4. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/12307
- Karar No
- 2024/12132
- Karar Tarihi
- 04.12.2024
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Ticaret Hukuku
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
4. Hukuk Dairesi 2022/12307 E. , 2024/12132 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 26.09.2019 tarihinde İstanbul'da meydana gelen deprem sonrasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 11.02.2020 ve 28.02.2020 tarihlerinde yapının riskli yapı olup olmadığının tespitinin yapılacağını, 05.03.2020 tarihli yazıları ile yapının riskli olduğu ve davacının 3 gün içinde taşınmazı tahliye etmesinin bildirildiğini, müvekkilinin taşınmazı tahliye ettiğini ve taşınmazın yıkıldığını, davalıya yapılan başvuru neticesi açılan hasar dosyası ile 3.862,66 TL davacıya ödeme yapıldığını, ancak eksik olduğunu beyan ederek yapılan hesaplama neticesinde ödenen miktar ve muafiyet tenzili neticesinde davalının 100.801,34 TL ödeme yapması gerektiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100.801,34 TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yapılan başvuru neticesinde davacıya 3.862,66 TL ödeme yaptıklarını, poliçe teminat miktarının sorumluluklarının üst sınırı olduğunu, ancak gerçek zarardan sorumlu olabileceklerini, oluşan rizikonun deprem nedeni ile mi yoksa yapım eksikliğinden mi kaynaklandığının tespiti gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlığın, 26.09.2019 tarihli İstanbul depremi nedeni ile davacının taşınmazındaki hasar bedeli talebine ilişkin olduğu, 6036 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından resen riskli yapı tespiti yapıldığı, dava konusu depremin 5,8 Mw şiddetinde meydana geldiği ve dava konusu taşınmazın deprem nedeni ile hasarlanmış olabileceği, binanın 23 yıllık olduğu ve hasar bedelinin 100.80,00 TL olarak belirlendiği, dosyaya alınan raporun usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile başvurunun kabulüne, 100.801,34 TL hasar bedelinin 02.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hakem heyetince alınan bilirkişi raporuna göre başvurana ait konutun davalı şirket tarafından DASK poliçesi ile 07.03.2019-07.03.2020 tarihleri arası Zorunlu Deprem Sigortası ile sigortalandığı, konut durumunun poliçede hasarsız olarak belirlendiği, konutun 26.09.2019 tarihli İstanbul depreminde zarar gördüğü, yapının ağır hasarlı ve kullanılmaz durumda olduğunun Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü tarafından onaylandığı, AFAD tarafından hazırlanan 15.06.2020 tarihli raporla binanın tam hasarlı bulunarak yıkım kararı verilmek suretiyle yıkıldığı, meydana gelen deprem ile hasar arasında illiyet bağı bulunduğu, başvurana ait konutun yapım yılı bina aşınma payı oranları dikkate alındığında yapım bedelinin 106.800,00 TL olan sigorta bedelinden fazla olduğu bu nedenle sigorta bedeli esas alınıp %2 muafiyet oranı ve sigortalıya ödenen 3.863,66 TL düşüldüğünde davacının gerçek zararının 100.801,00 TL bulunduğu anlaşıldığından sigorta şirketinin itirazlarının yerinde olmadığı, davacı lehine tam vekalet ücreti verilmesi gerektiği gerekçeleri ile davalının itirazının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığı, hasarın teminat kapsamında olmadığı, gerçek zarardan sorumlu olduklarını, yaptıkları ödeme ile sorumluluklarının kalmadığı, yıkım kararı ile deprem arasında nedensellik ilişkisi olmadığı, vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiği, faiz talebinin reddi gerektiği gerekçeleri ile kararın bozulması gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, zorunlu deprem sigortasından kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, deprem sonrası alınan teknik raporda taşınmazın konut olarak kullanılmasının sakıncalı olduğunun belirtilmesi ve akabinde alınan yıkım kararı ile taşınmazın yıkılmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.
Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp, bu husus kararın bozulmasının gerektirir.
3.6100 sayılı HMK’nın "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26 ncı maddesinin 1 inci fıkrası "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. “ şeklindedir.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmamış olmasına rağmen alacağa 02.12.2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek karar verilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının, 1. Bendinde, yer alan "02/12/2021 tarihinden itibaren işlemiş yasal faiz ile birlikte" ibaresinin çıkartılarak yerine "talebin kabulü ile 100.801,34 TL'nin başvuru sahibine ödenmesine" ibaresinin yazılmasına,
Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının, 3. bendinde yer alan "13.526,13" ibaresi çıkartılarak yerine "5100,00 TL" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.