Esas No
E. 2023/7875
Karar No
K. 2024/10039
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2023/7875 E.  ,  2024/10039 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/393 E., 2023/644 K.

HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi/ İstinaf Başvurusunun Kabulü ile Hükmün Kaldırılarak Yeniden Esas Hakkında Hüküm Kurulmak Suretiyle Davanın Reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/623 E., 2023/22 K.

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.10.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte davacı vekili ..... ve davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Diğer davalılar adına gelen olmadı. Davacı ve davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 22.10.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlular ..... San. A.Ş., ... ve ... hakkında icra takipleri yapıldığını, ödeme emirlerinin borçlulara tebliğ edilerek takiplerin kesinleştiğini, söz konusu takiplerdeki alacakların davacı tarafından temlik alındığını, müvekkilinin bu şekilde BK'nın 183. Vd. maddeleri uyarınca alacaklı sıfatını kazandığını, takip dosyalarının incelenmesinden de anlaşılacağı üzere borçlular tarafından bugüne kadar geçen sürede borcun tahsiline yönelik herhangi bir ödeme yapılmadığını, yapılan hacizlerde de mevcut malvarlığının borcun tamamına yetmeyeceğinin anlaşıldığını, alacağını karşılayacak mal varlığı bulunamadığını, yapılan araştırmada davalı borçluların, alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla 13.02.2017 tarihinde 1/2 oranında hissedar oldukları Sivas ili ... Mah. ... mevkiinde bulunan 1524 ada 1 parseldeki bir blok halinde yirmisekiz adet dükkanı olan bahçeli kargir bina niteliğinde Zemin Kat Bağımsız Bölüm No:10 olan 253/7084 arsa paylı dükkan niteliğinde taşınmazı kötüniyetle davalı 3. kişi ...'ye devrettiklerini belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu taşınmazı gerçek satış bedellerini ödeyerek satın aldığını, söz konusu satış karşılığında diğer davalı borçluya 300.000,00 TL bedel ödediğini, ödemeyi diğer davalı borçlunun sahip olduğu şirketin banka hesabına gönderdiğini, yapılan ödeme kapsamında taşınmazın üzerinde bulunan Fibabank lehine olan ipoteği kaldırarak tapu devrini verdiğini, diğer davalıların müvekkilinin sahip olduğu şirkete borcu bulunduğunu, bu borç için müvekkili tarafından Sivas İcra Müdürlüğünün 2019/106226 Esas sayılı dosyasında takibe geçildiğini, taraflar arasındaki bu icra takibinin de müvekkili ile diğer davalı arasında bir muvazaalı ilişkinin olmadığının başka bir kanıtı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

