16. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2024/1210 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:19/03/2024
NUMARASI:2021/76 E. - 2024/63 K.
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA:Davacı dava dilekçesinde; yapımcı ...'ın ve senarist ...'nun, kendisine ait "..." adlı romanını "..." adlı televizyon dizisi haline getirdiğini, "..." dizisinde kendisine ait eserin işlendiğini ve uzatılmış bir televizyon dizisi haline getirildiğini, iki hikaye arasında isimler, mekanlar, bazı olayların değiştirildiğini, ancak esasen iki hikayenin birbirinin aynı olduğunu, TRT ekranlarında 151 bölüm yayınlanan dizi ile davalıların 40 milyon üzerinde bir gelir elde ettiklerini, kendisinin yakalayacağı başarının ve gelirin önüne geçtiklerini, haksız bir gelir elde edildiğini, davalıların yaptığı telif hakkı ihlalini 2010 yılında açtığı ve 2014 yılında sonlanan dava ile kanıtlayarak 1 liralık manevi tazminat kazandığını, davanın sonucunda "..." adlı kitabını ve "..." dizisi arasında benzerlik olduğunun, dizi filmin senaryosunun kitaptan yararlanılarak meydana getirildiğinin, benzerliklerin tesadüf olamayacağının ve bu istifadenin serbest yararlanma ya da esinleme sınırları içinde değerlendirilemeyeceği kanaatine varıldığını, alınan bilirkişi raporunda, karşılaştırma sonucu konu, içerik, karakter, yapılan olay örgüsü, hatta detaylar yönünden esinlenmenin ötesinde benzeştiği, söz konusu dizinin kendisinin romanının temel alınarak hazırlandığının tespit edildiğini, hak ihlali olduğunu belirterek, bu nedenlerle fazlaya ilişkin dava, talep ve alacak hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL tazminata hükmolunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH:Davacı vekili 17/11/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile; belirsiz alacak davası olarak açmış olduğu davada, bilirkişi raporu doğrultusunda talebini 594.000,00 TL arttırarak, 604.000,00 TL maddi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; her iki davalının adreslerinin İstanbul Anadolu Yakasında olduğundan öncelikle yetki itirazları bulunduğunu, davacının tazminat talep etme hakkının zamanaşımına uğradığını, esas yönünden ise; davaya konu kitap ile müvekkilinin senaristliğini yaptığı dizi arasında intihal olmasının imkansız olduğunu ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dizinin ilk yayın tarihinin 16/12/2009 tarihi olduğunu, haksız fiilden dolayı 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, haksız fiilin işlendiği yerin Anadolu yakasında kaldığını, ayrıca diziyi yapan yapım şirketi ... Şti. olduğunu, oysa davanın gerçek kişilere açıldığını, ayrıca intihalin bulunmadığını, davacının müvekkili aleyhine 2010 yılı itibariyle açtığı 1,00 TL bedelli tazminat davasını kazandığını ve hükmün kesinleştiğini, kesinleşen hükmün temyiz sürecinin kalmadığını, buna rağmen bu davada kesin delil gibi sunulmasının hukuk ilkeleri ve doktrinlerle bağdaşmadığını, davacının daha evvel açmış olduğu manevi tazminat davasında intihalin var olmadığı yönünde rapor verildiğini ileri sürerek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
MAHKEMENİN İLK KARARI:İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 21.11.2017 tarihli 2015/29 E. - 2017/332 K.sayılı kararıyla;"Toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları, hüküm kurmaya elverişli ve yeterli taraflar arasında yargılaması yapılarak sonuçlanmış aynı konuya ilişkin ve manevi hak ihlaline dair kesinleşmiş mahkeme dosyası ve dosyada alınan bilirkişi heyet raporu ve bunu teyit eden mahkememizin 28.04.2016 tarihli ilk bilirkişi heyet raporu kapsamında davacının mali ve manevi haklarının ihlal edilmiş olduğu ve davacının işleme, çoğaltma ve yayın mali haklarının ihlaline dayalı olarak bilirkişi tarafından belirlenen her bir bölüm için 4.000,00'den 151 bölüm için taleple bağlı olarak asıl ve ıslah edilen 604.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesi gerektiği.." gerekçesiyle "...davacı ... tarafından davalılar aleyhine açılan asıl ve ıslah edilen davanın kabulü ile davacının ... adlı romanının izinsiz senaryo olarak davalılar tarafından kullanılması nedeniyle bölüm başı 4.000,00 TL'den 151 bölüme ilişkin 604.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiş, karar davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
KALDIRMA KARARI:Dairemizin 19/02/2021 tarihli 2018/812E. - 2021/352 K.sayılı ilamıyla; "...dosya kapsamında birbiriyle çelişen iki ayrı heyet raporu bulunduğu, mahkemenin çelişkileri giderecek şekilde yeni bir heyetten rapor alarak karar vermesi gerekirken, mahkemece 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2012/111 sayılı dava dosyasındaki Ek Bilirkişi Raporu ile, mahkemece alınan ilk bilirkişi raporuna atıf yapılarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
HMK'nın 266. maddesinde, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Mahkeme tarafından, dizi filmin senaryosunun davacının romanından işleme suretiyle meydana getirilip getirilmediğinin tespitinin, teknik bilgiyi gerektirdiği kanaatiyle bilirkişi raporları alınmışsa da, raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden ve gerekçesi açıklanmadan önceki rapora dayanarak karar verilmesi yerinde görülmemiş, davalılar vekillerinin bu yöndeki istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.Mahkemenin kabulüne göre de; davalılar vekillerinin ilk alınan bilirkişi raporundaki tazminat hesabına itiraz ettikleri, 151 bölüm üzerinden tazminat hesabı yapılamayacağını ileri sürdükleri, mahkemece bu yöndeki itirazlar üzerinde durulmamasının da yerinde olmadığı kanaatine varılmış, davalılar vekillerinin ayrı ayrı istinaf başvurularının kısmen kabulüne, kısmen reddine, mahkeme kararının HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde yeni bir heyetten rapor alınarak, ... isimli dizinin senaryosunun özgün eser olup olmadığı, davacının "..." adlı romanından intihal yada esinlenme sınırının aşılarak, işleme eser şeklinde oluşturulup oluşturulmadığının somut değerlendirmelerle tespiti, davacının mali haklarının ihlal edilip edilmediği, edilmişse sektörel teamül de araştırılarak, rayiç bedel tespitinde, özgün hikaye bedeli olarak tek bir ödeme yapılıp yapılmayacağı, yahut bölüm başına rayiç telif bedelinin hesaplanması gerekip gerekmediği üzerinde durularak, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi için mahkemesine gönderilmesine..." karar verilmiştir.
KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI:Mahkemenin 19/03/2024 tarihli 2021/76 E. - 2024/63 K.sayılı kararıyla; "...dosya kapsamında istinaf öncesi ve istinaf sonrası alınan bilirkişi raporlarında alınan ilk raporda intihalin bulunduğu, ikinci raporun ek raporunda intihalin olmadığına ilişkin kanaat bildirildiği, istinaf sonrası alınan ilk raporda intihal olmadığı, sonrasında alınan ek raporlarda ise heyetlerin birleştirilmesi sonucu rapor alındığı ve heyetteki bilirkişilerin mevcut görüşlerini devam ettirdiği anlaşılmıştır. Bu bağlamda bilirkişilerin bilirkişi raporlarının yapılan değerlendirmesinde dava konusu yapılan kitap ile dava konusu dizinin irdelenmesinde mahkememizce alınan istinaf öncesi ikinci heyet raporu ile ikinci heyet ek raporu ve istinaf sonrası alınan ilk heyet raporunun dosya kapsamına uygun olduğu, dizi senaryosu ile kitap içeriği incelendiğinde dizi ile kitap arasında benzerliklerin bulunduğu ancak bu benzerliklerin anlatılan konunun hususiyetinden kaynaklandığı, bu haliyle dava konusu dizinin kitaptan intihal olmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ile dosyaya ibraz edilen gazete mülakatları dikkate alındığında davalı senaristin diziye konu edilen olayla ilgili olarak kitabın basım tarihinden önce çalışmalarının ve projesinin bulunduğu kanaatine varıldığından davacı tarafça açılan davanın reddine..." karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemenin senaristlerin yer aldıkları bilirkişi heyetindeki görüşe neden itibar edilmediği açıklanmadan karar verildiğini,Senaristlerin yer aldıkları bilirkişi raporlarında intihal yapıldığının tespit edildiğini, Aksi görüş bildiren bilirkişi raporlarında ise edebiyatçı bilirkişilerin yer aldıklarını, davanın konusunun senaryo ile ilgili olması nedeniyle senarist bilirkişilerin yer aldıkları bilirkişi raporlarına itibar edilmesi gerektiğini,
10/10/2022 tarihli bilirkişi raporunu hazırlayan heyette senarist bilirkişinin bulunmadığını, edebiyatçının yazdığı rapora itibar edildiğini,Mahkemenin 17/11/2022 tarihli ara kararında 10/10/2022 tarihli bilirkişi raporunun yeterli ve denetime elverişli olmadığı belirtilerek yeniden rapor alınmasına karar verildiği halde, Mahkeme hakimi değiştikten sonra hukuk güvenliğini hiçe sayarak kendi ara kararı ile çelişecek şekilde 10/10/2022 tarihli bu rapora itibar edilerek davanın reddine karar verildiğini,Bu kararın aynı zamanda adil yargılanma hakkının açık ihlali olduğunu,Bu kararın Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına da aykırı olduğunu, birden fazla bilirkişi raporundan birisine itibar ediliyorsa bu rapora neden itibar edildiğinin ve diğerlerine neden itibar edilmediğinin gerekçede açıklanması gerektiğini, oysa yerel mahkeme kararının gerekçesinde bu bağlamda hiçbir açıklama bulunmadığını,Verilen kararın Anayasa'nın 141. maddesine de aykırı olduğunu, yeterli gerekçeyi içermediğini,Gerekçede davalı senaristin daha önce gazetelere verdiği röportajdan söz edildiğini, bu gerekçenin son derece yetersiz olduğunu, zira senaristin yalnızca asker dizisi yazmayı hayal ettiğinden söz ettiğini, dolayısı ile röportajda senaryonun aslına ait bir bilgi asla yer almadığı için röportajın delil vasfının bulunmadığını, delil vasfı taşımayan, bir senaristin hayallerini anlatan röportaj gerekçe olarak kabul edilemeyeceğini, intihalin iki eserin de sadece asker dizisi olmasından kaynaklanmadığını, iki eser arasında intihali yaratanın; karakterlerin aynılığı, mesleklerinin aynılığı, çatışmaların aynılığı, karakter yönelimlerinin aynılığı, mesajların aynılığı, olay dizilerinin aynılığı, kurgunu aynılığı, iki şehir arasında geçen hikayelerin örgüsünün aynılığı olduğunu, bu röportajda bu aynılıklara girilmediğini, bu sebepledir ki bu röportajın delil vasfı taşımadığını, dolayısıyla röportajın gerekçeye konu edilmesinin son derece zorlama bir yorum olduğunu, zaten mahkemenin de bu gerekçeye güvenemediği için verilen röportajın içeriğine bile değinmekten uzak durduğunu belirterek, arz ve izah edilen ve Mahkemece resen nazara alınacak sebeplerle; incelemenin murafaalı olarak yapılmasına, yapılacak inceleme neticesinde usule ve yasaya açıkça aykırı olan Yerel Mahkeme kararının bozulmasına, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
