Esas No
E. 2022/585
Karar No
K. 2024/1971
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/585

KARAR NO: 2024/1971

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 02/05/2019 (Dava) - 15/12/2021 ( Karar )

NUMARASI : 2019/869 Esas - 2021/861 Karar

DAVA: İtirazın İptali ( Haksız Fiilden Kaynaklanan )
BAM KARAR TARİHİ: 19/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 19/12/2024

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/12/2021 tarihli 2019/869 Esas ve 2021/861 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'a ait ... plakalı aracın ... sevk ve idaresinde iken asli kusurlu bir şekilde müvekkili ...'a ait ... plakalı araca çarpması neticesinde yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası müvekkiline ait araç yürüyemez hale geldiğini ve trafik ekipleri tarafından çekiciyle ... Mah. ... Sok. No:... ... ... otoparkına götürüldüğünü, kaza sonrası meydana gelen zararın tazmini talebiyle kazaya sebebiyet veren davalı araç sahibi ile ZMSS kapsamında aracın sigortacısı olan davalı sigorta şirketine yapılan tüm başvurular olumsuz şekilde sonuçlandığını, bu sebeple İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurularak 2018/138 D. İş sayılı dosyasıyla araçla ilgili olarak delil tespiti yaptırıldığını, bilirkişi raporu davalı taraflara tebliğ edildiğini, söz konusu raporda aracın ikinci el rayiç bedelinin 25.000 TL olduğu belirlendiğini, aracın pert olması sebebiyle davalı sigorta şirketince aracın teslim alınarak araç pert bedeli olan 25.000 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerekmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmaması sebebiyle tarafımızca İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2018/13003 E. sayılı dosyasıyla davalılar aleyhine 7 Örnek ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçluların haksız olarak takibe itiraz etmeleri takibin durmasına ve müvekkilinin alacağını zamanında tahsil edememesine neden olduğunu, bu sebeplerle davalıların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmeleri gerektiğini, davalı tarafın haksız olarak borcunu ifa etmemesi nedeniyle müvekkiline ait araç uzun süre yedieminde kaldığını ve vergi borcu, otopark borcu gibi bir takım masraflar çıkmasına neden olduğunu, bu sebeple müvekkili tarafından araç trafikten çektirildiğini, davalı sigorta şirketine mail ve posta yoluyla iletilerek aracın teslim alınması ve icraya konu alacağın ödenmesi istenildiğini, herhangi bir cevap verilmemesi üzerine son olarak Karşıyaka 5. Noterliği'nin 03362 yevmiye numarasına kayıtlı ihtarname davalı sigorta şirketine gönderildiğini, İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2018/13003 E. Sayılı dosyasına yapılan haksız itirazların iptaline, yapılan itirazların haksız olması sebebiyle davalı borçluların alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin genel müdürlük adresi Maslak Sarıyer İstanbul olduğunu, ancak dava yetkisiz İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açıldığını, müvekkili şirketin genel müdürlük adresinin İstanbul ili Sarıyer ilçesi sınırlarında bulunmasından dolayı mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, yetkili mahkeme İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, bu hususun dikkate alınarak dosyada öncelikle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkil sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, bu nedenle, dava şartı noksanlığı nedeniyle dava usulden reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirket bakımından husumetin dayanağı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında ihdas edilen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası olup, söz konusu madde sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapılmadan dava ve/veya tahkime başvuru yolunu ortadan kaldırmış bulunduğunu, tazminat ve giderlerin ödenmesi sürecinde müvekkili şirkete yapılacak başvurunun usulü ve şartları ile gerekli belgelerin nasıl belirleneceği, müvekkili nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı aracın karıştığı kaza sebebiyle araçta oluşan değer kaybı talep edileceğini, 17.04.