Esas No
E. 2024/3221
Karar No
K. 2024/9229
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

5. Hukuk Dairesi

E. 2024/3221 K. 2024/9229 T.
Karar Sonucu ONANMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/3221, K. 2024/9229, T. 27.11.2024
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3221
Karar No
2024/9229
Karar Tarihi
27.11.2024
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku
Karar Sonucu
ONANMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

5. Hukuk Dairesi         2024/3221 E.  ,  2024/9229 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/118 Esas, 2024/31 Karar
DAVA TARİHİ: 30.12.2019
KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2019/389 Esas, 2021/402 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı dava dilekçesinde özetle; davacının Erzincan ili, Merkez Halitpaşa Mahallesi 929 ada 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazları 06.09.2018 tarihinde satın aldığını, taşınmazları satın almadan önce taşınmaz kayıtlarında yapmış olduğu araştırmada taşınmazlar üzerinde davalı kurumun 11.03.2002 tarihli ve 447 yevmiye numaralı 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 7 nci maddesi gereğince kamulaştırma şerhi bulunduğunu öğrendiğini, ...

İl Müdürlüğünden kamulaştırma işlemlerine henüz başlanmadığını, söz konusu kamulaştırma şerhinin geçerliliğini yitirdiğini, Erzincan Belediyesince 2010 yılında yapılan imar uygulaması neticesinde dava konusu taşınmaz üzerindeki mevcut trafo alanının korunmamış olduğunu ve plandan kaldırıldığını, taşınmazların yeni planda 3 katlı konut alanı olarak tescil edildiğini öğrendiğini, yine taşınmazlar üzerinde bulunan trafonun deplase edilmesi veya kamulaştırma bedelinin ödenmesi hususunda kuruma yapılan başvuruda söz konusu trafonun üzerinde bulunduğu taşınmazlara yönelik teknik dokümanların hazırlanmasına müteakip trafo binasının kaldırılacağının veya kamulaştırma işlemlerine başlanılacağının öğrenmesi üzerine kamulaştırma bedelinin kendisine ödeneceği kanaatiyle bu taşınmazları satın aldığını ancak Erzincan Belediyesince trafo alanının korunmamış taşınmazların yeni planda 3 katlı konut alanı olarak tescil edilmesi sebebiyle taşınmaz üzerinde bulunan trafo binasının deplase talebinde bulunduğunu, yapılan araştırmalar neticesinde söz konusu taşınmazlarla ilgili olarak trafo binasının bulunduğu alanın kamulaştırılması için Erzincan 2.Asliye Hukuk Mahkemesine dava açıldığı, mahkemece 929 ada 13 parsel parselin 208,42 m²lik, 929 ada 12 parselin 65,47 m²lik alanının kamulaştırılmasına karar verildiğini, kesinleşen kararın tapu kayıtlarına işlenmediğini, davalı kurumca deplase işlemlerine başlanacağının bildirilmesine rağmen trafonun kaldırılmadığını, davalı şirketin kusurlu hareketleri sebebiyle davacının hiçbir şekilde kullanma imkanı olmayan bir alanı satın aldığını ve ödeme yaptığını, söz konusu trafo alanının iki parsel ortasında kalıp el atılan kısmın dışında kalan parsel bölümlerinin de inşaata elverişli alanlar olmayıp atık parsel halinde olduğunu, mevcut trafonun bulunduğu alan ile çekme mesafeleri hesaplandığında 13 parselin tamamının 12 parselin ise büyük bir kısmının kullanılamaz hale geldiğini, davacının zarara uğrayıp mağdur olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL 'nin davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı talebinde bulunduklarını, esasa ilişkin olarak; dava konusu taşınmazların üzerinde çevre yerleşim yerlerinin enerjilendirilmesi açısından önem arz eden bir adet trafo bulunduğunu, söz konusu trafonun Erzincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/269 Esas, 2004/234 Karar sayılı kesinleşmiş kararı ile kamulaştırıldığını ve kararın gereğinin yapılması amacıyla Tapu Müdürlüğüne gönderildiğini, ancak Tapu Müdürlüğünce tavzih kararı gerektiğinin belirtilmesi üzerine alınan tavzih kararı ile başvuruda bulunmalarına rağmen yine sonuç alınamadığını, dava konusu taşınmazların eski hissedarlarına taşınmazlar üzerinde kurum sorumluluğunda bir adet trafo bulunduğunun ve teknik dokümanların hazırlanmasına müteakip kamulaştırma işlemlerinin yapılacağının belirtildiğini ancak taşınmazların alım satımı veya farklı kullanımına yönelik bir muvafakat verilmediğini, davaya konu taşınmazların satış işlemlerinin yapılmasında müvekkili kurumun hiçbir sorumluluğunun bulunmadığı gibi söz konusu işlemler sonucunda ilgili tescil işlemlerinin yapılamamasının müvekkili kurum açısından hak mahrumiyeti doğurduğunu, ayrıca davacı tarafın tapu dairesini ve taşınmazı satın aldıkları kişileri de davaya dahil etmeleri gerektiğini belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.

