5. Hukuk Dairesi
5. Hukuk Dairesi 2024/3695 E. , 2024/9126 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapuda sahte vekâletname ile işlem yapılması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, Y.Dudullu Mahallesi 968 ada 13 parsel sayılı taşınmazın satış ilanını görerek internet sitesindeki iletişim adreslerinden satıcı ile irtibata geçtiklerini, kendisini taşınmaz maliki olarak tanıtan kişinin, alıcının Ankara'ya gelmesi koşulu ile noterden verilecek satış vekaleti ile satış işlemini gerçekleştirebileceklerini beyan etttiğini, bunun üzerine müvekkilinin babası Sabri Tonbul'un, oğluna işbu taşınmazı satın almak üzere iş ortağı ... ile 23.10.2014 tarihinde Ankara'ya giderek kendisini ... olarak tanıtan kişiyle Halkbank Etimesgut Şubesi'nde buluştuklarını, taşınmazın satış bedelinin nakit ödeme yapılması koşulu ile taraflar arasında 230.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, buna istinaden Sabri Tonbul'un, kendi hesabından nakit 230.000,00 TL'yi çekerek banka şubesi içerisinde satıcı ...'a elden teslim ettiğini, işbu nakit çekimine ilişkin banka dekontunun ekte yer aldığını, bu durumun banka kamera kayıtlarının celbi ile ve ...'in şahitliği ile açıklığa kavuşacağını, bankadan çıkan Sabri Tonbul, ... ve ...'ın aynı cadde üzerinde bulunan Etimesgut Noterliği'ne giderek gayrimenkul satış vekaleti çıkardıklarını, satış vekâletini alan Sabri Tonbul'un, noter çıkışında ...'tan ayrıldığını ve bir daha da görüşmediklerini, satış vekaletnamesinin alınmasının ertesi günü 24.10.2014 tarihinde Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğüne satış talebi ile başvurulduğunu ve ilgili taşınmazın müvekkili ... adına tescil edildiğini, daha sonra işbu satıştan haberdar olan davaya konu taşınmazın gerçek maliki ... tarafından İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/395 Esas, 2015/198 Karar sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine tapu iptal ve tescil davası açıldığını, işbu davanın 26.05.2015 tarihinde karara bağlandığını ve müvekkili adına 24.10.2014 tarihinde tescil edilen tapunun iptaline karar verildiğini, bu kararın kesinleştiğini, böylelikle müvekkilinin, 230.000,00 TL'sini Tapu Sicili bilgileri doğrultusunda malik sandığı dolandırıcılara kaptırdığını, müvekkilinin tapu sicilindeki kayda güvenerek ve iyiniyetle bedelini ödeyerek taşınmazı satın aldığını, tapu kaydının iptal edilmesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek taşınmazın dava tarihindeki değerinin, ayrıca İstanbul Anadolu 18.İcra Müdürlüğü'nün 2015/25119 Esas, sayılı dosyasında aleyhine hükmedilen toplam 20.550,33 TL harç, vekâlet ücreti ve yargılama giderinin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesini, sahte vekâletle yapılan işlem sonucunda idareye kusur yüklenemeyeceğini, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...
vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada husumet itirazlarının göz önüne alınmaksızın davanın kabulüne karar verildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını ve zaman aşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, dava konusu olayda 4721 sayılı Kanun'nun 1007 inci maddesine göre devletin sorumluluğu için gerekli şartların oluşmadığını, dava konusu olayda davacı internet sitesinden bulduğu ilana güvenerek tapu maliki olduğunu sandığı kişiye satış bedelini ödediğini ve noter aracılığı ile satış vekâleti aldığını, söz konusu olayda tapu sicilinin tutulmasından doğan hukuka aykırı bir fiilin söz konusu olmadığını, yerel mahkeme tarafından bozma ilamında belirtilen hususların yeterince incelenmeksizin hüküm kurulduğunu, tazminat miktarının yerel mahkeme tarafından eksik incelenme sonucu hazırlanan rapora dayanarak fahiş miktarda hesaplandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamından, dava konusu taşınmaz ... adına kayıtlı iken sahte vekâletname ile taşınmazın 24.10.2014 tarihinde davacıya satıldığı, gerçek tapu malikince açılan dava sonucu İstanbul Anadolu 21. Asliye Mahkemesinin 2014/395 Esas, 2015/198 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda vaki kabul nedeniyle davanın kabulüyle, tapu kaydının iptaliyle ... adına tesciline karar verildiği, hükmün 19.01.2016 tarihinde kesinleştiği, 09.03.2016 tarihinde eldeki davanın açıldığı, davacı ... Tombul 'un dava konusu taşınmazı satın alma işleminde kullanılan 23.10.2014 tarihli Etimesgut Noterliğince düzenlenen 35388 yevmiye nolu düzenleme şeklindeki vekâletnamede, soruşturma dosyasındaki ifadelere göre davacının emlakçılık yapan babası Sabri Tonbul ile iş ortağı ...'in tanık sıfatıyla yer aldıkları, kendisini gerçek ... olarak tanıtan