Esas No
E. 2023/2167
Karar No
K. 2025/1103
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2023/2167

KARAR NO: 2025/1103

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:04/04/2023

NUMARASI:2021/255 Esas - 2023/145 Karar

DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/03/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı, ... Sayılı dosyasından, dava dışı ... Şti’den alacağından dolayı müvekkili şirketin ... Güngören/İstanbul adresinde 18.05.2018 tarihinde haciz işlemi yapıldığını ve 13.06.2018 tarihinde de haciz işlemi ile makinalar muhafaza altına alındığı, müvekkili şirkete ait 2 adet tavukoğlu marka babinur İplik aktarma makinası, 6 Adet Triko ütü ve 3 adet triko el ütüsü, başka bir şirketin borcu sebebiyle istihkaklı olarak haczedilerek muhafaza altına alındığını, yapılan haciz ve muhafaza işleminin haksız ve kötü niyetli olduğuu, İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi 2018/746 Esas sayılı dosyasında istihkak davacı açıldığını ve haczedilerek muhafaza altına alınan makinelerin müvekkiline ait olduğunun tespit edildiğini, verilen kararın İstinafta kesinleştiğini,makinelerin 13.06.2018 tarihinde muhafaza altına alınması ile birlikte müvekkilinin 12 adet ... marka iplik makinesi almak zorunda kaldığını ve ütülerini ise fason olarak başka bir şirkete yaptırmak zorunda kaldığını, bedel ödediğini, makinaların iadesi için 19.03.2021 tarihinde depoya gidildiğini, yediemin makinaların depoda olmadığını beyan ederek makinaları teslim etmediğini, bu hususta yedieminliğin suiistimali sebebiyle ayrıca suç duyurusunda bulunulduğunu, haksız haciz ve muhafaza yapılması sonucunda şirketin ticari itibarının zedelendiğini belirterek müvekkilinin maddi zararının tespiti ile (fazlaya ilişkin hakkın saklı kalmaka kaydıyla şimdilik) 1.000 TL maddi tazminatın ve 50.000 TL manevi tazminatın haksız haciz tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilinin alacağını tahsil amacıyla borçlular hakkında ... sayılı dosyası ile İcra takibi başlattığını, dosyadan gönderilen talimat neticesinde tespit edilen adreste 18.05.2018 tarihinde haciz işlemi gerçekleştiğini, somut olayda haksız haczin söz konusu olmadığını, öncelikle haczin haksız olup olmadığı hususunun tespiti gerektiğini, haksız bir haciz söz konusu ise davacının tazminat alacaklarının mevcut olup olmayacağının tartışma konusu yapılabileceğini, İstihkak davasının kabulüne karar verilmiş olmasının tek başına haczin haksız bir haciz olduğunu göstermeyeceğini, haciz işleminin kötü niyetli yapılmadığını, borçluya gönderilen ödeme emrinde yazılı adresin haczin yapıldığı adres olduğunu,İİK.97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin alacaklının yararına olduğunu,haciz yapılan adresin, borçlunun haciz sırasında bulunan çekteki kaşe adresi olduğunu, borçlunun adreste faal olarak faaliyetlerine devam ettiğinin de bu suretle ortaya konulduğunu, Haciz tatbik edilen adresin borçlu şirketin eski adresi olduğunu, davacı ile borçlunun faaliyet konusunun aynı olduğunu ve aralarında organik bağın varlığının tespitinde bir kriterde faaliyet ve amaçlarının aynı olması olduğunu,takip borçlusu hakkında internet üzerinden yapılan faaliyet adresinin haciz tatbik edilen adres olarak göründüğünü,borçlu ile davacı arasında bir bağlantının bulunduğunu, aralarında muvazalı işlemlerdeBulunduklarını, maddi ve manevi tazminatın şartlarının olayda vücut bulmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; "... davacı şirketin son 7 yıllık ticari defter ve kayıtları ile vergi kayıtları üzerinde amacıyla bilirkişiler bankacı mali müşavir ... ve nitelikli hesaplamalar uzmanı Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan 09/01/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "İşbu ek değerlendirmeler sonucunda; haciz ile muhafaza altına alınan Makine ve menkullerden dolayı :40.600.00 TL Makine bedeli 18.879.28 TL İşlemiş Faiz (18.05.2018 Tarihinden 07.04.2021 dava tarihi arası) 59.479.28 TL “6 adet Triko Ütü ve 2 adet ...” alımı yapılmadığı,Üretilen malların Ütü ve paketleme işinin ... Olarak dışarıya yaptırıldığını,Haksız haciz sebebiyle müvekkilinin yeni makine alımı ve fason ütülemeden dolayı uğranılan toplamda 116.551.11 TL .zararın tazmin edilmesi gerektiği,haczedilen Makinalardan yeniden alım yapılan 2 adet Makine için : 20.060.00 TL...Ütüleme giderleri toplamı olarak 116.551.11 TL, toplamda 136.611.11 TL. maddi zarara uğradığının kabulü ile dava tarihinden itibaren 136.611.11 TL için % 16,75 ve değişen oranlarda işlemiş faiz talep edilebileceği, tarafların diğer talepleri Mahkemenin takdirinde kaldığı " yönünde mütalaada bulundukları görülmüştür.

