20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/23 - 2025/333
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/06/2022
NUMARASI : 2021/379 E. - 2022/174 K.
VEKİLLERİ
DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/06/2022 tarih ve 2021/379 Esas - 2022/174 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davalının müvekkilinin "..." ibareli markasına karşı açtığı hükümsüzlük davasına karşı müvekkilinin de davalı vakfın 2014/54765 sayılı ve "..." ibareli markasına karşı markanın kullanılmaması nedeniyle iptali talebiyle dava açtığını, her iki davanın birleştirildiğini ve Ankara 1. FSHHM'nin 2019/280 E. sayılı dosyasında görülmeye devam edildiğini, markasını kullanmayan ve iptal edileceğini anlayan davalının bu kez 14.07.2021 tarihinde tanınmışlık başvurusu yaptığını, Türk Patent ve Marka Kurumunun böyle bir sicil oluşturma yetkisi bulunmadığı halde davalının tanınmışlık başvurusunun beş ay içinde kabul edildiğini, oysa "..." ibaresinin coğrafi yer adı olduğunu, bu nedenle herkesin kullanımına açık olması gerektiğini, Türk Patent ve Marka Kurumunun uzun yıllardan "..." ibareli marka başvurularını bu nedenle reddettiğini, bu ibarenin organize sanayi bölgesinde hiç bir katkısı olmayan ve sadece kendisine ait mülkleri kiraya veren davalıya üstelik tanınmışlık derecesinde verilemeyeceğini, davalının hem "alt yapı inşaat hizmetleri" alanında hem de "eğitim ve danışmanlık hizmetleri" alanında tanınmış olduğu yönündeki kararın çelişkili ve hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumunun böyle bir sicil tutma yetkisini kendi kendine verdiğini, "..." denildiğinde akla davalı vakfın gelmediğini ileri sürerek, eldeki davanın Ankara 1. FSHHM'nin 2019/280 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve T/03603 nolu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ortada YİDK kararı olmadığını ileri sürerek, davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından, 6769 sayılı SMK'nın 20. maddesi uyarınca Markalar Dairesi Başkanlığının kararına Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) nezdinde itirazın mümkün olduğu, aynı kanunun 21. maddesi uyarınca itiraz hakkında YİDK'nın kurumun nihai kararını tesis edeceği, 5000 sayılı Kanunun 15/C maddesinin 3.fıkrası uyarınca YİDK'nın itiraz hakkında tesis etmiş olduğu karara karşı tebliğinden itibaren 2 ay içerisinde mahkemede iptal davası açılabileceğinin belirtildiği; buna göre göre davacının YİDK nezdinde anılan Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı süresinde itirazda bulunması ve YİDK tarafından verilecek karar üzerine mahkemede dava açmasının gerektiği, oysa ki davacının Markalar Dairesi Başkanlığı kararına 2 aylık süre içinde YİDK nezdinde itiraz etmeden aynı süre içinde doğrudan mahkemeye dava açmasının usuli hata olduğu gerekçesiyle, her ne kadar davacı tarafından T/03603 sayılı markanın hükümsüzlüğüne yönelik işbu dava açılmış ise de Markalar Dairesi Başkanlığı kararına yönelik YİDK nezdinde herhangi bir itirazda bulunulmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükümsüzlük davalarında Türk Patent ve Marka Kurumuna itirazın dava şartı olduğuna karar verilmesinin yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu markanın 02.12.2021 tarihinde tescil edildiğini, davanın 30.12.2021 tarihinde, yanı dava konusu marka tescil edildikten sonra açıldığını, markalar bülteninde dahi yayımlanmayan marka için Markalar Dairesi Başkanlığına itiraz edilmiş sonra Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu nezdinde itiraz edimemiş gibi karar verildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.02.2020 tarihli ve 2019/2980 E.-2020/991 K. sayılı kararında kurulun tanınmış marka sicili oluşturma yetkisinin bulunmadığının belirtildiğini, dava konusu marka bültende yayımlanmadığından Türk Patent ve Marka kurumu tarafından itiraza tabi tutulmadığını, davalının kamuya ait "..." ibaresi üzerinde haksız ve hukuka aykırı şekilde geniş koruma istediğini, markasını lisans vb. şekilde kullandırarak haksız kazanç sağlamayı amaçladığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir (6100 sayılı HMK'nın 114 - 115. maddeleri).
Bu kapsamda, 6100 sayılı HMK’nın 114/1-h maddesinde, “Dava açmakta hukuk yararın bulunması” dava şartlarından sayılmıştır. Hukuki yarara ilişkin dava şartının sonradan tamamlanması da mümkün değildir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu tanınmış markanın hükümsüzlüğü talebiyle açılan dava, Markalar Dairesi Başkanlığı kararına YİDK nezdinde itiraz edilmeden açılması nedeniyle reddedilmiştir. Ancak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/02/2020 tarih ve 2019/2980 E.- 2020/991 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere her ne kadar davalı Kurum tarafından, kendisine başvuru halinde başvuru konusu markanın tanınmışlık niteliğini haiz olup olmadığı konusunda inceleme yaparak bu nitelikte gördükleri markalar için sicil oluşturulmuş ise de; davalı Kurumun kanunen böyle bir sicil oluşturma yetkisi olmadığı gibi, tanınmışlık özelliği sabit bir olgu olmadığından, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik kabullerine göre de, herhangi bir davada dayanılan markanın tanınmış olduğunun ileri sürülmesi halinde, her bir somut olayda o markanın tanınmış olup olmadığının ve tanınmışlığını sürdürüp sürdürmediğinin münferiden ispatlanması gerektiği kabul edilmektedir. O halde İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar göz önüne alınarak, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple resen kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, HMK'nın 114/1-h maddesinde dava şartı olarak öngörülen hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince işin esası incelenmeden kararın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 20/06/2022 gün ve 2021/379 Esas - 2022/174 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2.Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3.Davacının istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4.Davacı tarafça istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
5.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6.İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7.Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/02/2025 tarihinde HMK 353/1-a-4 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 05/03/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.