43. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1589
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/04/2021
NUMARASI: 2020/288 Esas - 2021/345 Karar
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin müvekkili şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, İstanbul'dan Ankara'ya gönderilmek üzere yüklemesi yapılan emtiaların eksiksiz ve hasarsız olarak davalı taşıyıcıya teslim edildiğini, emtiaların alıcıya ulaşmasının ardından yapılan incelemelerde emtiaların zarar gördüğünün tespit edildiğini ve davalının imzasına havi müşterek hasar tutanağının tutulduğunu, ekspertiz raporuna göre emtialarda 15.262,00 TL'lik zararın meydana geldiğini, müvekkili tarafından dava dışı sigortalısına bu bedelin ödendiğini, müvekkilinin dava dışı sigortalıya ödemeyi gerçekleştirmesi neticesinde bedelin rücuen tahsiline ilişkin dava dışı sigortalının haklarına halef olduğunu, müvekkilinin alacağın tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçtiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu bildirmekle, davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen ve değişen oranlardaki reeskont avans faizi ile tahsiline, davalı lehine %20'dan az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalıya tensip zaptı ve dava dilekçesinin 27/07/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin cevap dilekçesini 02/12/2020 tarihinde mahkememize sunduğu görülmüş olmakla mahkememizin 25/01/2021 tarihli duruşmasının 2 numaralı ara kararı uyarınca süresinde sunulmayan cevap dilekçesinin değerlendirmeye alınmamasına karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı ile sigortalısı arasında akdedilen poliçede taşımayı yapan nakliyecinin tüzel kişilik olması halinde teminatın geçerli olduğunun düzenlendiği, davalının tüzel kişilik olmaması nedeniyle meydana gelen zararın poliçe teminatı kapsamında olmadığı, davacı tarafından temlik veya devir yapıldığına dair bir belge sunulmadığı, zararın hatalı istiflemeden ve yükün niteliği gereği kırılmasından kaynaklanması nedenleriyle davalının zarardan sorumlu olmadığı sonucuna varılarak davanın reddine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından eksik inceleme neticesinde denetime elverişli olmayan bilirkişi raporları hükme esas alınarak, davanın reddine karar verildiğini, cevap dilekçesinin süresinde verilmemesi nedeni ile davalı tarafın cevap dilekçesinde öne sürmüş olduğu iddiaların dinlenmemesi gerektiğinin usul ve yasa hükümleri ile sabit olduğunu, davalının savunmasını genişletmesine muvafakatlerinin bulunmadığının beyan dilekçesi ile sunulmuş olmasına rağmen dilekçenin dikkate alınmadığını, mahkemenin halefiyet şartlarının oluşmadığı yönündeki kanaate katılmalarının mümkün olmadığını, gerçekleşen zarardan dolayı dava dışı sigortalı firmaya hasar bedeli ödemesi yapılmakla sorumlulara karşı rücu haklarının davacı şirkete geçtiğini ve davacı şirketin işbu davada, dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsiline ilişkin dava dışı sigortalının haklarına halef olduğunun ispat edildiğini, sigortacının 3. şahıslara rücu edebilme tarihinin ödeme yaptığı tarih olarak kabul edilmesi gerektiğini, dava konusu emtiaların eksiksiz ve hasarsız olarak davalı-borçluya teslim edildiğini, emtiaların davalı-borçlunun sorumluluğu altında yapılan taşıma işlemleri esnasında hasarlandığını, basiretli bir taşıyıcının, genel olarak gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini kanıtlamasının yeterli olmadığını, hasara neden olan olayın doğumundan da kusurlu olmadığını kanıtlaması gerektiğini, aksi halde hasardan sorumlu olacağını, ancak yargılama sırasında bu hususun değerlendirilmediğini, davalının süresinde olmayan cevap dilekçesi ve beyanları dikkate alınarak tanzim edilen bilirkişi raporu doğrultusunda tesis edilen usule ve yasaya aykırı hükmün kabulünün mümkün olmadığını, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Türk Ticaret Kanunun 900 ve 889. maddelerinde belirtilen sürelerin hak düşürücü süreler olduğunu, davada husumet itirazları olduğunu, husumetin bir dava şartı olduğunu, icra dosyasındaki "borca itiraz" dilekçesinin, mahkemece resen dikkate alınması gerektiğini, dosya içeriğinde yer alan nakliyat ekspertiz raporunun mahkemece resen nazara alınması gerektiğini, olayda kusur sorumluluğunun geçerli olduğunu, davalının meydana gelen hasarla ilgili herhangi bir kusuru bulunmadığını, olayda taşımaya konu eşyanın, değerli maden olan "pembe renkli onix doğal taş" olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 898. maddesine göre, bu durumda oluşan hasardan davalı nakliyecinin sorumlu olmayacağını, meydana gelen hasarın sigorta teminatı kapsamı dışında olmasına rağmen sigortacıya hasar bedeli ödendiğini, husumet (sıfat) yokluğu nedeniyle davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, ''Nakliyat Emtea Sigorta Poliçesi" kapsamında ödenen hasar bedelinin satıcı ve taşıyıcıdan rücuen tahsili istemiyle başlattığı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf konusu uyuşmazlık temelde; ödemenin poliçe kapsamında kalıp kalmadığı, meydana gelen hasarın yükleme/istifleme hatası yahut da taşıyıcının hatası sonucu meydana gelip gelmediği, eğer hasar iki etkenin birleşmesinden meydana gelmiş ise tarafların kusur durumu, davalılar yönünden müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı noktalarında toplanmaktadır. Davacı tarafça davalı ... ve dava dışı satıcı ... A.Ş hakkında İstanbul ... İcra müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyası ile "...
İstanbul'dan Ankara'ya gönderilmek üzere yüklemesi yapılan onix doğal taş (mermer) emtiasının .. Sorumluluğunuzda yüklenme ve taşıma esnasında hasarlanması veya zayi olması nedeniyle ... A.Ş ye ödenen zararın rücuen müştereken ve müteselsilen tahsili" borcun sebebi gösterilerek 15.262,00 TL asıl alacak ve 2.340,10 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 17.602,10 alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılmış, davalının borca itirazı üzerine takip davalı yönünden durmuş ve eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. 6102 sayılı TTK 1472. Maddesi uyarınca sigortacının sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için; sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır.Dosyaya sunulan davacı ile dava dışı ... A.Ş arasında yapılan nakliyat Emtea sigorta poliçesinde "TÜZEL KİŞİLİK NOTU" bulunduğu buna göre; "Teminat taşımayı yapan nakliyecinin bir tüzel kişilik olması ve sevkiyatın hukuken geçerli yazıl bir taşıma sözleşmesine bağlı olarak yapılması kaydı ile geçerlidir. Aksi teminat geçersiz sayılacaktır." şartının getirildiği, taşımayı yapan davalının tüzel kişilik olmayıp gerçek kişi olması nedeniyle meydana gelen zararın poliçe teminatı kapsamında olmadığı, dava dışı sigortalı tarafından davacıya alacağın temlik edildiğine dair bir belge sunulmadığı anlaşılmakla davacının yaptığı ödemenin lütuf ödemesi olduğu ve rücu imkanının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının aktif husumeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi sonuç itibari ile doğrudur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.