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkili şirket kusur oranı tespit edildikten sonra ancak bu oranda olmak kaydı ile sorumlu olacağını, sigorta şirketi sigortalısının kusuru oranında gerçek hasarı ödemekle yükümlü olacağını, bu nedenle dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığının ve kusur oranının belirlenmesi önem taşıdığını, çünkü sigorta bir zenginleşme aracı olmayıp sigorta şirketinin, sigortalı aracın sebep olduğu riziko sebebiyle üçüncü kişilere ait mal veya bedeni zarardan ötürü poliçede gösterilen limit meblağın tamamını değil üçüncü kişilerin maruz kaldığı gerçek zarar miktarını araştırıp saptayarak ödemesinin esas olduğunu, bu nedenle Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden kusura ilişkin rapor alınmasını talep ettiklerini, söz konusu kaza neticesinde davacının, aracında oluştuğunu iddia ettiği hasar bedelinin ilgili yasal mevzuatta cari olan ilkeler ışığında belirlenmiş olması gerektiğini, komisyon nezdinde de daha sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi açısından dosyanın bağımsız ve tarafsız bir bilirkişiye gönderilip nesnel ve bilimsel veriler çerçevesinde bir değer kaybı raporu alınmasını talep ettiklerini, ekspertiz raporu ile İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/138 D.iş sayılı dosyasından alınan rapor arasında çelişkiler bulunduğundan, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilerek hüküm kurulması gerektiğini, bu nedenle dosyanın sigorta hukuku konusunda uzman bir bilirkişiye tevdiine karar verilmesini, davacı tarafın talep ettiği icra inkar tazminatına karşı itiraz etmenin gereği hasıl olduğunu, müvekkili şirketin tazminat ödemesi yapabilmesi için kusur tespiti yapılması, rizikonun teminat kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesi, rizikonun meydana gelmesi, gerçek zararın tespit edilmesi gibi hususların değerlendirilmesi gerektiğini, bu hususların tespiti mahkeme tarafından işin esasına girerek yargılama yapılmasını gerektirdiğinden, davacının taleplerinin reddi gerektiğini, başvurucunun talebinin reddine, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin başvurucuya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın konusu ve türü itibariyle zorunlu arabuluculuk kapsamında müvekkili yönünden de arabuluculuk başvuru ve görüşme aşamasının tamamlanmış olması gerektiğini, ancak davacı tarafından yapılan arabuluculuk başvurusundan müvekkili haberdar edilmediğini, bu yönüyle davacı tarafından müvekkiline karşı dava açılmasının eksik ve hatalı olduğunu, ticari uyuşmazlıklardaki zorunlu arabuluculuk dava şartı olup dava şartı eksikliği sebebiyle bu davanın müvekkili yönünden usulen reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin aracı hem zorunlu mali mesuliyet sigortası hem de kasko sigortası kapsamında davacının talep ettiği zararı kapsar limitte olduğunu, kazanın meydana geldiği yer, kaza şekli ve nedeni hususları tam olarak tespit edilmeden müvekkiline ait ... plaka sayılı araca asli kusur izafe edilmesini kabul etmediklerini, davaya konu kazada müvekkiline ait aracın herhangi bir kusuru bulunmadığını, bu sebeple davacı tarafın müvekkiline ait araç kusuru ile ilgili iddialarını kabul etmediklerini, kaza ile ilgili tüm delillerin toplanmasına müteakip, dosyanın kusur durumunun belirlenmesi için öncelikle mahallinde keşif yapılmasını akabinde de Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne sevk edilerek rapor alınması taleplerinin bulunduğunu, kaza tarihi itibariyle müvekkiline ait ... plaka sayılı araç ... Sigorta A.Ş ... poliçe numarası ile ihtiyati mali mesuliyet sigortacısı olduğunu, hal böyle iken müvekkilinin yargılama aşamasında ve devamındaki süreçte herhangi bir zarara uğramaması için bu davanın belirtilen ihtiyati mali mesuliyet şirketine ihbar edilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, davacının iddia ettiği kadar ve iddia ettiği gibi masraf yapılmış olmasını kabul etmediklerini, delil tespiti müvekkili gıyabında yapılmış ve hangi parça ve işçiliğin meydana gelen kaza ile nasıl bir illiyet bağı tesis edilerek zarar kalemi olarak gösterilmiş olduğunu bilmemek ile birlikte İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/138 D.iş dosyası üzerinden yapılmış olan tespiti kabul etmediklerini, aracın perte çıkartılmış olması indirim ve değerlendirmeye dair sigorta şirketi ile yapılmış olan anlaşmada müvekkili aleyhine olan hususları da kabul etmediklerini, meydana gelen hasar ve hasara bağlı değişmesi gereken parça ve işçilik bedelleri konusunda uzmanından rapor alınmasını talep ettiklerini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; öncelikle ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk dava şartı olup müvekkiline karşı arabuluculuk prosedürü yerine getirilmeksizin bu davanın açılmasının kabulü mümkün olmayacağından bahisle dava şartı eksikliğinden dolayı davanın müvekkili yönünden usulen reddine karar verilmesini, müvekkiline ait ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş'ye davanın davalı yanında feri müdahillik talepleri için ihbarına, araç için talep edilen işçilik ve malzeme bedeli toplamına ve kaza ile olan illiyet bağına itiraz eder, davaya konu kazada kusur durumunun belirlenmesi için dosyanın öncelikle mahallinde keşif yapılmasını akabinde Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne sevk edilerek rapor alınmasına, davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak açılan bu davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

Mahkemece, ''...Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 21. İcra Dairesi'nin 2018/13003 Esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından takibe yapılan itirazın kısmen iptali; Davalı ...'un itirazının 18.000,00 TL asıl alacak ile 2.463,29 TL işlemiş faiz toplamı üzerinden iptaline, Davalı ... Sigorta A.Ş. itirazının 18.000,00 TL asıl alacak ile 2.201,42 TL işlemiş faiz toplamı üzerinden iptaline, Takibin davalılar bakımından tahsilde tekerrür etmemesi şartıyla devamına,

Davacı tarafından talep edilen işlemiş faiz yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, %20 icra inkar tazminatına ilişkin talebin icra inkar tazminatının maddi şartları oluşmadığından REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin hatalı bir şekilde aracın sovtajını müvekkili üzerine bırakarak davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verdiğini, taraflarınca sigorta şirketine yazılı başvuruların yapılmış olduğu ve talep edilmesi üzerine araca ait çekme belgesinin de gönderildiği, aracın kaza öncesi rayiç değerinin 25.000 TL olduğu dosya kapsamından anlaşılmasına ve taraflarınca en başından itibaren rayiç bedel ödemesi talep edilerek aracın sovtajının teslim alınmasının mail, posta ve noter aracılığıyla sigorta şirketine bildirildiği göz önüne alındığında yerel mahkemece verilen kararın eksik ve hatalı olduğunu, davanın tamamıyla kabul edilmesi gerektiğini, taraflarınca İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/138 D. İş sayılı dosyası ile aracın rayiç bedeli, onarım bedeli ve sovtaj bedelinin tespit ettirilerek davalılara bu raporun tebliğ edildiği, zararın böylece taraflar açısından belirli hale geldiği ancak buna rağmen davalılarca herhangi bir ödeme yapılmayarak davaya konu icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, İcra İflas Kanunu m.67/2 hükmü uyarınca davalıların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkum edilmeleri gerektiğini, yerel mahkemenin hatalı şekilde 25.000 TL olan araç rayiç bedelini kabul etmediğini, sovtaj bedeli olan 7.000 TL'yi bu bedelden düşerek kalan 18.000 TL açısından davanın kısmen kabulüne karar vermekle birlikte bu kısım açısından bile icra inkar tazminatına hükmetmediğini, bu durumun açıkça usul ve yasa ile dosya kapsamıyla örtüşmediğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesi için gerekli şartlar sağlanmasına rağmen yerel mahkemenin maddi şartların oluşmadığını gerekçesinde belirttiğini ancak Yargıtay uygulamasında borcun likit ve belirlenebilir olmasına rağmen icra takibine itiraz edilmiş olması halinde icra inkar tazminatına hükmedilebileceğini, kaza sonrasında eksper raporu düzenlenmiş olduğu ve tüm bunlar dışında İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/138 D. İş sayılı dosyasında düzenlenen rapor ile her şeyin açıkça taraflarınca tespit ettirilerek davalılara iletilmiş olmasının davaya konu alacağı en azından mahkemece kabul edilen kısım yönünden likit ve belirli kıldığını belirterek yerel mahkeme kararının davanın kısmen reddi ile icra inkar tazminatı talebinin reddine ilişkin kısımlarının kaldırılmasına, ayrıca değişik iş dosyasında yapılan 919,60 TL giderin yargılama gideri olarak kabul edilmesi gerektiği, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin ise davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesine rağmen yerel mahkeme tarafından müvekkili lehine karşı vekalet ücretine hükmedilmediğini hükmedilmemesinin açıkça yasa hükümlerine ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafından 29.334,67-TL tutarında başlatılan icra takibine yapmış oldukları itiraz neticesinde yerel mahkemenin takibin 18.000-TL asıl alacak ve 2.463,29-TL işlemiş faiz alacağı üzerinden devam edileceğine karar verdiğini, neticeten reddedilen 8.871,38-TL nedeniyle müvekkili lehine tarifede belirtilen miktar üzerinden karşı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekteyken vekalet ücretine karar verilmediğini, hukuk ve hakkaniyete aykırı karar verildiğini, yargılama aşamasındaki yargılama giderlerinin, kabul/red oranına göre davanın tarafları arasında bölüştürülmesine rağmen yalnızca davacı lehine karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin kabul edilemeyeceğini, rapor doğrultusunda bilirkişi tarafından belirlenen hasar onarım bedeli ve buna bağlı olarak hesaplanan işlemiş faiz miktarının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, yerel mahkeme tarafından bu delil tespiti raporunun dikkate alınarak tanzim edilen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, dosya kapsamında alınan 25.10.2019 tarihli bilirkişi raporu ile bazı internet sitelerinden yapılan araştırmaya göre söz konusu aracın 2. el piyasa rayiç değerinin 25.000-TL mertebesinde olduğu ve bu nedenle tamirinin ekonomik olmadığı, pert total işlemi uygulanması gerektiği görüş ve kanaatine varıldığını, yerel mahkeme tarafından hükmedilmesi gereken kötü niyet tazminatının şartları oluşmasına rağmen müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmediğini, davacının başlatmış olduğu icra takibinde hesaplama hatası yapmadığını, icra takibinde talep edilen alacak miktarı ile mahkeme tarafından hükmedilen alacak miktarı arasında oldukça fazla fark bulunduğunu, bu hususta davacının haksız ve kötüniyetli olarak müvekkilinden fazla miktarda alacak tahsil etmeye çalıştığının açıkça ortada olduğunu, bu hususta reddedilen miktar üzerinden müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken yerel mahkemece bu hususta karar verilmemiş olmasının bozma sebebi olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını/bozulmasını, itirazları doğrultusunda yeniden karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, trafik kazasından kaynaklı hasar bedelinin tahsili amacı ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin itirazın iptali davasıdır. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Mahkemece''...17.04.2017 günü saat 15:15 sıralarında davalıya ait ancak ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyon ile Pınarbaşı istikametinden Buca istikametine seyri sırasında geldiği olay yerinde direksiyon hakimiyetini kaybetmesi akabinde aracının seyrine göre sola doğru savrularak karşı şeride geçip burada karşı yönden gelmekte olan davacıya ait ancak ...'ın idaresindeki ... plakalı kamyonet ile çarpışması neticesinde ... plakalı kamyonetin hasar aldığı, mahkememizce alınan bilirkişi raporunda ve Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının raporuna göre davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan davalı ... ait araç sürücüsünün tam ve asli kusurlu olduğu, davacıya ait aracın sürücüsünün ise kusursuz olduğunun bildirildiği, davacının zararın tazmini için aracın sigortacısı olan davalı sigorta şirketine yapılan başvurulan sonuçsuz kalması neticesinde İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesine başvurularak 2018/138 D.İş dosya ile aracın pert olması sebebi ile aracın ikinci el ile rayiç değerinin 25.000 TL olduğunun tespitinin yapıldığı, davacının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerekmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmaması sebebiyle İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2018/13003 E. sayılı dosyasıyla davalılar aleyhine 7 Örnek ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçluların haksız olarak takibe itiraz etmeleri takibin durduğu, mahkememizce alınan hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı sigorta şirketinin sigortalısının kusuru oranında poliçe limitleri içerisinde kalan ve gerçek zarar olarak tespit edilen 18.000,00 TL. hasar bedeli davalıların müştereken ve müteselsil sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketinin ekspertiz raporunun 02.05.2017 tarihinde ihbar olunduğu, 45 gün eklenmek suretiyle belirlenecek tarihten takip tarihine kadar geçen süre içerisinde işleyecek yasal faizin 2.201,42 TL; davalı ... yönünden ise kaza tarihi 17.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizin 2.463,29 TL olduğu...'' gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

