Esas No
E. 2011/4736
Karar No
K. 2012/8266
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2011/4736 E.  ,  2012/8266 K.

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :77-733 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca, davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.

Dava konusu somut olayda; davacı davalılardan işverene ait...Elektrik unvanlı işyerinde 15.07.1993 tarihinden 10.11.1995 tarihine kadar çalıştığını, bu tarihler arasında davalının sigorta primlerini yatırmaması nedeniyle 1994 senesinde bir ay kadar başka bir işyerinde çalıştığını, daha sonra yeniden davalıya ait işyerinde çalışmaya devam ettiğini ve 10.11.1995 tarihinde askerlik nedeniyle işten ayrıldığını, askerlik dönüşü 14.07.1997 tarihinden itibaren aynı işyerinde tekrar çalışmaya başladığını, işten haklı nedenlerle ayrılmak zorunda kaldığı 15.05.2007 tarihine kadar devamlı çalıştığını, davalıya ait işyerinde 15.07.1993- 10.11.1995 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Mahkemece, 15.07.1993 - 10.11.1995 tarihleri arasındaki sigortalı çalışma iddiasının 506 sayılı Yasanın 79/10.maddesinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya incelendiğinde ; davacı ...'nın ilk kez, dava dışı işveren ... nolu...'a ait işyerinden iletilen işe giriş bildirgesine istinaden 15.07.1993 tarihinden itibaren ... s.s.numarasında tescil edildiği,bu işyerinden 01.02.1994-28.02.1994 tarihleri arasında 30 gün bildirim yapıldığı, ... Askerlik Şubesi Başkanlığının yazısına göre; 21.11.1995-22.5.1997 tarihleri arasında askerlik görevini yaptığı, dava dışı işveren ...'a ait ... nolu işyerinden 14.07.1997 31.12.1999 tarihleri arasında asgari ücret üzerinden 661 gün kuruma bildirilen çalışma süresinin bulunduğu,davalı işveren ...'a ait ... nolu işyerinden 22.07.2000- 31.05.2007 tarihleri arasında asgari ücret üzerinden 2350 gün Kuruma bildirilen çalışma süresinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece; davacının, 01.02.1994-28.02.1994 tarihleri farklı işyerinde çalışmış olması karşısında, talebe konu olan 15.7.1993-01.02.1994 tarihleri arasındaki dönem yönünden, hak düşürücü süre nedeniyle, reddine karar verilmesinde, isabetsizlik bulunmamaktadır.

Ancak, davacıya ait hizmet cetveli incelendiğinde, davacının, askerlik süreleri dışında, 14.7.1997 tarihinden 2007 yılına kadar davalı işyerinde çalıştığı ve davalı işyerinden 1998 -2000 tarihleri arasında yapılan bildirimlerin kesintili olduğu anlaşılmaktadır. Öyleyse, mahkemece, öncelikle, 1998 -2000 tarihleri arasındaki dönem yönünden davacı çalışmalarının kesintili olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmekte olup, şayet kesintisiz çalışma olgusunun varlığı karşında olduğu anlaşılırsa, 28.2.1994-10.11.1995 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan süreler yönünden hak düşürücü süre söz konusu olmayacaktır.

Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, davacının, kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı kurumdan getirtilmeli, yapılacak araştırma ile dava konusu dönemde davacı çalışmalarının Kuruma bildirildiği işyerlerinin aynı yer olduğu ve devri yada işverenler arasında organik bağ olduğunun belirlenmesi, başka bir anlatımla kesintisiz çalışma söz konusu olması durumunda ilk işe giriş bildirgesi verilmesinden önceki davacı çalışmaları yönünden hak düşürücü sürenin çalışmanın sona erdiği tarihin yılın sonundan başlayacağı gözetilmeli ve dava konusu dönem içerisinde davacı çalışmaları ile ilgili puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenlerden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın kendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine sigortalı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı, Kuruma bildirim yapılmayan dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile, gerektiğinde, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince araştırılmalı, tespiti istenen dönemde davalı işyerinde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.