümkün olmadığını, yönetim kurulu karar nisabının münhasıran esas sözleşmede düzenlenmesinin gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlgili ... Makine AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacının somut davada davacı sıfatı bulunmadığından davanın sıfat yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkili şirket tüzel kişiliğini temsil eden yönetim kurulu tarafından yapılabilmesinin gerektiğini, tescil talepleri üzerine ticaret sicil tarafından verilen kararlara da ancak tescil talebinde bulunan ilgilinin itiraz etmesi gerektiğini, şirket yönetim kurulunun çoğunlukla aldığı bir kararın tüm yönetim kurulu üyeleri ve hissedarları tarafından istenebileceğini, davada taraf olabilecek tek ilgili olan şirketin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilerek davaya dâhil edilmeden karar verilmesinin başlı başına hukuka aykırı olduğunu, ... Grubu'na ait 8 adet anonim şirket bulunduğunu, bu şirketlerin temelinin üç kardeş tarafından kurulduğunu, yakın zamana kadar uyum içerisinde çalışıldığını, davacıların üç kardeşten ...'ın mirasçıları olduğunu, azınlık hisse grubunu temsil ettiklerini, davacıların şirketi %24'lük temsil ettiklerini, azınlık hisseyi temsil etmelerine rağmen esas sözleşmedeki temsilde imtiyaz gereği olarak beş kişilik yönetim kurulunda davacılarından ... ve ...'ın iki kişi olarak yer aldığını, davacıların istedikleri şartlarda şirketleri bölünmeye zorlamak amacıyla grup şirketlerin genel kurullarına katılan iştirak şirketlerin temsilinde ve şirketin menfaatleri doğrultusunda alınan kararlara itiraz ve şerhler düşerek yönetim kurulu kararlarının geçersizliğin tespiti ve iptali amacıyla Bakırköy Mahkemelerinde ve Samsun ilinde tedbir istemli davalar açtıklarını, davacıların tescile itiraz davasındaki aynı gerekçelerle müvekkili aleyhine Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesine 2021/1069 Esas, 2022/259 Karar sayılı dosyasında tescile itiraza konu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti ve iptali davası açtıklarını, tüm davaların haksız bulunarak esastan reddedildiğini, davacıların dava dosyasına konuyla ilgisiz kararlar koyarken doğrudan konu ile ilgili açmış oldukları davalarda verilen ret kararlarını gizleme ve saklama ihtiyacı duyduklarını, iç yönergenin ne esas sözleşme ne de kanun olmadığını, azınlık pay sahiplerinin kayıtsız şartsız korunması söz konusu olamayacağından, korunmalarının ancak meşru zeminlerde mümkün olduğunu, görüldüğü üzere mahkemenin istinafa konu edilen kararının aynı konuda başka bir grup şirketi için verilen Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinin kararına Ticaret Bakanlığının yazısına en önemlisi tescile konu yönetim kurulu kararlarının batıl ve geçersizlik talebinin reddine ilişkin Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararı ile çelişkili olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, ilgili şirketin istinaf başvurusunun dosyada taraf olmadığı gerekçesiyle 19.09.2022 tarihli ek karar ile reddine karar verilmiştir. İlgili ... AŞ vekili, 19.09.2022 tarihli istinaf başvurusunun reddine dair ek karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; Davada taraf olabilecek tek ilgilinin şirket olduğunu, hukuki dinlenme hakkının ihlal edilerek dosyaya dâhil edilmeden karar verilmiş olduğunu,
TTK'nın 28 ve Ticaret Sicil Yönetmeliğ'inin 22. maddesi gereğince anonim şirketlerde ticaret sicili başvuru talebinde bulunabilecek ilgililerin dolayısıyla tescil kararına karşı itirazda bulunabilecek ilgililerin açıkça sayıldığını, sicile itiraz davalarında ancak kanunda ve yönetmelikte sayılan ilgililerin taraf olabileceğini, davacıların ilgili sayılamayacağından davanın öncelikle husumetten reddi gerektiğini iddia ederek, istinaf kanun yolu talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılmasını ve esasa dair istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava,
TTK'nın 34. maddesi gereğince ticaret sicil müdürlüğünün kararına karşı itiraza ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı sicil müdürlüğü ve İlgili ... AŞ vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi,
HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacılar, davalı ... Sicil Müdürlüğünün 16.12.2021 tarih ve ...sayılı kararı ile yönetim kurulu kararları ve yönetim iç yönergesinin tescil edildiğini belirterek, tescil işlemlerinin iptal edilerek sicilden terkinine karar verilmesini talep etmişlerdir.Dosya kapsamından, davacı gerçek kişilerin dava dışı ... AŞ şirketinin hissedarlarından oldukları, davacılardan ... ve ...'ın aynı zamanda yönetim kurulu üyesi, ... ve ...n'ın ise yalnızca şirket ortağı oldukları, hisse oranlarının %0,5 olduğu, davacılar tarafından şirketin 30.11.2021 tarihli yönetim kurulu kararı ile aynı tarihli yönetim kurulu kararlarının hukuka aykırı olduğunu iddia ederek davalı Sicil Müdürlüğüne ve şirkete Beşiktaş ... Noterliğinde düzenlenen 01.12.2021 tarihli ihtarname ile şirket tarafından 30.11.2021 tarih ve... sayılı yönetim kurulu kararı ile 30.11.2021 tarih ve ... sayılı yönetim kurulu kararının yok hükmünde olması nedeniyle tescil ve ilan edilmesinden imtina edilmesini talep ettikleri, davalı Sicil Müdürlüğüne 06.12.2021 tarihli gönderilen dilekçe ile aynı talebin tekrar edildiği, davalı Sicil Müdürlüğü tarafından şirketçe alınan kararların 16.12.2021 tarihinde yayınlanan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan ettirildiği, davacılar tarafından herhangi bir itirazda bulunulmaksızın 21.12.2021 tarihinde,
TTK'nın 32 ve 34. maddeleri gereğince iş bu itiraz davasının açıldığı anlaşılmıştır Davacıların ilan edilmemesini talep ettikleri 30.11.2021 tarihli 2021/02 Karar nolu yönetim kurulu kararının, daha önce şirketin sınırsız temsil ve ilzama ilişkin olarak alınan 03.10.2019 tarih 2019/03 numaralı yönetim kurulu kararının iptal edilmesine, şirketin sınırsız temsil ve ilzam yetkisi ile ilgili olarak yönetim kurulu başkanının ve yönetim kurulu başkan vekili ile birlikte veya yönetim kurulu üyesi ...'ın birlikte müşterek imza ile temsile ilzam etmeye oy çokluğu ile karar alındığı, 30.11.2021 tarihli 2021/03 karar nolu yönetim kurulu kararında ise TTK'nın 367.maddesine uygun olarak yönetim kurulu tarafından hazırlanan 23.06.2017 tarihli 9354 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nin 478,479,480 sayfalarında ilan edilen 01.06.2017 tarihli 2017/01 sayılı şirket iç yönergesinin ve daha önce imza yetkileri hakkında verilmiş olan bütün kararların bunlara uygun olarak hazırlanan tüm imza sirkülerinin iptal edilmesine, yürürlükten kaldırılmasına,
TTK 367 ve 371 maddeye uygun olarak düzenlenen şirket iç yönergesinin kabulüne karar verildiği, yönetim kurulu toplantısına katılan davacılardan yönetim kurulu üyesi ... ve ...'ın söz konusu kararlara muhalif kaldıkları, şirket A Grubu hisselerini temsilen yönetim kurulu üyesi olarak muhalefet şerhlerini yazdıkları, 30.11.2021 tarihli şirket iç yönergesinin düzenlendiği, davacılar tarafından iş bu dava konusu yönetim kurulu kararlarının TTK'nın 391. maddesi gereğince batıl ve yok hükmünde ve geçersiz olduklarının tespiti amacıyla Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1070 Esas sayılı dosyasında aynı tarihli dilekçe ile dava açtıkları, mahkemenin 2022/440 Karar sayılı dosyasında 22.04.2022 tarihli kararı ile davanın reddine karar verildiği, kararın kesinleşmesine dair herhangi bir şerhin yer almadığı, davacılar tarafından dava dışı şirketin grup şirketlerinden olduğu anlaşılan şirketlerle ilgili olarak da başkaca davaları açmış oldukları anlaşılmıştır.Mahkemece, dava dışı ... AŞ aleyhine hüküm kurulduğundan, adı geçen şirketin istinaf başvurusunda hukuki yararının olduğu kanaatine varılarak mahkemenin şirketin istinaf başvurusunun reddine dair 19.09.2022 tarihli ek kararının usul ve yasaya uygun olmadığı kabulü ile söz konusu kararın kaldırılması ve anılan şirket vekilinin istinaf başvurusunun esasının incelenmesi gerekmiştir.Öncelikle, davacıların aktif dava ehliyetlerinin (davacı sıfatlarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir:TTK'nın 28/1. maddesine göre tescil istemi ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır. Görüldüğü üzere, talep edebilecek olanlar, maddede ilgililer olarak ifade edilmiştir.
