Esas No
E. 2025/228
Karar No
K. 2025/235
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/228

KARAR NO: 2025/235

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2021/3
KARAR NO: 2021/374
KARAR TARİHİ: 29/04/2021
DAVA TÜRÜ: Yargılamanın İadesi
KARAR TARİHİ: 26/02/2025

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA Davacı asıl yargılamanın yenilenmesine ilişkin talep dilekçesinde; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/524 E., 2017/79 K. 16/02/2017 tarihli kararı ile davacının kooperatif üyeliğinden çıkarılmasına dair 28/03/2016 tarih ve 800 sayılı yönetim kurulu kararının iptaline karar verildiğini, mahkeme kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 17. Hukuk Dairesinin 2017/1043 E., 2017/1627 K. 19/10/2017 tarihli kararı ile kaldırılarak davanın reddine karar verildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf kararının temyiz edildiğini, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2017/3043 E., 2020/3352 K. 02/11/2020 tarihli ilamı ile onandığını, bağımsız bölümün satış bedeli olarak davacının borçlu davalı kooperatifin alacaklı olduğu 07/09/2011 düzenleme tarih ve 30/09/2011 ödeme tarihli, 15.000 TL tutarındaki bononun davalı kooperatife 07/09/2011 tarihli iade teslim alma bordrosu makbuzu ile teslim edildiğini, bononun bedeli ödendikten sonra davalı kooperatif tarafından davacıya iade edildiğini, bu senedin Yargıtay kararından sonra ele geçirildiğini, bu senedin ele geçirilmesi ile birlikte davacının davalı kooperatife ödenmemiş borcu bulunmadığının ortaya çıktığını ve davacının borçlu bulunduğu gerekçesiyle kooperatif üyeliğinden çıkartılmasının haksız olduğunu,

HMK'nın 374/1-ç bendinde belirtilen belge niteliğindeki teslim alma bordrosunun delil olarak sunulduğunu, davalı kooperatif yöneticileri aleyhine bu hukuka ve ceza yasalarına aykırı işlem ve eylemler nedeniyle İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/47 E. ve 2020/50 E. sayılı dosyalarında zimmet suçundan davalar bulunduğunu, davalı tarafın hileli davranışlarda bulunmasının istinaf incelemesinde kararın sonuçlanmasına neden olduğunu, bu hukuka aykırı kararın tamamen davalı kooperatifin HMK'nın 374/1-h bendinde belirtilen davranışları yüzünden verildiğini, davacının davalı kooperatife ödenmemiş herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı kooperatifin taahhüt edilen bedelden daha fazla tahsilat yaptığını, 2011 yılı Eylül döneminde davacıya sabit fiyatla satarak tahsis ettiği dairenin bedeli 96.200 TL olarak belirtilmiş iken 4 ay sonra 10/02/2012 tarihinde davacıya satılan daire ile aynı özellikteki 40 numaralı dairenin 62.500 TL bedel üzerinden satılarak üyelik yapıldığını, bu uygulamanın kooperatifler yasasının temel ilkesi olan eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, kooperatif yönetiminin yapı denetim şirketine olan borçları nedeniyle kooperatif yönetimi tarafından davacıya tahsis edilen bağımsız bölümün tapu kaydına 379.000 TL'lik haciz konulduğunu, tüm kooperatifin borçlarına ilişkin güvence olarak davacı gibi 10 kooperatif üyesinin dairelerine haciz konulduğunu, bu 10 kooperatif üyesinin özelliğinin ise kooperatif yöneticilerinin aleyhine ağır ceza mahkemelerinde zimmet, nitelikli dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma suçlarından dava açmaları olduğu, kooperatif başkanı ve tahsilatları yapan ...'in yapılan yargılamalar sonucunda 7 yıl 3 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldığını, davacının kooperatif üyeliğinden ihraç edilmesinin gerçek nedeninin bu olduğunu bildirerek yargılamanın iadesine karar verilmesini, davalı kooperatifin 28/03/2016 tarih ve 800 sayılı yönetim kurulu kararı ile kooperatif üyeliğinden çıkarma kararının iptaline hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yargılamanın iadesi yolu ile ortadan kaldırılmasını istediği kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk dairesinin 2017/1043 esas 2017/1627 karar sayılı 19.10.2017 tarihli kararı olduğuna göre bu davaya bakma görevi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine ait olacağını, görev konusunu mahkemenin resen göz önüne alması gerektiğini, bahsi geçen senetin 07.09.2011 tanzim tarihli ve 30.09.2011 vadeli olduğunu, davacının kooperatife ortak olduğu tarihin de yine 07.09.2011 tarihi olduğunu, bahsi geçen senedin davacının yapacağı peşin ödemeye mahsuben alınmış olduğunun davacının da imzasını taşıyan 07.09.2011 tarihli teslim alma belgesi ile de sabit olduğunu, bu senetin kooperatif kayıtlarında yer aldığını, davacının ödemesi olarak gözüken ödeme olduğunu, davacının iddia ettiği gibi ayrı bir ödeme olmadığını, davacının ortaklığının sonlanmasına sebep olan borçların ise ekli taahhütnamede daha sonraki tarihlerde ödenecek olan taksitleri ödememiş olmasından kaynaklandığını, senedin başından beri davacının elinde olduğunu, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/524 esas sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesinda ödemelerin yapılmadığının tesbit edildiğini, davacı taraf dayanak olarak 07.09.2011 tanzim tarihli senedi ileri sürdükten sonra konu ile ilgi ve alakası olmayan başka hususları ileri sürdüğünü, tamamının yok sayılarak değerlendirmeye alınmaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı tarafından davaya bakmakla görevli olan mahkemenin İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri olduğu ileri sürülerek görev itirazında bulunulmuş ise de;

HMK'nın 378/1. maddesinde yargılamanın iadesinin karar veren mahkemede incelenebileceği hüküm altına alınmış olup, Hukuk Genel Kurulunun Yerleşik İçtihatlarında da yer aldığı gibi kanun yolu yargılaması yapan Mahkemelerin yargılamanın iadesi taleplerini inceleyemeyeceği anlaşıldığından davalının görev itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunduğu, 07/09/2011 tarihli ortaklık senedi ile davacı davalı kooperatife üye yapıldığı, taraflar arasında düzenlenen 12/02/2012 tarihli taahhütname ile de ortağa tahsis edilen konutun toplam bedelinin 96.200,00 TL olarak belirlendiği, bedelin sabit olduğu, sözleşmenin imza tarihine kadar 27.500,00 TL'lik kısmının ödendiği, kalan 68.700,00 TL'nin 12/02/2012 tarihinden 2017 yılı Temmuz ayına kadar belirlenen vadelerde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, 07/09/2011 tarihli iade ve teslim alma bordrosunda 30/09/2011 vadeli 15.000,00 TL lik senedin peşinat için alındığının yazılı olduğu, bu bedelin peşinat için ödendiği ve davacı tarafından iade alındığı, 12/02/2012 tarihli taahhütnamede davacı tarafından ödenen 27.500,00 TL'lik bedel içinde 30/09/2011 vadeli 15.000,00 TL'lik peşinat bedelinin de var olduğu, davacının peşinat bedeli düştükten sonra 68.700,00 TL ödemeyi taahhüt ettiği, peşinat olarak davalı kooperatife verilen senedin yeni ele geçirilmiş bir belge sayılamayacağı anlaşıldığından koşulları bulunmayan yargılamanın iadesi talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle Davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yargılanmanın yenilenmesi sürecinde temyiz bozma sebepleri başlıklı HMK'nın 371. madde hükmüne aykırılıklar yapıldığını, Mahkemeye sunulan senet aslı ve diğer tüm ödeme belgelerinin bilirkişi incelemesiyle değerlendirilmesi taleplerinin değerlendirilmeden karar verilmesi nedeniyle HMK'nın 371/c bendindeki kurala aykırı davranıldığını, bu senet aslı daha önce dava dosyasına sunulmamış olduğundan 2016/524 E. dosyasında bilirkişi kurulunca incelenmediğini, Mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmayarak karar verilmesinin HMK'nın 371/ç bendinde belirtilen: karara etki eden yargılama hatası veya eksiklikleri bulunması sonucunu yarattığını, gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, Kooperatifçe tutulması gereken ticari kayıtlar sunulmadığından yapılan ödemeler ve kooperatif üyesinin borç durumunun yalnızca davalı kooperatif beyanlarına dayandırıldığını, Mahkemece davalı kooperatif yerine geçerek onun ileri sürmediği iddiaları gerekçeli kararına geçirmesi hukuka aykırı karar verilmesine neden olduğunu, davalı kooperatifin yöneticilerinin Ağır Ceza Mahkemelerinde nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkum edilmelerinin işlemlerinin hileli olduğunun kanıtı olduğunu, uyuşmazlıkla ilgili düzenlenmiş tek bilirkişi kurulu raporu ve yerel mahkemenin 2016/524 E. Sayılı davasına ait gerekçeli kararın davacının haklı olduğunu kanıtladığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davalı kooperatifin davacının üyelikten ihraç işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. 6100 sayılı Kanunun İnceleyecek mahkeme ve teminat başlıklı 378 inci maddesinin birinci fıkrası:" Yargılamanın iadesi talebini içeren dilekçe, kararı veren mahkemece incelenir." şeklindedir. Yargılamanın iadesi bir dava olarak dilekçe ile iptali istenen hükmü veren mahkemeden istenir. Dava dilekçesinde aranan koşulların bu dilekçede de bulunması ve mahkemede yeni bir dava gibi esas numarası verilmesi gerekir. Hükmü veren (vermiş olan) mahkemenin idari veya kanuni bir tasarrufla kaldırılmış veya işin esası ile ilgili karar vermek görevinin değiştirilmesi durumunda bunun yerine geçen mahkemeye başvurmak gerekir (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Prof. Dr. Baki Kuru, Av. Burak Aydın, C.II, S.1551). Yargılamanın iadesi talebi, yargılamanın iadesi istenilen davanın devamı niteliğinde olmayıp yeni bir davadır. Dava şartlarının da öncelikle incelenmesi gerektir. 6100 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde dava şartları tek tek sayılmış olup, dava şartları davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu mutlaka gerekli olan şartlardır. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını re'sen belirleyecektir. 6100 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde:"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, 138 inci maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. 6100 sayılı Kanunun 115 inci maddesinde ise: "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda yargılamanın iadesi istemine konu kooperatif üyeliğinden ihraca ilişkin yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkin davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.02.2017 tarih 2016/524 E., 2017/79 K. davacının davasının kabulüne, davalı kooperatifin 28.03.2016 tarih, 800 sayılı davacının kooperatif üyeliğinden çıkarılmasına dair yönetim kurulu kararının iptaline dair kararı verildiği, davalı tarafça kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 19.10.2017 tarih 2017/1043 E., 2017/1627 K. sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf taleplerinin kabulüne, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/02/2017 Tarih ve 2016/524 E. 2017/79 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verildiği, davacı tarafça kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 02.11.2020 tarih ve 2017/3043 E., 2020/3352 K. Sayılı ilamı ile hükmün onanmasına dair kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda değinilen kanun hükmü ışığında yargılamanın iadesi talebini içeren dilekçenin, yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak davada yeniden esas hakkında kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesince incelenip karar bağlanması gerekmekte iken İlk Derece Mahkemesince bu hususun gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi isabetsizdir. Nitekim Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 08.01.2024 tarih ve 2023/8345 E., 2024/28 K.; 29.11.2021 tarih ve 2021/8009 E., 2021/14027 K. sayılı merci tayini kararları da bu doğrultudadır. Açıklanan sebeplerle; mahkemenin görevli olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması nedeniyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına, sair istinaf sebeplerinin değerlendirilmesine yer olmadığına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun sair istinaf sebepler incelenmeksizin KABULÜ ile İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemenin 2021/3 E. 2021/374 K. sayılı 29/04/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.3 bendi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.c bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.26/02/2025

