Esas No
E. 2024/478
Karar No
K. 2025/196
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/478

KARAR NO: 2025/196

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 10/01/2024

NUMARASI: 2024/38 Esas - 2024/7 Karar

DAVALI: HASIMSIZ
DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
KARAR TARİHİ: 19/02/2025

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müvekkiller ... Ve ..., sahibi ve ortakları olduğu şirketin tüm banka borçlarına aynı zamanda müteselsil kefil olduklarını, şirketin içine düşmüş olduğu bu ödeme güçlüğünü yenmek için çaba ve emek gösterdiklerini, şirketin konkordato talep etmesi dolayısıyla şirketin borçlarının müteselsil kefili olmaları, şirketin konkordato teklifinin başarıya ulaşabilmesi ve borçlarını ödeyebilmek için konkordato talep etmek zarureti hasıl olduğunu, müvekkiller için konkordato ön projesi hazırlanırken şirketin konkordato ön projesi esas alınarak hazırlandığını, zira şirketin ortağı olan müvekkiller ... ve ..., şirketin borçlarından dolayı ödeme güçlüğüne düştüğünü belirterek müvekkiller için İcra Ve İflas Kanunu'nun 285 ve devamı maddeleri gereğince konkordato talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, "Borçlu gerçek kişilerin sunduğu konkordato projesi ve dosya kapsamına göre, borçluların konkordato teklifi, ortağı oldukları şirketlerin borçlarına kefil olmalarından ve çeklerde aval olmalarından kaynaklanmaktadır. Tüzel kişi ve kefillerinin konkordato taleplerini aynı dilekçede birleştirilmesi mümkün olmakla birlikte, konkordatonun tasdiki için gerekli koşulların her bir borçlunun şahsında gerçekleşmesi gerekir. Kefil, mahkemeye sunacağı konkordato ön projesinde kefalet borcunu hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için mevcut mallarını satıp satmayacağını, kefalet borcu ödemesini yapabilmek için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtmelidir. (Yeni Konkordato Hukuku, Editör Selçuk Öztek, 2. Baskı, sh.

148.Somut olayda, borçlu gerçek kişilerin, asıl borçlu şirketten (... Sanayi Ltd.Şti) bağımsız bir konkordato projesinin bulunmadığı, projenin kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, tamamen borçlu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği, şirketin başarısına bağlı bırakıldığı görülmüştür. Sırf alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep edilmesi de müessesenin amacına uygun düşmeyecektir." gerekçesiyle davacıların konkordato isteminin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Müvekkiller ... İle ..., ... Sanayi Limited Şirketi'nde ortak ve pay sahibi konumunda yer aldığını, şirket ile organik bir bağ ve tam bir entegrasyon söz konusu olup şirket tarafından üstlenilen borçlarda ve özellikle kredi ilişkilerinde birbirlerinin müşterek borçlusu ile müteselsil kefili ve de ipotek veren konumunda olduğunu, şirket yönünden konkordatonun başarıya ulaşılabilmesi için hem şirket hem de müvekkil şirket ortakları yönünden konkordato kesin mühleti kararı verilmesi gerektiğini, şirketin faaliyetini sürdürebilmesi ve konkordatonun başarılı olabilmesi için yine müvekkil gerçek kişilerin de faaliyetlerini devam ettirebilmesi ve mal varlıklarının korunması gerektiğini, 03/01/2024 tarihili Konkordato Geçici Konkordato Komiser Heyeti tarafından tanzim edilen geçici mühlet nihai raporu'nda müvekkil gerçek kişiler hakkında yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde davacı gerçek kişilerin müstakil bir konkordato projesi olmamakla birlikte borç tasfiyesi kefil olduğu şirketin konkordato projesinin başarısına bağlı olduğu ve bu bağlamda davacı müvekkil şirketin konkordato projesinde yer alan kaynakların somut ve ulaşılabilir olması nedeniyle davacı gerçek kişinin şahsi kefaletten kaynaklı borçları da tasfiye edilmiş olacağı, yine raporda toplam borç miktarı göz önünde tutulduğunda, asıl borçlu şirketin borçlarını ödeyememeleri halinde kefil olan ortakların da bu borçları ödeyebilmelerinin mümkün bulunmadığı, borçlu şirketin borçlarını ödemeleri halinde ortağın da borçlarından kurtulabileceği yönünde tespitte bulunulduğunu, ayrıca konkordato projesi kesin/ değiştirilemez bir proje olmayıp revize edilmesi mümkün olduğunu, mahkemece şirket yetkililerinin bağımsız yeterli bir projesinin olmaması sebebi ile bu red kararı tesis ettiğini, ancak aynı gün dosyayı tefrik edip, revize proje sunulmasına imkan vermeden dosyadaki bilirkişi ve komiser raporlarının tarafımıza tebliği sağlanmadan ve diyeceklerimiz sorulmadan aniden red kararı verimesi hakkaniyete uygun olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, İİK.nun 285 ve devamı maddelerince açılan konkordato talebine ilişkindir. Dosya kapsamına göre borçlu şirket ... Sanayi Limited Şirketi ile birlikte şirket ortakları ... ile ... konkordato talebinde bulunmuş, mahkemece şirket yetkilisi gerçek şahıs yönünden tefrik kararı verildikten sonra borçlu gerçek kişilerin, asıl borçlu şirketten (... Sanayi Ltd.Şti) bağımsız bir konkordato projesinin bulunmadığı, projenin kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, tamamen borçlu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği, şirketin başarısına bağlı bırakıldığı gerekçesiyle konkordato talebinin reddine karar verilmiş, karara yörelik davacı gerçek kişiler istinaf talebinde bulunmuştur. İİK 287. Maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin “konkordatonun başarı şansı “kavramı altında ifade edildiğine yer verilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt). İsv.İİK'da da konkordato mühletinin amaçlarından biri olarak açıkça," borçlunun iyileşmesi "kavramına yer verildiği, buna göre, geçici mühletin, açıkça iyileşme ümidi görülmüyorsa, yani konkordatonun tasdikine gerek kalmaksızın iyileşme yahut konkordato ihtimali yoksa kaldırılacağı ifade edilmiştir. Ancak burada iyileşmeden söz edebilmesi için bilançosal bir iyileşme yeterli olmayıp başarılı bir iyileşme için yapısal (gerçek) bir iyileşmenin varlığı aranmalıdır. Bu sebeple konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılmalıdır. Bu nedenle ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için ön projenin nasıl başarılı olacağı açıklanmalıdır. ( Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, ..., Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s.

