Esas No
E. 2025/247
Karar No
K. 2025/247
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2025/247 - 2025/414

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 10/02/2021

NUMARASI : 2018/458 E. - 2021/20 K.

DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü

Dairemizce verilen 05/10/2023 tarih, 2021/1265 Esas - 2023/1190 Karar sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02/12/2024 tarih, 2024/353 Esas - 2024/8555 Karar sayılı kararı ile bozulmuş olmakla, dosya okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markalarının bulunduğunu, davalı şirketin "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ... Markalar Dairesi Başkanlığınca kabul edilmiş ise de bu karara davalı şirketin itirazı üzerine bu kez Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla itirazlarının nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, kullanım ispatı üzerine kullanıma ilişkin delillerini de sunduklarını ileri sürerek, YİDK'nın 15.10.2018 tarih ve 2018-M-8357 sayılı kararının iptaline, 2017/34940 sayılı "..." ibareli marka tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Diğer davalı şirket vekili, davacının eski tarihli markaları ile ilgili kullanım ispatı talebinde bulunulduğunu, ancak davacının bu yükümlülüğünü yerine getiremediğini ve yalnızca 2017/01933 sayılı marka başvurusu bakımından itirazın kabul edildiğini, ancak anılan marka başvurusunun müvekkilinin itirazı üzerine kötüniyet gerekçesiyle reddedilmiş olduğunu, bu karara karşı da davacı yanca 2018/431 E. sayılı iptal davasının açıldığını, dolayısıyla davacı yanın itirazına dayanak markasının ortadan kalkmış olduğunu, ortadan kalkmış bir markanın da müvekkili başvurusunun reddine gerekçe olamayacağını, davacının 2008/31111 sayılı markasına karşı kullanmama nedeniyle İstanbul Anadolu 1.FSHHM’de daha evvel ikame edilmiş bir iptal davasının bulunduğunu, anılan mahkemece davacı yanın kullanımının bulunmadığına kanaat getirildiğini, ancak Anayasa Mahkemesinin 2016/148 E- 2016/189 K. sayılı kararı ile 556 sayılı KHK'nın 14. maddenin iptal edilmiş olması sebebiyle davanın konusuz kaldığını, ancak kararda müvekkilinin dava tarihinde haklı olduğunun tespit edildiğini, bilahare ikinci kez İstanbul Anadolu 2. FSHHM’de 2019/273 E. sayılı davanın ikame edildiğini ve davacının bir kez daha kullanım ispatını yerine getiremediğini, davacının bunun üzerine 2017/01933 sayılı başvuruda bulunduğunu, anılan başvurunun da belirtildiği gibi kötüniyet sebebiyle reddedildiğini, davacının kullanım ispatı için sunduğu delillerin yetersiz olduğuna hükmeden Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı itirazda bulunmadığını, kaldı ki zaten sadece dört adet delil sunulmuş olduğunu, bunun ciddi bir kullanımı ispat etmeye zaten elverişli olmadığını, bir an için davalı yanın gerekçe markası olduğu kabul edilseydi de davalının kullanımının “pil” emtiasına ilişkin oluğunu, müvekkilinin markasının ise “bilgisayar yazılımları” ile ilişkili olması nedeniyle yine markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olmayacağını, YİDK kararlarının verildiği tarihteki koşullara göre incelenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu 2017/34940 sayılı başvuru ile davacının işlem ve dava dosyasına dayanak yaptığı markalardan 2017/01933 ve 2008/31111 sayılı markaların aynı ya da aynı tür malları kapsadığı, bununla birlikte 2008/31111 sayılı marka yönünden davacının, anılan markanın, dava konusu markanın başvuru tarihinden önce, Türkiye’de ciddi kullanıma konu edildiğini ispatlayamadığı, davacının 2017/01933 sayılı markası ile dava konusu markanın, ilgili tüketiciler nezdinde, görsel, kavramsal ve işitsel açıdan güçlü bir benzerlik taşıdıkları, bu benzerliğin karıştırılma ihtimaline neden olabilecek düzeyde olduğu, 2017/01933 sayılı davacı markasının, dava konusu iptali talep olunan YİDK karar tarihinde reddedilmiş bir başvuru olduğu, her ne kadar söz konusu markanın reddine dair verilen kararın iptali istemiyle açılmış bir dava olduğu görülmekte ise de, YİDK kararlarının, karar tarihindeki durum gözetilerek verilmesi gereken kararlardan olduğu, YİDK’nın 15.10.2018 tarih ve 2018-M-8357 sayılı kararının iptali ile hükümsüzlük ve terkin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, YİDK kararında red gerekçesi gösterilen 2017/01933 sayılı markaya ilişkin davanın sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, dosyada davalının marka başvurusunu kötüniyetle yaptığı iddialarının bulunduğunu, müvekkilinin 2008/31111 sayılı markasının geçerliliğini koruduğunu, müvekkilinin bu markaya dayalı kazanılmış hakkının bulunduğunu, bilirkişilerin bu markanın ciddi kullanıma konu edildiğinin ispatlanamadığı şeklindeki tespitlerle görev sınırlarını aştığını, başvurunun iltibasa sebep olacak mahiyette olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 05.10.2023 tarih ve 2021/1265 E.-2023/1190 K. sayılı kararında, davacı tarafından davalının 2017/34940 sayılı "..." ibareli markasına itiraz edildiği, davacının 2017/01933 sayılı ve "..." ibareli mesnet markasının başvuruyla benzer bulunarak başvurunun reddedildiği, davalı başvuru sahibi şirketin bu karara yaptığı itiraz üzerine ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2018-M-8357 sayılı kararıyla, bu kez, 2017/01933 nolu başvurunun Kurulun 19.09.2018 tarih ve 2018-M-5257 sayılı kararı ile reddedildiği tespit edildiğinden başvuru sahibinin itirazının kabulüne karar verildiği, davacının başvuruya itirazının reddedildiği, davacı tarafça 2018-M-8357 sayılı YİDK kararının iptali talebiyle açılan davanın da ilk derece mahkemesince reddedildiği; ... tarafından bazı marka tescil başvurularının işlem dosyasına "müddet" kaydı koyuluyor ve bu markalar hükümden düşmüş olduğu gerekçesiyle benzerlik incelemesinde dikkate alınmıyorsa da, bu kaydın mevcut hukuki ve fiili durumla uyuşmaması halinde, sadece anılan kayda dayanılarak bir marka başvurusunun hükümden düşmüş sayılamayacağının tabii olduğu, nitekim somut uyuşmazlıkta da işlem dosyasındaki "müddet" kaydına rağmen, davacının itirazına dayanak 2017/01933 numaralı marka tescil başvurusunun reddine ilişkin YİDK kararının iptali talebiyle Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/431 sayılı esasında dava açılmış, eldeki davayla YİDK kararının iptali istemi reddedilmiş ise de, Dairemizin 2021/689 E. - 2023/800 K. sayılı kararıyla anılan ilk derece mahkemesinden verilen 25.11.2020 tarih ve 2018/431 E. - 2020/369 K. sayılı karar kaldırılarak davanın kabulü ile Türk Patent ve Marka Kurumunun 2018-M-5257 sayılı YİDK kararının iptaline karar verildiği; Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali davalarında, YİDK kararının verildiği tarih itibariyle mevcut hukuki ve fiili duruma göre karar verilmesi gerektiğinden, somut uyuşmazlıkta da dava konusu YİDK karar tarihinde, hukuki varlığını sürdüren ve davacı tarafça işbu dava konusu başvuruya davalı kuruma sunulan itiraz dilekçesinde de açıkça dayanılan, davacının 2017/01933 numaralı marka tescil başvurusunun, benzerlik incelemesinde dikkate alınmasının zorunlu olduğu, dolayısıyla, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2017/01933 sayılı marka arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik değerlendirilmesi yapılmasının gerektiği, taraf marka işaretlerinin görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek düzeyde benzer olduğu açık olup bu hususun yerel mahkemece de kabul edildiği, başvuru kapsamındaki 09. sınıf "bilgisayar programları ve yazılımları" mallarının mesnet marka kapsamında aynen yer aldığı, davacının işlem dosyasında mesnet gösterdiği diğer markalarının kullanımının ise ispatlanmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 02/12/2024 TARİH VE 2024/353 ESAS, 2024/8555 KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, davalılar vekillerince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile özetle, Bölge Adliye Mahkemesince; davacının itirazına mesned 2017/01933 numaralı marka tescil başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali talebi ile açılan davada verilen red kararının Dairemizin 2021/689 E., 2023/800 K. sayılı kararı ile kaldırıldığından bahisle, dava konusu YİDK karar tarihinde 2017/01933 numaralı marka başvurusunun hukuki varlığını sürdürdüğü gerekçesi ile değerlendirme yapılarak karar verilmiş ise de, itiraza mesned markanın yargılama sırasında iptaline karar verildiğinde yapılan itiraz dayanaksız kalacağından, Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile 2017/01933 nolu marka başvurusuna ilişkin dosyanın kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde derdest dosyada verilen istinaf mahkemesi karar sonucuna göre karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile, Dairemiz kararı, davalılar yararına bozulmuştur.

