20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/10/2021
NUMARASI : 2020/114 E. - 2021/327 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/10/2021 tarih ve 2020/114 E. - 2021/327 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı şirketin 2018/106292 başvuru numarası ile "..." ibareli markanın 35., 36. ve 37. sınıflarda tescili talebine yönelik müvekkilinin itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, GSM sektöründe faaliyet gösteren ve "..." ibareli 242 adet tescilli markası mevcut olan müvekkilinin, yoğun tanıtım faaliyetleri ve kullanım sonucu "..." ibareli markasına ayırt edici nitelik kazandırarak seri marka haline getirdiğini, davalının tescil isteğinde bulunduğu davaya konu markanın müvekkilinin markasına ayırt edilemeyecek kadar benzer olup bu markalar ile işletmesel bağlantı bulunduğu izlenimi uyandıracak nitelikte olduğunu ve davalının binlerce seçenek arasından müvekkiline ait markalar ile iltibas teşkil edecek benzerlikte bir markayı seçmesinin müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız kazanç elde etmeye yönelik kötü niyetli bir hareket olduğunu ileri sürerek, 2020-M-3000 sayılı YİDK kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Şirket vekili, "..." ibaresinin zayıf marka niteliğinde olup özgün markaların ya da tanınmış markaların aksine, benzer mal veya hizmetleri kapsayacak biçimde koruma sağlamayacağını, zayıf marka tescil ettiren davacının bu marka ile benzer işaretlerin üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına katlanmak zorunda olduğunu, müvekkilinin markasında öne çıkan unsurun kırımızı ile yazılmış üzerinde ... telefonu görseli yer alan ve "o" harfinin can simidi şeklinde stilize edildiği "..." ibaresi olduğunu ve bu niteliği ile müvekkiline ait markanın bir bütün olarak davacının markasından ayırt ediciliği olan "..." ibaresinden oluştuğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının ayırıcı unsurları olan "..." ibaresi ile "..." ibaresi arasında sadece ... ibaresi yönünden anlam ve fonetik benzerlik bulunduğu, markaların tescilli bulunduğu hizmet sınıfları aynı tür olsa da, davaya konu markadaki baskın kelime unsurunu teşkil eden "..." ibaresinin kullanılış şekli ile davacının markalarından ayırt edicilik sağladığı, davalı markası ile itiraza mesnet davacı markaları arasında fonetik, görsel ve anlamsal bakımdan benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla SMK 6/4,5 maddelerinin iş bu dava açısından uygulama alanının bulunmadığı ve davalının kötü niyetli davrandığına dair dosyaya yeterli delil ibraz edilemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının markasının esas unsurunu müvekkilinin markalarındaki "..." ibaresinin oluşturduğunu, bu ibareye eklenmiş bulunan yardım, imdat, destek, koruma, kurtarma anlamına gelen " ..." ibaresinin markaya bir ayırt edicilik kazandırmadığını, "..." ibareli markaların uzun zamandan beri kullanılıyor oluşu nedeniyle davalının tescili istenen markasının müvekkilinin markaları ile ilişkilendirilerek devamı olarak algılanacağını, "..." ibaresinin zayıf olduğu iddiasının markanın kullanım sonucu ayırt edici hale gelmiş olması karşısında kabul edilemeyeceğini, bu ibarenin yoğun reklam, tanıtım ve kullanımla seri marka haline geldiğini ve buna bağlı olarak tanınmış markalara benzer bir korumadan yararlanması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." kelimesinin doğrudan ... telefonu ibaresi yerine kullanıldığı, "..." ibareli markaların da tüketicide ... telefonu aracılığıyla erişilebilen bir hizmete ilişkin olduğu algısını oluşturduğu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle yeterli ayırt ediciliğin sağlanması halinde herkesçe kullanılabileceği, somut uyuşmazlıkta da dava konusu başvurunun, davacının "..." ve "..." ibareli markalarından yeterince farklılaştığı, dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30/11/2022 tarih ve 2021/4488 E.- 2022/8514 K. sayılı ilamında "..." ibaresinin, 19/12/2022 tarih ve 2021/5323 E.-2022/9208 K. Sayılı ilamında "..." ibaresinin davacının "..." esas unsurlu markalarıyla benzer bulunmadığı, yine "..." ibareli başvuruyu davacının "..." ibareli markaları ile benzer gören Ankara 4. FSHHM'nin 2017/178 E.-2018/353 K. sayılı kararının, Dairemizin 2019/42 E.-2020/438 K. sayılı ilamında belirtilen, markaların SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzer olmadığı gerekçesiyle kaldırılarak davanın reddine karar verildiği ve Dairemizin anılan kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/7029 E. - 2022/1579 K. sayılı ilamı ile onandığı, taraf markaları benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı ve başvurunun kötü niyetle yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3.İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...