11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2022/4890 E. , 2024/1296 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı K.Karadere Hazır Beton...A.Ş.'ye karşı işçilik alacaklarının tahsili amacıyla Ankara 8. İş Mahkemesi'nin 2007/931 E. sayılı dosyasında açtığı davanın kabul edildiğini ve bu kararın temyiz incelemesinden geçerek onandığını, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinde şirketin 22.05.2012 tarihinde tasfiyeye girdiğinin, tasfiye memuru olarak davalının atandığının, 30.05.2016 tarihinde de tasfiye kapanışı yapılarak şirketin sicilden kaydının silindiğinin öğrenildiğini, davalının icra dosyasında takibe konulan alacaktan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 541, 542, 543, 544 ve 553 üncü maddeleri kapsamında sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin tasfiye kapanış tarihinden itibaren en yüksek meduat faiz oranıyla davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında ıslah dilekçesiyle dava değerini 20.368,76 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tasfiyenin 22.05.2012 tarihinde açıldığı bu nedenle dava tarihi itibariyle alacağın tahsili için 6102 sayılı Kanun'un 560 ıncı maddesinde öngörülen 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolmuş olduğunu, müvekkili tasfiye memurunun Ticaret Sicil Gazetesinde alacaklıların başvurması için usulüne uygun ilanları yaptığını, ancak davacının herhangi bir başvuruda bulunmadığını, kaldı ki icra dosyasında müvekkiline tebligat yapılmadığını, tasfiye memurunun davacı alacağı yönünden kusurlu davranışı olmadığını, müvekkilinin yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacının somut bir zararının doğduğunu ispatlayamadığını, tasfiye sürecinin usulüne uygun olarak sonuçlandırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı şirketin mali durumu hakkında bilirkişi raporu alındığı, tasfiye tarihinde şirket borca batıkken davalının şirketin iflasını istemek yerine tasfiye işlemlerini başlattığı, böylece şirketi iflasın sonuçlarından azade kıldığı, davalının hatalı davrandığı sabit olmakla birlikte, tasfiye edilen şirketin ihyası da mümkün olduğundan, tasfiye memurunun sorumluluğunun doğabilmesi için ayrıca tasfiye memurunun haksız olarak ödedikleri paralardan söz edilmesi gerektiği, iflasın açılmasından bir yıllık süreden önce doğmuş işçilik alacaklarının imtiyazlı olmadığı, işçi iflas tarihinden önce işten ayrılmışsa iflas tarihinden geriye doğru bir yıllık sürenin başlangıcından işçinin işten ayrılma tarihine kadar olan süredeki ücret alacağının imtiyazlı olduğu, iflasın açılmasından bir yıl önce işten ayrılan işçinin işçilik hakları imtiyazlı olmadığından adi alacaklarla birlikte dördüncü sırada işlem göreceği, buna bağlı olarak davacı alacağı iflasta birinci sırada değerlendirilemeyeceğinden yapılan ödemeler yönünden haksız ödeme sonucuna varılamayacağı, dosyaya getirtilen kayıtlardan ve diğer dosyalarda alınmış olan bilirkişi raporlarından şirketin borca batık olduğu, vergi ve SGK borçlarını dahi ödeyemediği dikkate alındığında iflas kararı verilmiş olsaydı dahi davacıya ödeme yapılamayacağı, bu haliyle davacının talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tasfiye memurunun iflas halindeki bir şirketin iflas bildirimini yapmayıp tasfiyesini gerçekleştirdiğini, tasfiye memurunun davacı alacağından haberdar olup alacak karşılığını depo etmediğini, davalının sorumluluğunu yerine getirmeyerek şirketin iflasına hukuka aykırı olarak engel olduğunu, şirketin tasfiye edildiği 30.05.2016 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle saklanması gereken bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmadığını, dolayısıyla müvekkilinin haklı olduğunun ispat edildiğini, bilirkişi raporundaki tespitlerde de yer aldığı üzere tasfiye memurunun davacıya ödemesi gereken alacağının verilmesini sağlamamakla üstlendiği görevi kötüye kullandığını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 206 ncı maddesi uyarınca işçi alacaklarının iflasta imtiyazlı alacaklardan olduğunu, davalının kusurlu davaranışlarıyla şirketin zarara uğrattığını, yalnızca şirketin borca batık olduğunu söylemenin tasfiye memurunun sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, tasfiye memurunun da şirket yöneticisi ve basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olduğunu, davalının yapılan muvazaalı işlemlere karşı işlem yapmaması nedeniyle şirketin zarara uğramasına neden olduğunu, şirket ortaklarının, şirketin borçlarından dolayı şirkete vermeyi taahhüt ettikleri sermaye payı nispetinde sorumlu olduklarını, tasfiye memuru tarafından söz konusu sermaye payı miktarlarının ortaklar tarafından şirket nezdine geçirilip geçirilmediği geçirildi ise o sermaye payı miktarlarının ne için kullanıldığına ilişkin bir inceleme veya işlem yapılmadığını, görevini yapmayan davalı tasfiye memurunun davacı işçinin ilama bağlanıp kesin hüküm haline dönüşmüş alacaklarından doğan zararının tazmininden sorumlu tutulması gerektiğini belirterek davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesince davacının dava konusu işçi alacağını tahsil edememesi sebebiyle oluşan zararı ile davalı tasfiye memurunun kusuru arasında 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi uyarınca illiyet bağı kurulamadığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; isitnaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekraren kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava dışı anonim şirketin tasfiye memuru olan davalının şirketin tasfiyesi sırasında esas sözleşmeden ve kanundan doğan yükümlülüklerini kusuruyla ihlal edip etmediği, kusuruyla ihlal etmiş olması halinde davacı alacaklıyı zarara uğratıp uğratıp uğratmadığı, varsa zararın davalı tasfiye memurundan tahsilinin mümkün olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 541, 542, 543, 544, 553 üncü maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.