İhbar olunan Tapu Müdürlüğüne izafeten Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise Hazinenin tapu sicilinin tutulmasından dolayı tazminattan sorumlu tutulabilmesi için, tapu sicilinin tutulmasından zarar doğmuş bulunması, memurun hukuka aykırı eylemi olması, zarar ile eylem arasında nedensellik bağının bulunması gerektiğini, ancak davaya konu olayda iş bu hükümler gerçekleşmemiş olduğundan Hazinenin sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığını, zira davacı tarafından uğranıldığı iddia edilen zararın tapu sicilinini tutulmasından veya tapu memurlarının işlemlerinden kaynaklanmadığını, dolayısıyla illiyet bağının varlığından söz edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazı satın alan davacının söz konusu trafonun dava konusu önceki malik adına kayıtlı iken yapıldığını bildiği, taşınmazın üzerinde bulunan trafonun açıktan geçirilmiş olması, usulüne uygun kamulaştırma işleminin yapılıp bu kamulaştırma işleminin kesinleşmiş olması, davacı tarafından kamulaştırma iptaline ilişkin herhangi bir dava açılmamış olması gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacı istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin kamulaştırma işlemlerini yarım bırakarak tescil talebinde bulunmayıp ve sonrasında da verdiği yazı cevapları ile davacıyı hataya düşürenin davalı kurumun olduğunu, davalı şirketin tescil işlemlerini tamamlaması ve trafo alanını adına tescil ettirse ya da tescil işlemlerini tamamlamasa dahi eski maliklerin ve davacının yazılı başvurularına, söz konusu alanın kamulaştırılması için dava açıldığını ve kesinleştiğini ancak tescil işlemlerinin tamamlanmadığı şeklinde doğru cevap verilmediğini, cevap verilse idi davacının söz konusu taşınmazları satın almayacağını ve zarara uğramayacağını, davalı şirketin kusurlu hareketleri sebebiyle davacının hiçbir şekilde kullanma imkanı olmayan bir alanı satın aldığını, söz konusu trafo alanının iki parselin tam ortasında olduğunu, el atılan kısmın dışında kalan parsel bölümlerinin de inşaata elverişli alanlar olmadığını, atık parsel halinde olduğunu, mevcut trafonun bulunduğu alan ile çekme mesafeleri hesaplandığında 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazların kullanılamaz hale geldiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ayni hak tescilden önce varlık kazanmış ise bu hakkın tapu kütüğüne yazımı aleniyeti sağlamak için yapıldığı tescilin işlevinin yenilik doğrucu değil açıklayıcı olması gözetildiğinde, davalı kurum tarafından usulüne uygun bir kamulaştırma yapılmış olup, davalı kurum tarafından defaatle tapu müdürlüğüne başvurulmuş, kamulaştırma kararına istinaden trafo binası yapılmış, ancak tavzihi gerektiren hususlar nedeniyle tescil işlemi infaz açısından mümkün olmadığı, davalı kurumun kamulaştırmasız el atmasından söz edilemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde özetle;

istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı ... maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”

3.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.

3.Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog