10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2012/320 E. , 2012/10898 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :234-1262 Davacı, yurtdışı borçlanma talebini red eden kurum işleminin iptalini, Türk Vatandaşı iken yurtdışında geçen çalışmalarını 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanabileceğinin tespitini ve borçlanma tutarının, borçlanma başvuru tarihine göre belirlenmesi gerektiğinin tespitini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ile, davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Şerafetin Özyürür tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, tarafların, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Dava, 27.12.2010 günlü yurtdışı borçlanma talebini red eden Kurum işleminin iptali, Türk Vatandaşı iken geçen yurtdışı hizmet sürelerinin 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanabileceğinin tespiti ve borçlanma nedeniyle belirlenecek borçlanma tutarının, borçlanma başvuru tarihine göre belirlenmesi gerektiğinin tespiti istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davacının, Türk Vatandaşı iken yurtdışında geçen hizmet sürelerini 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanabileceğinin tespitine karar verilirken; borçlanma nedeniyle belirlenecek borçlanma tutarının ise, kararın kesinleşmesinden sonra yapılacak borçlanma başvuru tarihindeki prime esas kazanç üzerinden saptanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. 3201 sayılı Yasanın “Döviz ile değerlendirme” başlıklı 4.maddesi, “Sosyal güvenlik kuruluşlarınca döviz ile değerlendirilecek sürelerin her bir günü için tahakkuk ettirilecek prim, kesenek ve karşılık borcu tutarı bir dolardır. Dövizin cinsi ve miktarı Bakanlar Kurulu Kararı ile değiştirilebilir. Değişen miktar, tahakkuk ettirilmiş borçlarının tamamını ödememiş olanların bakiye borç sürelerine de uygulanır….” hükmünü; aynı yasanın geçici 2.maddesinin ikinci fıkrası ise, “Ancak, 4 üncü madde hükümlerine göre tahakkuk ettirilen borç miktarı, ödeme tarihindeki doların Türk Lirası karşılığı esas alınarak hesap ve tahsil edilir.” hükmünü içermekte iken; anılan geçici 2.madde, 5510 sayılı Yasanın 106.maddesi ile tamamen yürürlükten kaldırıldığı gibi; aynı yasanın 4.maddesi de, 08.05.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5754 sayılı Yasanın 79.maddesiyle değişikliğe uğramıştır. 5754 sayılı Yasanın 79.maddesiyle değişik 3201 sayılı Yasanın “Borçlanma tutarı ve borçlanma tutarının iadesi” başlıklı 4.maddesi ise, “Borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 82 nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın % 32'sidir. Ancak, prime esas asgari günlük kazancın altında olmamak üzere borçlanma tutarına esas alt sınırı farklı bir miktarda belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir…” hükmünü içermekte olup; anılan madde içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere, 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanmalarda, borçlanma tutarının belirlenmesindeki “ödeme tarihi” kıstası, “borçlanma başvuru tarihi” olarak değişikliğe uğramıştır. Kaldi ki, davacının, 27.12.2010 günlü borçlanma başvurusu, talep tarihi itibarıyla Türk Vatandaşı olmadığından bahisle red edilmiştir.
Şu halde, borçlanma nedeniyle belirlenecek borçlanma tutarının, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, 27.12.2010 günlü borçlanma başvuru tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca saptanması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken; davacıyı ikinci kez borçlanma talebinde bulunma durumunda bırakacak surette ve yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Öte yandan, kabule göre de; borçlanma bedelinin tespitine ilişkin davacı istemi yönünden, davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde, kabul gibi hüküm kurulması ayrıca isabetli görülmemiştir. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç :Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 07.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.