ve okuma yazma bilmeyen şüpheli şahsı tanımadıkları halde davacının babası Sabri Tonbul ve iş ortağının şüpheli şahıs lehine tanıklık yapmak suretiyle söz konusu vekaletnamenin düzenlenmesine aracı oldukları ve söz konusu vekaletname uyarınca dava konusu taşınmazın davacıya satışının gerçekleştiği, yine gerçek tapu maliki ... tarafından İstanbul Anadolu 21. Asliye hukuk mahkemesinde açılan 2014/395 Esas sayılı tapu iptal dosyasında davalı ...'un kabul beyanı doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği ve davalı ... tarafından söz konusu dosyada kanun yoluna başvurulmaksızın hükmün kesinleştiği, tüm bu olgular dikkate alındığında davacının iyiniyetli olmadığı, emlakçılık yapan ve basiretli olması gereken davacının babası ile iş ortağının tanımadıkları şüpheli şahsa tanıklık yapmak suretiyle kendilerinden gereken dikkat ve özeni göstermedikleri, kendi kusurlarıyla zararın oluşmasına sebebiyet verdikleri anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya içeriğinden gerek davacının gerek davacının babasının ve iş ortağının meydana gelen dolandırıcılık olayının hiç bir safasında gerçek durumu anlamadıkları sabit olduğu gibi zarar görenin kusurlu olmasının devletin sorumluluğunu kaldıramayacağını, somut olayda noterin ve Tapu Sicil Müdürlüğü görevlilerinin gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek mevcut zararın oluşmasına sebebiyet verdiğini, davacının babası ve iş ortağının noterde yapılan işlem sırasında gerçek malik ...'ın dublörü olan kişinin okuma yazma bilmediğinden bahisle sadece işlem içeriğinin okunmasına refakat ettiklerini ve Noterlik Kanun 'na göre yasaklı tanıklardan olmadıklarını, bu nedenle dolandırıcılığın meydana gelmesinde noter tanıklarına kusur atfedilemeyeceğini ve illiyet bağının kesildiğinden sözedilemeyeceğini yine tapu iptali ve tescili davasında davacı tarafından kanun yoluna başvurulmaması hususu gerekçe yapıldığı hâlde, davalı ... ve noterin neden kanun yoluna başvurmadığı ya da etkin savunma yapmadıkları hususunun irdelenmediğini, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunun ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştır.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”
3.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4.4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.05.2007 tarihli ve 2007/4-212 Esas, 2007/261 Karar sayılı, 06.06.2018 tarihli ve 2017/5-22 Esas, 2018/1168 Karar sayılı, 01.12.2020 tarihli ve 2019/(20916-788 Esasi 2020/983 Karar sayılı kararları.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.4721 sayılı Kanun'nun "Sorumluluk" kenar başlığını taşıyan 1007 inci maddesi ''Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.'' hükmünü içermekte olup, bu maddede düzenlenen sorumluluk, kusura dayanmayan (objektif) bir sorumluluk türü olup Devletin sorumluluğundan söz edebilmek için, tapu sicilinin tutulmasında sicil görevlisinin hukuka aykırı bir işleminin ve bununla zararlı sonuç arasında nedensellik bağının varlığı gerekmekle birlikte, eylemin kusura dayanıp dayanmamasının bir önemi yoktur. Eş söyleyişle, Devletin sorumluluğu, kusursuz bir sorumluluktur.
3.İdare illiyet bağının kesildiğini ispat etmediği sürece sorumluluktan kurtulamaz. İlliyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun bulunması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya hakkında zarar doğuran sonucun meydana gelmesinde öngörülemeyen hâlin bulunması gerekir.
4.Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; Etimesgut Noterliğince düzenlenen 23.10.2014 tarihli ve 35388 yevmiye nolu düzenleme şeklindeki vekâletnamede tanık olarak imzaları bulunan davacının babası ve iş ortağının sadece okuma yazması olmayan dublörün işlem içeriğinin okunmasına refakat etmedikleri, düzenleme şeklindeki vekâletnamede de yazılı olmasına göre gerçek tapu kayıt maliki ... 'ın dublörünü dosya içeriğinden hiç tanımadıklarının beyan ettikleri halde dublörün notere ibraz ettiği kimliği hakkında doğrulama yaparak tanık olarak vekâletname düzenlenmesine aracılık ettikleri, hayatın olağan akışına göre emlakçılık yapan ve basiretli olması gereken davacının babası ile iş ortağını taşınmazın tapusunu almadan ya da para kaybı yaşamasını engelleyecek yöntemler kullanmadan taşınmazın satın alınmasında ağır kusurlarının olduğu, hal böyle olunca, davacının tapusunun iptali sebebiyle bir zararının oluştuğu kabul edilse bile 3.kişilerin kusurlu davranışları sonucu illiyet bağının kesildiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi Kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.11.2024tarihinde oy birliğiyle karar verildi.