8. Ceza Dairesi
8. Ceza Dairesi 2023/5201 E. , 2025/1110 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Tatvan Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2010 tarihli kararı ile hükümlü hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan aynı Kanun'un 13/1. maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın itiraz edilmeksizin 22.09.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Hükümlü hakkında verilen 22.09.2010 tarihli karar, beş yıllık denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle, Tatvan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2016 tarihli kararıyla açıklanarak hükümlünün, 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi, 5237 sayılı Kanun'un 62. Maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan kararın Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 02.11.2021 tarihli kararıyla bozulması üzerine, bozmaya uyularak yapılan yargılamada Tatvan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.02.2022 tarihli kararıyla hükümlü hakkında 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi, 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün temyiz edilmeden 06.09.2022 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 10.11.2023 tarihli ve 2023/24611 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB-2023/121251 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB-2023/121251 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçu için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl, anılan Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca olağanüstü dava zamanaşımı süresinin 12 yıl olacağı, suç tarihinin 15/08/2008 olduğu, sanığın savunmasının yakalama yolu ile 23/01/2010 tarihinde alındığı, bu tarihte zamanaşımı süresinin kesildiği, sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 22/09/2010 tarihinde kesinleşmesi ile zamanaşımı süresinin durduğu, sanığın denetim süresi içerisinde 11/05/2014 tarihinde işlediği suç nedeniyle zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başladığı, 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince 22/09/2010 ile 11/05/2014 tarihleri arasında (3 yıl 7 ay 19 gün) dava zamanaşımı süresinin duracağı, sanığın savunmasının alındığı 23/01/2010 tarihinde yeniden işlemeye başlayan 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin, zamanaşımının durduğu süreler (3 yıl 7 ay 19 gün) mahsup edildikten sonra hükmün açıklandığı 01/02/2022 tarihine kadar gerçekleştiği cihetle, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
1.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40/2. maddesi, 5271 sayılı Kanun'un 34/2. maddesi, 231/2. maddesi, 232/6. maddesi ve 291/1-2. maddesi uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.
2.İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde, hükümlünün yokluğunda verilen hükme karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde temyiz kanun yoluna başvurulabileceğinin belirtilmesi gerekirken, tefhimden itibaren 7 gün içerisinde temyiz kanun yoluna başvurulabileceğinin belirtilmesiyle hükümlüde yanılgı oluşturulduğu anlaşılmakla, inceleme konusu hükmün usulüne uygun olarak kesinleşmediği belirlenmiştir.
3.Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 286 ve devamı maddeleri uyarınca temyiz kanun yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2025 tarihinde karar verildi.