Esas No
E. 2022/384
Karar No
K. 2023/164
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Tüketici Hukuku

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

T.C.

ANKARA

1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2022/384
KARAR NO: 2023/164
DAVACI: ...
Mersis No: ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVALI: 1- ...

...

VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVALI: 2- ... - ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ: 07/10/2022
KARAR TARİHİ: 14/11/2023

KARAR YAZIM

TARİHİ: 09/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesiyle; ... Holding’in köklerinin 1937’ye uzandığını, müvekkili şirketin 1987’den bu yana hızlı tüketim sektöründe, ev bakım, hijyen ve temizlik kağıtları kategorilerinde birçok markasıyla dünya çapında faaliyet gösterdiğini, “...”, “... ...” ve türevi markaların müvekkil şirket adına uzun yıllardan bu yana tescilli olduğunu, müvekkili şirketin “...” markasının tanınmış olduğunu, davalı şahsın ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun olarak reddedildiğini, dava konusu markanın müvekkili markaları ile ortalama tüketicide bıraktığı intibaın ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markalar arasındaki benzerliğin iltibasa yol açabilecek ölçüde olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markasının kısaltılmış hali gibi durduğunu, markaların yalnızca iki harf farklılığı içerdiğini, dava konusu markanın müvekkili markası ile aynı sınıfları kapsadığını, müvekkili şirketin “...” markasının tanınmış marka olduğunu, dava konusu markanın haksız yarar sağlaması, müvekkili markasının itibarına zarar vermesi ve markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesine yol açacağını, dava konu markanın haksız rekabet oluşturduğunu beyanla; ... ... kararının iptaline, ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı şahıs vekili cevap dilekçesiyle; davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu, her iki markanın görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden birbirlerinden farklı markalar olduğunu, taraf markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin ayırt ediciliği düşük genel bir ibare olduğunu, müvekkiline ait “...” markasının ... unsuru içermeyen siyah harflerle düz yazı stiliyle yazıldığını, davacının markasının ise ... ve kelime unsuru içerdiğini, kırmızı ve mavi renklerden oluştuğunu, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını, markaların hitap ettiği ortalama tüketiciler açısından karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının SMK 6/5 maddesine yönelik iddialarının ispatına yarar herhangi bir delil sunulmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı, marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.

Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ... sayılı marka başvurusu, 03 / 05. sınıflar için tescil edilmek üzere 26.03.2021 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusu tescili talep olunan tüm sınıflar yönünden 12.08.2021 tarihli 378 sayılı ...’nde yayımlandığı, dava konusu başvurunun yayımına davacı şirket tarafından “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, ve “tanınmışlık” gerekçelerine dayanılarak itiraz edilmiştir. İtiraza dayanak gösterilen markanın; ... sayılı marka olduğu, davalı şahıs tarafından itiraza karşı görüş bildirildiği, davacı şirketin yayıma itirazı, ... tarafından 06.04.2022 tarih ve ... sayılı karar ile reddedildiği, davacı şirket ... kararına itiraz ederek, itirazlarının yeniden değerlendirilmesini ve marka başvurusunun reddine karar verilmesini talep ettiği, davalı şahıs tarafından itiraza karşı görüş bildirildiği, itiraz üzerine verilen ve dava konusu yapılan 08.08.2022 tarihli ... kararı ile; “... İnceleme sonucunda, ilgili tüketicilerin "..." ibareli başvuru ile ... sayılı "... ..." itiraz gerekçesi markayı farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir.” şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda özetle:

1.Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan tüm emtialar bakımından, taraf markaları arasında sınıfsal ayniyet bulunduğu,

2.Davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı,

3.Davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı,

4.... kararının yerinde olduğu, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.

Bilirkişi raporunun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.

GEREKÇE

Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.

Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.

Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...).

Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Markası Davacı Markası ... .... (03, 05. sınıf) (03, 05, 16. sınıf)

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka kapsamında, 03 ve 05, Sınıfta yer alan ''03. Sınıf: Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç).

05.Sınıf: İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları'' emtialarının bulunduğu; davacıya ait marka ... sayılı markanın da 03 ve 05. Sınıfta tescilli olduğu, dava konusu marka başvurusu ile davacı markasının, aynı veya aynı tür mal veya hizmetleri kapsadığı görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.

Davalının markasının incelenmesinde; davaya konu marka başvurusunun, “...” ibaresinden oluşan bir kelime markası olduğu, marka kapsamında herhangi bir renk ya da ... unsuru bulunmadığı, “...-...” şeklinde telaffuz edilen ibare, tüm harfler birleşik bir şekilde aynı satırda aynı punto ile yazıldığı, “...” ibaresinin bir bütün olarak herhangi bir anlamı bulunmadığı, bununla birlikte “...” ibaresi, ... çevrimiçi sözlüğünde “...’un kimyasal simgesi” olarak, “...” ibaresi ise “Atom numarası 8, atom ağırlığı 16 olan, hidrojenle birleşerek suyu oluşturan, rengi, kokusu ve tadı olmayan, havada beşte bir oranında bulunan bir gaz” olarak tanımlandığı, dava konusu markanın tek ve esas unsuru “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.