İstanbul 1. FSHHM'nin 2012/111 Esas-2013/230 Karar sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalılar aleyhine aynı eserlerle ilgili açılan manevi tazminat talepli davada; "davalının esinlenme sınırını aşar şekilde davacının romanında ifadeye dönüşen pek çok korunan unsurun dizi filimde paralel şekilde benzer içerikte kullanıldığının kanıtlandığından söz konusu romanın davalı şirketin yapımını diğer davalının senaristliğini yaptığı dizide işlenerek izinsiz kullanımı FSEK 15, 16 ve 21. Maddelerine aykırılık oluşturduğundan ihlal edilen manevi haklar nedeniyle talep edilen 1TL manevi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine" karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/7200 Esas-2014/14432 Karar sayılı 24/09/2014 tarihli ilamı ile, temyiz talebinin 5219 Sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi gereğince reddine karar verildiği tespit edilmiştir.Dinlenen davalı tanığı Melek Yargı ifadesinde; 2001 yılından beri ...'de çalıştığını, 1993 yılından bu yana ..., ... ve ...'de görev yaptığını, 2005 yılında ...'in yayın kurulunda ...'ı anlatarak önerdiğini, daha öncede yönetim kuruluna önerdiğini, dizinin ...'nin dokusuna uygun olacağını, çok iyi raiting alacağını söylediğini, ancak maddi problemlerden dolayı dizinin fiyatı yüksek geldiğinden kabul olmadığını, senaryoyu okuduklarını, ancak kanallara bu şekilde bir çok gelen senaryonun bulunduğunu, bunların hepsini ellerinde tutmalarının, muhafaza etmelerinin mümkün olmadığını belirtmiştir.Davalı tanığı ... ise ifadesinde; yapımcı yönetmen olduğunu, özel televizyonlara film ve diziler yapan bir şirketinin bulunduğunu, ...'de geçmişte televizyon filmleri yaptığını, davalı ile 1997 yılında Van-Erçiş'te kısa dönem askerlik yaptığını, çatışmalardan esinlenerek askerlerin yaşamlarını anlatan filmleri yapabileceklerini konuştuklarını, askerlikten sonra 2005 yılında kendisini arayarak o günlerdeki gözlemlerini senaryolaştırmak istediğini belirttiğini ve yazdıklarını kendisine okuttuğunu, ... ve ... karakterleri üzerinde uzun uzun konuştuklarını, ...'nin miktarı yüksek bulduğunu, ertelendiğini, ...'de ... dizisi yayınlandığında ilk bölümü izlemesi için kendisini aradığını, ...'de yayınlanan dizi ile kendisine anlatılan kurgu, karakterler ve tretman, olay akışı ve duygu olarak da aynı olduğunu belirtmiştir.İlk derece mahkemesince ..., ... ve ...'dan oluşan 28/04/2016 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; FSEK 21,22,25,14,15,16.maddelerine aykırılığın bulunduğu, ihlalin mevcut olduğu, dava dosyası ve ekinde sunulan 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2012/111 Esas sayılı dava dosyası, 1, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2008/233 sayılı misal dava dosyası, ... tarafından sunulan 2005 yılında kendilerine sunulan "..." isimli dizinin senaryosu da dahil tüm ek dosyalar incelenerek, davacı'nın ... ismiyle yazdığı "..." isimli romanın okunarak, sunulan DVD'lerin izlenmesi sonucu davacının romanı île davalı ...'nun senaryosunun ana hikayesi arasında intihal olarak kabul edilebilecek bir benzeme olduğu intibaı mevcut olduğunu ve aksi ispat edilmedikçe davacının romanından alıntı yapılarak davalı ...'nun senaryosunun ana hikayesinde kullanılması, davacıya bu alıntı için mali hak olarak bir ücret ödenmesini gerektiği, tüm dünyadaki teamülün, pazarlığa tabi olmakla beraber, senaryo aşamasında hikayeye ayrılan miktarı senariste ödenen ücretin % 10'u ile % 25'i arasında olduğu, ülkemizde ise senaristler meslek birliği ..., senaryo ücretini toplam bütçenin %5'i, hikaye ücretini ise toplam bütçenin %2'si olarak saptadığı, bu durumda davalının her bölüm için aldığı senarist ücretinin, %25'inin yarısını veya yine her bölüm için ... tarafından 400.000,00 TL olarak bildirilen bütçenin %2'sinin yarısı olan 4.000,00TL'nin davacıya ödemesi gerektiği ve davacının rızası alınmadığından ve ismi dava konusu dizinin jeneriklerinde yer verilmediğinden manevi haklarının da zarara uğradığı ve davalıların davacıya her bölüm için 4.000,00 TL. ödemesinin rayice uygun olacağı mütalaa edilmiştir.