TTK'nın 31/2. maddesine göre tescilin dayandığı olgu veya işlemler tamamen veya kısmen sona erer ya da ortadan kalkarsa, sicildeki kayıt da kısmen yahut tamamen silinir. Bu durumda da kaydın kısmen veya tamamen silinmesini talep edebilecek olanlar yine ilgililerdir. Bu kuralın istisnası, resen yapılacak tesciller ile yetkili kurul veya kuruluşun bildirimi üzerine yapılacak tescillerdir.
TTK'nın 34. maddesine göre ise ilgililer tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. İtiraz talebinde, ilgili ticaret sicil müdürlüğü yasal hasım konumundadır. Görüldüğü üzere TTK'nın 34. maddesi ile Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22. maddesinde bu davayı ilgililerin açabileceği öngörülmüştür.Bu maddeye göre, tacirin hükmi şahıs olması halinde onun salahiyetli uzuvları veya selahiyetli temsilcileri ilgili kişi olarak kabul edilmektedir. Açılan herhangi bir davada veya itirazda, dava açan yahut itiraz eden kişinin bu davayı açmaya veya itiraza yetkisi olup olmadığı, yani aktif dava veya itiraz ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunun saptanması resen göz önünde tutulur. Yapılan bu açıklamalara göre, şirket ortakları, Kanun'daki ve Yönetmelik'teki ilgililer kapsamına girmemektedir (Emsal nitelikte Yargıtay 11. HD'nin 2023/6636 E- 2024/8320 K sayılı kararı).Davacılardan ... ve ...'ın ... AŞ'nin hissedarı oldukları, şirket yönetim kurulu üyesi olmadıkları, bu nedenle "ilgili" kavramı kapsamında olmadıkları anlaşılmakla, anılan bu davacılar yönünden davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırı bulunmuş ve bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir.Diğer davacılar ise aynı şirketin yönetim kurulu üyesidirler. Yönetim kurulu üyesi olan davacılar ... ve ...'ın Kanun ve Yönetmelik uyarınca "ilgililer" kapsamında kaldığı ve bunların aktif dava ehliyetlerinin bulunduğu belirlenmiştir. Ancak bu davacıların aktif dava ehliyetleri bulunmakla birlikte,Ticaret Sicil Müdürlüğünün tescil işlemine karşı, öncelikle TTK'nın 34.maddesi uyarınca itiraz ve silme talebinde bulunmuş olmaları, sicil müdürlüğünün bu talebi reddetmiş olması ve bu ret kararının tebliği üzerine sekiz gün içinde TTK'nın 34.maddesi uyarınca itiraz davasını açmaları gerekirdi. Zira TTK'nın 34. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; ilgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. İtiraz davasında mahkemenin inceleme usulü de aynı fıkrada düzenlenmiştir.Somut olayda tescil talebi, davacı yönetim kurulu üyelerine ait olmayıp, şirketi temsil eden diğer yönetim kurulu üyelerine, yani şirket tüzel kişiliğine aittir. Davacı yönetim kurulu üyelerinin ise tescil işleminin silinmesini öncelikle Sicil Müdürlüğünden talep etmelidir. Ancak Sicil Müdürlüğü tarafından bu silme talebinin reddi hâlinde itiraz davasını açabilirler. Bu husus, itiraz davasının açılabilmesinin koşuludur. Davacılar, davaya konu tescil işleminin silinmesi konusunda Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurabileceklerinden, bu aşamada eldeki davayı açmakta hukuki yararları yoktur.Davacı yönetim kurulu üyelerinin, davaya konu tescil işlemi yapılmadan önce Sisil Müdürlüğüne gönderdikleri ihtarname, yasal prosedürün tamamlandığı anlamına gelmez. Zire silme talebi, ancak tescil işlemi tamamlandıktan sonra yapılabilir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince, davacı yönetim kurulu üyelerinin açtığı davanın, hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olmuş, kararın bu yönden kaldırılması ve bu davacıların davasının usulden reddine karar vermek gerekmiştir (Emsal nitelikte, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/3992 Esas, 2024/1513 Karar sayılı ilamı).Açıklanan bu gerekçelerle,
HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerindenyapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin ve ilgili şirket vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.