20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/10/2021
NUMARASI ...
DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/10/2021 tarih ve 2019/380 Esas - 2021/328 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ..., ... ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin "... ..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin "... ... ..." ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının, dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının da oluştuğu, dava konusu başvurunun tescili halinde müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2019-M-9214 sayılı YİDK Kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkilinin “...” ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, dava konusu markanın asli unsurunun da bu ibare olduğunu, markalar bütün olarak değerlendirildiğinde birbirlerinden farklı algılar yarattıklarını, davacının “...” kelimesini tekeline almaya çalıştığını, "..." ibaresini içeren çok sayıda tescilli markanın bulunduğunu, "..." ibaresinin peynirin karakteristik bir özelliğini, çeşidini belirtiğini, “... ...” kelimelerinin bir peynir çeşidinin adı olduğunu, davacının bu cins adını sahiplenmeye çalıştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları arasında başvuru kapsamında yer alan 29. sınıf emtiaların tamamı bakımından aynı, aynı tür ya da yüksek düzeyli bir benzerlik ilişkisinin mevcut olduğu, keza yine dava konusu markada ön planda yer alan ayırt edici unsurun “... ...” tamlaması olduğu, bu tamlamadaki “...” kelimesinin, “...” ibaresini daha da vurgulayan bir sıfat olarak kullanıldığı, dolayısıyla “...” ibaresinin anılan markada daha vurgulu olduğu, bu ibarenin davacı markalarının da esas unsuru olmasından kaynaklı olarak işaretler arasında yüksek düzeyli işitsel, kavramsal ve görsel benzerliklerin mevcut olduğu, emtia benzerliği ve işaret benzerliği bir bütün olarak ele alındığında markaların aynı iktisadi – idari kaynağa ait markalar olarak algılanabilecekleri, ortalama tüketicinin taraf markaları ile her koşulda yan yana karşılaşma imkanı olmadığından, farklı zamanlarda farklı yerlerde anılan markalar ile aynı ya da benzer mal ve hizmetlerde karşılaştığında, önceden tanıdığı davacı markaları ile dava konusu markayı doğrudan ilişkilendirme eğiliminin kuvvetli olacağı, karıştırılma ihtimalinin temelinde, makul miktarda ortalama tüketicilerin, bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurmasının yeterli olduğu, sonuç olarak dosya kapsamına sunulan emsal nitelikteki yargı kararlarının varlığı da göz önüne alındığında, emtiaların tamamında taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas ihtimalinin mevcut olduğu; davacı yan tarafından dosya kapsamına sunulan emsal nitelikteki mahkeme kararları ile birlikte ... sicil kayıtlarında yer alan.... sayılı tanınmış marka sicilindeki kaydı ve “... ...” markalarına ilişkin olarak sunulduğu görülen sair kullanımlar göz önüne alındığında, davacı yanın “... ...” markalarının özellikle “süt ve süt ürünlerinde” kullanım sonucunda ciddi şekilde ayırt edicilik kazanmayı başardığı, dolayısıyla anılan ibarenin 3. kişiler tarafından özellikle “süt ve süt ürünlerini” de içerecek şekildeki kullanımlarının, davacı markalarının yıllara sair kullanımla sonucunda elde ettiği ayırt ediciliğin zayıflaması ve zaman içerisinde bu ibarenin, somut olayda da iddia edildiği şekliyle ürün cinsi, jenerik ad, ayırt ediciliği bulunmayan bir işarete dönüşmesi yönünde olumsuz bir algı doğurarak davacı markalarının ayırt ediciliğinin zayıflaması sonucunu doğurabileceği, hal böyleyken somut olayda davacı yan markalarının, tanınmışlık korumasından da yararlanabileceği ve bu durumun işaretler arasındaki iltibas ihtimalini kuvvetlendirebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'ın 2019-M-9214 sayılı kararın iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili marka benzerlik değerlendirmesinin markanın bütüncül olarak bıraktığı intiba göze alınarak yapılması gerektiğini, “... ... ...” kelime unsurlarından oluşan başvuru ile davacı markalarının karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzer olmadığını, davacıya ait “...” ibaresini taşıyan itiraz konusu markaların, ayırt edici niteliğinin düşük bulunduğunu, tarafların marka işaretleri benzer olmadığından SMK'nın 6/4-5 maddesi koşullarının da oluşmayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şirket vekil, davacının markalarını kullandığı ürünün sürülebilir peynir olduğunu, müvekkilinin markasını kullandığı ürünün ise sürülebilen ... peynir olduğunu, dolayısıyla markaların kullandığı ürünlerin birbirinden farklı olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının markları arasında iltibasa neden olabilecek bir benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvurunun asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, başvuruda yer alan "... ..." ibaresinin peynir literatüründe tanımlanmış cins isim olduğunu, "..." ibaresinin "... peynir" cinsini niteler mahiyette olduğunu, "..." ibareli 29. sınıfta tescilli birçok markanın bulunduğunu, müvekkilinin "... "markalarının da peynir mallarında tanınmış olduğunu, "..." ibaresinin davacının tekeline verilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ... ..." ibareli başvuru ile davacıya ait "..." asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan 29.sınıf mallar yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira taraf markalarının asli unsurunu, yerleşik mahkeme kararlarıyla ayırt edici nitelik taşıdığı kabul edilen "..." ibaresinin oluşturduğu, bu haliyle başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı ve dava konusu başvurunun, davacının seri markalarından biri olarak algılanacağı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07.10.2024 tarih ve 2023/5021 E.-2024/7092 K. sayılı kararında "sütbeyaz", 20.03.2024 tarih ve 2022/5826 E.-2024/2308 K. sayılı kararında "... ...", 14.02.2024 tarih ve 2022/4705 E.-2024/1054 K. sayılı kararında "... ..." ibarelerinin davacının itiraza mesnet markalarıyla benzer bulunduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 30/12/2015 tarih, 2015/6195 Esas, 2015/13928 Karar sayılı ilamında da "..." ibaresinin tasviri bir unsur olmadığının belirtildiği, diğer taraftan davacıya ait "..." asıl unsurlu markaların "süt ve süt ürünleri" emtiası bakımından tanınmış olduğu, bu itibarla uyuşmazlık konusu 29. Sınıf mallar bakımından SMK'nın 6/5. maddesi koşullarının da gerçekleştiği anlaşılmakla, davalılar ..., ..... vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
1.Davalılar ..., ... ... San. ve Tic. A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu uyarınca davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 80,70'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70'er-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3.İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,
4.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 06/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/03/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...