İlk derece mahkemesince ..., ... ve ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 07/03/2017 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; her iki eserde de benzer temaların işlendiği fakat bu temaların farklı biçimlerde ele alındığı, davalı tarafın esere kendi hususiyetini katabildiği hak ihlalinin bulunmadığı mütalaa edilmiştir.Bilirkişi raporuna itirazlar üzerine aynı heyetten alınan 26/07/2017 tarihli ek rapor incelendiğinde; 2012/111 Esas sayılı davanın 2013/230 sayılı karar gerekçesinde bilirkişi raporlarından yola çıkılarak eserler arasında zikredilen benzerlik başlıklarının edebi açıdan yeniden değerlendirildiği ve CD içeriklerinin tekrar sözden geçirildiği ve 1.FSHHM dosyasında manevi tazminat yönünden değerlendirme yapıldığı, sıralanan başlıklardan bazılarının hiçbir suretle benzemediği, benzeyen unsurların ise birçok eserde konu gereği bulunabilecek benzerlikler olduğu, bazı benzerliklerin ise oldukça sığ düzeyde kaldığı, iki eser arasında yan olay örgülerinde bazı benzerliklerin olduğu, ancak dizi romanda işlenen olaylarda büyük oranda ayrıştığı, bu nedenle aynı görüşü taşıdıklarını belirtmişlerdir.Dairemiz kaldırma kararı sonrası mahkemece bilirkişiler Prof. Dr. ..., ... ve ...'dan oluşan heyetten alınan 09/10/2022 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; iki eser arasında intihal kapsamında değerlendirilecek net ve mutlak hiçbir ilişkinin bulunmadığı, dizinin senaryosu ile davacıya ait eserin birbirini çağrıştıran, anımsatan ve özgün hususiyetini tekrarlayan noktaların bulunmadığı kanaati bildirilmiştir.Tarafların rapora karşı itirazları doğrultusunda bilirkişiler Prof. Dr. ..., Doç. Dr. ..., Doç. Dr. ..., Doç. Dr. ..., ... ve ...'dan oluşan heyetten alınan 19.07.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; "...Davaya konu tecavüz iddiasına dayandırılan "..." isimli eserin objektif unsur bakımından, md.2 ilim ve edebiyat eserleri grubundan olduğu ve özgünlük taşıdığı, kök bilirkişi heyeti, 10.10.2022 tarihli kök raporlarındaki görüşlerini korumakta olup; kendilerine göre 5. Bölümde maddeler halinde verilen sebeplerden ötürü ilgili eserler arasındaki benzerlik iddialarının sadece esinlenme kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ek bilirkişi heyetinin ise; davalıların, "..." isimli eserin hikâyesinden ve ana konseptinden, direkt birebir uyarlama olmadan, "..." dizisinin ana hikâyesini esinlenme sınırlarını aşmak suretiyle, "..." adlı eserin ana kurgusunu, temasını, çatışma unsurlarını, esas karakterlerini, hikâyedeki kırılma anlarını ve iç/dış çatışmalarını kısmi ayniyet taşıyacak bir biçimde izinsiz uyarladığı intibasının oluştuğu ve bu hususiyetlerin dizinin tüm bölümlerinin genel özellikleri haline geldiği, dolayısıyla da ek bilirkişi heyetine göre Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 68. maddesi kapsamında davacı tarafın işleme, çoğaltma ve yayın hakları bakımından maddi haklarına tecavüzde bulunduğunu, 5. bölümde yer alan inceleme kısmındaki tablodaki karşılaştırma kriterlerine istinaden görüldü. Davalı yapımcının sayın Mahkemeniz tarafından Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 68. maddesi kapsamında davacı tarafın maddi haklarına tecavüzde bulunduğunun tespiti halinde, ilgili maddi tazminat miktarının kök bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ülkemizdeki senaristlerin meslek birliği olan ... tarafından, "senaryo ücretinin toplam bütçenin %5'i, hikâye ücretinin ise toplam bütçenin %2'si" olarak ifade edilen tarife üzerinden hesaplanarak, bölüm başına 400.000 TL'lik bütçenin %2'sinin yarısının karşılığı olan 4.000 TL'lik bir bedele tekabül ettiği, bu bedelin toplam 151 bölüm için hesaplandığında toplam maddi tazminatın 151 x 4.000 TL - 604.000 TL olarak belirlenmesi gerektiği, 1. Fikri Sınai Haklar Mahkemesinde davacının aynı konuyla manevi tazminat amacıyla dava açtığı görülmekle birlikte, 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/111 Esas sayılı dosyasında yine aynı davayı 1 TL'lik bedelle kazanmasına istinaden işbu davada davacının herhangi bir manevi tazminat hakkının bulunmadığı..." yönünde görüş bildirildiği tespit edilmiştir.Tarafların rapora karşı itirazları doğrultusunda aynı heyetten alınan 28.10.2023 tarihli bilirkişi ek bilirkişi raporunda; "..Davaya konu tecavüz iddiasına dayandırılan "..." eserinin objektif unsur bakımından, md.2 ilim ve edebiyat eserleri grubundan olduğu ve özgünlük taşıdığı, üç kişiden oluşan Kök Bilirkişi Heyeti'nin 09.10.2022 tarihli raporundaki görüşlerini koruyarak "..." dizisinin "..." isimli romandan sadece esinlendiği görüşünü koruduğu ve esinlenme dolayısıyla davacı tarafın işleme, çoğaltma ve yayın hakları bakımından maddi haklarına tecavüzde bulunmadığı, üç kişiden oluşan Ek Bilirkişi Heyeti'nin 19.07.2023 tarihli raporlarındaki görüşlerini koruyarak davalıların, "..." isimli eseri hikâyesinden ve ana konseptinden, direkt birebir uyarlama olmadan, "..." dizisinin ana hikâyesini esinlenme sınırlarını aşmak suretiyle, "..." adlı eserin ana kurgusunu, temasını, çatışma unsurlarını, esas karakterlerini, hikâyedeki kırılma anlarını ve iç/dış çatışmalarını esinlenme sınırlarını ve tesadüf olamayacak bir biçimde izinsiz uyarladığı intibasının oluştuğu ve bu hususiyetlerin dizinin tüm bölümlerinin genel özellikleri haline geldiği, dolayısıyla da Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 68. maddesi kapsamında davacı tarafın işleme, çoğaltma ve yayın hakları bakımından maddi haklarına tecavüzde bulunduğu, heyetimizde tazminat hesabı konusunda uzman mali bilirkişi bulunmadığından, mahkemece uygun görülmesi halinde dosyanın tazminat hesabı bakımından mali bilirkişiye tevdi edilerek rapor alınması hususu sayın mahkemenin takdirinde olmakla birlikte, ... meslek birliğinin 2023 sektör rayiç bedel tablosundaki rayiç bedel tarifeleri çerçevesinde, sayın Mahkemeniz tarafından davalı yapımcının Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 68. maddesi kapsamında davacı tarafın maddi haklarına tecavüzde bulunduğunun tespiti halinde, ilgili maddi tazminat miktarının BAM Kararı'na istinaden, ülkemizdeki senaristlerin meslek birliği olan ... tarafından belirlenen uyarlama öykü ücreti ve bölüm başı ücret tarifesine göre davacının hak edebileceği maddi tazminatın ...'in güncel tarifesinin 2015 yılı Şubat ayı şartlarına TÜFE baz alınarak uyarlanması suretiyle en az 960.607,44 TL olarak yeniden hesaplanması gerektiği..." yönünde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