Davacı vekili 19/01/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; " maddi tazminat talebimizi ; 40.600.00 TL makine bedeli (Haciz ile muhafaza altına alınan Makine ve menkullerden dolayı ) Ütüleme makinelerinin mahrumiyetinden kaynaklı ; 116.551.11 TL ...Ütüleme giderleri olmak üzere maddi tazminat taleplerini toplam 157.151,11TL olarak davanın kabulü ile (fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik ) 157.151,11TL maddi tazminatın ve 50.000TL manevi tazminatın haksız haciz tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine" karar verilmesini talep etmiştir. Alınan raporlar ve ıslah dilekçesi doğrultusunda davacı tarafından alınan iki adet iplik makinesi ve fason ütü yaptırılmasına ilişkin giderlerin davacı şirketin tekstil işiyle uğraştığı göz önüne alındığında haksız haciz sebebiyle meydana gelen doğrudan zararlar olduğu, davacı yanın son 7 yıllık defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu ticari kayıt ve defterlerin HMK 222. maddesi gereği davacı lehine delil olarak kabul edilebileceği, makine bedeli ve fason ütü bedellerinin davacı tarafından faturalandırılıp defterlerine kaydının yapıldığı, haksız haciz tarihinden dava tarihine kadar iki yılı aşkın bir sürenin geçtiği düşünüldüğünde fason ütü giderinin raporlarda belirtildiği şekliyle kabulünün mümkün olduğu anlaşıldığından 40.600 TL makine bedeli ve 116.551,11 TL fason ütüleme gideri olmak üzere 157.151,11 TL maddi tazminatın haksız haciz sonrası muhafaza altına alma işlemi tarihi olan 13/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Faiz yönünden yapılan değerlendirmede; davacı yanca dava dilekçesi veya ıslah dilekçesinde talep edilen faiz türü belirtilmediğinden mahkememizce yasal faize hükmedilmiştir. ...İlgili takip dosyasında İcra takibinin borçlu konumundaki keşidecinin ticaret sicili adresinde yer alan ve icra dosyasına sunulan tahsilat makbuzlarında belirtilen ve davacının faal olarak çalıştığı Davutpaşa/Güngören adresinde haksız haczin yapıldığı, haciz mahallinde borçluya ait belgelere rastlandığı bunun haciz tutanaklarına geçtiği, davacının haciz esnasında istihkak iddiasında bulunduğu, istihkak iddiasına ilişkin iddianın ise yargılama neticesinde ortaya çıktığı görülmüştür. Açıklanan sebeplerle davalının (takip yaptıran kişinin) haciz işleminde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından manevi tazminat talebinin reddine. ...,...1-Davacı tarafından açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; A) 40.600 TL makine bedeli ve 116.551,11 TL ... ütüleme gideri olmak üzere 157.151,11 TL maddi tazminatın haksız haciz sonrası muhafaza altına alma işlemi tarihi olan 13/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, B) Koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dışı ... Şti'nin borcu sebebiyle müvekkili şirkette haksız olarak haciz ve muhafaza yapılmasının sonucunda müvekkili şirketin ticari itibarının zedelendiğini ve manevi zarara uğradığını belirterek kararın kaldırılmasına ve manevi tazminat talebinin de kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Somut olayda haksız haczin söz konusu olmadığını, haczin gerçekleştirildiği adres ile borçlu şirketin açık bir bağlantısının mevcut olduğunu, davaya konu malların kendilerince satın alınmadığını, Yeddieminin yeddi-eminlik görevini suiistimal ederek malları davacıya iade etmemiş olması sebebi ile malların bedelinin müvekkiline yükletilmesinin hukuken mümkün olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamanın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız haciz sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi;Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi, 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.Dava konusu olayda davalının kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunun ispat edilemediği anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi;Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir.Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir.Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı).Somut olayda; Davacının, takibe konu çekte keşideci, lehtar ya da ciranta olarak yer almadığı, kesinleşen istihkak davasıyla haczedilen malların davacının kendisine ait olduğunun tespit edildiği, dava dışı borçlu ile davacı arasında organik bağ bulunduğuna dair somut bir delil sunulamadığı, dosyada mevcut faturalar ve ticari kayıtlar incelenerek maddi tazminata ilişkin düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun dosya kapsamıyla örtüştüğü ve denetime elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/255 Esas 2023/145 Karar sayılı 04/04/2023 günlü kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubuyla bakiye 247,7‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.734,99 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 1.728,72‬ TL'nin mahsubuyla bakiye 9.006,27‬ TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/03/2025

Karar Etiketleri
REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK İcra İflas Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.Dava konusu olayda davalının kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunun ispat edilemediği anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi;Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir.Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir.Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı).Somut olayda; Davacının, takibe konu çekte keşideci, lehtar ya da ciranta olarak yer almadığı, kesinleşen istihkak davasıyla haczedilen malların davacının kendisine ait olduğunun tespit edildiği, dava dışı borçlu ile davacı arasında organik bağ bulunduğuna dair somut bir delil sunulamadığı, dosyada mevcut faturalar ve ticari kayıtlar incelenerek maddi tazminata ilişkin düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun dosya kapsamıyla örtüştüğü ve denetime elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu 492 sayılı Harçlar Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu HMK md.353/1 HMK md.222 HMK md.333 K6098 md.58 K6100 md.1 K818 md.49 K6098 md.50 TBK md.58 TBK md.50 HMK md.302/5 HMK md.353 K492 md.333 HMK md.362/1 K6100 md.355
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.