GEREKÇE

Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu 2017/34940 sayılı marka başvuruna yapılan itirazda davacı tarafça mesnet gösterilen, davalı kurum Markalar Dairesi Başkanlığı kararıyla da başvuru ile benzer bulunan ve başvurunun reddini sağlayan 2017/01933 sayılı marka başvurusunun, Markalar Dairesi Başkanlığı kararına itiraz edilmesi ve bu itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunca değerlendirilmesinden önce, kendi işlem sürecinde reddedilmesi üzerine, başvurusu reddedilen bu markanın SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca yapılacak değerlendirmede alınıp alınmayacağı noktasındadır.

Dairemizce, 2017/01933 sayılı marka başvurusu için davalı kurum tarafından "müddet" kaydı konulmuş ve bu marka başvurusu benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınmamış ise de, bu kaydın mevcut hukuki ve fiili durumla uyuşmadığı, zira, her ne kadar YİDK kararıyla bu başvuru reddedilmiş ise de, bu kararın iptali talebiyle açılmış bir davanın bulunduğu ve bu davanın henüz kesinleşmediği, dolayısıyla, marka başvurusunun hukuki varlığını da halen sürdürmekte olduğu kabul edilerek, yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan gerekçeyle, hukuki varlığını sürdürmekte olan bu başvuru benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınmış ve sonucuna göre karar verilmiştir.

Zira Dairemizin temyiz incelemesine konu kararında da belirtildiği üzere, bu kararın verildiği tarihte 2017/01933 sayılı marka başvurusunu reddeden YİDK kararının hukuka uygun bulan ilk derece mahkemesi kararı Dairemizce kaldırılmış ve başvuru sahibinin açtığı dava da kabul edilmiş durumdadır.

Gerçekten de esasen idari nitelikte olan ve 6769 sayılı SMK'nın 156. maddesindeki düzenleme uyarınca adli yargı yerlerinde görülen YİDK kararının iptali davasında, Kurum kararının verildiği tarihten sonra ortaya çıkan hukuki duruma göre, Kurum kararının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi mümkün değildir. Aksi durumda, Kurumun karar verdiği tarihte ortada olmayan hukuki koşullara göre Kurum kararının yerinde olup olmadığının denetimi sonucu doğacaktır. Bu durumun da eldeki davanın niteliği ile uyuşmadığı açıktır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin öteden beri yerleşen uygulaması da bu yöndedir. Örneğin, "davaya konu YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki duruma ve koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği, iptali istenen YİDK kararının 31.03.2014 tarihli iken redde mesnet marka ise Ankara 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/414 K. sayılı ilamı ile 03.10.2017 tarihinde hükümsüz kılındığı ve Yargıtay incelemesinden geçerek onanarak kesinleştiği, bu durumda, YİDK kararının verildiği tarihte hüküm ifade eden markanın değerlendirilmeye alınması tabii bulunduğundan ve redde mesnet markanın, YİDK kararından sonra hükümsüz kılınmasının işbu uyuşmazlığa bir etkisi olmadığı" şeklinde gerekçe içeren istinaf mahkemesi kararı Özel Dairenin 20.12.2023 tarih, 2022/3698 E., 2023/7558 K. sayılı ilamı ile onanmıştır. Yine 2021/5782 E., 2023/277 K. sayılı bir başka kararda, "davanın YİDK kararının iptaline ilişkin bulunması nedeni ile Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan hükümsüzlük davasının bekletici mesele yapılmamasında bir isabetsizlik olmadığı" gerekçesine dayalı karar onanmıştır. Dairenin 10.10.2018 tarih, 2017/701 E., 2018/6200 K. Sayılı bozma ilamında ise "... tarafından redde dayanak alınan 2014/54717 sayılı marka başvurusunun ... YİDK kararından sonra hükümden düşmesi nedeniyle söz konusu başvuru kapsamındaki ürünler bakımından 556 sayılı KHK 7/b maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği görüşüyle, bu başvuruda yer alan 29. ve 30. sınıf ürünler bakımından ... YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.

Ancak, 556 sayılı KHK 53. madde uyarınca ... YİDK kararının iptaline ilişkin davalarda uyuşmazlığın, ... YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki duruma göre değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle, redde dayanak alınan 2014/54717 sayılı başvurunun, söz konusu kararın verildiği tarihte henüz hükümden düşmediği, bu nedenle dava konusu başvuru bakımından 556 sayılı KHK m. 7/1-b bendi kapsamında redde dayanak alınması gerekip gerekmediği değerlendirilmesi gerekirken, bahsi geçen 2014/54717 sayılı başvurunun sonradan hükümden düştüğü gerekçesiyle göz önüne alınmaması doğru görülmemiş, kararın davalı ... yararına bozulması gerekmiştir." denilerek, aynı sonuçlara ulaşılmıştır. 2010/940 E., 2010/4555 K. sayılı ilamda da, "...'nin davalı şirketin marka ediniminin hukuka uygun olup olmadığını araştırma yetki ve görevinin olmadığı, YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki duruma göre hukuka uygun olup olmadığının araştırılmasının gerektiği, bu sebeple davalı şirketin itirazına mesnet markanın ediniminin hukuka aykırı olduğundan bahisle açılan davanın sonucunun da beklenmesine gerek olmadığı" yönündeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmüştür.

Dairemizce, daha önce de bu yönde, yani hukuki varlığını halen sürdürmekte olan marka başvurularının Kurum tarafından benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiği yönünde verilen kararlar bulunmakta olup, bu yönde verilen kararlar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.03.2024 tarih ve 2022/5879 E.-2024/2562 K.; 27.09.2023 tarih ve 2022/1770 E.-2023/5382 K.; 27.09.2022 tarih ve 2021/2031 E.-2022/6342 K.; 29.06.2020 tarih ve 2019/4495 E.-2020/3298 K.; 09.06.2022 tarih ve 2021/460 E.-2022/4677 K. sayılı kararları ile onanmıştır.

Somut uyuşmazlıkta da iptali istenen YİDK kararının 15.10.2018 tarihinde verildiği, itiraza mesnet 2017/01933 sayılı marka hakkındaki davanın ise Dairemiz ilamında da belirtildiği üzere söz konusu YİDK kararından sonra 25.11.2020 tarihli mahkeme kararıyla hükme bağlandığı, her ne kadar, 02.12.2024 tarihli Yargıtay bozma ilamında 2017/01933 nolu marka başvurusuna ilişkin dosyanın kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, Dairemizin mesnet 2017/01933 sayılı marka başvurusunu reddeden 2018-M-5257 sayılı YİDK kararını iptal eden 08.06.2023 tarih ve 2021/689 E.-2023/800 K. sayılı kararı da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07.10.2024 tarih ve 2023/5413 E.-2024/7121 K. sayılı kararıyla onandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Kurum kararının iptaline yönelik işbu davada, karar tarihi itibariyle ortada olmayan bir mahkeme kararının değerlendirilmesine imkan bulunmadığı, aksi takdirde Kurumun karar tarihinden çok sonra ortaya çıkan hukuki durumlara göre Kurum kararının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gibi bir sonucun ortaya çıkacağı ortadadır. Açıklanan nedenlerle Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne ilişkin önceki kararında direnilmesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.Dairemizin 05/10/2023 tarih, 2021/1265 Esas, 2023/1190 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE,

2.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 10/02/2021 gün ve 2018/458 E. - 2021/20 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;

3.Davanın KABULÜ ile, YİDK'nın 15.10.2018 tarih ve 2018-M-8357 sayılı kararının İPTALİNE,

4.Davaya konu 2017/34940 sayılı ve "..." ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,

5.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 579,50-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

6.Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

7.Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.460,00-TL bilirkişi ücreti, 156,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 244,00-TL tebligat masrafı, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.022,60-TL yargılama giderine, 35,90-TL başvurma harcı, 35,90-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 3.094,40-TL davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

8.Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,

9.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),

10.Davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

11.Davacı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve tek duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 16.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 26/02/2025 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİ : 26/03/2025

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.