G E R E K Ç E:Dava, davacıya ait romanın davalı ... tarafından izinsiz olarak işlenmek suretiyle senaryo yazıldığı, davalı ... tarafından bu senaryonun dizi film olarak yapımcılığını üstlendiği iddiasıyla açılan maddi tazminat davasıdır.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi,
HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; davacı tarafça yazılan “...” isimli romanın FSEK’in 2/1. maddesi kapsamında edebiyat eser niteliğinde olduğu, davacı tarafından davaya konu “...” isimli dizinin senaryosunun bu eserinin izinsiz işlenmesi yoluyla yazıldığı iddia edilmiştir.İlk derece mahkemesince birden fazla bilirkişi raporu alınmış, raporların bir kısmında eserler arasında benzerliğin söz konusu olmadığı, bir kısmında ise iki eser arasında esinlenme sınırlarını aşacak derecede benzerlik bulunduğuna dair görüş bildirildiği tespit edilmiştir.Dosyaya ilk sunulan 28/04/2016 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; iki eserin denetime uygun şekilde karşılaştırılmadığı, genel ifadelerle eserler arasında benzerlik bulunduğuna dair görüş bildirildiği anlaşıldığından, bu bilirkişi raporuna itibar edilmemesi yerindedir.Dosyaya sunulan 07/03/2017 tarihli bilirkişi raporunda ise; her iki eserin kahramanları ve olay örgüsüyle ilgili karşılaştırmalı tablo düzenlenerek denetime uygun şekilde inceleme yapıldığı, 26/07/2017 tarihli ek raporda da belirtildiği şekilde davaya konu senaryo ile davacıya ait roman arasında benzerlik bulunmadığına dair görüş bildirildiği tespit edilmiş, Dairemizce her iki rapor çelişkili olduğundan bu çelişkinin giderilmesi için ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan 10/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda da, davaya konu senaryo ile davacının romanı arasında benzerlik bulunmadığına dair denetime uygun açıklamalar yapılarak görüş bildirildiği, aynı heyete yeni bilirkişiler dahil edilerek alınan sonraki raporlarda ise, heyete dahil olan yeni bilirkişilerin eserlerin benzer olduğuna dair görüşlerine rağmen, 10/10/2022 tarihli raporu hazırlayan bilirkişiler ..., ... ve ...’ın ise önceki görüşlerinde ısrar ettikleri tespit edilmiştir.Her ne kadar davacı vekili edebiyatçı bilirkişilerden alınan raporlara itibar edilemeyeceği, dava konusunun senaryo olması nedeniyle senarist bilirkişilerin görüşlerine itibar edilmesi gerektiğine dair istinaf talebinde bulunmuşsa da, gerek 07/03/2017 tarihli bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişi heyetinde, gerekse 10/10/2022 tarihli bilirkişi raporunu hazırlayan heyette üniversitenin Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğretim görevlisi olan bilirkişilerin de yer aldığı, kaldı ki davacıya ait eserin edebiyat eserlerinin bir türü olan roman niteliğinde olduğu, bu nedenle edebiyatçı bilirkişilerden de görüş alınmasının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.Mahkemece tüm bilirkişi raporları incelenerek, dosya kapsamına ve olaya en uygun olan görüşe itibar edilmesinde usule aykırılık bulunmadığı gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının ayrıntılı inceleme içerdiği ve denetime de uygun oldukları anlaşılmıştır.Her ne kadar 19/07/2023 tarihli ve 30/10/2023 tarihli bilirkişi raporlarında üç bilirkişi tarafından davalıların, “...” isimli eserin hikayesinden ve ana konseptinden, direkt birebir uyarlama olmadan, “...” dizisinin ana hikayesini esinlenme sınırlarını aşmak suretiyle, “...” adlı eserin ana