2.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; borçlu hakkında kati veya geçici aciz vesikasının bulunmadığını, davaya konu edilen tasarrufların, davanın dayanağını teşkil eden icra takiplerinden önce yapılan tasarruflar olduğunu, tasarruflar yapıldığında davacının doğmuş, muaccel olmuş bir alacağı bulunmadığını, yapılan tasarruflarla şirketin diğer borçlarının ödendiğini, davacı tarafın muvazaa iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'nin şirketinden diğer davalılara ait ... Otomotiv A.Ş. hesabına dava konusu taşınmazın satış bedeline mahsuben 300.000,00 TL ödeme yapıldığı, bilirkişi raporunda taşınmazın devir tarihindeki değerinin 450.000,00 TL olarak belirlendiği, taşınmazın gerçek değeri ile satış değeri arasında misli aşan bir fark bulunmadığı, satışın alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla yapılıp yapılmadığı, taşınmazı alan davalının devreden borçluların mali durumlarını ve alacaklılarına zarar verme kastıyla hareket edip etmediklerini bilip bilmediği yönünden yapılan değerlendirmede ise; bu hususta dosyaya yansıyan her hangi bir bilgi, belge, delil yada emare bulunmadığı, sadece davalı borçlulardan biri ile temlik alan davalının bir sosyal medya platformundan arkadaş olmaları veya temlik alan davalının şirketine ait araçların yakıt ihtiyaçlarının temlik eden davalılara ait petrol istasyonundan karşılanmasının bu hususta yeterli delil ya da emareyi oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı ... ve ...'in borçlarının kefaletten kaynaklı olup gerçek alacaklı olduklarını, takip dosyalarında bugüne kadar herhangi bir tahsilat olmadığını, davalı borçluların gerekçeli kararda da bahsedildiği üzere haczi kabil mallarının olmadığını, bu sebeplerle dava şartlarının oluştuğunu, mahkemece cevap dilekçesiyle birlikte sunulmayan, tahkikat aşamasında sunulan ipotek bedelinin ödendiğine ilişkin dekontun delil olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, davalı ...'nin borçlu davalıların alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla taşınmazı devrettiğini bildiğinin açık olduğunu, borçluların taşınmaz devirlerinin kötüniyetli olduğunun bir başka delilinin de, aynı ve yakın tarihlerde dava konusu taşınmazdan başka taşınmazların davalı borçlular tarafından başkalarına devredilmiş olması olduğunu, davalı ...'nin sosyal medya paylaşım sitesinde borçluların kardeşi .... ile arkadaş olması, borçluların ortağı ve yetkilisi oldukları şirketin Sivas'ta seyahat şirketi acenteliğinin bulunması, davalının da Sivas'ta akaryakıt bayiliğinin bulunması halleri birlikte incelendiğinde, davalının borçluların yetkilisi oldukları şirket adına kredi aldıklarını ve mali durumlarını bilebilecek konumda olduğunu gösterdiğini, taşınmazların devir bedelleri ile gerçek değerlerinin arasında misli farkın olduğu da açık olmakla tasarrufun iptali gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dışı takip borçlularından şirketin adresine haciz için gidilmiş olup adreste ...'e ait vergi levhasının bulunduğu ve faaliyet gösterdiği tespit edilip borçlu şirket adına belgeye rastlanmadığından işlem yapılamadığı, davalı borçlular hakkında da talimat üzerine adreslerine haciz işlemi için gidildiği ancak adresin kapalı olması nedeniyle haciz yapılamadığı, bu tutunakların İİK’nın 105 inci maddesi anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde olmadığı, alacaklı tarafından sunulmuş bir aciz belgesinin de bulunmadığı, bu durumda mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın esasına girerek karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/623 E. 2023/22 K. sayılı kararının yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; icra dosyalarında yapılan bir tahsilat ve sistem üzerinden konulan bir haciz olmadığını, takip dosyalarından yapılan fiili hacizler ile icra müdürlüklerince dosyalarda UYAP üzerinden yapılan taşınır, taşınmaz mal, mevduat, araç sorgulamaları ve haciz yazıları neticesinde borçluların bir mal varlığı değerinin tespit edilemediğini, buna göre, icra dosyası kapsamı itibariyle kayıtlı adreslerinde bulunmadıkları anlaşılan borçlulara ilişkin haciz tutanaklarının Yargıtay kararlarına göre İİK 105 maddesine göre geçici aciz vesikası olarak kabulü gerektiğini, aciz vesikasının davanın her aşamasında sunulabilecek olup, mahkemece bu hususta kendilerine süre ve imkan tanınmadığını, belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

3.Değerlendirme

1.Bölge Aliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, borçluların adreslerinde temyiz aşamasında yapılan 13.02.2023, 14.08.2023 ve 07.08.2023 tarihli haciz tutanakları İİK'nun 105 inci maddesi kapsamında aciz belgesi niteliğinde olup Bölge Adliye Mahkemesinin kesin ya da geçici aciz belgesinin bulunmadığı yönündeki gerekçesi yerinde değil ise de; dava konusu taşınmazı devralan davalı 3. kişi ...'nin yaptığı ödeme de dikkate alındığında, tapuda gösterilen değer ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında mislini aşan fark bulunmadığı, 3. kişinin taşınmazı devraldıktan sonra üzerindeki ipotek borcunu kapattığı, her ne kadar davalı borçluların işlettiği otobüs firmasının, davalı 3.kişiye ait akaryakıt istasyonundan akaryakıt aldığı bu nedenle borçluların davalı 3.kişiye de borçlarının olduğu tespit edilmiş ise de, salt bu durumun davalı 3. kişi ...’nin davalı borçlunun mal kaçırma kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunu göstermeyeceğine göre sonucu itibari ile usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'ye verilmesine, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar ... ve ... yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.