1.Davacı Vekilinin İstinaf İtirazlarının İncelenmesinde;

Takibe konu alacağın ancak yargılama sırasında belirli hale geleceği nazara alındığında talep edilen tazminat miktarı likit (muayyen, belirli) olmadığından mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmemiş olmasının yerinde olduğu anlaşıldığından; davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları;

2.3. maddesinde "Onarım masraflarının zarar gören aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile aracın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tespit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda, aracın ilgili mevzuat doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesisigortacıya ibrazedilmeden tazminat ödenmez.

Onarım masrafları zarar gören aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşsın veya aşmasın, ağır hasarlı aracın onarımının mümkün olduğunun eksper raporu doğrultusunda tespit edilmiş olması durumunda, aracın ilgili mevzuat doğrultusunda trafikten çekildiğine dair “trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesisigortacıya ibrazedilmeden tazminat ödenmez.

Hak sahibinin aracın hasarlı haliyle kendisine terk edilmesine onay vermesi halinde aracın riziko tarihindeki rayiç değeri ile hasarlı hali arasındaki tutar zorunlu trafik sigortası limitleri dahilinde kendisine tazminat olarak ödenebilir. Bu durumda ilgisine göre bu maddede yer alan usul çerçevesinde işlem yapılır. Hak sahibinin onayı ile aracı hasarlı haliyle hak sahibine terk ederek tazminatı ödemek isteyen sigortacı, tespit edip hak sahibine bildirdiği sovtaj bedelini bildirimden itibaren 1 aylık süreyle sınırlı olarak garantietmiş sayılır. Kısmi onarımlarda parçaların sigorta şirketi tarafından tedarik veya tazmin edilmesi halinde hasarlı parçalar talep ettiği takdirde sigortacının malı olur. Kısmi hasar halinde tarafların mutabakatıyla onarım yerine nakdi ödeme yapılabilir.

Araç sicilinde bulunan işleme engel kayıtlar sebebiyle, belirtilen hurda veya çekme belgesinin hak sahibi tarafından alınamaması ve sigorta şirketine ibraz edilememesi halinde, tazminat ödemesi, ilgili tutarın sigortacı tarafından masrafları tazminat tutarından mahsup edilmek üzere, mahkemece tespit edilen ödeme mahalline tevdii suretiyle de yapılabilir. Bu durumda hurda veya çekme belgesi aranmaz ve ödeme bilgisi sigorta şirketince ilgililere bildirilir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

Bu durumda, sigortalıdan seçimlik hakkının sorulması, aracın hurdasının kimde bırakılacağı hususunun sigortalının tercihine göre belirlenmesi, aracın hurdasının sigortacıya bırakılması yönünde tercihte bulunulması halinde sigortalının zorunlu trafik sigortası genel şartları gereğince değerlendirme yapılması gerektiği açık olup;

Davacı vekilinin "tarafımızca sigorta şirketine yazılı başvuruların yapılmış olduğu ve talep edilmesi üzerine araca ait çekme belgesinin de gönderildiği, aracın kaza öncesi rayiç değerinin 25.000 TL olduğu dosya kapsamından anlaşılmasına ve tarafımızca en başından itibaren rayiç bedel ödemesi talep edilerek aracın sovtajının teslim alınmasının mail, posta ve noter aracılığıyla sigorta şirketine bildirildiği göz önüne alındığında yerel mahkemece verilen karar eksik ve hatalı olmuştur." şeklindeki itirazının yerinde olduğu, mahkemece bu hususun gözetilerek gerekli inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiği halde eksik incelemeye karar verilmesi hatalı olup, davacı vekilinin bu yöne ilişkin itirazının kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir.

Kabule göre de; davacının İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/138 D. İş sayılı dosyasında yapmış olduğu yargılama giderlerinin, dosya kapsamında yapılan yargılama giderlerine dahil edilmemiş olması hatalı olmuştur.

2.Davalı ... Vekilinin İstinaf İtirazlarının İncelenmesinde;

Takibe konu alacağın ancak yargılama sırasında belirli hale geleceği nazara alındığında davacı tarafın talep ettiği tazminat tutarının mahkemece hükmedilen tutardan yüksek olmasının tek başına kötü niyet tazminatına hükmedilmesini gerektirmeyeceği, dosya kapsamına göre de davacının kötü niyetli olduğunun kabulünü gerektirir başkaca bilgi ve belgenin de bulunmadığı nazara alındığında, mahkemece kötü niyet tazminatına hükmedilmemiş olmasının yerinde olduğu anlaşıldığından; davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı tarafından 25.919,60-TL asıl alacak ve 3.415,07-TL işlemiş faiz ile birlikte toplam 29.334,67-TL tutarında alacak için davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itiraz üzerine davacı vekilinin davasını takip çıkışı ile aynı tutar üzerinden harçlandırarak eldeki davayı açmış olduğu; Mahkemece itirazın 18.000,00-TL asıl alacak ve 2.463,29-TL işlemiş faiz alacağı yönünden kısmen kabulüne karar verildiği nazara alındığında, reddedilen tutar üzerinden tarifeye göre davalı lehine karşı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde, vekalet ücretine hükmedilmemiş olması hatalı olup, davalı vekilinin bu yöne ilişkin itirazının kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle,

HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca belirtilen yönlerden kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/12/2021 tarihli 2019/869 Esas ve 2021/861 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

2.Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3.Davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin diğer istinaf itirazlarının yukarıda açıklanan gerekçelerle REDDİNE,

4.İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı ve davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),

5.İstinaf aşamasında davacı ve davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,

6.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

7.Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 19/12/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.