187.İİK'nın 286/1-a maddesinde " borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi" gerektiği ifade edilmiştir. Bu şekilde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalı ki projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığı değerlendirebilmelidir. Dolayısıyla 286/1- a bendinde, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ifadesi ile konkordatonun amacının da bir anlamda ifade bulduğunun kabülü doğru olacaktır. Mali kaynağın nasıl temin edileceği kapsamında, Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, ..., Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 184-185 de ifade edildiği gibi "ortakların yeni sermaye getirmeleri, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, işletmenin bir bankadan kredi bulması ilk akla gelenlerdir." Bu nedenle ön proje, maddenin 1. fıkranın a bendinde sözü edilen bütün unsurları içermelidir. Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olayı değerlendirildiğinde, tüzel kişi ve kefillerinin konkordato taleplerini aynı dilekçede birleştirilmesi mümkün olmakla birlikte, konkordatonun tasdiki için gerekli koşulların her bir borçlunun şahsında gerçekleşmesi gerekir (Yargıtay 19 HD'nin 2006/7121 Esas, 2006/10981 Karar sayılı kararı). Ancak davacı gerçek şahıslar, birlikte konkordato talep eden şirketin borçlarına kefil olunması nedeniyle konkordatoya başvurulmuş olup müstakil bir konkordato projeleri bulunmadığı, kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, tamamen borçlu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği, şirketin ticari başarısına bağlandığı, şirket tarafından borçlar ödendiği takdirde ve ödendiği sürece kendilerinin de borçtan kurtulmalarının öngörüldüğü, bu nedenle alacaklılara sunulan bir proje bulunmadığı görülmektedir. Sırf alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep edilmesi de müessesenin amacına uygun düşmeyecektir. Buna göre ilk derece mahkemesince davacı gerçek kişi yönünden geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine dair verilen karar yerindedir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu ulaşılan maddi olay ve hukuki değerlendirme usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilmediği ve davacılar vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmadığı anlaşılmakla HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davacılar vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacılar tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının hazineye gelir kaydına, her bir davacı yönünden alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf harcından, davacılarca ayrı ayrı yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL harcının davacılardan ayrı ayrı tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. Maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.d maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 308/a maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/02/2025

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog