37. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
37. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/2296
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/09/2024
NUMARASI: 2024/423 2024/539
DAVANIN KONUSU:Munzam Zararın Tazmini.
Taraflar arasındaki davada İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi ile İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R Dava, munzam zararın tazmini talebine ilişkindir.İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince,"6100 sayılı HMK'nın 166.maddesinde: "(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar. (2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (3) Birleştirme kararı, derhal ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir." hükmü yer almaktadır.
Mahkememiz dosyası ile birleştirilen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/05/2024 tarih 2024/239 esas sayılı dosyasının konusunun mahkememiz dosyasının dava konusu ile aynı olmadığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğerinin sonucunu etkileyecek nitelikte bulunmadığı anlaşılmakla, birleştirilen dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine..." gerekçesiyle gönderme kararı verilmiştir.İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "Her iki davanın tarafları ve taraf sıfatları aynı ve davamızın konusu İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/227 Esas sayılı yargılama konusu alacağına ilişkin munzam zarar talebi olduğundan her iki dava arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu, dava dilekçesinde birleştirme talebinde bulunulmuş olması gözetilerek usul ve muhakeme ekonomisi gereği dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, dosyamızın İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/227 E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesine, yargılamaya İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/227 E. Sayılı dosyasından devam edilmesine, mahkememiz yukarıda numaralı dosya esasının kapatılmasına..." gerekçesiyle birleştirme kararı verilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 22/2. maddesi uyarınca, "İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir." Buna göre, somut uyuşmazlıkta, usûle ilişkin nihaî kararlardan olan ve yazılması, kapsamı ve kanun yolları bakımından, hükümler gibi işlem görecek olan (HMK m. 294/6) ve HMK'nın 21 ve 22. maddelerinde yargı yeri belirlenmesi bakımından mevcudiyeti şart koşulan nitelikte "yetkisizlik-görevsizlik kararı" bulunmadığından, merci tayini (yargı yeri belirlenmesi) için öngörülen koşullar gerçekleşmemiştir. Öte yandan, bir yerde aynı mahkemeden birden fazla bulunuyorsa, bunlar arasındaki ilişki genel anlamda iş dağılımı ilişkisidir. Diğer anlatımla, bir yerde bulunan aynı ad ve nitelikteki asliye hukuk veya sulh hukuk mahkemelerinin (birbirleri, yani asliye hukuk mahkemeleri ile sulh hukuk mahkemeleri arasındaki değil), kendi aralarındaki ilişki, iş dağılımı ilişkisidir.Keza, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.06.2004 tarihli ve 2004/4-337 E., 2004/337 K. sayılı ilâmında da bir yerdeki birden fazla ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin "işbölümü ilişkisi" olmayıp, yalnızca bir "iç ilişki" olduğuna değinilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında, bir yerdeki birden çok aynı tür mahkeme, örneğin birden çok iş mahkemesi arasındaki ilişki bakımından; bazen bu ilişkinin işbölümü ilişkisi olmayıp, yalnızca bir iç ilişki olduğuna değinilmiş, bazen de bu ilişki (geniş anlamda) işbölümü ilişkisi olarak nitelendirilmiş, ancak, bu işbölümü ilişkisinin, gerçekte bir iç ilişki niteliğinde olduğu da açıkça belirtilmiştir. 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun "Hukuk mahkemelerinin kuruluşu" başlıklı 5. maddesinin 17/4/2013 tarihli ve 6460 sayılı Kanunun 10. maddesiyle değişik beşinci fıkrası hükmüne göre; "İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazetede yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır." görüldüğü üzere, bu fıkra hükmünde de açıkça, bir yerdeki birden çok aynı tür mahkeme arasındaki "İş dağılımı"ndan bahsedilmiş; iş dağılımını belirleme yetkisi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna verilmiş ve Dairelerin belirlenen iş dağılımına göre tevzi edilen davalara bakmak zorunda oldukları hükme bağlanmıştır.HMK MADDE 166- (1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir.Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar" hükmünü amirdir.Yukarıda değinilen hususlar, mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar doğrultusunda anılan mahkemeler arasındaki ihtilâf değerlendirildiğinde, yukarıda açıklandığı üzere aynı yargı çevresi içerisinde bulunan mahkemelerce verilen birleştirme kararları kesin nitelikte olup birleştirme kararı verilen mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olduğuna işaret olunarak, mezkur mahkemeler arasında gerçek anlamda (HMK m.20) bir görev veya teknik anlamda bir işbölümü ilişkisi mevcut olmayıp, "İş dağılımı" ilişkisi bulunduğu anlaşıldığından, burada, merci tayini (yargı yeri belirlenmesi) yoluyla davaya bakacak görevli mahkemenin belirlenmesine olanak ve gerek bulunmamakta, uyuşmazlığın, hak ve zaman kaybına muhal vermeyecek şekilde değinilen ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle; anılan mahkemeler arasındaki ihtilâf bakımından, merci tayini (yargı yeri belirlenmesi) yoluyla davaya bakacak görevli mahkemenin belirlenmesine olanak ve gerek bulunmadığından, dosyanın mahal mahkemesine İADESİNE, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda 03/02/2025 tarihinde, dosya üzerinden davacı vekili ve davalının yokluğunda oy birliği ile karar verildi.
KANUN YOLU: Kesin olmak üzere.