Aramaya Dön

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2021/2063
Karar No
K. 2025/263
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

T.C.

İSTANBUL BAM

8. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/2063

KARAR NO: 2025/263

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 12/07/2021

NUMARASI: 2017/61 Esas - 2021/697 Karar

DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/02/2025

Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;

K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 04/05/2016 tarihinde, davalıların sürücüsü- işleteni ve ZMM sigortacısı olduğu ... plakalı aracın müvekkili ...'a çarpması sonucunda meydana gelen kazada müvekkilinin bacağında kırıklar oluşacak şekilde yaralandığını, annesi ...'ın hastanede ve evde müvekkili ...'e baktığını, müvekkilinin birtakım tedavi, yol ve bakım giderleri oluştuğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 100-TL ( 80-TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 10-TL bakıcı gideri, 10-TL tedavi gideri olmak üzere) maddi tazminat ( belirsiz alacak), 10.000-TL manevi tazminat ve annesi davacı ... için 5.000-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 20/11/2020 tarihli dilekçesi ile sürekli iş göremezlik talebini 55.276,15-TL, tedavi gideri talebini 902,3-TL ve bakıcı gideri talebini 7.411,50-TL olarak artırmış, 23.03.2021 tarihli dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 96.370-TL olarak ıslah etmiş, 15.04.2021 tarihli dilekçesi ile tedavi giderine ilişkin taleplerinden vazgeçtiğini beyan etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin olayda kusurunun bulunmadığını, kazaya elinde telefon ile dikkatsiz şekilde yürüyen davacının sebebiyet verdiğini, kazadan sonra davacıyı hastaneye götürdüğünü, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle, davadan önce müvekkil şirkete başvuruda bulunmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; ''.. Kusur bilirkişi raporuna göre kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %75, davacı yaya ...’un %25 oranında kusurlu olduğu; ATK raporunda davacı ...'un kaza nedeniyle yaralanmasın bağlı olarak %6.3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik)süresinin kaza tarihindne itibaren 6 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin geçici veya süğrekli yardımına muhtaç olmadığının belirtildiği; aktüer bilirkişi raporunda sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 2 ihtimalli hesaplama yapıldığı, 1. ihtimale göre davacının ücretinin hastane hesap pusulasındaki ücret olduğunun kabulü halinde davacının sürekli iş göremezlik zararının 96.370,90 -TL olduğu, bakıcı giderleri yönünden 1. ihtimal brüt asgari ücretin esas alınması halinde 7.411,50-TL, 2. ihtimal net asgari ücretin esas alınması halinde 5.298,57-TL olduğu, tedai giderinin ise 902,3-TL olduğunun belirtildiği, davacı tarafça aktüerya ek raporu 1.ihtimal üzerinden harcını yatırdığı;sürekli iş göremezlik ve bakım bakıcı gideeri talebinde bulunmuş olup ,tıbbi tedavi giderleri taleplerinden ise vazgeçtikleri, aktüer ek rapor doğrultusunda; davacının sürekli iş göremezlik tazminat bedelinin 96.370,00-TL üzerinden kabulü, davacının bakım ve bakıcı gideri tazminat talebinin ATK raporu uyarınca, başka birisinin geçici veya süğrekli yardımına muhtaç olmadığı belirtildiğinden reddine karar vermek gerektiği; davacıların manevi tazminat talebine ilişkin olarak olayın oluş şekli, tarafların kusur oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları nazara alınarak davanın kısmen kabulü gerektiği'' gerekçesiyle, Davacının maddi tazminat talepleri yönünden;

1.Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-Davacının sürekli iş göremezlik tazminat bedelinin 96.370,00-TL üzerinden kabulü ile davalı sigorta şirketi yönünden 09/05/2017 temerrüt tarihi, diğer davalı ... yönünden kaza tarihi 04/05/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...' a ödenmesine, davacının bakım ve bakıcı gideri tazminat talebinin reddine, Davacının manevi tazminat talepleri yönünden;

1.Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-Davacı ... için 8.000,00-TL, davacı ... için 4.000,00-TL manevi tazminat talebinin kabulü ile davalı ...'dan kaza tarihi 04/05/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş; davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

İstinaf nedenleri: davalı ... Sigorta AŞ vekili, müvekkili şirkete davadan önce gerekli belgeler ile davacı tarafça yapılmış usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, hesaplama raporunun PMF 1931 yaşam tablosu kullanılarak ve progresif rant yöntemine göre hazırlanmasının hatalı olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanarak ve asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, çalışmaya başladıktan sonraki maaş bodrosuna göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, maluliyet raporunun hatalı yönetmelik hükümlerine göre hazırlandığını, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmesi gerektiğini, davacı tarafça iki kez ıslah dilekçesi verildiğini, bu hususun HMK 176. maddeye aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat ile bakıcı-tedavi gdieri istemine ilişkindir.1-26/04/2016 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanunu'nun 5. maddesiyle değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde, zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği belirtilmiştir.Yasal değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMSS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacak olup yasa ile özel bir dava şartı getirilmiştir.Olayımızda, dava tarihi olan 20/01/2017 tarihi itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup davacı tarafça dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvurulmadığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.Dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.

HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.Mahkemece davacılar vekiline yasada öngörülen başvuruya ilişkin eksikliği gidermesi için kesin süre verilmeli, sigorta şirketince 15 gün içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın talebi karşılamaması halinde bu yöndeki dava şartının yerine getirildiği kabul edilerek davanın esasına girip deliller toplanıp değerlendirilerek ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmeli, kesin süre içinde başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirilmemesi halinde ise bu kez dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmelidir.HMK'nın 115/2. maddesine aykırı şekilde tamamlanabilecek nitelikteki dava şartının tamamlanması için davacı tarafa kesin süre verilmeksizin, davalı sigorta şirketine yönelik davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. (HMK.m.353/1-a/4) 2-Bundan ayrı kabule göre de; a/Haksız fiil sonucu çalışma gücünün kaybedildiği,bedensel bütünlüğün bozulduğu ve maluliyet oluştuğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talep edilmesi durumunda; zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranı ile davacının iyileşme süresinin ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsur olup, bu yöndeki belirlemelerin ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra ise de Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Bkn: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 11/01/2022 gün ve 2021/7309 E.-2022/122 K. sayılı içtihadı). Eldeki davada, kaza tarihi 20/01/2017 olup, kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri esas alınması gerekirken “Çalışma Gücü ve Meslekte kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri yöenetmeliği” hükümlerine göre düzenlendiği anlaşılan 07/11/2019 günlü ATK raporunun karara dayanak yapılması doğru görülmemiştir. b/Hak sahiplerinin bakiye ömür süreleri daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF 1931" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ... Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Yargıtay 4. HD'nce tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Somut olayda; hükme esas alınan aktüer bilirkişi ek raporunda, davacı ...'un bakiye ömür süresinin, PMF Yaşam Tablosu'na ve progresif rant yöntemine göre belirlenmek suretiyle tazminat hesabı yapıldığı, anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere, tazminat hesaplamalarında progresif rant yönteminin ( %10 artırım-indirim) kullanılması yerinde ise de, yukarıda açıklandığı üzere güncel Yargıtay İçtihatları gereğince tazminat hesabında, TRH 2010 Tablosu'nun uygulamas gerektiğinden, PMF yaşam tablosunun kullanılması doğru olmamıştır. c/Maddi tazminatın (zararın) hesaplanmasında gelirin doğru olarak belirlenmesi önemli bir yer tutmaktadır. Hükme esas alınan 04.02.2021 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda davacının kaza tarihinde 18 yaşında (17 yıl 10 ay 20 gün)) olduğu, reşit olmadığından geçici iş göremezlik zararı oluşmayacağı kabul edilerek, geçici iş göremezlik dönemi dışlanarak hesaplama yapılması yerinde ise de, davacının 26.08.2019 tarihinde çalışmaya başlaması nedeniyle bu tarihteki gelirine göre ( asgari ücretin 1,41 katı) olarak ve asgari ücret olmak üzere 2 seçenekli hesaplama yapılmış olup, davacının kaza tarihi olan 04/05/2016 tarihindeki gelirinin ( o tarihte çalışmadığından ve gelir asgari ücretten az kabul edilemeyeceğinden) asgari ücret olduğunun kabul edilmesi gerekirken, yerel mahkemece kaza tarihinden 3 yılı aşkın süre sonra çalışmaya başladığı tarihteki gelirine göre yapılan hesaplamaya göre karar verilmesi de doğru görülmemiştir. O halde, yerel mahkemece yapılacak iş, önce davalı sigorta şirketine yönelik açılan dava yönünden tamamlanabilir dava koşulunun yerine getirilmesi için davacıya mehil ve imkan verilmesi, eksiklik giderilir ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki " Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri gözetilerek maluliyet oranının ne olduğu tespiti suretiyle usulüne uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde yeni bir rapor alınması, akabinde aktüer bilirkişiden TRH 2010 bakiye yaşam tablosu ile progresif rant yöntemi kulanılarak, davacının kaza tarihindeki geliri asgari ücret olarak kabul edilerek ve davacının doğru yönetmelik hükümlerine göre tespit edilecek maluliyet oranına göre sürekli iş göremezlik ( maluliyet tazminatının) hesaplanması için ek rapor alınması, toplanmış ve toplanacak tüm deliller bir arada değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre, davalı sigorta şirketinin istinaf yasa yoluna başvurduğu gözetilerek taraflar yararına oluaşn usuli kazanılmış haklara riayet etmek suretiyle bir karar verilmesinden ibarettir. Hal böyle olunca, yukarıdaki bentlerde tek tek ve ayrı ayrı gösterilen hatalı uygulama ve değerlendirme sonucunda hüküm verilmiş olması hali HMK.m.353/1-a/4 - HMK.m.353/1-a/6 hükmü kapsamındaki durumu oluşturacağından davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazlarının açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma neden ve şekline göre davalı sigorta şirketi vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davalı sigorta şirketi vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, karar başlığında bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 madde hükmü uyarınca kaldırılmasına,2/Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı sigorta şirketi tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine,4/Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5/İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 27/02/2025

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog