40. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2024/330
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 3/10/2023
NUMARASI: 2022/46 (E) - 2023/626 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dilekçesinde özetle; 26/04/2014 günü, sürücüsü ...'ın yönetimindeki, davalı ... Sigorta AŞ'nin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortaladığı ... plakalı motosiklet ile ... plakalı çekicinin karıştığı kaza sonucu, motosiklette yolcu olarak bulunan ve sağlığında motor tamircisi olarak çalışmak suretiyle anne ve babasına destek olan ...'nın vefat ettiğini belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde davacı ... için 3.000,00 TL, davacı ... ise 1.900,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 100,00 TL cenaze gideri tazminatının, davalıdan limitle sınırlı olmak üzere tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; toplanmasını istediği kanıtları bildirerek davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesinin, davanın kabulüne, davacı ... için 42.286,96 TL, davacı ... için 38.291,49 TL maddi tazminatı ile 100,00 TL cenaze ve defin gideri tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ilişkin 14/5/2018 gün ve 2015/251 (E) - 2018/640 (K) sayılı kararı davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 23/11/2021 gün ve 2019/2763 (E) - 2021/1751 (K) sayılı kararıyla birlikte (müterafik) kusur nedeniyle hükmolunan tazminattan Yargıtay'ın süreklilik kazanan uygulamalarına göre %20 oranında indirim yapılması gerekirken, %10 oranında indirim yapılması, sadece davacı baba ... lehine hesaplanacak tazminattan asgari ücretin %5'i oranında yetiştirme gideri indirimi yapılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355/1-a/6'ncı maddesi uyarınca karar verilmesinin ardından sürdürülen yargılamada ilk derece mahkemesince, cenaze ve defin gideri yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... için 31.536,07 TL, davacı ... için 30.334,15 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan alınarak adları geçen davacılara verilmesine hükmolunmuştur. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte olan asgari ücreti dikkate alarak yapılan aktüer hesaplama yerine 2018 tarihinde yürürlükte olan asgari ücrete göre hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, Yargıtayın yerleşik içtihatlarının hüküm gününe kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerinin aktüer hesaplamada gözetilmesi yönünde olmasına karşın, mahkemenin karar tarihinde yürürlükte olan asgari ücrete göre yapılan hesaplamayı esas alarak hüküm kurmadığını; dava dosyası içeriğindeki bilirkişi raporlarına itiraz edildiğini, yüksek mahkeme kararlarının asgari ücret değişikliklerin, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmesi gerektiği yönünde olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.HMK'de düzenlenmeyen usulî kazanılmış hak kurumu Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş ve geliştirilmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 9/5/1960 gün ve 21 (E) - 9 (K) sayılı kararına göre; "Bir mahkemenin Temyiz Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir, meğer ki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli müktesep hak yahut usule ait müktesep hak denilmektedir. Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; usul kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir. Gerçekten, mahkemenin doğru bularak uyduğu ve yahut kanun gereğince uymak zorunda olduğu bozma kararı ile dava, usul ve kanuna uygun bir çığıra sokulmuş demektir. Buna aykırı karar verilmesi, usul ve kanuna uygunluktan uzaklaşılması manasına gelir ki, böyle bir netice asla kabul edilemez." Bu içtihadı birleştirme kararından sonraki Yargıtay kararları hep bu içtihadı birleştirme kararına uygun olarak ve çoğunlukla atıf yaparak usulü kazanılmış hakkı çeşitli olaylara aynı biçimde uygulamıştır.Yargıtay içtihatlarıyla kabul edilen usuli kazanılmış hak olgusunun bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatlarıyla geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Söz gelimi mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı çıkması; bozmaya uyulmasından sonra o konuda yeni Kanun'un yürürlüğe girmesi; uygulanması gereken kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi; mahkemenin görevli olması; hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı ve harç gibi kamu düzenine ilişkin aykırılıkların bulunması; maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması durumunda usulü kazanılmış haktan söz edilemeyecektir. Bütün bunların yanında usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için, bir davada, ya taraflar, ya mahkeme veya Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemiyle taraflardan birilerine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilmesi gerekir. Trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında desteğin gelirinin belirlenmesi, tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Özü itibarıyla varsayımlara dayanan gerçek zararın hesaplanmasında, en doğru sonuca ulaşılması için gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Tazminat hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretin esas alınmasının nedeni tazminatların hesaplama yöntemiyle ilgili olup tazminat miktarının belirlenmesinin ileriye dönük varsayımsal hesaplamaları gerektirmesi ve gerçek belli iken varsayıma dayalı hesaplama yapılıp buna göre karar verilmesi olanağının bulunmaması esasına dayalıdır. Hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınması mahkemenin vereceği ilk hükümle ilgili olup bu hükmün yeniden rapor alınmasını gerektirmeyen bir nedenle bozulması durumunda yeni verilecek hüküm tarihini esas alınan bir hesaplama yapılmasını gerekmeyecek; ancak bozma nedeni tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerektiriyorsa, bu takdirde alınacak raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak, önceki rapordaki miktar itibarıyla varsa usulü kazanılmış hak oluşturan durumların gözetilmesi gerekecektir.4857 sayılı İş Kanunu'nun 39'uncu madde uyarınca belirlenen asgari ücret, tüm çalışanlar için uygulanması zorunlu olan taban ücrettir. Kaldı ki anılan Kanun'un 102'nci maddesinde, asgari ücreti ödemeyen veya eksik ödeyen işverenler yönünden ceza sorumluluğu düzenlemiştir. Yukarıda da açıklandığı gibi kamu düzenine ilişkin konularda usulü haktan söz edilemez. Bu bağlamda, bozma nedeni tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerektiriyorsa, bu taktirde alınacak raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak 4857 sayılı İş Kanunu'nun buyruk hükümleri uyarınca çalışanlar için zorunlu asgari üretin uygulanması kamu düzenine ilişkin olduğundan usulü kazanılmış hak oluşmayacaktır. Bu itibarla Dairemizin 23/11/2021 gün ve 2019/2763 (E) - 2021/1751 (K) sayılı kararından sonra sürdürülen yargılamada düzenlenecek raporda, destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, desteğin gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğunun kabul edilmesi durumunda, rapor tarihi itibarıyla yürürlükte olan asgari ücretin esas alınması gerekmektedir.Eldeki davada, Dairemizin 23/11/2021 gün ve 2019/2763 (E) - 2021/1751 (K) sayılı kararından sonra sürdürülen yargılamada, aktüerya hesap uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 10/6/2022 tarihli raporda %20 birlikte kusur indirimi ile yetiştirme gideri indirimi yapıldıktan sonra davacı ... için 31.536,07 TL, davacı ... için ise 30.334,15 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmış; 14/2/2023 tarihli raporda, ilk derece mahkemesinin 14/5/2018 gün ve 2015/251 (E) - 2018/640 (K) sayılı nihai kararına dayanak bilirkişi raporunun düzenlendiği 26/1/2018 tarihine kadar yürürlüğe giren asgari ücretler dikkate alınıp 30/12/2018 tarihinden sonra işleyecek dönemler "bilinmeyen dönem" olarak kabul edilip hesaplama yapılmış; 7/7/2023 tarihli aktüerya hesap uzmanı bilirkişi raporunda ise raporun düzenlendiği tarih itibarıyla yürürlüğe giren asgari ücretler dikkate alınarak "işlemiş dönem" kazançları olarak, 31/12/2023 tarihinden sonra işleyecek dönemler ise "bilinmeyen dönem" olarak kabul edilip garame hesabından sonra destekten yoksun kalma tazminatının davacı ... için 133.388,58 TL, davacı ... için 134.611,42 TL olduğu belirtilmiş; ilk derece mahkemesince, aktüerya hesap uzmanının 10/6/2022 tarihli raporu esas alınarak nihai karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlık yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, Dairemizin 23/11/2021 gün ve 2019/2763 (E) - 2021/1751 (K) sayılı kararından sonra sürdürülen yargılamada, aktüerya bilirkişisi tarafından raporun düzenlendiği tarihe kadar yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerin dikkate alınması, yukarıda açıklandığı gibi asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle usuli kazanılmış hakkın istisnası niteliğindedir. Bu itibarla ilk derece mahkemesince, atüerya hesap uzmanı bilirkişi tarafından hüküm tarihine en yakın asgari ücret dikkate alınarak düzenlenen 7/7/2023 tarihli raporun hükme esas alınıp ilk derece mahkemesinin 14/5/2018 gün ve 2015/251 (E) - 2018/641 (K) sayılı kararına karşı yalnızca ... Sigorta AŞ tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması nedeniyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınarak nihai karar verilmesi; buna göre, aktüerya hesap uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 7/7/2023 tarihli rapora göre davacı ... lehine hesaplanan 133.388,58 TL destekten yoksun kalma tazminatından %20 oranında birlikte kusur indirimi, davacı ... lehine hesaplanan 134.611,42 TL destekten yoksun kalma tazminatından %20 oranında birlikte kusur indirimi ve asgari ücretin %5'i düzeyinde yetiştirme gideri indirimi yapıldıktan sonra kalan tutarların ilk derece mahkemesinin 14/5/2018 gün ve 2015/251 (E) - 2018/641 (K) sayılı nihai kararıyla davacı ... lehine hükmolunan 42.286,96 TL, davacı ... lehine hükmolunun 38.291,49 TL tutarındaki destekten yoksun kalma tazminatından fazla olduğu gözetilerek ilk derece mahkemesinin 14/5/2018 gün ve 2015/251 (E) - 2018/641 (K) sayılı kararıyla oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, ilk derece mahkemesinin önceki kararına dayanak aktüerya hesap uzmanı bilirkişinin raporunu düzenlediği tarih itibarıyla yürürlükte olan asgari ücreti dikkate alan rapora göre karar verilmesinde isabet görülmemiştir.