kurgusunu, temasını, çatışma unsurlarını, esas karakterlerini, hikâyedeki kırılma anlarını ve iç/dış çatışmalarını kısmi ayniyet taşıyacak bir biçimde izinsiz uyarladığı intibaının oluştuğu ve bu hususiyetlerin dizinin tüm bölümlerinin genel özellikleri haline geldiği, dolayısıyla da Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 68. maddesi kapsamında davacı tarafın işleme, çoğaltma ve yayın hakları bakımından maddi haklarına tecavüzde bulunduğuna dair görüş bildirmişlerse de, intihal için davacının hikayesinde somut ifadeye dönüşen temel unsurların davalı yapımı dizide izinsiz olarak kullanılması gerektiği, her iki eserin konusunun da aynı bölgede yaşanan terör sorununa değinen hikayeler oldukları, doğal olarak hikayede terörist, asker, bölgenin toplumsal yapısı nedeniyle ağa, Kürt kökenli veya Türk kökenli olmasına rağmen olaylara insani tarafından yaklaşan karakterlerin olmasının kaçınılmaz olduğu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği gibi, davacının romanı bir aşk ilişkisini ön plana çıkartırken, dava konusu senaryoda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terörle mücadelesinin ön planda olduğu, her iki hikayenin kahramanları ... ile ...’ın farklı karakterlerde oldukları, her iki hikayede ortak olduğu iddia edilen ve baş karakterlerin aşk ilişkisi yaşadıkları avukat karakterlerin cinsiyetlerinin ve karakterleri ile davranışlarının tamamen birbirlerinden farklı olduğu, yine her iki hikayede ortak olan terörist kadınların da karakterlerinin ve davranış biçimlerinin farklı olduğu, dava konusu senaryodaki kadın teröristin hikayenin tamamında etkili bir karakter olmasına rağmen, romandaki kadın teröristin romanda çok az bir bölümde hikayeye dahil olduğu, her iki eser arasında bu tür hikayelerde çokça yer alan anonim ve sıradan karakterler ve olaylar dışında benzerlik bulunmadığı, farklı görüş bildiren bilirkişilerin her iki hikayenin benzer olmasına rağmen, hikayeler arasındaki farklılıkların baş karakterlerin cinsiyet farkı nedeniyle aynı olaylara farklı bakış açılarının yansıtılmasından kaynaklandığına dair tespitlerinin yerinde olmadığı, nitekim İstanbul 1. Fikri ve Sınai haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/111 Esas, 2012/130 Karar sayılı kararı ile sonuçlanan dava dosyasında da bilirkişi heyetinin ilk raporunda ve ek raporda davacının eserinden intihal yapıldığı sonucuna varılamadığına dair görüş bildirildikten sonra, eserler arasındaki benzerliklerin tesadüf olamayacağı, bu istifadenin serbest yararlanma ya da esinlenme sınırları içinde değerlendirilemeyeceğine dair görüş bildirdikleri, mahkemece bu görüşe itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmişse de, kararın kesin nitelikte olması nedeniyle Yargıtay denetiminden geçmediği anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, her iki eserin kurgusu, karakterleri ve olay örgüsü ile "..." dizisinin senaryosunun FSEK’in 6/1-3. maddesi kapsamında işlenme eser niteliğinde olmadığı, eserler arasında esinlenme sınırlarını aşacak benzerlik bulunmadığı, Mahkemenin bilirkişi raporlarına itibar edildiğine dair gerekçesinin yeterli olduğu, bu nedenlerle Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
2.Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 12/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.