Karar Etiketleri
KALDIRILMASINA ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6100 sayılı Kanun 800 sayılı davacının kooperatif üyeliğinden çıkarılmasına dair yönetim kurulu kararının iptaline dair kararı verildiği, davalı tarafça kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 19.10.2017 tarih 2017/1043 E., 2017/1627 K. sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf taleplerinin kabulüne, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/02/2017 Tarih ve 2016/524 E. 2017/79 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verildiği, davacı tarafça kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 02.11.2020 tarih ve 2017/3043 E., 2020/3352 K. Sayılı ilamı ile hükmün onanmasına dair kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda değinilen kanun hükmü ışığında yargılamanın iadesi talebini içeren dilekçenin, yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak davada yeniden esas hakkında kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesince incelenip karar bağlanması gerekmekte iken İlk Derece Mahkemesince bu hususun gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi isabetsizdir. Nitekim Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 08.01.2024 tarih ve 2023/8345 E., 2024/28 K.; 29.11.2021 tarih ve 2021/8009 E., 2021/14027 K. sayılı merci tayini kararları da bu doğrultudadır. Açıklanan sebeplerle; mahkemenin görevli olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması nedeniyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunu 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.3 bendi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.353/1 HMK md.371 HMK md.374/1 HMK md.378/1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.