Davacının markalarının incelenmesinde; davacıya ait markanın “... ...” ibaresinden oluşmakta ve kelimelerin arkasında konumlanan bir “...” unsuru bulunduğu, “...” ibaresi üst satırda ve kırmızı renk ile yazılmışken, “...” ibaresi alt satırda ve mavi renk ile yazıldığı, “...” ibaresi, “...” ibaresine nazaran daha büyük punto ile yazıldığı, markanın, “..." şeklinde telaffuz edildiği, ''...'' ibaresinin, davacı adına ... sayı ile kayıtlı tanınmış marka olduğu; “...” ibaresi, İngilizce-Türkçe sözlükte “tombala” olarak tanımlandığı, davacı markasında, “...” ve “...” ibaresi, birlikte bir anlam taşımadığı gibi, ayrı satırlarda ayrı renklerde yazılması sebebiyle, her kelime bağımsız varlığını korumaya devam ettiği, anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. ...'nun 08.06.2016 gün ve ...sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede,

Bilirkişi raporunda da izah edildiği üzere; taraf markaları görsel olarak karşılaştırıldığında, dava konusu marka başvurusu bir kelime markası iken, davacıya ait marka, kapsamında ..., renk ve kelime unsurlarını barındıran karma nitelikte bir markadır. Davacı markası iki kelimeden oluşurken, dava konusu marka başvurusu bir bütün halinde tek ibareden oluşmaktadır. Davacı markasında kırmızı-mavi renkler kullanılmışken, dava konusu marka başvurusu siyah-beyaz renklerde yazılmıştır. Davacı markasında arka planda mavi renkli bir ... unsuru bulunmakta iken, dava konusu marka başvurusunda ... unsuru bulunmamaktadır. Taraf markaları ortak olarak “...” kelimesini içermekte gibi görünmekte ise de dava konusu markada doğrudan “...” kelimesi kullanılmamış, “...” şeklinde yazılmıştır. Dolayısıyla markalar bütünsel anlamda görsel olarak birbirinden farklıdır. Taraf markaları işitsel olarak karşılaştırıldığında ise, davacı markası “..." şeklinde telaffuz edilmekte iken, dava konusu marka “...-...” şeklinde telaffuz edilmektedir. Davacı markası toplam 12 harf 5 heceden oluşmakta iken, dava konusu marka 9 harf 4 heceden oluşmaktadır. İbarelerin hece sayısı ve uzunlukları farklıdır. Taraf markalarının bitiş sesleri aynı ise de başlangıç sesleri farklıdır. Davacının ilk hecesi “...-” şeklinde iken, dava konusu markanın ilk hecesi “...-” şeklindedir. Dolayısıyla taraf markaları arasında işitsel benzerlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Taraf markaları kavramsal olarak karşılaştırıldığında ise, dava konusu marka başvurusu anlamsız bir ibare iken, davacı markası “...” ve “...” şeklinde, anlamlı iki kelime içermektedir. Dolayısıyla taraf markaları arasında kavramsal olarak da benzerlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak; taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, bu nedenle somut olayda “markaların benzer olması” şartının sağlanamadığı; dava konusu marka kapsamında yer alan emtiaların, davacı markasında yer alan emtialar ile ayniyet taşıdığı, fakat taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, davacı markası kelime, ..., renk unsurlarını barındıran karma nitelikte bir marka olmakla birlikte, dava konusu markanın bir kelime markası olması, “...” ibaresinin bağımsız bir unsur olarak değil, “...” ibaresi ile bitişik yazıldığı, dolayısıyla “...” ibaresinin taraf markalarını görsel olarak benzer kılmadığı, markaların bütünsel değerlendirmede farklı olduğu, markaların hece ve harf sayısının farklı olduğu, başlangıç hecelerinin farklı olduğu, markaların işitsel olarak da benzer olmadığı, dava konusu marka kapsamında yer alan emtiaların ortalama tüketicilere hitap eden ürünler olduğu, dava konusu markanın esas unsuru “...” ibaresi iken, davacı markasının “...” ve “...” şeklinde iki farklı esas unsurunun bulunduğu, taraf markalarının esas unsurları bakımından benzerlik taşımadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan “...” kelimesinin anlamlı bir kelime olup, davacı tarafça türetilen orijinal bir ibare olmadığı, dava konusu markada “...” kelimesinin ön plana çıkarılmaması ve bir bütün olarak anlamlı bir ibare olması nedeniyle bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davacının markasından uzaklaştığı, markaların bütünsel olarak ilişkilendirilebilir olmadığı, “...” ibaresi gibi orijinal olmayan bir ibareyi ortak olarak içeren taraf markalarının tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığı, tüketicinin taraf markalarını aynı/benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmaması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı kabul edilmiştir.

Davacı tarafça, gerek dava aşamasında gerekse itiraz aşamasında gerekçe olarak gösterilen “... ...” ibareli markanın tanınmışlığının ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin, dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, bu nedenle iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, heyetimizin bilgi ve tecrübeleri kapsamında da davacıya ait “...” ibareli markanın tanınmış marka olarak kabul edilmesi mümkünse de, bu tanınmışlığın “...” ibaresini içeren gerekçe markaya sirayet etmediği, davacı markasının tanınmış olarak değerlendirilemeyeceği, ayrıca taraflara ait markaların benzer olmadığı da gözetildiğinde, dava konusu markanın davacının tanınmış markasının ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin bulunmadığı ve davacı yan delilleri arasında bu açıdan bir delilin bulunmadığı bu nedenle davacının tanınmışlığını ispat edemediği de dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:

1....’nın ... sayılı kararının İPTALİ talebinin REDDİNE,

Davalı adına ... numaralı HÜKÜMSÜZLÜĞÜ TALEBİNİN REDDİNE,

2.Davacı tarafça yatırılmış olan peşin harç yatırıldığı anda yeterli olduğundan yeniden değerleme oranı dikkate alınarak karar tarihinde geçerli olan harç miktarına tamamlanmasının davacının mülkiyet hakkını ihlal edeceği dikkate alınarak yeterli olduğuna ve yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3.Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25,500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

4.Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5.Davalılar tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

6.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/11/2023 Katip ... Hakim ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.