Esas No
E. 2010/13732
Karar No
K. 2012/9486
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

10. Hukuk Dairesi         2010/13732 E.  ,  2012/9486 K.

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :372-611 Dava, davalı işverenlere ait işyerinde geçen çalışmalar yönünden itibari hizmet sürelerinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, davalılar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacının, davalı işverenlere ait işyerinde, doğalgaz bakım onarım ekibinde, şehir alt yapı doğalgaz hatlarında oluşan gaz kaçaklarının onarımı işinde çalıştığı belirgin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda 27.03.2007’den başlayarak itibari hizmet süreleri hüküm altına alınmıştır.

Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun Ek 5’inci maddesinde, anılan Kanuna göre sigortalı sayılanların, aşağıda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için hizalarında gösterilen sürelerin sigortalılık süresi olarak ekleneceği belirtildikten sonra, maddenin lV numaralı bendinde “Sigortalılar” başlığı altında “Azotlu gübre ve şeker sanayiinde, fabrika, atölye, havuz ve depolarda, trafo binalarında çalışanlar” sözcüklerine yer verilmiş, bu bende ilişkin “Hizmetin Geçtiği Yer” başlıklı kısımda ise “1.) Çelik, demir ve tunç döküm, 2.) Zehirli, boğucu, yakıcı, öldürücü ve patlayıcı gaz, asit, boya işleriyle gaz maskesi ile çalışmayı gerektiren işlerde, 3.) Patlayıcı maddeler yapılmasında, 4.) Kaynak işlerinde çalışanlarda.” sıralaması yapılmıştır. Anlaşılacağı üzere, itibari hizmet süresi hak ve olanağından yararlanmak için, maddede yazılı fiziksel koşullarla birlikte iş kolu ve iş yeri şartlarının da gerçekleşmesi zorunluluğu bulunmaktadır. İtibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektiren olgunun sanayi kolları farklı olsa da belli, ağır, riskli ve sağlığa zararlı işlerin yapılması olduğu, bu nitelikte işleri yapan kişilerin aynı durumda olmadıklarının ileri sürülemeyeceği ve aynı hukuksal durumda bulunanların farklı kurallara tabi tutulmasının Anayasa’nın eşitlik ilkesine yer veren 10’uncu maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, anılan bentte yer alan “Azotlu gübre ve şeker sanayii” ibaresi, 27.03.2007 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 04.10.2006 gün ve 2002/157 Esas - 2006/97 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş olup, Anayasa’nın 153’üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ilkesi gözetildiğinde, azotlu gübre ve şeker sanayiinde çalışmayanların, iptal kararının yürürlük tarihinden önceki dönem yönünden söz konusu ek 5’inci madde hükmünden yararlanamayacakları açıktır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 gün ve 2012/21-6 Esas, 2012/222 Karar sayılı ilamında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiş olup, bu durumda olan (azotlu gübre ve şeker sanayiinde çalışmayan) sigortalıların 27.03.2007 tarihinden itibaren gerçekleşen hizmetleri yönünden itibari hizmet süresinden faydalanabilmeleri ise, maddede yazılı tüm koşulların beraber gerçekleşmesine bağlıdır.

Diğer taraftan; Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16.05.2000 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 18.02.2000 gün ve 1997/1 Esas - 2000/1 Karar sayılı kararında, anılan Kanunun Ek 5'inci maddesinde öngörülen itibari hizmet süresinin, salt sigortalılık süresine eklenmesi gerekeceği, ayrıca bu sürenin fiili prim ödeme gün sayısına eklenmesinin söz konusu olamayacağı açıklanmıştır.

Şu durumda; mahkemece 27.03.2007 günü öncesine ait döneme ilişkin olarak yerinde bir değerlendirmeyle istem reddedilmiş olup, anılan tarih sonrası yönünden ise, yasal düzenlemenin, ancak, bentte sayılı ve sınırlı olarak öngörülen çalışma koşullarının gerçekleştiği durum ve sigortalılar için uygulama olanağının bulunduğu, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde hizmetin geçtiği yer, çalışma koşulları ve niteliği karşısında davacının 506 sayılı Kanunun ek 5’inci maddesinde öngörülen itibari hizmet süresi hak ve olanağından faydalanamayacağı belirgindir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda; a-) Yasal koşulları gerçekleşmediğinden davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, yöntemince düzenlenmeyen ve yanılgılı gerekçelerle hatalı sonuçlara ulaşan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde istemin hüküm altına alınması, b-) Kabule göre, anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı göz ardı edilerek, davacının yararlanması gereken itibari hizmet sürelerinin, sigortalılık süresi yerine primi ödenmiş günlerine eklenmesi gerektiğinin tespiti yönünde karar verilmesi, c-) Kabule göre ayrıca, usul hukuku kuralları gereğince davanın açıldığı güne kadarki dönem yönünden tespit isteminde bulunabileceği belirgin olmasına karşın, dava tarihi ile sınırlandırma yapılmaksızın hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davalılardan ... ve EGO Genel Müdürlüğü'ne iadesine, 24.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 506 sayılı Kanun
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog